IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

Üst Başlık

Üst Data Alanı
29 Sayfa V   1 2 3 > » 

istikbal
Mesaj Tarihi: Sep 6 2013, 09:03 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


CHP DEMEK
CHP DEMEK YOKLUK DEMEK (NE ZAMANKİ CHP DEĞİL İKTİDAR GÖLGESİ DAHİ İKTİDARA DÜŞSE BU ÜLKE YOKLUKLARA BOĞULUYOR)ECEVİTTE YAŞADIK VE GÖRDÜK
CHP DEMEK ANARŞİ DEMEK (NEREDE ANARŞİST VARSA HAMİSİ CHP ONLARLA KOLKOLA VEDE DESTEKCİSİ BAKANI YUMRUKLAYANI BAĞRINA BASAN ANARŞİST CHP
CHP DEMEK DARBE DEMEK (TÜRKİYEDE VE DÜNYADA YAPILAN BÜTÜN DARBECİLER CHP İLE KOLKOLA İŞTE IRAK SURIYE VEDE MISIR
CHP DEMEK KAN DEMEK (HANGİÜLKEDE KAN GÖZ YAŞI VARSA CHP MİLLET VEKİLLERİ O KAN AKITANLARLA KOLKOLA
CHP DEMEK DİNSİZLİK DEMEK (NEREDE BİR DİNİ FAİLİYETY VARSA CHP VE YANDAŞLARI HEMEN KARŞI ÇIKMAKTA OKULLARDAKİ MÜFRADATLARDA OLDUĞU GİBİ
CHP DEMEK KAOS DEMEK (NEREDE BİR YÜRÜYÜŞ VEYA GATRİ RESMİ BİR TOPLANTI OLSA HEMEN ORAYA YETİŞEN CHP MİLLET VEKİLLERİ KAOS YARATIYOR POLİSE SALDIRIP K.E.
CHP DEMEK YALAN DEMEK (CHP NİN İŞİ GÜCÜ YALAN SÖYLEYEREK İNSANLARI ALDATMAK
CHP DEMEK İFTİRA DEMEK ( CHP VE CHP LİLER ÖYLE İFTİRALAR ÜRETİYORLARKİ AKIL VE İZAN ALMIYOR İSPAT ET DEĞİNCEDE SEN NE BİLİRSİNKİ DİYEREK AKLANIYORLAR
CHP DEMEK DOLANDIRICI DEMEK ( BAKINIZ BÜTÜN CHP BELEDİYELERİ SORUNLU NEDEN HEPSİNDE AZ ÇOK DOLANDIRICILIK VARDA ONDAN
CHP DEMEK KAYPAKLIK DEMEK ( AKLA HAYALE GELMEDİK SÖZLERİ VERİRİLER İŞ BAŞINA GELDİLERMİ YOK CANIM YANLIŞ ANLAŞILDIK DER SIYRILIR GİDERLER
CHP DEMEK BENİM ÜLKEMİN KALKINMASININ ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL DEMEK( NEREYE BİR YATIRIM YAPILSA ONU ENGELLEMEK İÇİN EN ÇİRKİN İFTİRALARI ATAR
açıkcası chp demek benim ülkemin başının belası demek ALLAHIM CHP nin ve chp zihniyetindeki insanların bu kin ve hırs dolu hallerinden beni
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25677 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,806

istikbal
Mesaj Tarihi: Aug 30 2013, 05:20 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


İran Esad’ı destekliyor. Körfez ülkeleri ise Esad’a karşı. Esad Müslüman Kardeşler’e karşı. Müslüman Kardeşler, General Sisi’ye karşı. Ama Körfez ülkeleri Sisi’yi destekliyor. Dolayısıyla Müslüman Kardeşlere karşılar. İran, Hamas’ı destekliyor, Hamas’ta Müslüman Kardeşleri. Hamas ABD karşıtı! Körfez ülkeleri ABD yanlısı. Ama Türkiye ve Körfez ülkeleri Esad’a karşı ama Türkiye aynı zamanda Müslüman Kardeşler tarafında, General Sisi’ye karşı. Ama General Sisi, Körfez ülkeleri tarafından destekleniyor. Ortadoğu’ya hoş geldiniz, iyi günler dileriz.”

Bu ifadeler Financial Times’tan KN el-Sabah’a ait.

Alaycı bir üslupla Ortadoğu’yu böyle özetliyor Financial Times’ın lejyoneri…

Bizim topraklarımıza Müslümanlar’ı ayrıştırmak için fitne tohumlarını atan Batılılar sonuca ulaşmanın hazzını yaşıyorlar.

Yine bir İslam coğrafyasına, Müslüman topraklarına havadan bombalar ardından denizden tonlarca füzeler yağdırılacak.

Şimdiden savaş tam tamları çalmaya başlayan medya ise haber şehvetiyle canlı yayında futbol maçı anlatır gibi büyük bir heyecanla aktaracaklar Şam’ın nasıl bombalandığını izleyicilerine…

ABD bölgede kan davasının artmasını, etnik ve mezhepsel ayrışmanın keskinleşmesini bekledi aylarca. Şimdi kıvama hazır olduğunu düşünüyor.

Müttefikler de “hazır ol” vaziyette Obama’nın komutunu bekliyor. Obama ise bu şekilde “patron benim” mesajını vermiş oluyor bütün dünyaya.

Ama müdahale denilir denilmez istem dışı olarak insanın aklına Irak geliyor, Afganistan geliyor, Colin Powell geliyor, cehenneme çevirdikleri İslam Coğrafyası geliyor, bir milyonu aşkın masumun akıtılan kanı geliyor, kirletilen yüz binlerce namus, yağmalanan Bağdat, huzura muhtaç sefalet içinde eski günlerini mumla arayan bir Irak geliyor.

ABD ve ortaklarının bıraktıkları hasarın onarılması belki yüz yıllarımızı alacak.

Zaten vicdan sahibi olup da Suriye’ye yapılacak müdahaleyi en iyimser yönüyle değerlendirenler dahi “ehven-i şer” nitelemesinin bir adım ötesine geçemiyor.

Maalesef bugün Suriye’de masum sivil halkın içine düştüğü/düşürüldüğü konum celladına gülümseyen adamın durumundan farksız.

Masum Suriye halkı zulümlerden zulüm beğenmekle karşı karşıya. Ya Esad’ın kimyasalına razı olacaklar, ya da ABD’nin bombalarına…

Bizim Batı’nın hakemliğine, Batı’nın ordularına, Batı’nın gücüne ihtiyaç duyacak hallerimiz asla olmamalı.

Mısır’da darbeyi önlemek de, Müslüman Kardeşleri korumak da, Esad zulmünü durdurmak da Batı’nın değil sadece bizim meselemiz olmalıydı.

ABD tarafından olası müdahaleyle ilgili ilginç ifşaatlar gelmeye devam ediyor.

Mesela ABD Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden Pentagon’a yakın bir isim olan Edward N. Luttwak’ın New York Times’a yazdığı makale Siyonist zihniyetin sinsi planlarını ele veriyor.

“Amerika’nın hedefinin, bir açmazı sürdürmek olması gerektiğini ve bunu mümkün kılabilmek için tek yolun, Esad güçleri öne çıkar gibi göründüğünde isyancıları silahlandırmak, isyancılar kazanır gibi olduğundaysa desteği kesmek olduğu” görüşünü savunan Luttwak ifşaatlarını şöyle sürdürüyor:

“Bu strateji, Obama yönetiminin şimdiye kadar uyguladığı politikaya yakındır. Suriye’de taraflardan biri kazanırsa ABD kaybeder. Suriye’de derinleşen krizle birlikte ABD’nin çıkarlarına zarar vermeyecek tek sonuç durumun uzun süreli bir çıkmaza dönüşmesidir. ABD’nin halihazırda izlediği strateji de buna yakın. Bazıları El Kaide ile ilişkilendirilen radikal gruplar, Suriye’deki en etkin savaş gücü haline geldi. Esad rejiminin İran destekli yeniden inşası, Ortadoğu’nun tamamında İran’ın gücünü ve statüsünü artıracak. Eğer isyancı gruplar kazanmayı başarırsa, bu grupların ABD’ye düşman bir hükümet kurmaya çalışacakları neredeyse kesin. Suriye’de cihatçılar zafer kazanırsa İsrail de kuzey sınırında huzur beklemesin.”

İşte Haçlı zihniyeti bu.

Eskiden bu tür planları gizli yürütürlerdi. Şimdi açık açık deklare ediyorlar.
Kimyasalı icat eden de, pazarlayan da, yaygınlaşmasını sağlayan da Batı.

Esad kimyasalı herhalde bahçesinde üretmedi.

1988’de İran’a karşı Saddam’ın kimyasal silah kullanmasına yardım eden ABD’den

Müslüman’a fayda yok.

“Küfür tek millettir”.

Bilge Kral Aliya kurtuluşun nerede olduğunu ne güzel ifade etmiş: “Olduğunuz gibi kalın. Dininizi, milliyetinizi koruyun. Kimliğinizi kaybetmenin bedeli köleliktir.”
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25674 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,224

istikbal
Mesaj Tarihi: Aug 30 2013, 05:20 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


İran Esad’ı destekliyor. Körfez ülkeleri ise Esad’a karşı. Esad Müslüman Kardeşler’e karşı. Müslüman Kardeşler, General Sisi’ye karşı. Ama Körfez ülkeleri Sisi’yi destekliyor. Dolayısıyla Müslüman Kardeşlere karşılar. İran, Hamas’ı destekliyor, Hamas’ta Müslüman Kardeşleri. Hamas ABD karşıtı! Körfez ülkeleri ABD yanlısı. Ama Türkiye ve Körfez ülkeleri Esad’a karşı ama Türkiye aynı zamanda Müslüman Kardeşler tarafında, General Sisi’ye karşı. Ama General Sisi, Körfez ülkeleri tarafından destekleniyor. Ortadoğu’ya hoş geldiniz, iyi günler dileriz.”

Bu ifadeler Financial Times’tan KN el-Sabah’a ait.

Alaycı bir üslupla Ortadoğu’yu böyle özetliyor Financial Times’ın lejyoneri…

Bizim topraklarımıza Müslümanlar’ı ayrıştırmak için fitne tohumlarını atan Batılılar sonuca ulaşmanın hazzını yaşıyorlar.

Yine bir İslam coğrafyasına, Müslüman topraklarına havadan bombalar ardından denizden tonlarca füzeler yağdırılacak.

Şimdiden savaş tam tamları çalmaya başlayan medya ise haber şehvetiyle canlı yayında futbol maçı anlatır gibi büyük bir heyecanla aktaracaklar Şam’ın nasıl bombalandığını izleyicilerine…

ABD bölgede kan davasının artmasını, etnik ve mezhepsel ayrışmanın keskinleşmesini bekledi aylarca. Şimdi kıvama hazır olduğunu düşünüyor.

Müttefikler de “hazır ol” vaziyette Obama’nın komutunu bekliyor. Obama ise bu şekilde “patron benim” mesajını vermiş oluyor bütün dünyaya.

Ama müdahale denilir denilmez istem dışı olarak insanın aklına Irak geliyor, Afganistan geliyor, Colin Powell geliyor, cehenneme çevirdikleri İslam Coğrafyası geliyor, bir milyonu aşkın masumun akıtılan kanı geliyor, kirletilen yüz binlerce namus, yağmalanan Bağdat, huzura muhtaç sefalet içinde eski günlerini mumla arayan bir Irak geliyor.

ABD ve ortaklarının bıraktıkları hasarın onarılması belki yüz yıllarımızı alacak.

Zaten vicdan sahibi olup da Suriye’ye yapılacak müdahaleyi en iyimser yönüyle değerlendirenler dahi “ehven-i şer” nitelemesinin bir adım ötesine geçemiyor.

Maalesef bugün Suriye’de masum sivil halkın içine düştüğü/düşürüldüğü konum celladına gülümseyen adamın durumundan farksız.

Masum Suriye halkı zulümlerden zulüm beğenmekle karşı karşıya. Ya Esad’ın kimyasalına razı olacaklar, ya da ABD’nin bombalarına…

Bizim Batı’nın hakemliğine, Batı’nın ordularına, Batı’nın gücüne ihtiyaç duyacak hallerimiz asla olmamalı.

Mısır’da darbeyi önlemek de, Müslüman Kardeşleri korumak da, Esad zulmünü durdurmak da Batı’nın değil sadece bizim meselemiz olmalıydı.

ABD tarafından olası müdahaleyle ilgili ilginç ifşaatlar gelmeye devam ediyor.

Mesela ABD Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden Pentagon’a yakın bir isim olan Edward N. Luttwak’ın New York Times’a yazdığı makale Siyonist zihniyetin sinsi planlarını ele veriyor.

“Amerika’nın hedefinin, bir açmazı sürdürmek olması gerektiğini ve bunu mümkün kılabilmek için tek yolun, Esad güçleri öne çıkar gibi göründüğünde isyancıları silahlandırmak, isyancılar kazanır gibi olduğundaysa desteği kesmek olduğu” görüşünü savunan Luttwak ifşaatlarını şöyle sürdürüyor:

“Bu strateji, Obama yönetiminin şimdiye kadar uyguladığı politikaya yakındır. Suriye’de taraflardan biri kazanırsa ABD kaybeder. Suriye’de derinleşen krizle birlikte ABD’nin çıkarlarına zarar vermeyecek tek sonuç durumun uzun süreli bir çıkmaza dönüşmesidir. ABD’nin halihazırda izlediği strateji de buna yakın. Bazıları El Kaide ile ilişkilendirilen radikal gruplar, Suriye’deki en etkin savaş gücü haline geldi. Esad rejiminin İran destekli yeniden inşası, Ortadoğu’nun tamamında İran’ın gücünü ve statüsünü artıracak. Eğer isyancı gruplar kazanmayı başarırsa, bu grupların ABD’ye düşman bir hükümet kurmaya çalışacakları neredeyse kesin. Suriye’de cihatçılar zafer kazanırsa İsrail de kuzey sınırında huzur beklemesin.”

İşte Haçlı zihniyeti bu.

Eskiden bu tür planları gizli yürütürlerdi. Şimdi açık açık deklare ediyorlar.
Kimyasalı icat eden de, pazarlayan da, yaygınlaşmasını sağlayan da Batı.

Esad kimyasalı herhalde bahçesinde üretmedi.

1988’de İran’a karşı Saddam’ın kimyasal silah kullanmasına yardım eden ABD’den

Müslüman’a fayda yok.

“Küfür tek millettir”.

Bilge Kral Aliya kurtuluşun nerede olduğunu ne güzel ifade etmiş: “Olduğunuz gibi kalın. Dininizi, milliyetinizi koruyun. Kimliğinizi kaybetmenin bedeli köleliktir.”
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25673 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,056

istikbal
Mesaj Tarihi: Aug 17 2013, 02:34 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


MÜSLÜMAN OLMAK SUÇMU YOKSA BİZMİ MÜSLÜMAN OLAMIYORUZ

Dünyanın neresine bakarsanız bakınız her tarafda müslüman kanı akıtılmakta,insan haklarından demokrasiden bahseden
dünya devletleri ise öküzün tirene baktığı gibi bakmakta.Ve biz müslümanlar kendi derdimize çareyi bizi bize düşüren
haçlı zihniyetinde aramaktayız.Nükte ediyoruz efendim hani siz demokrattınız hani siz insan hakları savunucusu
idiniz ,neden bu kanıdurdurmuyorsunuz gibi serzenişte bulunuyoruz.Demiyoruzki islam alemini en büyük düşman ilan eden
haçlı ve siyonizm ittifakı, seni sana kırdıra bilmek için, yıllarca planlar kurdu ve senin en güçlü birimin olan ordunun
yöneticilerini satın aldı. ve siyonizmin arzusu doğrultusunda haraket etmeyen, bir idareci İslam ülkelerinin başına geçtimi idi
hemen beslediği anarşi guruplarını o ülkenin başına musallat ediyor, ve darbe ortamını hazırlayarak beslediği genaralleri
devreye sokuyor.ve gelişmekte olan İslam ülkesini engellemeyi başarıyor.bizim ülkemizde kaç kez bunu denediler ve başarılı
da oldular,yıllar yılıdır mısırdada bu böyle devam etti suriyede ayni mimval üzere devam etmekte suudide bu olaylar olmuyor
diyenlere derizki suudi zaten abd nin özel kuklası onların zaten İslam gibi bir dertleride yok yeterki kıralın keyfine dokunmayın
ne yaparsanız yapın .işte hali pürmalimiz böyle iken biz müslümanlara acaba hiç bir görev düşmüyormu,hep böyle ipe dizilmiş
kuklalar gibi onlar oynatacak bizler oynayacakmıyız,araba srepiştirile bu ayrıcalıklarla bizleri biri birimize düşüren
siyonist piçlerinin oyununu ne zaman göreceğiz,Efendim halkımız cahilmiş hayır efendim dünyalık için milyarları nasıl
kazanabilirim diye düşünen halkcahil olamaz bakınız artık her vilayete bir ünü versite açıldı her bir birey çocuğunu
okuta bilmek için elinden geleni ardına koymuyor. buna rağmen en azgın bölücüler ünüversitelerden çıkıyor sanki
bu gençler oraya okumak için değilde anarşist olmak için gidiyor.Konuştuklarında mangalda kül bırakmayan bu gençler
yaptıkları azgınlıkları ile bu ülkenin her zaman gelişmesindeki en büyük engeli teşkil etmişlerdir
Ne zamanki darbe yapılmıştır bakınız arkasında ünüversite gençliği vardır.İşte burada bir sorun var demektir.
Anadolunun bağrından tertertemiz duygularla ve büyük çabalarla ünüversteye gönderdiğimiz gençlerimiz daha ikinci
sınıfa gidemeden ülkemin en büyük bölücü düşmanlarının eline düşürülüyor ve hiç ummadığımız ümit dahi edemediğimiz
masum gençlerimiz birer canlı bomba olarak karşımıza dikiliyor.ve bunu salakaca bir ifade ile vatan ve millet
uğruna yaptığını savunuyor. neden çünkü aileler olarak çocuklarımızı sadece maddi gelişmesini hangi diploma ile daha güzel
sağlayabilirini düşünerek okutuyoruz,onun kalbine vatan ve millet sevgisi yerine para pul madde sevgisi yerleştiriyoruz
dolayısı ile maddeperest yetişmesini arzu ettiğimiz evladımızda .Manevi noksanlığında verdiği gafletle maddi açıdan
kazanabilmeyi her açıdan meşru gürünce kendi üç beş kuruşa pazarlamayı kendi açısından uygun görüyor,ve böylesi bir genç
için maddenin dışındaki bütün mevhumlar bir hiç gibi algılanıyor,adama vatan diyorsun ,bütün dünya benim vatanım diyor eğer
param var ise adama din iman diyorsun .Sen onu geç hemşerim benim dinim imanım cüzdanım diyor. işte böylesini madde perest bir
toplumların .ne yazıkki ebediyen batması ve anarşi ortamında bocalayıp durmasıda hak olmuş oluyor.işte burada şu soru
aklımıza takılıyor .demek biz islamı şuuru tamamen yaşayamadığımız için haçlı ve siyonizmin kurbanımı oluyoruz? evet aynen öyle
siyonist sistem bizim en kutsal bağımız olan iman mevfumunu parayla pulla karıyla kızla aldı ve bizi kendine köle kıldı
köle etse iyi ürettiği sileahlarıda bizim üzerlerimizde denetleyerek bizlerin alın terleri ile bizlerin kanlarını akıtarak
kendini beslemeye devam ediyor.ALLAHIM BİZLERE ŞUUR VE UYANIŞ NASİB ETSİN.
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25653 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,417

istikbal
Mesaj Tarihi: Jul 9 2013, 03:34 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


SAYGI DEĞER KARDEŞİM

Ben Türkiye Cumhuriyetinin Vatandaşıyım, ve ben ülkemi seviyorum diyen, bu vatan toprağında yaşayan, Türkü,Kürdü,
Lazı Çerkezi Alevisi Sünnisi Hırıstıyanı Budisti Rmu Ermenisi, ve diğer ne kadar bu ülke topraklarında huzur ve mutluluk
içersinde yaşamak isteyen insanımız varsa. Hepsinden bir vatandaş olarak özel ricamız var.
Kardeşler İnsan olarak hepimizin kendine özgü yaşam ve inanç tarzı olduğu gibi, kendi özel yaşamı içinde, yine
kendine özgü idealleri vardır. Ve bu idealini gerçekleştirebilmesi içinde, mutlaka bir çaba içersindedir. Bu gerçek
olan bir kaçınılmazdır.Öyle ise kendi hayatımız için, bizlerin kurguladığı hayat senoryamızın, bir başka bireyler içinde
değişik arzu ve istekler doğrultusunda, başka bir hayat ve yaşam senoryası vardır.Fakat bu yaşam tarzımızı veya
arzumuzu gerçekleştirebilmek için, illada bir bnaşka bireyin hayat hakkına ve yaşam tarzına ve inancına müdahale
ederek, Kendi yaşamımızı üste çıkarmak, ben varsam diğeri bana ne demek. İnsanım diyen ve insani özelliğini kaybetmemiş
kimselere yakışmaz, yakışmamalıdırda.Öyle ise siyasi tercihlerimizde ne olursa olsun bu tercih hakkımızıda yalan dolan iftiralarla
bir başka siyasi görüşü olan kimseye zorla dayatmamalıyız.Peki böylesine bir dayatma yapan kimse acaba gerçekten
bu ülkenin vatandaşımıdır,veya gerçekten bu ülkeyi seviyormudur, sorusu aklımıza gelebilir.Neden böyle bir soru aklımıza gelir
çünkü huzur ve mutluluk içersinde yaşaması gereken biz topluluklar, siyasi çevrelerin bizlere aktardıkları yalan yanlış
ve iftirayı vari sözleri, tarafdar olarak kendimize baz alarak, biri birimize husumet ve kin duymamıza ve bu kinin
zamanla intikam duygusuna dönüşmesine ,ve daha sonrada bu duygunun şiddete dönüşmesine vesile olmakta,Taksim olaylarındada
gördüğümüz gibi,kin ve intikam duygusuyla haraket edenlerin ,ne hak yere, bu milletin malını veya vatandaşlarımızın özel
malı ve mülkünü nasıl yakıp yıkıp kırıp döktüklerine şahit olduk. Şimdi kendi kendimize lütfen bir öz eleştiri yapalım
bu kırıp döken yakıp yıkan insanlar kimlerdi ve neden bu kadar hırslı ve kindarlardı,Aslında onlarda bu ülkenin vatandaşları
ve bu ülkenin nimetlerinden istifade eden kimselerdi .Ama ideolojik körlük ve ideolojik siyasi söylemler bu vatandaşlarımızı
öylesine kör etmişki kendi öz mallarının dahi yok olması pahasına kendi ülkelerinin on yıllarca geriye gitmesine sebeb
olabileciğini bilmelerine rağmen, yakmayı yıkmayı vurmayı kırmayı kendileri için bir görev zanederek, aslında kendi huzurlarınında
kendi vatandaşlarınında huzurunu yok etmişlerdir. Peki bu asi gençliğin bu haraketi kime ve kimlere yaradı elbetteki
bizim ülkemizin kalkınmasını ve huzurunu bozmak isteyen, ve orta doğu ülkelerini daimi bir pazar gibi kullanan ve orta doğuda
dünya devleti hayaliyle yaşayan israel, ve batılı dost zannettiğimiz ama aslında en büyük düşmanımız olan batılılara yaradı.
Ve hemen batılıların tepkileri gelmeye başladı ,ve hepimiz bunları gördük ve yaşadık,Evet ey bu ülkenin huzurunu kalkınmasını
arzu eden saygı değer kardeşlerimiz ,Siyasi görüşümüz ne olursa olsun kimi ve kimleri tercih edersek edelim her şeyden
önce şunu unutmayalımki bu ülke bizim ve bizim ülkemiz bir muz cumhuriyeti olmadığı gibi ülkemizin insanlarıda o
cumhuriyetlerde yaşayan insanlar değildir ,Gördüğümüz ve duyduğumuz kadarı ile ülkemiz insanı okuma yazması ve gelişme
kültürü bugün Avrupa birliğiülkeleri seviyesinde. Hatta dahada üstün düzeyde olduğunu müşahade ediyoruz.Öyle ise böylesi bir
kültüre sahip olan insanların siyasilerin yalan ve iftiralarına iman eder gibi kabullenerek kin ve garaz bağlaması
yakışmaz ,Şunu unutmayınızki hangi siyasetci olursa olsun, eğer bu ülkeyi anarşiye sürükleyici söylemler ile vatan
daşı aldatıyor, ise emin olunuzki o siyasetci bu ülkenin kalkınmasını değil o siyasetci sadece aldattığı masum insanların
kin ve nefretinden kaynaklı reyleri toplayarak kendi koltuğunu koruyarak gelecek yıllarda yine ayni kin ve nefret söylemlerine
devam ederek, daima bu ülkenin huzuruna ve kalkınmasına köstek olacaktır.İşte bu noktada akli selim bir seçmen
bağımlı olduğunu değil, düşündüğü ve aradığı huzuru bulacağı bir yaşam tarzı için kin yalan iftira dolu demeçlerle bu
milleti aldatan siyasetçileri değil, bu ülkenin kalkınması huzuru için çaba gösteren siyasetçiyi seçmeliki o yalan
ve iftira üretn siyasetçi hatasını anlayarak yaptığı saçmalıktan dönüş yapsın ve bir dahada bu milletin huzurunu
bozmasın bu dilek ve temenni ile saygılar sunuyorun efendim MEHMET AKGÜL
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25596 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,358

istikbal
Mesaj Tarihi: Jun 28 2013, 09:05 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


EY MÜSLÜMAN UYAN

Ey müslüman şunu unutmaki bu ülke hepimizin dolayısı ile bu ülkenin kalkınması veya batırılması
herkesden önce bizleri alakadar eder.çünkü bizler bu ülkenin ana unsurlarıyız,bizler bazı kökü dışarıda
olan aslında hiç bir zaman bu ülkenin kalkınmasını istemeyen dış güçlerin kuklalrı gibi olamayız,
Bizler sabır ve metanetle ülkemizin kalkınması ilerlemesi ve huzurlu bir ortama ulaşa bilmesi içün
gayret sarfetmeliyiz. ve artık uyanmalıyız eşimizi dostumuzu iyi seçmeliyiz,şunun bunun Ürettiği
yalan dolan iftiralarla değil, aklımızla, vicdani gürüşümüzle, kimsenin etkisi altında kalmadan, kendi
kararımızı kendimiz verirken ,Ülkemizdeki gelşen olayları iyi tahlil etmek zorundayız.
Kardeşlerim on yıldır bu ülkeyi sıfırdan alarak dünya ülkeleri arasında söz sahibi yapan ve dünyanın
neresinde olursa olsun, bütün mazlum milletlere sahip çıkan,imf ye olan borçları bitiren ,ve hatta imfye
borç para verme aşamasına gelen bu ülkeyi,kıskanan diş güçlerin içerimizdeki iç kuklaları,Rahmetli
Menderes döneminde olduğu gibi, binbir çeşit iftiralarla bu ülke yönetimine saldırmaya başladılar
Yaptıkları iftiraları, hukuken kaybeden ve söyledikleri yalandan dolayı tazminat ödemeye mahküm olunca
bu sefer .Türkiyemizin düşmanı olan ne kadar marjinal gurubu varsa hepsini organize eden CHP. GEZİ
Parkı bahanesi ile bütün anarşist,terörist her neki varsa, hepsini arkasına alarak meydanlara yürüdü,
yakan, yıkan, bölen dağıtan, ne kadar anarşist, varsa hepsinin arkasında kaya gibi duracağım diyerek, bu ülkenin
tam ikiyüz tirilyon tlsini, havaya uçurduğu yetmiyormuş gibi ,benim ülkemin dünya devletleri arasındaki
imajını birden bire sıfıra indirdi. buda yetmiyormuş gibi kalkıp bu ülkeyi kalkındırmak için canla
başla çalışan bu hükümeti bütün olayların sorumlusu ilan edecek kadarda edepsizleşti. Şimdi ben müslümanım
diyen ben Türküm diyen bende bu ülkenin bir bireyiyim diyerek, bende bu ülkenin kalkınmasından gurur duyuyorum
diyen herkesi. bu CHP zihniyetini iyi tanımaya davet ediyorum. Lütfen chpyi ve chpnin tarihini iyi araştırınız
göreceksinizki. bu ülke ne zaman kalkınmak adına bir adım atsa hemen o adımı durdurmak adına chp devreye girerek
engellemiştir .Rahmetli Menderesi bin bir çeşit iftiralarla astıran inönüdür. 1982 deki kenan evren
darbesini yaptırtan ecevittir. özalı bin bir yalanla durdurmak isteyen baykaldır ve demireldir.Şimdede dünya
konjöktüründe ilk defa kendinden söz ettirmeyi başaran ve yatırım yapılabilir notunu alan bu ülkenin
önünü kesen kılıçdar oğludur , evet şimdi bende bu ülkeyi seviyorum diyen kim bu CHP ye oyunu verebilir,
cCHP ye oy veren kimse istanbul sokaklarını yağmalayan bu halkın hizmetindeki otobüslerini yakan vatandaşın
ekmek kapısı olan iş yerlerini yakıp yıkan devletin polisini katleden ve bu ülkede huzuru bozmak isteyen
kimselere oy vermiş olur. bu böyle bilinmelidir. inanmayanlar lütfen olan olayları ve CHP nin rolünü iyi
araştırsın göreceklerdirki bütün bu anarşik olayların arkasında chp vardır . saygılarımızla .
MEHMET AKGÜL
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25588 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,374

istikbal
Mesaj Tarihi: Jun 3 2013, 03:13 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


BEN VATANIMI VE MİLLETİMİ SEVİYORUM DİYEN BİR KİMSE CHPYE OY VEREBİLİRMİ

Şu son olaylarla birlikte iyice kafamı karıştıran yukarıdaki başlık soruyu kafama taktım. Ve gerçektende Chp gibi özünde
cumhuriyetin kurucusu olduğunu iddia eden, ama icraatlerinde devamlı bu ülkeye zarar veren bir tutum sergileyen, bu
partiye, akli selim sahibi Vatanını Milletini seven,bir kimse oy verebilirmi?
Bu soruyu düşünürken , TÜRK siyasi tarihindeki CHP nin yerini araştırdım .Devrim diye nitelenen ilk kuruluş yıllarındaki
icraatlarını inbcelediğimizde, görüyoruzki bu millete kan kusturmuşlar, bu milletin gerçek vatan severlerini biri birine
kırdırarak kendi koltuklarını sağlama aldıktan sonra ilk icraatleri Bu ülke insanının anane, örf, adet, din, iman adına, ne yi
varsa hepsini alt üst etmişler. Camileri ahıra çevirmişler. Ezanı yasaklamışlar, karşı çıkan iman ehli insanları, önce iğdamına
bilahere mahkeme olunmasına diyerek asmışlar. Kutsal kitabımız KURAN'I KERİMİ, ayaklar altında çiğneterek, sırp kafirinin dahi
yapamadığı zulmü benim o günkü atalarıma layık görmüşler.,Bu zulümleri 1923 ile 1950 yılına kadar devam etmiş. Rahmetli menderesin
başbakan olması ile bu millet yeniden bir nefes almış. 1962 yılına kadar huzur ve mutluluk içersinde kısmende olsa inancını
yaşayan bu milletin bu azıcıkda olsa dinine bağlanması şef denilen aslında azılı bir din düşmanı olan adamı çıldırtmış. Ve binbir
çeşit iftira ve ayak oyunları ile, Rahmetli Menderesi astırmayı başarmış. Ve 2000 yılına kadar dolaylı olarak bu din ve millet
düşmanlığını devam ettiren CHP, bu geçen zaman içersinde hiç bir zaman halkın teveccühünü kazanamamış, ama halkın seçtiği
kimseleride hiç bir zaman rahat bırakmamış,Bu ülkenin ilerlemesi ve kalkınması açısından ne yapılmış ise hepsinekarşı
tavır koymuş, gelen bütün hükümetleri, yalan, dolan, ve iftiraları ile ,bıktırmış ve ergenokanın askeri kanadınında
yardımı ile, bütün hükümetlerin önünü keserek bu ülkeyi her zaman kaosa sürüklemiştir,demirelin birinci köprüyu
yaptığında köprüden dahi geçmeme kararı almış,. bir Karaoğlanları vardı Göya en vatan severdi.Halbuki 1980 olaylarının
en baş kışkırtıcısı vede organizatorü idi. Çünkü bunlar kaostan yararlanarak, kısa bir dönemde olsa, başa geçmeyi bir
marfet addeyorlardı. Ama bu arada vatan millet kaybediyormuş onların umurunda dahi olmuyordu. nerede anarşi nerede kaos
varsa orada mutlaka Chp vardı çünkü bu ülkenin kalkınması onların kanına dokunuyordu,işte son olarak Taksim olayları diye
adlandırılan .kaosik ortamın hortlatıcısı chp ne yaptı. Bütün dünyada kendinden söz ettirmekte olan benim ülkemin
prestijini yerle bir etti. Gelen sermayenin önünü kesti, borsayı allak bullak etti. Dış basında benim ülkeminde bir orta
doğu ülkesi gibi karıştığının yansımasını verdi,Bunlar siyasi kayıplar.peki ya maddi kayıplar, yakılan, yıkılan ,araçlar
tahrib edilen binalar, yağmalanan dükkanlar, ve insanımızın yinemi ihtilale gidiliyor korkusu, bunları bu millete her zaman
yaşatan, bu hırçın, bu kindar, bu vatan haini partiye hangi akli selim sahibi, hangi vatan ve milletini sevdiğini iddia eden
kimse, bu Vatan haini Millet düşmanlarını daima kollayan, ve himaye eden bu partiye oyunu verebilir, Belki ikdidar
partisine küsmüş kızmış olabilirsiniz ,tamam oy kullanmak senin demokratik hakkındır. O zaman bu ülkeye zarar değil yararı
dokunacağına inandığın başka bir partiye oyunu kullan ,kullanki bu CHP denen anarşi dostu vatan ve milletin gelişimine
her zaman iftiraları ile karşı çıkan bu parti, artık aklını başına toplasın .yalanla iftira ile kaos oluşturmakla
bu ülkeye hizmet edilmez, bu ne biçim bir siyasi anlayıştırki, hiç bir planı projesi yok hiçbir dürüstce bir eylemi yok
yahu hiç böylesine vizyonsuz bir anarşist partiye oy verilirmi? ALLAH aşkına bu partiye oy verenler hiçmi bu vatanı
bu milleti düşünmezler merak ediyorum. MEHMET AKGÜL
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25568 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,344

istikbal
Mesaj Tarihi: Jun 3 2013, 03:13 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


BEN VATANIMI VE MİLLETİMİ SEVİYORUM DİYEN BİR KİMSE CHPYE OY VEREBİLİRMİ

Şu son olaylarla birlikte iyice kafamı karıştıran yukarıdaki başlık soruyu kafama taktım. Ve gerçektende Chp gibi özünde
cumhuriyetin kurucusu olduğunu iddia eden, ama icraatlerinde devamlı bu ülkeye zarar veren bir tutum sergileyen, bu
partiye, akli selim sahibi Vatanını Milletini seven,bir kimse oy verebilirmi?
Bu soruyu düşünürken , TÜRK siyasi tarihindeki CHP nin yerini araştırdım .Devrim diye nitelenen ilk kuruluş yıllarındaki
icraatlarını inbcelediğimizde, görüyoruzki bu millete kan kusturmuşlar, bu milletin gerçek vatan severlerini biri birine
kırdırarak kendi koltuklarını sağlama aldıktan sonra ilk icraatleri Bu ülke insanının anane, örf, adet, din, iman adına, ne yi
varsa hepsini alt üst etmişler. Camileri ahıra çevirmişler. Ezanı yasaklamışlar, karşı çıkan iman ehli insanları, önce iğdamına
bilahere mahkeme olunmasına diyerek asmışlar. Kutsal kitabımız KURAN'I KERİMİ, ayaklar altında çiğneterek, sırp kafirinin dahi
yapamadığı zulmü benim o günkü atalarıma layık görmüşler.,Bu zulümleri 1923 ile 1950 yılına kadar devam etmiş. Rahmetli menderesin
başbakan olması ile bu millet yeniden bir nefes almış. 1962 yılına kadar huzur ve mutluluk içersinde kısmende olsa inancını
yaşayan bu milletin bu azıcıkda olsa dinine bağlanması şef denilen aslında azılı bir din düşmanı olan adamı çıldırtmış. Ve binbir
çeşit iftira ve ayak oyunları ile, Rahmetli Menderesi astırmayı başarmış. Ve 2000 yılına kadar dolaylı olarak bu din ve millet
düşmanlığını devam ettiren CHP, bu geçen zaman içersinde hiç bir zaman halkın teveccühünü kazanamamış, ama halkın seçtiği
kimseleride hiç bir zaman rahat bırakmamış,Bu ülkenin ilerlemesi ve kalkınması açısından ne yapılmış ise hepsinekarşı
tavır koymuş, gelen bütün hükümetleri, yalan, dolan, ve iftiraları ile ,bıktırmış ve ergenokanın askeri kanadınında
yardımı ile, bütün hükümetlerin önünü keserek bu ülkeyi her zaman kaosa sürüklemiştir,demirelin birinci köprüyu
yaptığında köprüden dahi geçmeme kararı almış,. bir Karaoğlanları vardı Göya en vatan severdi.Halbuki 1980 olaylarının
en baş kışkırtıcısı vede organizatorü idi. Çünkü bunlar kaostan yararlanarak, kısa bir dönemde olsa, başa geçmeyi bir
marfet addeyorlardı. Ama bu arada vatan millet kaybediyormuş onların umurunda dahi olmuyordu. nerede anarşi nerede kaos
varsa orada mutlaka Chp vardı çünkü bu ülkenin kalkınması onların kanına dokunuyordu,işte son olarak Taksim olayları diye
adlandırılan .kaosik ortamın hortlatıcısı chp ne yaptı. Bütün dünyada kendinden söz ettirmekte olan benim ülkemin
prestijini yerle bir etti. Gelen sermayenin önünü kesti, borsayı allak bullak etti. Dış basında benim ülkeminde bir orta
doğu ülkesi gibi karıştığının yansımasını verdi,Bunlar siyasi kayıplar.peki ya maddi kayıplar, yakılan, yıkılan ,araçlar
tahrib edilen binalar, yağmalanan dükkanlar, ve insanımızın yinemi ihtilale gidiliyor korkusu, bunları bu millete her zaman
yaşatan, bu hırçın, bu kindar, bu vatan haini partiye hangi akli selim sahibi, hangi vatan ve milletini sevdiğini iddia eden
kimse, bu Vatan haini Millet düşmanlarını daima kollayan, ve himaye eden bu partiye oyunu verebilir, Belki ikdidar
partisine küsmüş kızmış olabilirsiniz ,tamam oy kullanmak senin demokratik hakkındır. O zaman bu ülkeye zarar değil yararı
dokunacağına inandığın başka bir partiye oyunu kullan ,kullanki bu CHP denen anarşi dostu vatan ve milletin gelişimine
her zaman iftiraları ile karşı çıkan bu parti, artık aklını başına toplasın .yalanla iftira ile kaos oluşturmakla
bu ülkeye hizmet edilmez, bu ne biçim bir siyasi anlayıştırki, hiç bir planı projesi yok hiçbir dürüstce bir eylemi yok
yahu hiç böylesine vizyonsuz bir anarşist partiye oy verilirmi? ALLAH aşkına bu partiye oy verenler hiçmi bu vatanı
bu milleti düşünmezler merak ediyorum. MEHMET AKGÜL
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25569 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,218

istikbal
Mesaj Tarihi: May 11 2013, 05:43 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


Mehmet Akgül
Dün
T.C.BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Saygı değer millet vakillerimiz sizler yüzde 98!İ müslüman olan bir ülkenin millet vekillerisiniz. ve 2, 3 aya yakın bir zamandır
ülkemizin daha huzurlu daha adil bir şekilde yönetilebilmesi için, yeni bir anayasa hazırlığı içersindesiniz.Ve takib
ettiğimiz kadarı ile bir çok sorunu gündeminize almanıza rağmen ,esasda bizim özelliklede müslüman halkımızı ilgilendiren
gerçek sorunumuz oalan tesettür ve Cuma namazı hakkında hiç bir işlem veya madde tartışılmamaktadır,Aslında din ve vicdan
özgürlüğü ile geliştirilen bir madde var ama, bu sadece gayri müslümler açısından geçerli olduğunu gördüğümüz bir madde.
. Bakıyoruzkibu maddeden yararlanan ,hırsıtıyan azınlık pazar günü rahatca kilisesine gitmekte, Çünkü pazar günü resmi tatil
ve yne bakıyoruzki museviler cumertesi günü rahatca havrasına gitmekte, çünkü cumerteside resmi tatil. Ama yüzde doksan dokuzu
esas ana unsuru teşkil eden, Müslümanlar, cuma namazını kıla bilmek için memursa müdüründen, talebeyse öğretmeninden, işçi ise
işvereninden, izin almadan cum'a namazını eda edememektedir, bu mesele bu ülke adına büyük bir tezat değilmidir. Ayni zamanda
siz müslümanları temsil eden millet vekilleri için en büyük ayıp değimidir. Yoksa sizler biz müslüman seçmeni değilde
hırıstıyanlarımı.yoksa yahudi ve ateistlerimi temsilen oradasınız,merak ediyoruz,veya laiklik ilkeleri adı altındaki maddenin
sadece müslümanlara karşı bir yaptırımmı olduğunu düşünüyorsunuz ,hani laiklik din vicdan hürriyeti idi , bu hürriyetten
dinsiz imansız, donsuz gömleksiz, herkes yararlanırken biz müslümanlara neden bir lokmacık hürriyet yok,evet sayın vekillerimiz
sizleri seçip oraya gönderen bizlerin o azınlıklar kadardamı hakkı hukuku yok. Lütfen artık kimi kimleri ve hangi
ülkeyi yönettiğinizin farkına vararak müslümanların bu baş örtüsü ve cuma namazı sorununu lütfen çözünüz yoksa yevmül
kıyamette bu milletin yirmi tırnağı yakanızda olacaktır.ve inanan insanların ödediği vergilerle aldığınız maaşlarınız
sizlere helal olmayacaktır saygılarımla. Mehmet Akgül

Not sevgili
GÜMÜŞHANELİLER TESETTÜR VE BAŞ ÖRTÜSÜ İLE İLGİLİ BU MESAJIMIZI LÜTFEN BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE FAXSLAYINIZ,
VEYA EMAİL ATINIZ
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25563 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,210

istikbal
Mesaj Tarihi: May 11 2013, 05:43 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


Mehmet Akgül
Dün
T.C.BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Saygı değer millet vakillerimiz sizler yüzde 98!İ müslüman olan bir ülkenin millet vekillerisiniz. ve 2, 3 aya yakın bir zamandır
ülkemizin daha huzurlu daha adil bir şekilde yönetilebilmesi için, yeni bir anayasa hazırlığı içersindesiniz.Ve takib
ettiğimiz kadarı ile bir çok sorunu gündeminize almanıza rağmen ,esasda bizim özelliklede müslüman halkımızı ilgilendiren
gerçek sorunumuz oalan tesettür ve Cuma namazı hakkında hiç bir işlem veya madde tartışılmamaktadır,Aslında din ve vicdan
özgürlüğü ile geliştirilen bir madde var ama, bu sadece gayri müslümler açısından geçerli olduğunu gördüğümüz bir madde.
. Bakıyoruzkibu maddeden yararlanan ,hırsıtıyan azınlık pazar günü rahatca kilisesine gitmekte, Çünkü pazar günü resmi tatil
ve yne bakıyoruzki museviler cumertesi günü rahatca havrasına gitmekte, çünkü cumerteside resmi tatil. Ama yüzde doksan dokuzu
esas ana unsuru teşkil eden, Müslümanlar, cuma namazını kıla bilmek için memursa müdüründen, talebeyse öğretmeninden, işçi ise
işvereninden, izin almadan cum'a namazını eda edememektedir, bu mesele bu ülke adına büyük bir tezat değilmidir. Ayni zamanda
siz müslümanları temsil eden millet vekilleri için en büyük ayıp değimidir. Yoksa sizler biz müslüman seçmeni değilde
hırıstıyanlarımı.yoksa yahudi ve ateistlerimi temsilen oradasınız,merak ediyoruz,veya laiklik ilkeleri adı altındaki maddenin
sadece müslümanlara karşı bir yaptırımmı olduğunu düşünüyorsunuz ,hani laiklik din vicdan hürriyeti idi , bu hürriyetten
dinsiz imansız, donsuz gömleksiz, herkes yararlanırken biz müslümanlara neden bir lokmacık hürriyet yok,evet sayın vekillerimiz
sizleri seçip oraya gönderen bizlerin o azınlıklar kadardamı hakkı hukuku yok. Lütfen artık kimi kimleri ve hangi
ülkeyi yönettiğinizin farkına vararak müslümanların bu baş örtüsü ve cuma namazı sorununu lütfen çözünüz yoksa yevmül
kıyamette bu milletin yirmi tırnağı yakanızda olacaktır.ve inanan insanların ödediği vergilerle aldığınız maaşlarınız
sizlere helal olmayacaktır saygılarımla. Mehmet Akgül

Not sevgili
GÜMÜŞHANELİLER TESETTÜR VE BAŞ ÖRTÜSÜ İLE İLGİLİ BU MESAJIMIZI LÜTFEN BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE FAXSLAYINIZ,
VEYA EMAİL ATINIZ
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25564 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,318

istikbal
Mesaj Tarihi: Feb 9 2013, 01:29 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


EV KURMAK VE EVLİLİK

Evvel sevgi varidi
Ve dahi hürmet itibar
Şimdi sevgi nerede
Saygıda bile insanımız bi karar,

Ev kurmak yuva kurmak yaratılan bütün mahlukatın kendine özgü yapması onarması kurması gereken yuvası evi veya sığınağı
vardır .Çünkü fıtrı olarak mahlukat olarak yaratılan canlıların ,bir yuvaya bir yurda bir eve bir sığınağa duyduk
ları ihtiyaçtır bu.
Bu nedenlede kurdun kuşun sığınak veya yuva yapmak için verdikleri uğraş gibi insanoğluda kend neslini üretip ikame
ettirebilmek için mutlaka bir yuvaya bir eve ihtiyacı vardır,çünkü bu yurt bu yuva veya ev insan oğlunun güven ve huzur
içersinde yaşaya bilmesi için gerkli bir gereksinimdir,
Evet huzur dolu bir yuvanın temel taşı taş toprak beton çimonto değil o yuvayı paylaşabileceği eşidir.
Eğerinsan oğlu eşini iyi seçemez ise kurduğu bu yuva onun için bir kabir azabına dönüşebilir bir sığınaktır ,Ama eğer eşini
seçmesini bilebilir ise o yuva cennet bahçelerinden bir bahçeye dönüşebilirki bunun çevremizdeki bazı ailevi yaşamlarda
görmekteyiz,
Burada şöyle bir soru kafamıza takılabilir ,efendim eskiden genelde yöresel olarak çoğu insanımız seçme hakkını dahi
kullanamadan görücü usulü ile evlenerek bir ömür boyu mutlu bir hayat kurabiliyorlardı, şimdi günümüzdeki gençlerimiz
ince eleyip sık dokumalarına rağmen, karar verip evlendiklerinin daha iki, üç, ayları dolmadan kavga gürültü ve boşanma
gibi yuva yapma değil yuva yıkma yarışındalar sanki,bu neden böyle oluyor ,
bu büyük sorunun bir kaç cevabı vardır,
1-Şimdi gençlerimizin evliliği sadece seksüel bir obje olarak algılamaları
2-Tele vole basınının özgürlük olarak lanse ettiği sevgi ve saygı dışı bir hayat tarzı
3-Tv dizilerindeki yalan hayat felsefesi
4-İnanç zaafiyetindeki bozukluk
5-Gençlerimizin yetiştirilme tarzı
Şimdi bunları sırasıyla ele alalım ve inceleyelim= Eğer insanlar yuvayı sadece sexsi açıdan ele alarak nefis tatminine
bağlı bir yaşam sürmek isteyerek evleniyorlar ise, bu evlilik pek uzun sürmez . Çünkü burada sadece nefsani duygulara
bağlılık vardır, burada saygı, sevgi, hürmet, edep, haya, diye insanı insan yapan hiç bir güzel haslet söz konusu değildir.
dolayısı ile eğer eşlerden birinin başına her hangi bir olay, veya bir kaza, veya bir hastalık geldimi bu yuvanın temel
leri hemen sarsılmaya başlar. ve kısa bir zaman diliminde bu evlilik sona erer.
Tele vole basınının tavsiye ve yönlendirmelerine göre kurulan yuvalar. dahada kısa ömürlü oluyorlar çünkü yapılan tavsiyeler
güzel görünmesine rağmen sadece şahsi menfeatleri içermesi açısından iki başka dünya insanın birleşmesindeki birlikteliği
sağlamAkta çok zayıf kalacağından bu evlilikde pek uzun sürmemektedir'ki günümüzde bunlara çok şahit oluyoruz.
Tv dizileri zaten baştan sona hep hayal alemi kimi acı kimi tatlı hayat hikayeleri ile sadece insanları oyalamaktan başka
bir işe yaramayan bu diziler. özelliklede gençlerimizin hayallerini süslemekten öteye varamadığı gibi bu dizi
lerde hayal kurduğu yaşam tarzını gerçek hayatta göremeyince erkenden yıkılıveriyor yuvalar

Evet bu gibi hayali hayat ve gerçek dışı tavsiye ve hayal ürünü görüntülerden kurtulmanın tek bir çaresi vardır o da
inanaç ve iman olayıdırki bu çok önemlidir. Çünkü inanan bir kimse kadın veya erkek öncelikle iman ettiği rabbinin
her konuda olduğu gibi evlilk konusundaki tavsiyelerine uyarak. beni yaratan rabbim benim kuracağım bu yuva için ne buyuruyor ve
ben ne yapmalıyım diyerek, bu inancın tatbik edicisi peygamber efendimizin hayatını özeliklede evlilik konusundaki
yaşam biçimini iyice araştırmalı.Araştırdığımızda göreceğizki peygamber efendimiz(sav) hiç bir zaman eşlerini üzmemiş
ve eşlerine hiç bir zaman kendisine özgü işleri için emirde bulunmamış her işini kendisi görmüş ve hanımlarıda aynen
efendimiz gibi efendimiz (sav) üzmemek için özen göstermişlerdir,Zaten bu gün asrımızdaki aile ortamı hakkındada bilgi
üreten kimselerde hepsi aile birliğinin önemi değinerek ,ailenin toplumun öz çekirdeği olduğunu eğer ailedeki bir bozul
ma söz konusu olursa toplumunda bozulacağını, söylemekte ve yazmaktalar,öyle ise aileyi oluşturan eşlerin kendileri
için istedikleri iyilik ve güzellikleri eşleri içinde istemeli ve kendisine nasıl davranılması gerekiyor ise eşine öyle
davranmalıki o ailede huzur olsun.burada' genelde hanımlara çok iş düşmektedir ,çünkü atalarımızında ifade buyurdukları
gibi yuvayı dişi kuş yapar, erkek seldir kadın göldür göl suyu tutmassa sel akıp gider yani erkeğin didinip çırpınıp getirdiği kazancını
har vurup harman savurmamalı hanımlar,beyinin eve bağlanmasını sağlayabilmek için en güzel giysilerini beyinin yanında giymeli
ve tasarruflu davranışları ile beğinin güvenini sağlamalı evinin sırrını çevreye yaymamalı çünkü eller dedikodu ile biri
bin yaparak düzensiz bir ailenin yıkımına sebeb olabilirler. ikinci bir hususta o ailede eğer birde yetişmek üzere çocuk
varsa o zaman o evdeki olumsuz davranışlardan etkilenecek olan çocuğun yarın birgün topluma nasıl bir tepki vereceğini
düşünün ,işte ev kurmak yuva kurmak isteyen veya yuvasında huzur olsun isteyenler bu hususlara lütfen dikkat etmeli
evvelden atalarımız kırk elli yıllık beraberliklerinde genelde biri birilerini üzmedikleri gibi örnek davranışları ilede
bu topluma faydalı insanlar yetiştirmeyide başarmışlardır. ama günümüzde görüyoruzki mana bitmiş madde baş tacı
olmuş maddeye tapan toplum bireyleri köşeyi dönebilmek adına ne ana ne baba tanımaz olmuşlar.ne var ise ver allahım
arsız kulun yer allahım dercesine çalmak çıpmak kapkaç gasp soygun toplumumuzda almış başını gidiyor insanımızda huzur
kalmadığı gibi itimatda itikatta kalmadı aslını yitirmiş televizyonun kulu kölesi olmuş bir nesil işte ailelerimizi yok eden bir
sapık düzen ve bu düzenden kurtulmanın yolu kibri benliği egoizmi bir kenara bırakarak kurduğumuz kuracağımız yuvamıza
sahip çıkarak yetiştireceğimiz çocuklarımızı doğru ve imani esalara ve islami terbiyeye göre yetiştirmek olmalıdır
çünkü Allahdan korkan Allahı seven hiç bir kimse başka bir kimseye kötülük düşünemez, saygılarımla mehmed Akgül

  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25542 · cevaplar: 1 · Okunma: 2,187

istikbal
Mesaj Tarihi: Feb 9 2013, 01:26 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


CUM'A VE KANDİL TEBRİKLERİ

Dua et'ki karanlıklar nur olsuan
Şükret'ki gönlün huzurla dolsun
Tövbe et'ki mevlam kabul buyursun
şeytana ve nefsine uyma'ki rabbim seni korusun
İslam aleminin ve senin cum'an mübarek olsun!

Gurbetcinin tebriği

Hasret uzadıkca sevda güçlenir
Sevda güçlendikce yollar gözlenir
Dil söylemez ama gözler hep arar
Her dakika bilki seven özlenir,
Hayırlı Cum'alar kavuşmak duası ile

Gönül o'ki mevla için yanandır
Göz odur'kii ALLAH için pınardır
Ümmet o'ki resul için koşandır
Gerçek insan secdeye kapanandır
Hkka kul Resule ümmet olma duası ile
Cum'anız mübarek olsun

O seni seviyor
Seni görüyor
Seni koruyor
Seni duyuyor
Kimmi
ALLAH(cc)
Seni o yüceler yücesi
rabbime amanet ediyor
hayırlı cum'alar diliyorum

Rabbim dualı bir hayat yaşayan
Duasını hayatına taşıyan
Başkaların dualarını alan
Ve duası kabul olan kullardan
Olma duası ile hayırlı cumalar

Kuran'ın Nuruyla nurlanmak
Kevser suyuyla aklanmak
Hz MUHAMMEDİN sancağı altında toplanmak
duası ile hayırlı kandiller

Gün vardır bin yıldan uzun gelir bize
Bir yıl vardır bir gün gibi kısa gelir bize
Bire bin yazılan şu mübarek gecede
Du edelim biri birimize
  Forum: Dini Konular · Mesaj Önizlemesi: #25541 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,900

istikbal
Mesaj Tarihi: Feb 4 2013, 08:30 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


NAMAZ NEDİR NEDEN İNSANLIĞA EMROLUNMUŞTUR

Namaz kulun Rabbimizin verdiği nimetlere karşı bir teşekkür ve şükür borcudur,.namazın insanlığa emredilişinin sebebini ülama şöyle yorumluyor ,
namazın emredilişi, insanlığın Allah tarafından muhatap ve güvenilir olarak kabul edilmesinden dolayıdır. mesela siz
kendinize özgü bir işi birilerine yaptıracağınız zaman, nasılki en güvendiğiniz ve en becerikli kabul ettiğiniz kimseye o işin yapılmasını
emredersiniz ( çünkü o kimseye güvendiğiniz için o işi ona veriyorsunuz ,buda sizin o kimseye güvendiğinizin kanıtıdır)
öyle ise insanlığa namazın emredilişide, Allahımızın bize güvendiğinin bir isbatıdır,
O halde namazı kılmak bize gösterilen güvenin gereğidir. .bunu bir misalle açalım, Bizler anne babalarımızın bizlere karşı gösterdikleri,
şefkat ve merhamet, özveri gibi güzel hasletlerinden dolayı, nasılki onlara minnattarlığımızı gösterebilmek için ne
emrederlerse yerine getirmeye çalışıyoruz, veya bir öğretmenimizin veya bir iş verenimizin bizlere karşı olan yükümlülüklerine
karşın bizde onlara gerektiği gibi hürmet, ve hizmet etmeği bir görev addediyoruz, öyle ise bütün mahlukatı bizlerin
hizmetine sunan ve bizleri eşrefi mahluk(en muazzamyaratık) olarak nitelendiren hatta bizleri kendi halifesi olarak
adlandıran rabbimize(ALLAHIMIZA) Karşı neden onun emrettiği namazı kılmayalım.neden oruç tutmayalım tabiiki bu kadar ni
meti ve güzellikleri biz insanlığa sunan rabimize elbetteki ibadet edeceğiz namazımızıda kılacağız orucumuzuda tutacağız
durumumuz müsait olursa haccada gideceğiz zekatımızıda elbetteki vereceğiz çünkü bunlar rabbimizin bizden olan istekleridir bunlar, bunları yani bu ibadetleri yaparsak gerçek manada kul olabilme şansın yakalarız gerçek manada eşrefi mahluk olma şansını yakalarız, yoksa bizlerin bu ibadetleri yapmadığımızda esfeli safiline düşen hayvandanda aşağı olan kimselerden ne farkımız kalır,
Bakınız kardeşlerim rabbimiz bize okadar önem veriyorki ,bizleri meleklerinden daha üstün tuttuğu için yarattığı meleklerine
tek bir ibadet şekli vermişken bizlere bütün meleklerin yaptığı ibadetlerin tümünü ihsan buyurmuş neden bu rabbimizin
biz insanlara güvendiğinin ve itimad ettiğinin en güzel örneğidir,mesela Allah cc bir kısım meleklerine sadece kıyamda durmayı emretmiş
bir kısım meleklerine daima rükuda durmayı, bir kısım meleklerinede secdede kalmayı ,bir kısım meleklerine de devamlı
oturarak ibadet etmeyi emretmiş ve bu melaikeyi kiram yaratıldıklarından kıyamete kadar bu mimval üzere ibadet edeceklerdir etmektedirler.
Ama biz insanlara sadece bir namaz içersinde bu rükunların hepsini yapmamızı emretmiştir. işte bu insan oğlu için en
büyük şereftir, çünkü rabbim o namazını dosdoğru kılan insanı meleklerdende daha üstün kıldığını böylelikle isbatlamış oluyor.
ama ne yazıkki biz insanlar, hala kendimizi tanıyamadığımızdan hala şu köhne dünya metaı için namazlarımızı aksatıyoruz ve kendimize yazık ediyoruz
öyle ise gelin Allah rızası için ibadetlerimizi aksatmadaan yapmaya çalışalım ,sevgi ve saygılarımla
MEHMET AKGÜL 2-2-2013
  Forum: Dini Konular · Mesaj Önizlemesi: #25540 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,536

istikbal
Mesaj Tarihi: Jan 5 2013, 02:08 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


LOKMAN (AS)In oğluna nasihatleri

Lokman suresi ayet(13) =Lokman(as) oğluna öğüt vererek -Yavrucuğum! ALLAH'a ortak koşma doğrusu şirk büyük günahtır
(şirk) ortak koşmak demektir) ve zulümdür
ayet(14)= biz insana ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir.Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır
sütten ayrılmasıda iki senede olur.İşte bunun için önce bana sonra ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur.
dönüş ancak ALLAHA dır.
Ayet (15)=Eyer onlar seni körü körüne bana ortak koşmaya zorlarlarsa onlara itaat etme(yani anne ve baba çocuğunu Allahdan
gayrisine tapmayatapmayazorlarlarsa anaya babaya bu hususda riayet edilmez)yalnız dünyada onlarla iyi geçin kalplerini kırma
ve benim yolumda gidenlere uy çünkü dönüş ancak banadır. ozaman geldiğinde size yaptıklarınızı haber veririm
Ayet (16)=Lokman öğütlerine devamla şöyle demişti-Yavrucuğum!Yaptığın iş(iyilik veye kötülük)bir hardal tanesi ağırlığındada
olsa bile ve bu bir kayanın içinde veya yerin derinliklerindede olsa Allah bunu senden soracaktır çünkü o en ince likleride
görüp bilendir
Ayet(17)=Yavrucuğum namazını kıl, iyiliği emret,kötülükten vaz geçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar
azmedilmeye değer işlerdir
Ayet(18)=Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme,böbürlenerek yürüme, zira ALLAH kendini beyenmiş övünüp duranları sevmez
Ayet (19)=Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt,unutmaki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir(çok bağırırlar)


Not= Sevgili kardeşlerim Lokman suresinden aldığımız bu bir kaç ayeti kerimenin devamını hatta daha fazlasını göre bilmeniz
için,size tavsiyemiz Rabbimizden bize gönderilen mektubu(KURAN'ı)okumaktır çünkü bu kuran biz inana insanlara gönderilmiş
en güzel bir hayat nizamıdır,bu Kura'nı yüzeysel değil .gerçek manada anlayarak (tefsir veya mealinden)okumak bislere farzdır
çünkü bu kitap peygamberimiz (hz.Muhammed Mustafa SAV)efendimizin şahsında bizlere gönderilmiştir onu okurken aynen
bize gönderlmiş gibi okumak ve bu rabbimizden(Allamızdan) Bizlere gönderilmiş bir hayat nizamıdır diye algılamak
ve ona göre gayret sarfederek okumamız gerektiğinin bilincinde ve şuurunda olmalıyız bu dilek ve temennilerle saygılar.
mehmet akgül 04-01-2013
  Forum: Dini Konular · Mesaj Önizlemesi: #25534 · cevaplar: 0 · Okunma: 2,220

istikbal
Mesaj Tarihi: Dec 30 2012, 04:32 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


İLİM İLİM BİLMEKTİR
İLİM KENDİN BİLMEKTİR
YA SEN KENDİN BİLMEZSEN
BU NİCE OKUMAKTIR

Hak aşığı Yunus Emrem ne güzelde ifade buyurmuş, şu yukarıda ifade edilmiş beytinde,
Ne yazıkki asrımızda nice ilim sahibi olduğunu belgeleriyle isbat eden kimseler vardırki, ilim yolunun dehası oldukları
iddiası ile prof unvanı ile taltif edilmelerine rağmen,hala ilim yolu ile kendilerinin kim olduklarını unutarak
nemrutlar ve firavunlar gibi ünvanlarının verdiği destekle kendilerini haşa nerede ise tanrılaştırarak Allaha(CC) karşı
gelmekten çekinmiyorlar. Dinleri ve dindarları beyenmedikleri gibi, dindar kesimi übeci gibi görmek ve göstermektende
imtina etmiyorlar'ki, hele %95 inin müslüman olduğu ülkemizde Bilmem haberlerden izledinizmi?akdeniz ünüversitesi yerleşkesinde
iman ehli talebelerin, talebi üzerine bir odacığın mescid yapılması için mürecaatta bulunulmuş, yönetim bu isteği değer
lendirmek için, öğretim görevlisi olan prof unvanlı kendini bilmez sözüm ona ilim irfan sahibi kabul edilen,hatta
kendi değimleri ile. aydın kesim olarak tanıtılan aslında karanlıktanda karanlık prof cuklar ayak
lanmışlar. Vay efendim böylesine aydın (karanlığın ta kendisi) ünüversitede mescid olurmuymuş, öyle ise bizde kilise isteriz
diyecek kadar benliğini, ananesini, örfünü , kimliğini, dinini, imanını, unutmuş aslında ilimden yoksun ebu cehlin torunları
kudurmuş lar gibi salya sümük iman ehli talebelerin isteklerine saldırıyorlardı, o haberleri izlerken durup şöyle
düşündüm işte bunlar gibi sözde proflar yüzünden. Benim ülkem yüz yılları aşkındır hala kendine gelememiş hala kendi
benliğine yani kendi özüne dönemediği gibi, 20 asırda dahi hala milyonlarca insanımız yurt dışında hırıstıyan devletlerin
işçi adı altında kölesi durumunda çabalayıp duruyor.İşte bu sözde prof aslında çoban bile olamayacak bu tipler, yüzünden benim ülkem
bir türlü huzura kavuşamıyor.Aydınlık dediler, bütün gençliği alkolle zehirlediler. Aydınlık dediler gelinimizi kızımızı açık
pazarlarda satılık mallar gibi soyup soğana çevirip kucaktan kucağa attılar. Aydınlık dediler evvelden namus uğruna yedi
düvele direnen erkeklerimizi, boynuzlaştırdılar, artık karısı kızı üryan geziyormuş kimin umurunda, Aydınlık dediler yetiştirdikleri
gençlerimiz, analarına babalarına kes lan moruk diyecek kadar edepsizleştiler. Aydınlık dediler odtü deki sözüm ona
talabeler gibi ülkemin gurur kaynağı olması gereken bir uydu fırlatma proğramındaki şeref duyulması gereken anı
malotoflarla sapan taşları ile zehir zıkkım ettiler, işte bu gibi profların yetiştirdiği aydınlık nesil bu
bunlar aydınmış, bunlar profmuş, bunlar ilim adamıymış, muş ile mışmışlar bir ömür boyu allahı tanımamışlar,ahir
ömürlerindede tövbe nasip olmadığı için, bu dünyada hikaye diye .yok öyle bir şey diye adlandırdıkları cehenneme(

(veyl kuyusuna yuvarlanmışlar,Böyle dediğim için belkide bana kızanlar olacakllardır ama şu bir gerçekki yaratan
ALLAH cc bu imtihan dünyasında kendini tanımayan ve inkar edenleri ebedi olarak cehennemine koyacaktır ,
inananlar için bu bir gerçektir .inanmayanlar kendi aydınlık(karanlıktanta karanlık) fikirleri içersinde bocalayıp
dursunlar bir müçtehidin ifadesi ile zalimler için yaşasın yaşasın cehennem
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25532 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,280

istikbal
Mesaj Tarihi: Dec 30 2012, 04:32 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


İLİM İLİM BİLMEKTİR
İLİM KENDİN BİLMEKTİR
YA SEN KENDİN BİLMEZSEN
BU NİCE OKUMAKTIR

Hak aşığı Yunus Emrem ne güzelde ifade buyurmuş, şu yukarıda ifade edilmiş beytinde,
Ne yazıkki asrımızda nice ilim sahibi olduğunu belgeleriyle isbat eden kimseler vardırki, ilim yolunun dehası oldukları
iddiası ile prof unvanı ile taltif edilmelerine rağmen,hala ilim yolu ile kendilerinin kim olduklarını unutarak
nemrutlar ve firavunlar gibi ünvanlarının verdiği destekle kendilerini haşa nerede ise tanrılaştırarak Allaha(CC) karşı
gelmekten çekinmiyorlar. Dinleri ve dindarları beyenmedikleri gibi, dindar kesimi übeci gibi görmek ve göstermektende
imtina etmiyorlar'ki, hele %95 inin müslüman olduğu ülkemizde Bilmem haberlerden izledinizmi?akdeniz ünüversitesi yerleşkesinde
iman ehli talebelerin, talebi üzerine bir odacığın mescid yapılması için mürecaatta bulunulmuş, yönetim bu isteği değer
lendirmek için, öğretim görevlisi olan prof unvanlı kendini bilmez sözüm ona ilim irfan sahibi kabul edilen,hatta
kendi değimleri ile. aydın kesim olarak tanıtılan aslında karanlıktanda karanlık prof cuklar ayak
lanmışlar. Vay efendim böylesine aydın (karanlığın ta kendisi) ünüversitede mescid olurmuymuş, öyle ise bizde kilise isteriz
diyecek kadar benliğini, ananesini, örfünü , kimliğini, dinini, imanını, unutmuş aslında ilimden yoksun ebu cehlin torunları
kudurmuş lar gibi salya sümük iman ehli talebelerin isteklerine saldırıyorlardı, o haberleri izlerken durup şöyle
düşündüm işte bunlar gibi sözde proflar yüzünden. Benim ülkem yüz yılları aşkındır hala kendine gelememiş hala kendi
benliğine yani kendi özüne dönemediği gibi, 20 asırda dahi hala milyonlarca insanımız yurt dışında hırıstıyan devletlerin
işçi adı altında kölesi durumunda çabalayıp duruyor.İşte bu sözde prof aslında çoban bile olamayacak bu tipler, yüzünden benim ülkem
bir türlü huzura kavuşamıyor.Aydınlık dediler, bütün gençliği alkolle zehirlediler. Aydınlık dediler gelinimizi kızımızı açık
pazarlarda satılık mallar gibi soyup soğana çevirip kucaktan kucağa attılar. Aydınlık dediler evvelden namus uğruna yedi
düvele direnen erkeklerimizi, boynuzlaştırdılar, artık karısı kızı üryan geziyormuş kimin umurunda, Aydınlık dediler yetiştirdikleri
gençlerimiz, analarına babalarına kes lan moruk diyecek kadar edepsizleştiler. Aydınlık dediler odtü deki sözüm ona
talabeler gibi ülkemin gurur kaynağı olması gereken bir uydu fırlatma proğramındaki şeref duyulması gereken anı
malotoflarla sapan taşları ile zehir zıkkım ettiler, işte bu gibi profların yetiştirdiği aydınlık nesil bu
bunlar aydınmış, bunlar profmuş, bunlar ilim adamıymış, muş ile mışmışlar bir ömür boyu allahı tanımamışlar,ahir
ömürlerindede tövbe nasip olmadığı için, bu dünyada hikaye diye .yok öyle bir şey diye adlandırdıkları cehenneme(

(veyl kuyusuna yuvarlanmışlar,Böyle dediğim için belkide bana kızanlar olacakllardır ama şu bir gerçekki yaratan
ALLAH cc bu imtihan dünyasında kendini tanımayan ve inkar edenleri ebedi olarak cehennemine koyacaktır ,
inananlar için bu bir gerçektir .inanmayanlar kendi aydınlık(karanlıktanta karanlık) fikirleri içersinde bocalayıp
dursunlar bir müçtehidin ifadesi ile zalimler için yaşasın yaşasın cehennem
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25533 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,325

istikbal
Mesaj Tarihi: Dec 30 2012, 02:14 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


inşaallah amiin
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25531 · cevaplar: 3 · Okunma: 3,276

istikbal
Mesaj Tarihi: Dec 6 2012, 03:30 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


Dışta Neocon, içte Ergenekon... AK Parti hâlâ ayakta!
Bunu, daha önce de yazmıştım...


Sultan Aziz devrinin Sadrazam ve Hariciye Nazırı Keçecizade Fuad Paşa, Avrupa'da bir diplomatlar toplantısında bulunuyormuş...

Söz arasında ortaya latife yollu bir soru atılmış;

“Zamanımızın en kuvvetli devleti hangisidir?”

Keçecizade Fuad Paşa, bu soruya tereddütsüz şu cevabı vermiş;

“Osmanlı İmparatorluğu!”

“Nasıl olur!” demişler...

“Çünkü” demiş, “Siz dışarıdan, biz içeriden var kuvvetimizle yıkmaya çalıştığımız halde, o hala ayakta duruyor!”

Bugün de aynısı yaşanmıyor mu?..

Bana sorsalar;

“Dünyanın en güçlü hükümeti hangisidir” diye, hiç düşünmeden derim ki;

“AK Parti Hükümeti'dir!”

Niye?..

Çünkü, AK Parti Hükümeti, tam 10 yıldır, hem “içeriden” hem “dışarıdan” yıkılmak istendi ama hala ayakta ve üstelik, her seçimde oylarını artırıyor.

ŞER ODAKLARI PUSUDA!

Nitekim, Başbakan Tayyip Erdoğan da, dünkü AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada; AK Parti'yi “çökertmek” isteyen “yıkım müteahhitleri”nin varlığından söz etti ve özetle dedi ki;

l “Bizimle milletin huzurunda rekabet edemeyenler, bizimle yarışacak gücü, iradesi, birikimi, yeteneği olmayanlar her zaman yaptıklarını yaptılar, belden aşağı vurmak suretiyle bizi devirmek, bizi çökertmek istediler.”

l “AK Partimizin kapısının önünde belki de pusuya yatmış nice şer odakları vardır. Her farklı sesi fitne gibi; her eleştiriyi, öz eleştiriyi nifak gibi; her farklı rengi, farklı tonu fesat gibi gösteren, bundan medet uman çaresizler var.”

l “Biz ne millet düşmanlarını ne de ülke düşmanlarını sevindirenlerden olmayacağız. Türkiye'nin büyümesinden rahatsız olan çevrelere biz fırsat da malzeme de vermeyeceğiz.”

Başbakan Erdoğan'ın; “Belden aşağı vurmak” ifadesi ile kastettiği, “psikolojik savaş”tır!..

“Psikolojik savaş”ta da, “olgu”nun hiçbir önemi yoktur... Önemli olan “algıları yönlendirmek”tir!..

Yani, ortaya atılan “iddia”nın illa da gerçek olması veya yere basması ya da bir temele oturması şart değildir...

FAİZ LOBİSİ VE ABD

Bunun en son örneğini; “Türkiye, İran'a altın ihraç ediyor” haberlerinde gördük...

Bundan birkaç ay önce, bir tek gazetede yer alan bu haber, bugün birçok gazetede yer almaya ve üzerinde yorumlar yazılmaya başlandı.

Adeta “kampanya” yürütülüyor...

Haber ve yorumların artması üzerine Sabah'tan Süleyman Yaşar şunları yazdı:

“Türkiye; ihracatını çoğaltıp cari açığını azaltmaya başlayınca, bu durum faiz lobisinin hiç işine gelmedi.

Çünkü bildiğiniz gibi, Türkiye'nin cari açığının azalması faizleri geriletiyor. Bir cepten bir cebe kredi vermeyi karlı olmaktan çıkarıyor. Dolayısıyla lobi Türkiye'nin dış ticaret dengesini bozmak amacıyla hemen harekete geçti.

Lobinin işbirliği yaptığı bazı politikacılar, ABD senatosundan Cuma günü İran'a, altın dahil kıymetli metal transferini yasaklayan bir karar çıkarttılar. (...) Tek istedikleri yüksek faiz, kolay kazanç.”

Evet, Süleyman Yaşar'ın da yazdığı gibi;

“Faiz lobisi”nin kar hırsı, sonunda ABD'yi harekete geçirdi ve İran'a “kıymetli mal transferi”ni yasaklayan bir karar almalarına yol açtı.

“ABD'nin iddiası”na göre;

“Bankacılık sektörü üzerindeki yaptırımlar nedeniyle Türkiye İran'dan aldığı gazın bedelini TL olarak ödüyor... İran ise kendisine ödenen TL ile altın alıyor ve kuryelerle Dubai'ye gönderdiği bu altını daha sonra ülkeye sokuyor.”

Peki, ABD'nin aldığı bu karar sadece “faiz lobisi” ve onların “kar hırsı” ile açıklanabilir mi?.. Yani, bu meseleye sadece “ekonomi” penceresinden mi bakmalıyız?.. Bu olayın “dış politika” ile, hele hele “İsrail”le hiçbir ilgisi yok mu?..

İŞARET FİŞEĞİ RUBİN'DEN!

Biraz önce de ifade ettiğim gibi;

“Türkiye İran'a altın ihraç ediyor” yaygarasını, Temmuz 2012'de ilk koparan Michael Rubin adlı “Yahudi”dir!..

Michael Rubin adlı Yahudinin 4-5 ay önceki bu iddiası, Türk basınında “bir tek gazetede” yer almıştı... Ancak, daha sonraki gün ve haftalarda, bu haberler yoğunlaştı ve iş, “ABD'nin karar almasına” kadar vardırıldı...

Michael Rubin denilen bu adam; bizim Ajans Dİ'nin ifadesiyle “hin oğlu hin” ve “alçağın teki” biridir...

“Müseccel bir Neocon” ve “Azılı bir AK Parti düşmanı”dır!..

“Neocon kuşağın genç öncülerinden” biridir!.. Neoconların mabedi sayılan American Enterprise Institue bünyesinde; ABD'den daha çok “İsrail istihbaratı”na bilgi toplar!..

En büyük destekçilerinden biri de, Daniel Pipes adlı adamdır!.. Daniel Pipes denilen bu adam da, The Middle East Forum'un yöneticisidir ve doğrudan “İsrail istihbaratı” için çalışır!..

Pipes, Campus Watch adlı örgütüyle, “Müslüman öğrencileri fişlemek”le meşguldür!..

Adamın, bütün işi-gücü “Türkiye” ile!..

Bütün mesaisini, “Türkiye'de askeri darbe provokasyonu”na, “iç savaş senaryoları”na, “Tayyip Erdoğan'ın yıpratılması”na haşretmiş!..

Öyle iddialar ortaya atıyor ki; dışarıdan bakan, “Türkiye'de iç savaş yaşanıyor” zanneder!..

Rubin'in patronu, yıllarca “lobicilik” adıyla Türkiye'nin milyonlarca dolarını hortumlayan Richard Perle'dir!.. Adamın, Türkiye'de destekçileri ve işbirlikçileri var!.. Resmen “tetikçilik” yapıyor. Adamı, “İsrailli fanatikler” yönlendiriyor!..

Bu adam ve ona bağlı olduğu güruh; “Türkiye'yi ABD'ye mahkûm etme” stratejisi güdüyor!..

MÜSLÜMAN KÜRT, ATEİST PKK

Uzun lafın kısası;

Michael Rubin ve “Neocon”lar dışarıdan, PKK ve siyasi uzantısı BDP ile CHP de “içeriden” yükleniyorlar AK Parti'ye!..

Amaç, “AK Parti'yi çökertmek!”

İyi hoş da;

PKK, bu gücü nereden alıyor?..

Elbette “dış mihraklar”dan!..

Ama, ondan da önemlisi;

“Müslüman Kürt halkı”ndan!..

Düşünebiliyor musunuz;

Yönünü “kıble”ye dönmemiş, alnı “secde”ye değmemiş “Marksist ve ateist”lerden oluşan bir örgüt, “Müslümanlar” tarafından destekleniyor!..

Akıl, havsala alacak gibi değil...

Başbakan Tayyip Erdoğan da, dün işte buna “isyan” ediyor ve diyordu ki;

“Alnı secdeye varan, ‘La İlahe İllallah' diyen bir insan; kalbinde merhamet, kutsalı ve Yaradan sevgisi olan bir insan terör örgütüyle aynı yöne bakamaz... Bu toprakların ezanla, Kur'an'la, secdeyle yoğurulmuş bir tarihi var... Bu topraklardan ezanı, Kur'an'ı, o secdelerle yücelen mescitleri hiç kimse, ama hiç kimse silip atamaz. Buna hiç kimsenin gücü yetmez, yetemez. Malazgirt'ten Kurtuluş Savaşı'na kadar biz bu topraklarda ezan özgürce okunsun diye mücadele verdik.

Bugün hiçbir kutsalı olmayanlar; terör örgütüne sempati duyanlar Selahaddin Eyyubi'nin hatırasını çiğnemektedirler.

Dini değerleri ayaklar altına alan, terör örgütüne kalbinde muhabbet besleyen birisi Ahmed-i Hani'nin hatırasını çiğner. İnsani değerleri ayaklar altına alan, öldürmeyi ahlaksız bir mücadele yöntemi olarak seçen terör örgütüne buğz etmeyen; kendisine, kendi özüne, kendi tarihine saygısızlık yapar.

Bu topraklar Türkü ile, Kürdü ile, Lazı ile, diğer bütün etnik gruplarıyla kahramanlığın, cesaretin, kardeşliğin topraklarıdır. Muhabbetin vatanıdır bu vatan.

Bizim dini değerlerimizle, dinimizle, peygamberimizle, namazımızla alay eden örgütün yaptıklarını benim dindar Müslüman Kürt kardeşim ne zaman fark edecek? Sadece ‘Biz Kürtlerin temsilcisiyiz' demek, bunlar için bir iltifat mercii mi oluyor? Bunlar hiçbir zaman benim Kürt kardeşimin temsilcisi olamaz...

Artık Selahaddin Eyyubi'nin torunu Kürt kardeşlerimin bunlara ‘Yeter artık' demesi gerekir.”

VAKİT, BİRLİK VAKTİ

Öyle umuyorum ki;

Erdoğan'ın bu “sitem”leri er veya geç “Kürt halkı”nda karşılığını bulacaktır.

İşte o gün; “yıkım müteahhitleri”nin dış temsilcileri ne kadar yüklenirse yüklensin, AK Parti Hükümeti'ni yıkmakta başarılı olamayacaktır!..

Çünkü, PKK'ya desteğini kesen Kürt halkı, eğer AK Parti Hükümeti'nin yanında yer alırsa, bu kardeşliği yıkmaya, hiçbir “iç ve dış mahfil”in gücü yetmez!..

Ne “Neocon”ların;

Ne “Ergenekon”ların!..




Madem öyle “Kemal-ist demokrasi” verelim!

Diyorlar ki;

“Erdoğan, medyaya ayar vermeyi bıraksın!.. Televizyondaki bir diziden veya gazetedeki bir yazıdan dolayı hemen patronlara gözdağı veriyor!.. Bu ne biçim demokrasi, bu ne biçim özgürlük!”

Haklılar... Ama, madem ki “Erdoğan modeli demokrasi”yi beğenmiyorlar, onlara “Kemal-ist bir demokrasi” verelim... Bakın; daha “muhalefette” iken, Bay Kemal Kılıçdaroğlu “Aydınlık” gazetesi ile ilgili neler demişti;

l “Sahibi eski Mao'cu olan bir gazete partimizi dizayn etmeye çalışıyor. Apo'nun önünde diz çökerken çekilmiş fotoğrafları olanlar, Apo'ya çiçek verenler, şimdi başımıza Atatürkçü kesildiler. Millet bunları unutmaz; millet bunları yemez.”

Aynı Kılıçdaroğlu, 2 Aralık'ta bir araya geldiği “Cumhuriyet okurları”na da demiş ki; “Cumhuriyet'i seviyorum... Her sabah ilk okuduğum gazetedir... Cumhuriyet'in daha geniş kitleler tarafından okunması için, her gün Cumhuriyet alın!”

Erdoğan'ın, gazetelere “ayar” verdiğini gördüm ama “gazete tavsiyesi”nde bulunduğunu hiç görmedim... Kılıçdaroğlu ise; “muhalefette” iken gazete “tavsiye” ettiğine göre; Allah bilir “iktidar”da ne yapar?..

“Kemal-ist demokrasi” isteyenler, buyursunlar CHP'ye!..

Share on facebookShare on twitterShare on googleShare on liveMore Sharing Services0

  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25527 · cevaplar: 3 · Okunma: 3,276

istikbal
Mesaj Tarihi: Dec 5 2012, 09:22 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


BENİM ÜLKEMİN İÇ DÜŞMANILARI

Dünya ülkelerinin hepsinin hem iç hemde dış düşmanları vardır. bu kaçınılmaz bir gerçektir. Çünkü bütün ülkeler bir komşu
ülkenin kalkınmasını engelleye bilmek için, mutlaka o ülkenin satın alına bilir insanlarını, arar bulur test eder ve
o insanlar için, büyük yatırımlar yaparak, o kimseleri kendi çıkarları doğrultusunda eğitirek. o ülkedeki bazı köşe başlarına
yerleştirir .Genelde siyasi sahalarda onları öne çıkararak, maddi desteklemeler ile devamlı onu pof pof layarak
o ülkenin kalkınması için çaba gösteren, her insana karşı onun karşı çıkmasını sağlar, Bu karşı çıkışı aldığı eğitim doğ
rultusunda o kadar güzel bir yetenekle başarmaya çalışırki, bulunduğu ülkenin bazı vatandaşları onun söylemlerinden
ve eylemlerinden etkilendikleri için, elllerinde olmadan bu kimselere destek çıkarlar. İşin entrasanı bu insanların
fırsat bulup bu ülkeyi yönetmelerindeki bütün başarısızlıklarını yine o kimselerin yalan ve iftiraları nedeniyle hep kar
şısındaki vatan perver kadrolara yüklemeye çalışırlar( mesela ecevit yılmaz ve bahçeli koalisyonunda olduğu gibi
bir gecede elli altmış milyar doları bu ülkeden kaçıranlara göz yumarak bu ülkeyi yedi düvele el açtıran dönemin baş
bakanı eceviti, hala eşi benzeri bulunmaz bir devlet adamıdır diye yutturmaya çalıştıkları gibi)ve devri şef döneminin
ismet inönüsü,bu halka yaptığı zulümler dillere destan olmuş olmasına rağmen, hala onu en büyük bir kahramanmış gibi
göstermeleri gibi,rahmetli özalın bu ülkeyi kalkındırabilmek adına canı pahasına çırpınmasına rağmen binbir sürat süley
manın ve yardakcısı baykalın, el birliği ile bu ülkenin önünü kalkınmasını kesebilmek adına nasıl iftiralar atarak
hatta zehirleyerek o rahmetliği devre dışı bıraktıkları gibi,rahmetli erbakan ve çiller koalisyonunu çalıştırmamak için
askerleri devreye sokarak bu ülke adına yapılacak olan milli yatırımları engelledikleri gibi,şimdide bana göre dış
güçler tarafından beslenen bdp ve chp genel başkanı kılıçdaroğlu aynen geçmişte olduğu gibi bu ülkenin kalkınmasına engel
olabilmek adına, binbir çeşit iftiralar üreterek bu günün hükümetine saldırmaktalar'ki hele bu günün hükümeti kadar dirayetli
vede kalkınmada başarılı bir hükümet bu ülkeye gelmemiştir. bütün dünya ekonomileri yerle bir olma tehlikesi taşırken benim
ülkemin ekonomisi ALLAHIN izni ile devamlı yükselişe geçiyor, bu gün her insanın kapısında arabası var, her insan ev
sahibi olma imkanına sahip, isteyen her insan mutlaka kendine uygun bir iş bulmaktadır. (tabii kahve hane vede iddia
at yarışları gibi hayali kumara bel bağlayarak gelen işleri elinin tersi ile geri çevirenler hariç) bu tiplerde zaten
bütün suçu iktidara yıkarak chp ye destek vermektedirler. çünkü chp nin oy potansiyelinide havadan geçinenler oluştur
maktadırlarki biz buna şahsen şahit oluyoruz. benim ilçemde chpden seçilen belediye başkanı bir ifadesinde vay
töbeler olaydı ben nereden başkan oldum yahu ben bu yamyamları nasıl doyuracağım diyecek kadar bıkmıştı adamcağız
) işte böylesine bir potansiyele sahip olan chp genel başkanı, şimdi kalkmış her gün başka bir iftira ile tv lerde
boy gösteriyor .ona ispatlamasan şerefsissin deniliyor, ama nerede onda o maya hala çamur hala iftira,pkknın sözcülerine
gelince onlar özellikle israel tarafından yetiştirilerek ermeni soyları ile birleştirilip benim ülkemin üzerine salındık
ları artık herkes tarafından bilinmektedir,işte benim ülkemin bu iç düşmanları, ne zamanki benim ükemde kalkınma adına
bir adım atılır, bu zalim vede gaddar kimseler bütün güçleri ile bu kalkınmayı engellemeye çalışırlar ,çünkü kalkınan
Türkiye bu satılıkların besleyicisi durumundakki devletlerden bağımlılığını keserek kendi silahını kendi üretecek
kendi uçağını kendi gemsini kendi arabasını ve kendi uydusunu açıkcası her şeyini kendi üreterek bu dış ülkelerden artık
bu üretilen emtiayı almayacaktır. dolayısı ile bu ülkelere aktarılan milyar dolarlar bu ülkelerin artık kaybı olacaktır
öyle ise milyar dolarlara karşılık 3 5 milyon doların lafımı olur, bu 3.5. milyon dolarlarla hem pkkyı beslerler hemde
chpyi beslerler. ve chpnin başındaki adamda vatanmış milletmiş kaygısı yoksa sadece dön köşeyi zihniyeti varsa
neden 3.5. milyona fügüran olmasınki işte her şey ortada işi gücü iftira eyer sen vatan seversen öyle her şeye çamurla
iftirayla yüklenmeüret şöyle elle tutulur bir proje ve hükümetin beyenmediğin projelerine altarnatif projeler ile karşılık
verki diyelimki ha bak bu adam haklı ama nerede kardeşim aynen eski tas eski hamam işt bizlerde bu nedenle böylesi
kimseleri iç düşman olarak ilan edersek haksızlıkmı etmiş oluruz karar sizlerin
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25526 · cevaplar: 3 · Okunma: 3,276

istikbal
Mesaj Tarihi: Dec 4 2012, 04:00 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


BU AY MUHARREM AYI

Bu mübarek ay hakkında çeşitli rivayetler olduğu kadar, ayet ve hadisi şerifler ilede, bu ayın özelikleri anlatılmaktadır.
rivayete göre dünyanın yaratılışı, hz adem (as) yaratılışı, cennetten çıkarılması arafat dağında affa maruz kalışı,
nuh tufanı, ve diğer bir çok peygamberimizin, özelliklede bu mübarek ayda çok büyük olaylara şahit olmaları rivayet edilmektedir.
Ama bizim açımızdan bilinen, en yakın tarihimizde yaşanan kerbela vakası nedeniyle , kerbelada (hz)hüseyin efendimizin ve tebaasının
çoğunluğu ile birlikte şehid edilmesi olayıdır,o mübarek zatı, o peygamber efendimizin sevgili turununu katleden, zalim yezidin
islam tarihine kara bir leke olarak düşmesinin , ümmeti muhammedin arasına en büyük nifakın sokulmasına sebeb olmasının
vede yıllarca istismar konusu yapılan bir anlayışın filizlenerek nefrete ve kine dönüşmesinin başlangıcı dır muharrem ayı.
Dolayısı ile biz bu mübarek ayı hem bu olayları hatırlayarak, hemde nuh aleyhisselamdan kalan bir sünneti(aşure) ihya
ederek kutlarken, Peygamber efendimizin sünneti olarakta muharremin 10 ,11, veya 9,10 günlerinde oruç tutarız bun un yanısıra
alevi kökenli kardeşlerimizde, kendi inançları doğrultusunda on gün muharrem orucu tutuyorlar. ALLAH kabul buyursun,Yalnız bizleri
üzen bir olayı hatırlatmadan geçemeyeceyim.Alevi kardeşlerimiz biz sünniler hakkında kullana geldikleri şu ifadeler
gerçekten bir bühtan ve iftiradan öteye geçmediği gibi hem karşılıklı olarak iki akımında üzüntü ve kinine sebeb olmakta hemde
ülkemizde bazı bazı insanlık adına utanç verici olaylara sebeb olmaktadır, hatta bazı şer güçler, bu olayı kullanarak
ülkemizde kargaşa yaratmayı yeylemektedirler. (o ifade şudur) sünnüler yezidin soyundandır ve yezidilerdir ifadesi ) bu saçma olduğu kadar
kin ve nefreti körükleyen bir ifade olduğu kadar tarihi gelişatlada uzaktan yakından alakası olmayan ifadelerdir ,şahsen bir
sünni olarak Allahın dahi lanetine maruz kalmış, sevgili peygamberimin göz bebeklerim dediği torununu, evliya ullahın
(ilmin kapısı) diye peygamberimiz tarafından taltif ve tebrik edilen (hz) alinin ve (hz) fatımatüzzehra anamın göz
bebekleri olan (hz) hüseyin efendimizi katleden bir zalimin soyundan olmak şöyle dursun, onun adını dahi lanetle anan
sünnilere nasıl böylesine bir bühtanda buluna biliyor bu alevi kardeşlerimiz ,ben şahsen bir sünni olarak ne köyümde
nede yaşadığım yörelerde aleviler hakkında hiç kimselerden bir kötü söz duymadım sadece alevilermi ha onlar beşinci mezhepten derlerdi
bazı kimselerde mezhep dörttür beş nereden çıktı diye itiraz ederlerdi tabi çocukluk dönemimiz olması nedeiyle bu meseleyi
benim anlamam güçtü ama zaman geldi büyüdük iş güç sahibi olduk iş icabı irana giderek 2 sene gibi bir zaman dilimi
iranda yaşadık ve orada şia(aleviliğin ana unsuru) kültürüne özgü islamı yaşamı yaknen gördükten sonra şahsen kendi
ülkemdeki alevilerin alevilikle uzaktan yakından hiç bir ilgilerinin olmadığını gördüm,çünkü iranda yaşayan alevilerin
camileride vardı, namazlarıda vardı, oruçlarıda vardı, haclarıda vardı, ve sünniler hakkında benim ülkemdeki gibi bir katı
düşünceye sahip değillerdi,onlara göre yezidi ler ile sünnilerin hiç bir alakası olmadığı gibi sünnilerle aralarında sadece
itikadi bazı uzaklıklar vardı, ama benim ülkemde yaşayan özelliklede kendi mahallemdeki alevi kardeşlerimizin yaşamlarını
yakinen takip ettiğimde, islam ile uzaktan yakından alakası olmayan sadece ideolojik verilere dayanan söylemlerle kat'i olarak
sünnilere karşı bir dışlama, bir kin bir hırs gördüm .Öyleki komşum olmaları hesabıyla selamün aleyküm demeden geçmediğim
çoğu aleviler kerhen merhaba diyerek hemen kafasını çevirdiklerine şahit oldum hele bazı egoizmi kendi benliğine ram etmiş
olan kimseler ise, değil merhaba yüzümüze bile bakmadıklarını görüyoruz ,tabii bu haller bizleri üzüyor neden üzüyor birlik
adına, islam adına, din adına, allah rızası adına, komşuluk adına ,insanlık adına üzüyor.kendilerinin görüşünde sevgiyi önde
tuttuğunu iddia eden bu kardeşlerimiz ne yazıkki kin ve nefretin ötesine geçerek İslamın sevgi ve barış dini olduğunu kavrayamıyorlar
dolayısı ilede bazen bazen izlediğimiz yol tvde devamlı bu ülkeyi kargaşaya sürükleye bilecek ayrıcalıklı söylemlerle kinlerini artırıyorlar
ve ne acı ve yazıkki hem huzuru bozuyorlar hemde onlara karşı sevgi ile yaklaşmak isteyen insanların pişmanlığına sebeb oluyorlar yaık gerçekten
yazık MEHMED AKGÜL 3,12,2012
  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25525 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,632

istikbal
Mesaj Tarihi: Nov 19 2012, 09:40 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


ölümle ceberrut sahiplerinin boynunu koparan, kisraların belini kıran, kayserlerin emelini kısaltan, cenabı hakka (cc) hamd
olsun. Onların kalpleri hak olan va'd(ölüm) gelip çatıncaya, ve onları çukura atıncaya kadar, ölümün anılmasından ürker
bu bakımdan onlar, saraylardan kabirlere,fenerlerin ışığından lahitlerin karanlığına,cariye ve gılmanların cilvesinden
haşarat ve böceklerin hücümuna,leziz yemek ve içkilerden,toprakta sürünmeye mahküm olurlar.işretin ünsiyetinden,tenhalığın
vahşetine,yumuşak yataktan korkunç düşüş yerine nakledilirler, acaba onlar ölümden korunabilecek bir kale bulabilirlermi
ölümün önüne bir perde bir koruyucu set çekebilirlermi? dikkat et! onların (o zalim idareci ve yöneticilerin,
o kabrin lehtine düşünce, artık bir kıpırdama bir ses duya biliyormusunuz? Öyle ise tek başına kahr ve istila sahibi ALLAH(cc)
eksiklikten münezzehtir .baki kalma özelliği olan, ve mahlukatı hükmüyle yöneten(idareeden) sonra ölümü muttakiler(Allahın(cc)
emirlerine riayet edenler için, kurtuluş ve onlar hakkında mülakaatyapan,kabri günahkarlar için kıyamet gününe kadar daracık
bir tutuk evi yapan Allah(cc)ortaklardan münezzehtir.Aralıksız nimetlerle mahlukatı nimetlendirmek, ve kıyamet günündede
bu nimetlere şükretmeyerek Alah(cc) inkar edenleri ise, sonsuz azabı ile azaplandırmak, ve inkarcılardan intikam almak
ona mahsusdur. Bir kimseki ölüm onun mesrai, toprak onun yatağı, böcekler onun enisi, münker ve nekir onun celisi, kabir
onun sorgulanma yeri,kıyamet onun va'dedilen yurdu, cennet ve cehennem onun varacağı yeri olursa, kişiye(akliseliminsana)
en uygun olan amel, her gün her an, ölümü ve hesap gününü düşünerek hayatını ona göre ikame etmesi olmalıdır .
Bütün dünya benim olsa gamim gitmez nedendir bu
Ezelden gam turabiyle yoğrulmuş bir bedendir bu
Gelen gider giden gelmez iki kapulu handır bu,
Evet ben ağayım ben paşayım diyenler. ben zenginim dayıyım , ben pehlivanım diyenler, hele güçlüyüm kaprisine kapılıp
mazlumları ezenler, ben akıllıyım ayağına yatarak şunu bunu aldatarak dünyalık devşirenler ,şunu unutmasınlarkı
bir gün her şeyin hesabı sorulacaktır.
  Forum: Dini Konular · Mesaj Önizlemesi: #25498 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,700

istikbal
Mesaj Tarihi: Nov 19 2012, 09:40 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


ölümle ceberrut sahiplerinin boynunu koparan, kisraların belini kıran, kayserlerin emelini kısaltan, cenabı hakka (cc) hamd
olsun. Onların kalpleri hak olan va'd(ölüm) gelip çatıncaya, ve onları çukura atıncaya kadar, ölümün anılmasından ürker
bu bakımdan onlar, saraylardan kabirlere,fenerlerin ışığından lahitlerin karanlığına,cariye ve gılmanların cilvesinden
haşarat ve böceklerin hücümuna,leziz yemek ve içkilerden,toprakta sürünmeye mahküm olurlar.işretin ünsiyetinden,tenhalığın
vahşetine,yumuşak yataktan korkunç düşüş yerine nakledilirler, acaba onlar ölümden korunabilecek bir kale bulabilirlermi
ölümün önüne bir perde bir koruyucu set çekebilirlermi? dikkat et! onların (o zalim idareci ve yöneticilerin,
o kabrin lehtine düşünce, artık bir kıpırdama bir ses duya biliyormusunuz? Öyle ise tek başına kahr ve istila sahibi ALLAH(cc)
eksiklikten münezzehtir .baki kalma özelliği olan, ve mahlukatı hükmüyle yöneten(idareeden) sonra ölümü muttakiler(Allahın(cc)
emirlerine riayet edenler için, kurtuluş ve onlar hakkında mülakaatyapan,kabri günahkarlar için kıyamet gününe kadar daracık
bir tutuk evi yapan Allah(cc)ortaklardan münezzehtir.Aralıksız nimetlerle mahlukatı nimetlendirmek, ve kıyamet günündede
bu nimetlere şükretmeyerek Alah(cc) inkar edenleri ise, sonsuz azabı ile azaplandırmak, ve inkarcılardan intikam almak
ona mahsusdur. Bir kimseki ölüm onun mesrai, toprak onun yatağı, böcekler onun enisi, münker ve nekir onun celisi, kabir
onun sorgulanma yeri,kıyamet onun va'dedilen yurdu, cennet ve cehennem onun varacağı yeri olursa, kişiye(akliseliminsana)
en uygun olan amel, her gün her an, ölümü ve hesap gününü düşünerek hayatını ona göre ikame etmesi olmalıdır .
Bütün dünya benim olsa gamim gitmez nedendir bu
Ezelden gam turabiyle yoğrulmuş bir bedendir bu
Gelen gider giden gelmez iki kapulu handır bu,
Evet ben ağayım ben paşayım diyenler. ben zenginim dayıyım , ben pehlivanım diyenler, hele güçlüyüm kaprisine kapılıp
mazlumları ezenler, ben akıllıyım ayağına yatarak şunu bunu aldatarak dünyalık devşirenler ,şunu unutmasınlarkı
bir gün her şeyin hesabı sorulacaktır.
  Forum: Dini Konular · Mesaj Önizlemesi: #25499 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,798

istikbal
Mesaj Tarihi: Nov 12 2012, 04:05 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


Atatürk'ü sevmek ya da sevmemek (2)
Bugünkü yazımızda, mezkûr kitaptan (“makale” demek istemedim çünkü bu bir alıntı), herhangi bir yorum yapmadan, geçen hafta bahsettiğimiz Çankaya'daki o süfli geceye giden yolun taşlarının nasıl döşendiğini aktaracağız. Burada, bir yönüyle, 1920'lerdeki Türk siyasetinin genel atmosferini yansıtan bir hava da mevcut. Haftaya ise “o gece'yi” anlatıp, bir iki paragraflık açıklama ile konuya nokta koyacağız.

Genel siyasi hava ve iktidara dair…

…Mustafa Kemal'in talebi üzerine Meclis, Türkiye'yi kurtarmak için Takrir- Sükûn Kanunu ile anayasayı askıya alıp tüm iktidarı, tam yetkili olarak, ona teslim etti. Mebus dokunulmazlığı kaldırıldı. Basın sıkı bir sansüre tabi tutuldu. Hükümet aleyhinde bir hareket ya da sözlü eleştirinin vatana ihanet olacağına karar verildi. İstiklal Mahkemeleri Türkiye'yi temizleyecekti, hem de derhal.

Mustafa Kemal muhalefet liderlerinin mahkeme önünde yargılanmalarına karar verdi… Muhaliflerin çoğu kendi dostlarıydı. Aralarında pek çoğu, örneğin Rauf, Kazım Karabekir, Türkiye'ye büyük hizmetleri dokunmuş büyük adamlardı; vatana ihanet ettiklerine dair kanıtlar çok zayıftı, siyasal bir manevra için yeterliydi belki ama bir hukuk mahkemesi için yetersizdi.

Atatürk'ün, muhalifleri hakkındaki kararında tereddüdü var mıydı?

…Fakat artık ne tereddütle, ne serbest bırakmakla, ne de yarım yamalak önlemlerle oyalanacaktı. Fethi'yi başvekillikten azledip, katı kurmay subayı, acımasız ve sert amiri, yani

İsmet'i geri çağırdı.

Liderleri bu defalığına elinden kaçırmış olabilirdi ama taraftarları acı çekeceklerdi. Bu işle İstiklal Mahkemeleri'ni görevlendirdi. Mahkemeler kanlı hükümlerle kurdukları dehşet egemenliği altında bütün Türkiye'yi taradılar. Zamansız bir jest, üstü kapalı bir eleştiri ya da kimi önemsiz kurallara uymama gibi eylemler yüzünden bile insanları darağacına gönderdiler.

Yargıçlar gevşeyecek olduklarında Mustafa Kemal onları tehditlerle uyarıyordu. O, tam yetkili diktatördü ve iktidar, içindeki yönü ortaya çıkarmıştı. Ankara'nın Bozkurt'u öfkeyle kabarmıştı.(…) (…) (burada uzunca bir satır karalama var, ŞŞ) Türkiye'ye damgasını basmıştı.

Uygun fırsatı beklemek zorunda kalan Mustafa Kemal, büyük muhaliflerini ele geçirmekte hala eskisi kadar kararlıydı. Kendisi içgüdüsel bir komitacıydı ve komitacıların zihniyetlerini gayet iyi biliyordu. Vatan ile İttihat ve Terakki Cemiyeti'ndeki deneyimleri ona devrimlerle karşı devrimlerin araçlarını ve tekniklerini gayet iyi öğretmişti.

İşini bitirecek bir karşı devrimden kıl payı kurtulduğunun farkındaydı. Yenilmiş olsaydı, Yeni Türkiye'nin tahrip edileceğine inanıyordu. Karşılaştığı herkesten kuşku duymakta, hepsine hakaret etmekle birlikte, o tanımlanamaz kişiliğe, Türkiye Halkı'na ve ondan büyük bir ulus yaratma konusundaki görevine olan fanatik, şiddetli inancı hala korumaktaydı.


Görevi kadar egosu konusunda da tam bir fanatik kesilmişti.

Atatürk zimnen ne diyordu?

Ben Türkiye'yim” diyordu. “Beni yok etmek, Türkiye'yi yok etmek demektir.” Sanki “Ben Tanrının Oğlu'yum” der gibiydi.

Ona yönelik tehlike halktan değil, yalnızca önemli muhaliflerden geliyordu. Eğer Fethi'nin gevşekliği olmasaydı, kanıtlar yeterli de olsa yetersiz de olsa, hepsini yarılatacak ve astırmış olacaktı.

….

Hepsinin arkasındaki kişinin Enver ve Talat'ın arkadaşı, İttihat ve Terakki'nin eski Maliye Nazırı olan Selanikli Yahudi Cavit olduğundan emindi. Doğu Masonları'ndan dostları ve uluslararası bankerlerle olan ilişkileriyle bu ufak tefek tombul Yahudi, en başta hesabı görülmesi gereken kişiydi. Perde arkasındaki beyin, oydu.

…Türkiye'yi gizli polis, casuslar, sivil polisler, ajan provokatörlerden oluşan geniş bir sitem kapladı. Mustafa Kemal padişahtan kalan bu sistemi geliştirmiş ve daha da yaygınlaştırmıştı.

Polisi daha da tetikte olması konusunda uyardı. Düşmanlarına karşı daha fazla kanıta ihtiyacı vardı. Bu kanıtları onlar bulmalıydılar. Mustafa Kemal, ağının ortasında acımasızca ağını bekleyen zehirli bir tür boz örümcek gibi, muhaliflerini bekliyordu.

Beklediği fırsatı nerde buldu?

Beklediği fırsatı çok kısa zamanda yakaladı. İzmir'e resmi bir ziyaret yapmak üzereydi. Oraya varmasından iki gün önce polis, üç şüpheli yakaladı. Mustafa Kemal'in geçmesi gereken sokağın üzerindeki bir evde hazır durumda bombalar, suikast planları ve Meclis'teki Ziya Hurşit adlı muhalefete mensup mebuslardan birini suçlamaya yarayacak mektuplarla birlikte ele geçmişlerdi.

Mustafa Kemal darbesini indirmekte gecikmedi. Polis her çeşit kötü muameleler, işkence, falaka veya başka yollara başvurarak muhalefet liderlerine, yani dört askeri kumandanı ve özellikle Enver'in çetesine mensup olan eski İttihat ve Terakki liderlerinin herhangi birine suç isnat edilmesini sağlayacak yeterli kanıtı bulmak zorundaydı.

Polis ve hakimler işini iyi(!) yaptı mı?

Polis işini iyi yaptı. Ülkedeki tüm muhalefet liderleri tutuklandı ve onları yargılamak üzere bir İstiklal Mahkemesi kuruldu.

Mustafa Kemal dişlerini sıkarak yargıçlara “Bu kez hiçbir hata istemiyorum. Bu, bir son olmalı” diyordu.

Yargılama iki aşamada yapıldı: İzmir'de yapılan ilkinde, önemsiz tutuklular yargılandı. Mahkeme heyeti muhakeme usullerini ya da kanıtlarını hiç umursamadan hepsini astı.

İdam müzekkereleri, imzalaması için Çankaya'daki evine gönderildi…

Mustafa Kemal'in “tek dost'u” için verdiği karar…

İdam müzekkerelerinin arasında Arif'inki de vardı. Mustafa Kemalle münakaşasından sonra muhalefete katılmıştı. Tek dostu, Bağımsızlık savaşının kara günleri boyunca, o padişah tarafında ölüme mahkûm edilmişken Samsun'da, Amasya'da, Erzurum'da ve Sakarya'da hep yanında ve ona sadık kalan Arif; bu odada birlikte kağıt oynadığı ve içki içtiği (…) (…) (…) (burada altı satırlık uzun bir karalama var, ŞŞ) içinde, iradesini yumuşatacak hiçbir anıya ya da duyguya yer yoktu.

Yargılamanın ikinci kısmı Ankara'da gerçekleştirildi. Duruşmalar Bolşeviklerden örnek alınarak büyük bir siyasal gösteri gibi hazırlanıp sahneye kondu.

Rauf ve Rahmi gibi kaçmış olanların dışında bütün muhalefet liderleri sanık sandalyelerinde oturuyordu. Kaçanlar da gıyaben yargılandılar.

Mahkeme süreci ve o meşhur hakim Kel Ali…

Mahkeme Başkanı Kel Ali'ydi. Yaşlı bir İskoçyalının yumuşak vakarına sahip, nazik bir beyefendi görünümündeydi. Gerçekteyse, en büyük övünme vesilesi olarak, 7 000 yeniçeriyi öldürten II.Mahmut'tan sonra en çok sayıda adamı kendisinin asmış olmasını gösteren bir alçak ve kana susamış, ihtiyar bir vicdansızdı. Yardımcıları Ali (Kılıç Ali olsa gerek, ŞŞ) adında terbiyesiz, kabadayı bir zorba ile bir savcıydı. Her üçü de Mustafa Kemalin yakın çevresine dahildiler ve ondan idam kararı verme emrini (yetkisini, olsa gerek. ŞŞ) almışlardı.

Kel Ali davayı adalete uymak yönünde en ufak gayret göstermeden yürüttü. Sanıklara, savunmalarında kendilerine yardım edecek bir avukat bulma izni verilmedi; acımasız bir zorbalığa maruz kaldılar… Suçlananların, Mustafa Kemal'e karşı oldukları ve onun ölümü halinde iktidarı ele geçirmeye çalışacakları açıktı. Ama suçlandıkları suikast girişiminde hiçbir rol oynamamış oldukları da aynı derecede ortadaydı.

….

Hakimlerin ya biri ya öteki, kah Ali kah diğer Ali, birdenbire Gazi'nin üstün nitelikleri- onun fevkalade ileri görüşü, derin yurtseverliği, olağanüstü dehası, tüm soylu eylemleri, hayret verici cesareti, vb üzerine tumturaklı söylevler vermeye başlıyorlardı. Ardından bunları, sanık sandalyesinde oturan muhaliflerinin rezil ve alçak karakteriyle karşılaştırıyorlardı.

Medyanın rolü var mıydı?

Mahkeme işini çok iyi yaptı; gazeteler de duruşmaları yayımladılar. Mustafa Kemal göklere çıkarıldı. Sanıklar alçak vatan hainleri olarak teşhir edildiler. Dört askeri paşanın kişilikleri alenen paramparça edildi, dünyanın gözleri önünde karalandılar; ordudaki nüfuzları tuz buz edildi ve toplum yaşamının dışına itildiler. Ardından Gazi'nin soylu karakterini ve müşfik yüreğini göstermek üzere, bir lütuf olarak serbest bırakıldılar.

Yüzündeki yumuşak tebessümle Kel Ali kalanların hepsini gayet nazik bir tavırla, ölüme mahkûm etti.

Kısmet olursa haftaya devam edeceğiz. Prof Şaban şimşek Haber vaktim .com

  Forum: Serbest Kürsü · Mesaj Önizlemesi: #25495 · cevaplar: 0 · Okunma: 1,508

istikbal
Mesaj Tarihi: Nov 11 2012, 04:36 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913



Sevgili peygamberimiz hz Muhammad Mustafa (SAV) Buyuruyorlarki. Bakara suresinin son üç ayetini sıkca okuyunuz
hatta her gece yatağa girmeden bu 3 ayeti okuyan kimse ölürse. şehit olarak ölür. yaşar ise o geceyi sabaha kadar
ibadetle geçirmiş olur. Hz Ali (RA) Rahmetullahialeyh) de buyuruyorlarki bu mübarek ayetleri okumadan yatan müslüman düşü
nemiyorum.
şimdi gelin bu ayetleri öğrenelim:Amenerasulü bima ünzile ileyhi mirrabbihi vel muminun küllün amene billahi vemelai ketihi
ve kütübihi ve rusulih lanüferri gubeynaa ehadimmirrüsulih ve galuu semiana ve edaana gufraneke rabbena ve ileykel masiiyr
la yükellifullahi nefsen illa vüseha leha ma kesebet ve aleyha mektesebet Rabbena la tüahızna innesiyna ev ahtana
Rabbena vela tahmil aleyna ısran kema hameltehu alelleziyne min gablina Rabbena vela tuhammilna ma la daa gatelene bihivafu
anna vağğfirlene verhamna ente mevlana fensurna alel gavmil kafiriiyn.
Türkce meali:
peygamber rabbinden ne indirilmiş ise onların hepsine iman etti,Müminlerde onunla beraber iman ettiler.Onların hepsi
ALLAHA o'nun meleklerine Kitaplarına Peygamberlerine iman ettiler. ''Biz Allahın peygamberlerinden hiç birinin arasını
ayırmayız! Dinledik ve itaat ettik Eyy Rabbimiz mağfiretini niyaz ediyoruz, bizi bağışla son varışımız ancak
sanadır dediler.
Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden öteye yüklemez ! Herkesin yaptığı iyilik kendi yararına yaptığı kötülük ise kendi zararınadır
Eyy Rabbimiz.eyer unuttuk veya yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme. Eyy Rabbimiz bizlere bizden evvelki ümmetlere yüklediğin
gibi ağır yük yükleme .Eyy Rabbimiz hem bize gücümüzün yetmeyeceği yük yükleme,ve bizim günahlarımızı bağışla,
bizi mağfiret eyle bize rahmetini ihsan eyle sen bizim mevlamızsın o kafirler(inkarcılar) güruhuna karşı bizler
yardım eyle, Amin
  Forum: Dini Konular · Mesaj Önizlemesi: #25494 · cevaplar: 1 · Okunma: 3,963

istikbal
Mesaj Tarihi: Nov 6 2012, 03:45 PM


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 734
Katılım: 12-January 07
Üye No: 1,913


Hz Musanın duası:Gale rabbişrahli sadrii ve beşşirlii emrii vahlulugdate minlisaniiy
yefgahu gavliiy vecalliy veziyren min ehliy harune ahii eşdütbihi ezriiy veşrükhü fi emriy
key nüsebbiheke kesiyra.venezkürüke kesiyra.
356++++
ü inneke künte bina basiyra.

Rabbim göğsüme genişlik ver kolaylaştır işimi düğümü çöz dilimden'ki anlasınlar beni
bana yakınlarımdan yükümü paylaşacak birini tayin et kardeşim harunu Onun sayesinde
gücüme güç kat görevimden bir payda ona ver,ki.. zaten yüce adını çok daha yüceltelim
ve seni sürekli analım kuşku yokkii.. sen bizi daima gürüp duruyorsun.

Müminlerin duası:Rabbena atinafiddünya haseneten vefil ahireti haseneten ve gına azabennar

Ey rabbimiz bizlere dünyadada iyilik güzellik ver ahirettede iyilik güzellik ver
ve bizi cehennemin narından koru

HZ İbrahim ve Hz İsmailin duası:Bakara (127 129)

Rabbena tagabbelminna inneke entessemiyul aliym..Rabbena vec'alne müslimeyni lek vemin zürriyy
yetina ümmeten müslimetenlek ve erina menesikena ve tüb aleyna inneke entettevvabürrahiym.
Rabbena vebas fiyhim resulen minhüm yetlu aleyhim ayatike ve yüallimühümül kitabe vel hikmete
ve yüzekkiyhim inneke entel aziyzül hakiym

Rabbimiz kabul buyur bizden yalnız sensin tüm duaları işiten ve gönüllerdekini bilen de yalnız sensin
Rabbimiz bizi kayıtsız şartsız sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdanda sürekli sana teslim
olacak önder topluluklar varet. bize nasıl kulluk yapacağımızı göster ve bizleri affet hiç
şüphe yokki sen tövbeleri çokca kabul edensin ve rahmetle muamele edensin
Rabbimiz onlar arasında kendilerine senin mesajını okuyacak ilahi kelamı ve onu hayatın ölçüsü
kılmayı öğretecek ve onları arındıracak bir elçi gönder.çünkü yalnızca sensin işinde mükemmel
olan ve sensin yaptığını yerli yerİnce yapan..

Rabbimizin yapmamızı istediği dua.(ZÜMER S 46)

Gulillahümme fatırıssemavati velardı alimelgaybi veşşehadeti ente tahkümü beyne ıbadike
fiymakanü fiyhi yahtelifun.

Deki .Allahım!.. ey göklerin ve yerin yaratıcısı, ey idraki aşan hakikatleride
idrak edilenleride bilen kulların tartıştıkları konularda aralarında son sözü söylecek olan
yalnızca sensin.

müminlerin duası(aliimran 26 27):Gulillahümme malikelmülki tutilmülkke men teşaaü ve tenziül mülke
mimmen teşaau ve tüuzzü men teşau ve tüzillü menteşaü biyedikel hayr inneke ala külli şeyin gadiir.
tulicüllleyle finnehari ve tulicün nehare filleyli ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhrucül
meyyite minel hayy!! ve terzugu men teşau bi ğayri hisab.

Ey mutlak otorite sahibi olan allahım sen dilediğine otarite verirsin dilediğindende otoriteyi
çeker alırsın. dilediğini aziz eder ,dilediğinide zelil edersin, hayrın tamamı senin elindedir
çünkü sen her şeye kaadirsin geceyi uzatıp gündüzü kısaltırsın gündüzede uzatıp geceyi kısaltırsın
ve ölüden diriyi çıkarıp diriden ölüyü çıkarırsın ve dilediğin kimseye hesapsız rızık veririsin.

MEHMED AKGÜL
  Forum: Dini Konular · Mesaj Önizlemesi: #25493 · cevaplar: 1 · Okunma: 3,963

29 Sayfa V   1 2 3 > » 

New Posts  Yeni İletiler Var
No New Posts  Yeni İleti Yok
Hot topic  Yoğun Başlık (Yeni İleti)
No new  Yoğun Başlık (Yeni İleti Yok)
Poll  Anket (Yeni Oy Var)
No new votes  Anket (Yeni Oy Yok)
Closed  Kapalı Başlık
Moved  Taşınmış Başlık
 

Basit Görünüm Tarih: 20th March 2019 - 05:27 AM

Alt Başlık

Data Alanı Alt