Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: RUHUMUN HİCRAN DAMLALARI...
www.gumushane.gen.tr - Forum > Şiirlerimiz > Şairlerimiz
Sayfalar: 1, 2, 3, 4
Mustafa CİLASUN
Neden gönül kapını aralamadın, sessizce ağladın!











Belki de ben seni hakkıyla anlayamadım
Ruhunun bizarlığında hiç soluklanmadım, yıllardır kayıpları yaşadım
Sen, feda olmayı anbean yaşayarak kalbi dirliğime sessizce gül-i nihal bıraktın
Ben ise hoyrattım, nefes nefese emellerim için yaşadım, ne söylediğini hiç anlamadım






Oysa ki hakikatimdin, tecdi edilen ferdin
Ne vakit yalnız kalsam, imdadıma yetişen ahenktin, şevktin, fevktin
Neden içimde ki gelgitleri nizam edemedim, niçin nefsanilik içindeydim bilemedim
Şevkattin, hamiyettin, haysiyettin, sadakat için timsaldin, ben ise bir girdap içindeydim






Ne zaman yüzüne baksam, sürur vardı
Arlaşan halinden tebarüz eden edep bir başkaydı, vuslata tabi olan manaydı
Yıllarca susmuştun, sabrı hicranla yudumlamıştın, ne biliyorsan yaşayan bir endamdın
Neden yıllardır hak ve hukuku ihmal eden bir can olarak yaşadım sessizliğinle farkındaydım






Azim sendeydi, kanaat zaten kalbinleydi
Sabır yumağı muvazene için nefesinin ilmiğinde fevkalade bir mihekti
Hakkıyla ne umutların yeşerdi, ne de beklentilerin sefil halimden neşet ederek filizlendi
Sen, gülün mahzunluğunda anlamlaşan bir hicrandın ve hüzün o sessiz çığlığında namdı






Gözyaşlarını gizlerdir, şahit olmamı hiç istemezdin
Her nedense adavetim ve hiddetin içinde rezilleşmeme ziyadesiyle kapı aralardın
Suallerim karşısında o vakitler susardın ve içini çekerek başka yerlerden umut arardın
Neden bu cehdini, fedalaşan feyzini, sürur içinde nöbetleşen o hicranlı halini hiç anlamadım






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Bekle diyorsun, gönül sesimi hiç dinlemiyorsun!










Biliyorum korkuyorsun
Sualler içinde uçsuz bucaksız bir yol alıyorsun, bazen ürperiyorsun
Gelip geçen zamana ne söylüyorsun, nasıl bir burukluk yaşıyor ve ağlıyorsun
Gülmüyorsun, sadece anlamı içine çeken bir tebessümle gönlümü alıyor uzaklaşıyorsun






Seni sana bırakmayan çığlığın var
Hıçkırıkların akseden sedası sessizliğinde içimde akar, neden ağlarsın ey yar
Sabır ve kanaat ruhun didarında en manidar bir kar, hesapsız nefeslenmek neye yarar
Zaten geçen yıllar sinemde çırpınışlarımı yoklar, uhteyla umuda kim ve nasıl bakar ey yar






Suskun sokaklar gibisin, sessizsin
Hissiyatını aşikar eylemeyen bir nidasın, edebin derinliğinde ne ülfetli bir değersin
Lal olan dilinle, utangaç nazarınla, nefes nefese koyan merakınla suhuletsin ve zarafetsin
İçim içime sığmıyor, evet billahi akıl sır ermiyor, cezbeden ahhalin, şimdi melalime üşüşüyor






Okumak için sığındığım kitaplar söylüyor
Manasına meftun olduğum edeb-i halin içime titremeleri zerkediyor, aşkını şehrediyor
Ne kadar hasret varsa içimde bereketleniyor, kavuşmak ne kadar müşkil bir işmiş dedirtiyor
Gözyaşlarım bu an kalbimden neşet ediyor, bu hicran ruhumun serencamında ikamet ediyor






Gün bitiyor, kabrin lahzası dinmiyor
Tefekkür etmek ve tesbihat için kalbin nazargah olduğunun farkını anlamak pikleşiyor
Ne kadar muradım varsa, o an sineme sökün ediyor, bahtım için aşkla sahibine iltica ediyor
Gönül kapım açılmayı bekliyor, eşiklerin dirliğinde beklenen nasibi kimden sevda ile diliyor






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Ne varlığıma sevinir, ne yokluğuma üzülürler!












Her ne hikmetse, ulufeler kalbim için gayeleşmedikçe
Her nefesi memnun etmek için takiyeyi nefeslenmedikçe ve ne derleri gaye edinmedikçe
Keyfiyeti ve imtiyazı makam için tanzim etmedikçe nefsi telakkiler nemelazımı benimsedikçe
Aşk ve hakikat uzaktır, kalbi yakarış maslahattır, taklit etmek ranttır, muhakeme edilmedikçe






Pazarcı esnaf biliyor ve bizzat kendini kandırıyor
Ne kadar çürük çarık varsa ilm-i sanattır diyerek zavallı ihtiyaçlıya utanmadan yüklüyor
Şayet farkeden olursa, burada ne işin var manava git diye yüzsüzlüğünü o an aşikar ediyor
Derdi anlatmak için kelam yetmiyor, zaptiyeler tık nefes olmuşlar, hiçbir yerde görülmüyor






Esnaf tacirdir, rızgın ne demek olduğunu bilmelidir
Kimi kandırırsa bizzat kendisi için fakirliktir, elhak tamahkarlık adınada nasipsizliktir
Ahilik kimler içindir, helal lokma kasaya giren değildir, vicdan ruhun şadında hissedilendir
Makam ve şöhret kalbin için risktir, hesabı fikretmemek nefsin için sefilliktir, hak kiminledir






Siyasiler yıllarca kandırdı, politik hesaplar yaptı
Kul hakkını unuttu, gasp etmeyi itibar addetti, devlet nişanını kimlere ulufe olarak taktı
Vekil olmak güya vicdanı için şiardı, dile gelen yüce divan niye vardı, anayasa kime fırsattı
Hani hak ve hakikat için yaşamak azimeti sanattı ruhumu esir almak için ulufeler şartmıydı






Sanatçı, ruhun ve kalbin lisanından söz etmeli
Sekülerliği ve paganlaşmayı gaye edinmemeli, esin kimin tasarrufundadır bilinmeli
Ölüm hepimiz içindir tefekkür akıl ve ilimle muhakeme içinde fikredilmeli, ecir dilenmeli
Gönüllü kölelik yakinen görülmeli, insanı mecbur bırakan şartlar fark edilip nizam edilmeli






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Güya suçluymuşum, evet şimdi berdeşum!












İnat ettim, yılmayacak ve karalara boyanmayacaktım
Solgun nefesleri asla unutmayacaktım, yaşarken ölümle yol alan bir can olacaktım
Sevgiyi hakikatin didarından soluyacaktım, sevdayı sadakat ve aşka azimle bırakacaktım
Kim ne derse, önyargılarıyla bir hüküm verse ruhumu bizarlığın o kadrine salmayacaktım






Nasıl güvenmeliydim, kiminle ahenkleştirmeliydim
Dervişin vecdine, alimin ilmine, mazlumun nefesine, mecnunun divaneliğine ermeliydim
Sabrı ve hukuku akidem için ayrıştırmalıydım, ne kadar heves varsa maşuka adamalıydım
Adamlığı hiddet ve kuvvette barındırmamalıydım, hamasetin sefilliğinde yaşamamalıydım






Ana derken, yarin süruru şevkini nefeslenmeliydim
Nisaya seslenirken, edebin ve hilmin senasında bir kuşun ahengiyle kalbi hasretmeliydim
Nazargahın ne demek olduğunu iliklerime kadar yakın hissetmek ve zikretmeyi bilmeliydim
Hak derken, vaktin ve emanetin saadetinde, azmin ve inşirahın kavlinde ki aşka erimeliydim






Hamalı haklir görme, sabrın ilminden nefeslenir
Kapıcıya acıyarak nefes etme, rızkın inhizarında keyfiyeti bırakır, buruklukla ladeştedir
Ne vakit simitçiyi görsem, ayazlarda bekleyen boyacıyı fark etsem, içimin acıdı nöbettedir
Gecenin karanlığına makkum edilen, mücadeleyi aşk bilen kadını görsem keder kalbimdedir






Masum bir şekilde okul kantinine bakıyor çocuk
Karnı aç, umut kıraç, maksat onun ruhunda meşakkat, durma ey can ayağa kalk
Seni senden alan, aile saadetini hiçe sayan, nesilleri kobay sanan sokaklara savuran an utan
Nasıl tarumar olmaz zihnip, bin hüzün içindedir kalbim, nasıl bir ruhun sahibimiyim inan






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Artık içimden konuşmaya başladım!












Susmalıydım, manasız nazarlardan korkmalıydım
Nefes nefese varlık nefsi adına soluyanlardan uzaklaşmalıydım, peki, neden kaçmalıydım
Anlatamazdım, vicdan sızısı ne demek kalbi manada tattıramazdım bir hal-i fakir niyazdım
Ne zaman hak ve hakikatle birebir manalaştım aşkın hidayeti nasip olduğunu anlamalıydım






Nereye baksam içim acıyor, umudum bizar kalıyor
Ne gücüm yetiyor, ne izanım geçit veriyor, gizli bir nefes çok acele etme diye haykırıyor
Bakıp kalıyor, insan denen müstesnayı ne kadar anlıyordum, yanılıgılar günyüzüne çıkıyor
İşte bu vakitte hüzün sinemde ayağa kalkıyor, ruhumun hicran damlaları şevki surur arıyor






Demek ki kurban olmak dilin lahzasında kolaymış
İrade ve azim hakikatte aşk için emanet-i furkanmış, aklın ve vicdanın didarında ne varmış
Hasat vakti neden hicran içinde manalaşan zamanmış, elem niçin gammış, uyumak yasmış
Gönül nasıl hakkıyle anlaşılırmış, nefsanilik ne vakit ibret-i aleme meşale olup anlamlaşmış






Deniz içimde mi, sancılar kalbim için müjde mi
Akıbetin ne olacağı belli mi, şanslar ve tesadüflerde arananların uhteleri bir keder mi
Hayal zihnim için kefalet eder mi, kaygılar nasibi önceler mi inanmak hiç şek şüphe ister mi
Yıllardır boşuna mı aldanıp avundum, bin hüzünle nefes aldım, süruru tatmadım, elem mi






Bir caminin şadırvanında yalnız başımayım
Mimarsinanın memleketine yaptırdığı bir şaherin makanındayım, mütevazı cenahındayım
Oturdum bir köşeye, ezan vaktini bekleyim diye kuşlar ziyaretime geldi aranıyorlar anladım
O an kimsesizleri sokaklarda yalnızlık içinde gezenleri andım kuşlara yemlerini bırakmıştım






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Bilmem ki neyi merak eder, sabrıyla nefeslenirsin!











Katre-i matemi sen hiç bilirmisin
Seraplaşan gönlün melalini işitirmisin, aşkın firkaşleştiği anın acısını hissedermisin
Akıl ve izandan yoksun birşekilde kanaat etmenin, gerekçelerinde ki sancıyı bilmemenin
Vaktin mağfiretleştiği hilkatle hamdetmemenin, ruhun nidasında işitilen vecd-i titremenin






Sormamalıyım belkide, aşk nedir diye
Hakikatin ihsanlaştığı, kalbin inşiraha hasret kaldığı, umutların solgunlaştığı badire kime
Neden şahadet elzem, niyet asliyettir, kalbin nazargah hali kimindir, azim ihmal edilir niye
Senasına mecnun olduğun ezanlar okunuyor bir davetle, niye tefrikalar artar latif kalplerde






Zehroluyor inkilabın ramı sinemde
Her vakit firaridir, irademde ki zafiyetler söyle kimin derdinde, istişare muhabbet hasretinde
Mahkum olan bedenler dört duvar nerde ve elbette ki keder içinde, o vakit teslimiyetin kime
Nefsine köle olmuşsan, emetlerini umut yerine koyup hakikatinden uzaklaşmışsan ki nereye






Mecnun ol bari, aşkın sadrında ki hikmete
Akıl, fikretmezsen ne kadar çare, hukuku bilmek neden akl-ı selimlikle birlikte ki eminde
Keyfiyet kalbi yoracak, ruhundan kopan figanlar elbette birgün tarafından duyulacak demde
Adamlık kul olduğun nispette seninle kul ihsan ve takva netliğinde niyette kaim olan kalpte






Yorma fakir ve muhtaç halimi bir dinle
Senin en mahzun ve dingin olduğun bir zamanda, bak ölüm her zaman en yakınında
İnsan sevgi ve muhabbete hasret kalınca, sürur ve şevk kuruyor vicdanın kör kuyularında
Kim saklanbaç oynuyor, akıl irfan niye hala gizleniyor mukallit olmak bize düşüyor heranda






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Sıdk ile gelen gelsin, gönlünü aşka hasretsin!









Hayli üşüyorum, çenem titriyor nedense bilmiyorum
Yüreğimi cezbeden hanhi yolda nefesimi sevk ediyorum, hangi sualler peşinden gidiyorum
Niçin o an ve akan zamanda mola vermek istemiyorum, dur durak bilmeden aşka akıyorum
Sinemin yarası nedir ruhum kimbilir hangi derdin gamıyla inlemektedir diyerek soruyorum






Ey ahali sıkıca örtün yorganı sancılarım bambaşka
Kaybolmak istiyorum temaşa eden nazarların lahzasından, beni benden alan manasından
İrademe zafiyet eken hülyasından, nefsime haz veren meramından kurtulurmuyum ki ahtan
Ne zaman uyanırım bitaplaştıran illetten, fikretmeme mani olan mahkum eden köleliklerden






Aşkın eşrefi kalbin için demdir, münbitleşem esindir
Lahzasından şevk ve sürur bulamadığın feyzin sence manası nedir, mukallitlik kimedir
Hissetmek, ihsanın latifliğinde nefeslenmek ne mubarek edeptir, tefekkür istikamet içindir
Dertten arileşmiş, kalbin nidasından uzaklaşmış münbit bir çile olur mu, ne ulvi rahmettir






Kimseye kem gözle nazar etme, senin kalbini bulur
İhsan edilen ne varsa, tanzim-i sanatı gönül sahibi fark edemiyorsa ne yapsın bekleyen nur
Durma ey yolcu durma, etrafında ki işaret taşlarını gayret ve süruru azminle hiç durma bul
Umut lahzasındadır o kalbin kimin nazargahıdır, hiç tereddüt etme kalbi lekelerinden kurtul






Aşk kimleri yakar, narın haşyetini gönlüne salar
İradeden vazgeçirir kutlu sevdalar, manasında medfundur göçen o nice ülfetli nazarlar
Akletmek neden zarurettir, ilim ve irfandan nasipsizlik ne kadar bahttır, hiç araştırmazlar
Ne vakit çare oldu, günyüzüne hasret ümitler manasında yol buldu, gerekçe yolda bırakmaz






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Ne gül kokusu var, ne kalbim aşkın ecriyle ağlar!




Neden bu denli kayıp ve tarumardır zihnim yar
Hangi ufuklara salınıp, ruhumuzu esarete gark ettik bu kadar sefillik kim için kar
Gözlerim melül melül bakar, seherin vecdinde kim vecdin senasında ki kayıplarını arar
Ne kadar mühlet kaldı, hesap neden akıl ve idrak için hakikattı, nefsin neden hoyratlık yaşar



Hiç dert çaresiz olurt mu, umutlar kurur mu
Hazanın aksettirdiği hicranın suskun çığlığı kalbin lahzasında ki umutla buluşur mu
Ruhsat ve azimet ihsan için neler ifade ettiği, tahkik erbabınca birgün anlaşılır, okunur mu
Hafız-ı Kuran olmak mı evla, Kur'anı muhafaza etmeye ne kadar hasredilir gönülden sevda



Sadet asrında sadece dört kişi hafızdı anla
Ve fakat her can, canı gönülden azim ve cehtin yolunda Kur'an için en makbul muhafızdı
Ne kadar emelleri varsa, bu uğurda yaşamak ve anlamlaşmak vuslatsa, o an kalbi yakınlıktı
Kimler için edep kalbin ve ruhun sahrasında en aziz masumluktu, niyetin ülviliğide sadıktı



Bir derdin varsa, çare için uzaklara bakma
Yakınmak için ağlama, bilmediğin ve merak etmediğin neler varsa mukallitliğinde ara
Akıl neden ihsan edilmiş, fikretmek için ilim tahsili niçin medhedilmiş, kayıplarda yaşama
Ne denli keyfiyet için cehdettiğini bir bir kalbinin mecrasından anla, maverayı asla unutma



Aşk, en büyük sevday-ı muhabbettir kalp için
Kumaşlar kefenleşir bekleyen hicranın suskunluğu ibret sahnesinden tebarüz eden seçim
Gönül sızlar, sessiz sancılar başlar, hesap vakti o an kalbin hüznüyle hasredilmeye yüz tutar
Gözden yaşlar niye akar, bilinmeyen bir hesap mıydı ki, bir şaşkınlık ruhun didarından akar



Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Nasıl güvenir, gönlümü hicrana hasrederim!




Birgün kapanacaktır gözlerim
Günyüzüne hasret ümitlerim, hüzün nağmelerim, buruklaşan kalbim, suskun mecalim
Nasıl bir bilmeceyim, anlama muhtaç olan bir lehçenin içinde mi inlemekteyim, neredeyim
Hangi emelin peşinden gitmekteyim, varlığımı gerekçesiz tercihler ilemi derdest etmekteyim




Neden halin demiyle iktifa ediyorum
Kalbin inşirahından çok uzakmıyım, gönül kapısı nevakit açılacak hangi yüzle ummaktayım
Niçin secdede tarumar ahval yaşamaktayım, teslimiyet ne demek olduğunun farkındamıyım
Niçin kalbi haşyetten bu denli uzağım, keyfiyet için aranan virane bir adamım neye razıyım




İçimde bir sabinin ümidini taşımaktayım
Kanaati ne kadar anlamaktayım, çaresizliği sabırda mı bulmalıyım, sevgiyi ne yapmalıyım
Kimden medet umarak kalbimi kuşkusuz, koşulsuz bir eda ile açmalıyım, kime inanmalıyım
Feryat edeni duymamalıyım, ne derleri sinede mi saklamalıyım, kimden aşk ile korkmalıyım




Neden nefesler bu kadar beklenti içindeler
Gönül ummandır, hangi lisanı şehrederek farkı fark ettiren lahzayı aşkla bilmektedirler
Niçin nefsi taranelerden vaçgeçmezler, fikretmek için kitabı celilin idrakiyle bütünleşmezler
Tüketmeyi ne kadar marifet telakki ederler, ahbap çavuş ilişkisinde nasıl muhabbeti beklerler




Neden içim acıyor, göçmeler anbean şakıyor
Fersiz gözlerim neye bakıyor, kalbim nafile yere feda olmanın mahzunluğunu yaşıyor
Efradım bu hakikati ne kadar biliyor, bir beklenti içinde gözlerimi derinden niye süzüyor
İdrakim mi lal olup göçüyor, irfan neden kalbime umut zerkketmiyor, hicran alıpta gidiyor




Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Beklemek nicedir, aşk kalbim için mukayyattir!




Neden sabreder, ah edersin latif nefesin şahitliğinde
Niye gaye edinmezsin bahanelerin zerkettiği mechulin fakirliğine, hani kanaat kalbinde
Ne murat edilmişse, kader iradet-i cüziyede kiminle, akıl ve irfan hangi sahlin beklentisinde
Hor görme şahit olduğun insan ahvalinin muarrızlığını, hamdet kalbin ihsanlaşan ülfetine



Neden iltimas ediyorsun ki nefsi taraneler vadini
Neden tehir ediyorsun kalbini bekleyen inşirah vaktini, hasretin firkatleşen suskun melalini
Bir nazar et, secdede ki halini, dillenen ihsan fakirliğini, kanaate muhtaç olan umut vecdini
Neden niyet samimiyeti ister, ruhsatlara sığınmak nasıl bir muhabbetle aşkın vaktini bekler



Haklısın susmalıyım, esinden yoksun bu halimle
Edep telakkisinde bulunmalıyım, sevdanın hasret vadeden en nadide ikliminde ve ecirle
Neye tasadduk etmeliyim, hangi bekleyen umut için niyazı aşk ile teslim ederek inlemeliyim
Aklıma gelen herşeyi mi ayan etmeliyim, sırrın latifliğini suskun nasipten hep beklemeliyim



Anıların ne kadar hicrana gark ederse hiç yılma
Yetim ve öksüz hissiyatı kuraklığın muştusu olarak sıralama ve sanma, aşk hakikatte anla
Öncelikle kalbini, şehrine muhtaç olduğun ruhun yetisini, sinenin hicranlaşan kadrelerini
Vurgun yemiş bir gönül olarak okuma, senden tebarüz etmeyen ne varsa korkuyla kaçınma



Bir bak kanatsız çırpınan kuşa, dalı terk eden yaprağa
Taşın altında nasibini bekleyen canlıya, hor ve hakir görülen bin bir hüzün içinde yaşayana
Acı ve sancı kalbin için rahmettir elem kalp lahzasında vazgeçilmeyen bir demdir gocunma
Neden vuslat hasrettir, aşk muhteşem sanat telakkisinde ilham ve esindir, umudu soldurma



Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Ne elin elime değdi, ne hasretin kalbimi dinledi!




Ne müşkil bir badireydi, merakı celbeden vakt-i haldi
Durdurak bilmeyen ne esrarlı bilmeceydi, yıllar dahi çözmeye yetmedi, sabır tükendi
Hangi gerekçeyle firkat için nefesler tertip edildi, akıl ve izan kalbi keşfetmeye yetmemişti
Niçin gerekçelere lüzüm görülmedi, hukukun bizzat yitik bir maklgibi mütalaa edilememişti



Gönül pırar misalidir, asla bir fırsatlara ram değildir
Kalbin ne kadar şehredilmeye muhtaçsa bizzat tarafından gatret lahzasında öğrenilmelidir
Neden şuur ve idrak ruhun dirliğinde vazgeçilmeyen ülfettir, hangi gönül kabul etmeyendir
Sinen hangi ikametin furyasında inlemektedir, niye nefsi telakkiler tercihlerin için hicrandır



Hep mi nazlanacaksın, aşkı nefsanilik mi sanacaksın
Ne vakit kuşkularından kurtulup, ruhunu esaretten kurtararak zanları kime bırakacaksın
Ne zaman halin deminden anlayarak, gönlünü hakka açacaksın, huzur içinde ağlayacaksın
Neden mahkum etmeyi bizzat hakın sanacaksın, vadedilen bir hesabı hiç gale almayacaksın



Gönül vefanın diyarı, aşkın feryadında ülvi farktır
Ancak iradesinden vazgeçen kalpler bu gerçeğin ve hakikatin şadında anlamlaşacaklardır
Yüreğine taş basmak, gözlerini pınar misali ihsan içinde sabırla bırakmak ne ülvi bir aşktır
Sevmeyi bilen vefakat bir karşılık beklemeksizin feda olmayı beceren iradelerde coşacaklardır



Bir nazar et etrafına, bizarlaşan canlara korkma
Ömür kumaşında meydana gelen hicranı yakinen ruhunun didarında yaşa, asla uzaklaşma
Suskun gönüllerin hüzünleşen feryadlarını umursa, enme lazım diyerek nefsanilikte yapma
Uyku bazen ölümdür, kalbinnin sahibi kimdir mühlet hangi hesabın gerekçesidir'i umutma



Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Ne kadar şehrettim kalbini ve suskun melalini!




Hangi lahzanın vecdinde ruhumu arıtsam
Nefsi mülahazalardan soyutlanarak hakikatin meşkiyle yalvarsam, sessizce ağlasam
Çırpınan gönül feryadımla aşkın didarında korkusuzca süruru yaşasam ve hiç uyanmasam
Umutlar mecrasında ayılsam, ruhuma tevdi edilen ne varsa, aşkın nazarıyla nefse anlatsam



Kimi nefesler merak ediyor, peki,neden diyor
Gönül şirazesi nedir belkide henüz kalbin lahzasında hissetmiyor, arlanmadan alay ediyor
Belki de açıkça kınamak istiyor, niçin bu kadar yazmak gereklidir ki, hiç merakta mı etmiyor
Ruhun yetisi ne içindir, kalp hangi mananın vecdinde bekleyen sefirdir, edebi nefeslenmiyor



Hergün adım adım göçmek nedir hiç bilirmisin
Nefsi taraneler hangi nefesin işidir tefekküre meyledermisin, neden öğrenmek istemezsin
İşine geldiği nispette kanaatini serdedersin, gönül kırmak ne denli azaptır sen hiç bilirmisin
Kim,in kime zararı var, hangi vakit ruhun didarında hıçkıran o feryadı duyar, hissedermisin



Kırılmak ve küsmek kalbime nedense ağır geliyor
İnsan ancak irfanıyla anlamlaşan candır, azmiyle anılan kandır, bilmem ki çok görülüyor
Aşkın insicamında yakarmak ve ağlamak kime ne zarar veriyor, demek ki yerde dar geliyor
Çekilmeli miyim huzurdan hamiyetlerini esirgemeyen nazarların sessiz duruşları mı istiyor



İçimi sızlatan nice sancılar nedense hiç dinmiyor
Bu minval üzre vakit geçirmek ruhuma eziyet veriyor, nefsime kabahat yüklemek gerekiyor
Kimseye bir söz söylemeden sessizliğin iklimine iltica etmek yüreğime ne hicran bahşediyor
Demek ki kabul ve red izafilik manasında şimdilerde sinemi ziyaret ederek ikazı zerk ediyor



Mustafa CİLASUN









Mustafa CİLASUN
Arz mı kaynıyor, insanlar mı hakkını arıyor!










Nefesler asırlardır esarette nezaret edilen figanlardı
İnsanlık adına dile gelen ne kadar bühtan varsa sanki desise için piyasalardaydı
Tahakküm etmek kim ve neler adına en büyük ve müşkil bir sınavdı, neden ruhlar satıldı
Farkında olmayan bir can nasıl bir zaviyeden husule gelen insandı, kandıranlar neler yaptı






Hak ve hukuk ne zaman hakkıyla teslim edilen aşktı
Niçin yaşamak adına reva görülenler sıralanmış yaftalardı, biz sandıklarımız mı kandırdı
Neden varlık ve şan adına bu denli sefillik için canlara kıyıldı, hangi hesab vakti unutuldu
Devlet diye bağrımıza bastığımız, canlarımızı umursamadan uğruna feda ettiklerimiz kaldı






Hangi hikayeden derlenmiş ve sinelere işlenmiş farktı
Neden zabtiyeler, mehmetçik namına dile getirilen en korkunç desileler piyasaya çıktı
Nasıl bir emir komuta ki, yürütmenin emri altında anlamlaşan cenah ki ne korkular yaşattı
Niçin binlerce fidan liderlik niyeliğinde canını oryata atan nice kanlar hunharça parçalandı






Artık kimseye ve dile gelen her neyse teslim olmuyorum
Ne kadar saflığım ve masumluğum varsa bir kenara bırakıp, maziyi derinden anıyorum
Saygı ve liyakatı katleden kimler varsa ne kadar hazindir ki aidiyetimi o an sorguluyorum
Hatırladıkça yadımı elime geçen perdeleri bir bir kapatıyorum, loş ışıklarda nefes alıyorum






Kuvvet adına ne varsa, palazlanmak adına korunursa
Bir statü sahibi telakkileriyle halkından farklı bir yaşantıyı hoyratça ortaya koyarsa
Mevziler içinde, devleti bizzat kendi hesaplarına kurban edince, yıkılıyor ve ağlıyorum
Nasıl bir düşman telakkisidir, ki bahaneler içinde hertürlü yolsuzluğu görünce kaçıyorum








Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Hangi mısranın lahzasında aşkı anıp esin bulayım!











Neden sürgün bir nefesin serancamında hicranı anayım
Ruhumun sessizliğinden tebarüz eden hüzünle saiklerine uzanayım, muhabbetle yanayım
Uzanan dünya emellerinde bizar kalayım, hakikati ancak tefekkür mü sanıp aldanayım
Ne vakit aşkı şehrine mudrik nefeslerin vecdinde bulayım, gönlümü hasrederek hıçkırayım






Yıllar bir bir geçiyor, nefes akleden için neler söylüyor
Hangi divanenin umutları sevdanın fecrinde seceyle müsavileşiyor, gözyaşları ne diyor
Kalbim burukluğun meylinde neden inliyor, şimdi hüzün sinemde bereketlenip filizleniyor
Hangi kuşa baksam, dağların yamaçlarında susuz kalan canlıyı hicranla ansam acı veriyor






Bahtın telakkisinde ki teslimiyet akıl ve idrakın iledir
Gerekçesiz ne kadar heba edilen nefes varsa beyhudelik lahzasında vaktini bekleyen ferdir
Umut kalbin en ulvi vecdidir, inayet ve ihsan mukallitlik içinde gizlenmiş bir aşkta değildir
Evla olan ilimle ihdas edilen azimet içindeki gayrettir, niyetin halisliği nefsin için suhulettir






Muhtaç olan hangi nefesi görsen sahipsiz değildir
Kalbinin inşirahı için bizzat içinde gizlediğin faziletin telakkisinde ki umudun ecridir
Nefsanilik ruhunla ilintili değildir her türlü melanet bizzat aklının tercihinde ki badirendir
Düşünmeden, fikretmeyi hak edecek ilme erişmeden gönlü hasretmek asla bir sevda değildir






Aş tuzzsuz olursa, letafet ramı neye gerekçelidir
Bela ve musibet hangi gönlü bekleyen vaktin ihdasında ki fedrettir, kalbin niye ahenksizdir
Neden zulm ile abat olan bvekleyen hesabı bildiği halde adavet içinde ki esareti istemektedir
Hak ve hakikat yalın aklın fark ettiği bir nişanmıdır, öğrenmeden nefeslenmek ne fakirliktir






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Ruhum eriyor, ömrüm bitiyor, aşk ne acı veriyor!




Anlatılmaz anlar, içinden çıkılmaz zamanlar vardır
Kar mevsizsiz yağar
Ar içimde sessizlik lahzasından bizarlaşarak bakar
Yar sukut ile ağlar, yüreğimi yakar
Hangi lisanı talim etsem ve nefeslensem
Sinemden çıkmıyan bir hicran var



Beni benden alan onca yıllar
Zihnimde yaşayan çılgınca baharlar, lal olan hazlar
Kalbimde ki sessizliği aralayıp, sururun vecdini yaşatan anlar
Ah çektiren sancılar, dinmeyen ıstıraplar, kan misali akan yaşlar
Ne söylesem, hangi kelamın ecriyle lisan-ı halimi ifşa etsem ürker nazarlar



Bazen yılma ve hiç yorulma
Umutlarını solgunlartırma, azmet hüzün yaşama
Sabrın didarında kalarak anbean boğulma
Fidan susuz, aşk, nursuz yaşayamaz, nefes maksatsız bırakma
İdrak, farkı fark ettiren nazardır, sakın uyuyup acziyet içinde bulunma



Aşk, diriliştir, hissedişin rüknüdür
Farkı fark ettiren ferasetin vecdiyle nefesin sahibine yöneliştir
İnşirah kalp içindir, akıl emmniyeti niye zarurettir
Ehliyet bilirmisin ne demektir, emaneti alan nefes için vuslata eriştir
Nefsanilik aşkın lahzasında yabanilik demektir, ruh böyle istemektedir
İnfak neden gönlü ihta eden bir saiktir, ölmek diriliş içinde aşkın ramına gerekçedir




Mustafa CİLASUN




Mustafa CİLASUN
Aşk; ruhun nidası, kalbin inşirah farkıdır!




Nefes, halin ahengine muhtaç olan gamdır
Hicran, kalbin letaiflerinde ki farkı fark ettiren bir ahu figandır
Gönül, hasredilmeye muhtaç olduğu kadar, aşk için sabırla bekleyen bühtandır
İlimi akletmeyenler için ne büyük dramdır,vuslat için ehliyet sahibi olmak ramdır



Hangi sefere çıksan, akıl kalbin için vardır
Azim ve sabır, metanet içinde nefeslenmen için kalbine ilhak olunmuş vicdandır
Sakın yes'e düşme, kederle bir müşterikliğe girme, sırrın şehrine ulaşmadan akıtma
Kal için şekliyeti anma, ar için kuvvetini hasretmekten korkma, arifin yadını anla



Nasıl bir figan ki sahipsiz kalsın, sahip duymasın
Söylermisin farkı fark etmeyen bir kalp bu inşirahı nasıl anlasın, aşkı koklasın
Vicdan, mizanın için yakın hesaptır, kabir ibret alman için en bariz aşkı hakikattır
Ölüm insan için ne muazzam farktır, vadedilen ne varsa kalbin için aşklaşan aktır



Feda olmayı bilmezsen, sevgiye hasret kalırsın
İradeden vazgeçmek nedeir dersen, hak ve halikat için gönlü aşka bırakıp arılırsın
Ne kadar kuvvetin varsa, sahip olduğun hülyalar seni afaktan uzaklaştırırsa ardır
Ne keşkeler kurtaracak ne bin hüzünle dile gelen gerekçeler nefsine bade sunacaktır



Kevser şarabı, iremin o farkı, aşk-ı sadakattır
Akletmeyen için ıstırap haktır, miskinlik içinde yaşayan için gam ise hakikattır
Gayret ve merak kim için vardır, kuvvetin banisi niye mühlet veren aşk-ı cenahtır
Etrafında ki tefrikaya bir bak, cemaat asabiyetin de olanları tahkin için niye şart



Mustafa CİLASUN

Mustafa CİLASUN
Bir bak geriye, kalbim niye hicran içinde!












Demek ki kırılmışsın bana
Hangi umutların yakarışları duyulmadı, bilmem ki hakkıyla
Neden hüzün sinemi sardı, efkar nefesim için ne manidar ısrıraplı nazardı
Yine kalbimde dinmeyen bir yara vardı, nereye baksam içim kararır, sızı kardı






Geriye hiçbir iz bırakmamıştın
Sanki kaçmak için vakti aralayan bir sanıktın, niye sukut etmiştin
Sancılar içinde kıvranan kederdin, sabırla demlenen erdemdin, fark etmemiştim
Demek ki taşlaşmış bir kalbin sahibiydim, kuytu kuyular misali şimdi çaresizdim






Kollarom bomboş, aklım ne kadar şarhoş
Niçin bu denli nezaket ve ihsandan yoksun bu gönül, bu kadar mı berdoş
Kırkınlığın ne büyük gam, sessizliğin derinliğimden çokmayan ne hüzünlü dram
Artık vakit tamam, yaşamak adına yeise tutunmak kalbimin en ziyade bir bühtan






Yıllar geçti, mevsimler gelip yadınla eridi
Akşamlar ne müşkil bir zamandı, sineme ektiğin mukadder elem, aşk ahıyla inledi
Sevda ne uzak bir limandı, hangi gemiye bakdsam sanki görünmeyen bir heyecandı
Her vakit andığımda içim sızlardı gözyaşlarım ne zama aksa hicranın yanımdaydı






Hangi yaprağı koklasam hasretin sarardı
Hangi zamanda vuslat ruhumu ihya edecek, gönlüm gamdan arileşecek lahzaydı
Umut lütfun içinde hamiyetle manalaşan ne kutsi bir heyecandı mühlete adanmıştı
Nasıl bir firkatin eşiğinde nefeslensem, edebi fakirlik yüreğimi dağlayan vicdandı






Mustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
Fikretmek sevdadır, idrak, aşkın lahzasına ramdır!








Hiçbir söz etmeden, nefesi hasretmeden düşünmeliydim
Vaktin şadında, vicdanın sahrasında, umutların duyulmayan figanında sabrı bilmeliydim
Tefekküre tevessül etmenin, ruhumdan tebaürz eden idrakle aşkın o manasına erişmeliydim
Ne kadar uhtem kalmışsa hevesler durdurak bilmeyen korkularsa sevdaya havale etmeliydim






Ölmeden vaktin, kabirde ki haşyeti şehretmeliydim
Ne denmişse, hangi iklim kuşağında zihnime nakaratlar nakşedilmişse, tahkik etmeliydim
Kader denen esrarın ruhuma zerkettiği şahikayı farketmeliydim, korkularımı yenmeliydim
Alıp götüren anın istikametini kalbimin derinliğinden tebarüz eden hicranla öğrenmeliydim






Nerde yanlış yaptığımı vicdanımda diriltmeliydim
Çektiğim her resmin neye delalet edeceğini iliklerimde hissederek irfana yönelmeliydim
Kavuşmanın arefesinde, hasretin okuyamadığım teskeresinde aşkı nefsten ayırt etmeliydim
Kalbin bir anlamda akıl, bir anlamda farkı fark ettiren, feraset cenahı olduğunu bilmeliydim






Bastığım toprağın, dalgalanan bayrağın çığlığını
Mazi sayfalarında dinmeyen gözyaşlarını yüreğimde besleyerek atime azimle yürümeliydim
Gelip göçenin aşkın firkatine erişmeyenin ruhunda ki figanı dert edinmeyeni düşünmeliyim
Artık birşekilde uyanmayı akletmeliydim, ruhumu esarete düçar eden kimse hissetmeliydim






Ummanın ahenginde, sahranın o sessizliğinde
Ne kadar derdim var ise, gam sinemde ikamet eden figanın sesiyse, aşka ram etmeliydim
Nihayetinde zafiyetleri içinde barındıran ve bu nispetle Rabbine el açanın kim görmeliydim
Hiçkimseyi yargılamadan, zan ve kaygıları istikamet sanmadan akil bir canı hissetmeliydim






Mustafa CİLASUN
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2012 Invision Power Services, Inc.