17 Ağustos’u ve Ülkemizin Deprem Gerçeğini Asla Unutmayalım

Gümüşhane ili ve İlçeleri için bir risk analizi yapmak istesek ;

Deprem Araştırma Dairesi Başkanlığı, Deprem Bölgeleri Haritası yerleşim birimlerine göre; Kelkit ve Şiran ilçelerimizin merkezleri 1.derece deprem, Köse ilçesi merkezi 2. derece deprem, Gümüşhane Merkez ilçe ve Torul ilçesi merkezleri 3. Derece deprem, Kürtün İlçesi merkezi ise 4. derece deprem bölgeleri içinde kalmaktadır.

Kelkit ve Şiran ilçelerimiz, ortalama 30 ile 45 km arasında, Köse, Merkez İlçe, Torul ve Kürtün ilçelerimiz ise ortalama 65 ile 80 km arasında, diri faylara olan yatay uzakları mevcuttur.

B.Ü. Kandilli Rasathanesi Deprem Sorgulama Sistemi üzerinde merkez ilçeden 100 km yarı çaplı tarihsel bir deprem araştırması yapmak istesek; büyüklükleri 3.5 ile 7.9 arasında değişen farklı tarihlerde oluşmuş farklı derinliklerde 164 adet deprem verisine ulaşabiliriz. Bu depremlerden özelliklerde 1939 yılı 7.9 ve 1992 yılı 6.8 büyüklüklü Erzincan depremlerinin, Merkez ve çevre ilçelerde akıllarda kalıcı şekilde hissedildiğini unutmamak gerekir. İlimiz sınırları içinde bugüne kadar 6.0’dan daha büyük bir deprem ise meydana gelmemiştir. Genel yoğunluk olarak, ilimizde gerçekleşen depremlerin büyüklükleri ise 2.5 ile 4.0 arasında değişmektedir.

Son dönemlerde ki teknolojik gelişmeler, özellikle de afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkında ki ilgili yönetmelikler, deprem yönetmeliği vb. gibi çıkarılmış imar kanun hükümleri,  ayrıca kayıt istasyonları artışı, konusunda uzman mühendislerin yetiştirilmesi vb. gibi olumlu gelişmeler, oluşabilecek büyük depremlerden bile minimum zarar almamız konusunda oldukça sevindiricidir. Bu sebeple ilgili; jeoteknik ve jeofizik yöntemler kullanılarak bölgemizde ki risk çalışmalarının bugün yapılığı gibi gelecekte de devam ettirilmesi, kentsel dönüşüm kapsamında binaların ve yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi, yapıların deprem yüklerine karşı direnci ve zemin – yapı, jeoteknik ve jeofizik ilişkilerinin ilgili bilim yöntemleri ile belirlenmesi gerekmektedir.

Son on yıllık periyod da Türkiye de depreme hazırlık ile ilgili ciddi yatırımlar ve ciddi bilimsel projeler üretilmektedir. Deprem istasyonlarının artışı ve üniversitelerin ciddi katkıları, küçük bir patlatma esnasında bile oluşan bir deprem kaydını dahi artık günümüz teknolojisi ile ölçerek, tüm kamuoyu ile internet ara yüzleri üzerinden paylaşabilmektedir.

Büyük bir deprem algısı ve korkusu oluşturmak bu konuda doğru bir yaklaşım değildir. Bu sebeple bu tür algılar yerine, acı tecrübelerimiz olan deprem gerçeğini unutmadan, tümüyle depreme hazırlık olmalı ve tüm inşaat yapılarımızı olası büyük depremlere karşı korunaklı - dayanaklı yapmalı ve zorunlu deprem sigortamızı kesinlikle yaptırmalıyız.

Not: Yapay kaynaklı depremlerin de mevcut olduğunu unutmamak gerekir. Günümüz dünyasında ileri teknolojiye sahip ülkeler, ellerinde bulundurdukları teknolojik imkanlar ile fay hatlarını etkileyebilecek ve tetikleyebilecek çeşitli saldırlar dahi, düzenleyebilirler.

Fakat; Milletimizin birlik ve her zorlu koşulda beraber olma ruhu, fay hatlarımızı kırmaya çalışan tüm şerh odaklara her daim gereken cevabı verecektir.
YORUM EKLE