ALLAH BELANIZI VERSİN!

Aklımdan geçen sayısız cümleyi bir düzene koyup sıralayamıyorum. Her biri küfür barındırıyor, ayıklayamıyorum. Sanıyorum ki hislerimi paylaşan çoktur, öyleyse ben de bunca aydan sonra sadece öfkemi/nefretimi kusmak için çalakalem yazıyorum.

Bütün çocukluğum sokakta geçti benim. Gece yarılarına kadar eve gelmedim. Oyun nasıl tatlı, sokak nasıl güzeldi. 20 yıl evvel sokaklar böyle kötü değildi. Annelerimiz başımızda durmazdı. Hiçbir anne çocuğunun başında durmazdı, ama gözleri bütün sokağın üstünde gezerdi. Bizim zamanımızda en fazla poşalar vardı, yaşıtlarım muhtemelen bilecektir. Sakın uzağa gitmeyin kaçırıverirler diye korkuturdu annem. Sokaklarda büyüdük. Biz o poşaları hep bildik ama şükür ki hiç görmedik.  
Şimdiyse kendi evimizde bile güvende olmadığımız günlere geldik. Ne kapısına kırk kilit vursak da evlerimiz güvende, ne bahçedeki ağaçlar ne de dünyamızı paylaştığımız hayvanlar güvende. İsmen de cismen de kaybettik güveni. Geçmiş ola.
Defalarca yazmışımdır;  beni en çok şehit haberleri sarsar diye. Bazıları günlerce çıkmaz aklımdan, rüyalarımdan. Maalesef ne haberler kesiliyor, ne de benim rüyalarım bitiyor. Son yıllarda aralarına birde tacizciler, tecavüzcüler ve utanarak yazıyorum pedofililer eklendi. Eylül’e yaşatılanları daha atlatamamışken, Eylül’ün daha toprağı kurumamışken şimdi de Leyla’nın cansız bedeninin bulunduğunu okuyorum. Siz göremiyorsunuz ama bunları yazarken benim ellerim titriyor. Sanırım artık çıkacak çivisi de kalmadı dünyanın. Kıyamet kopsun diye dua ediyorum.  Bunca acıyı ne insani ne de mantıki hiçbir açıklamaya, hiçbir hücreme, zerreme, kalbime sığdıramıyorum. Bu dünyanın /ya da onun mahlûklarının demeli belki de/ hayvanlara, ağaçlara ama en çok da çocuklara yaptıklarını kaldıramıyorum. Bırakın anlamayı içine küfür koymadan bu olayları bir başkasına anlatamıyorum. 

Nasıl bir döneme denk geldik bilmiyorum. Bu çağda bu canilerin arasında yaşamak, aynı oksijenle hayat bulmak istemiyorum. Aramızda yaşıyorlar, kendilerini saklıyorlar. Belki ahbaplık ediyor, belki alışveriş ediyor, belki evimizde ağırlıyoruz. Bunu düşündükçe dehşete kapılıyorum. Bu yaşananlar normal değil diye bağırmak, haykırmak, herkesin gözüne sokmak istiyorum? 

4 yaşındaki minnacık bir bedenin kime ne zarar/zevk vereceğini ne ucundan ne bucağından anlayamıyorum. Güzel yavrum benim. İnsanlık senden çok daha evvel öldü. En çok hanginize yanayım bilemiyorum. Her gün internete yeni bir kayıp ilanı düşüyor. Nereye gidiyor bu çocuklar, niye çıkmıyor gereken yasalar/cezalar, iyi hal indirimi hâlâ niye var? Galiba çıldırıyorum. 

Leyla’nın o koca gözlerini, Eylül’ün topraktaki bedenini, derdini anlatamayan, elini, kolunu hatta kuyruğunu bile kestiğiniz o güzel köpeğin acılı bakışlarını unutamıyorum. Allah belanızı versin! Sizin namınıza insanlıktan da Allahtan da ben utanıyorum.  Çocuk bedenine sapıkça, sapkınca ya da canice değen ellerinizi düşündükçe kahroluyorum. Hadım filan deniyor, ola ki çare olur diye. Bu iş el kol meselesi değil. Zihniyetler hadım edilemiyor, bunu herkese anlatmak istiyorum. 
Belki canice, belki kimilerinizce insanlığa aykırı ya da çok daha fazlası, günah mı onu da bilmiyorum ama ben bu insanların nefes aldığı bir dünyayı istemiyorum. Canilikse canilik, bu ülkenin söz hakkına sahip bir vatandaşı olarak ben de idam istiyorum. Bunca zaman eteğe, saate, gülüşlere takıldınız, tahrik var dediniz. 8 yaşındaki Eylül evli, barklı, 3 çocuk (babası demeye de utanıyorum) sahibi adama ne yapmış olabilir soruyorum. Bisiklet sürmek miydi onun da kabahati? Daha kaç kurban gerekli. Nefesim kesiliyor, ciğerim sökülüyor. Kıyamet kopsun gayrı, bu kadarı yeter!

YORUM EKLE

banner408

banner406

Gümüşhane Pestil Köme