Daha Çok Demokrasi = Daha Çok Büyüme

Demokrasi: Sözlük anlamı ile; siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimidir…

Demokrasi, ekonomik gelişmeyi ve büyümeyi teşvik eder mi? Bu sorunun yanıtı nedir acaba!

Demokrasi ve gelişme/büyüme arasındaki ilişki, 19. yüzyıldan beri sosyal bilimcilerin çok fazla tartıştığı, üzerine sayısız makale ve tez yazdığı ve bir o kadar kavram kargaşasına düştüğü konudur.

Diğer tüm rejimlerden farklı olarak demokrasi, toplumsal problemlere karşı ürettiği çözümler, siyasal istikrar ve sürdürülebilir istikrarın sağlanması anlamlı olarak, oldukça üstün bir yapıdır.
İfade özgürlükleri, seçme ve seçilme hakları, kamu düzeni ve kamusal işleyiş, hak ve hürriyetler vb. gibi birçok değerler birlikteliği ile daha fazla demokrasi ve daha fazla adalet, ülkeyi ve kaynaklarını, tercih edilme sırasında üst sevilere taşıyacaktır. Buna bağlı olarak da muasır medeniyet denen yani çağın yüksek standartlarını yakalayabilmek amaçlı daha çok yol alınması anlamlı, oldukça etkili olacaktır.

Gelişmişlikte olmazsa olmaz etkenlerden biridir, demokrasi. Bir lüks olarak değil, bir gereksinim olarak görülmeli ve böylece değerlendirilmelidir.

Bugün toplum olarak gösterilen birlik ve beraberlik ruhu, dünyaya örnek teşkil edecek şekilde, belli bir boyut kazanmıştır. Birçok dünya ülkesinin sahip olduğu yüksek demokrasi anlayışı içinde bile, bu derece birlik ve beraberlik halen daha kazanılamamıştır. Ayrıca Dünya bu tabloyu da hayranlık içerisinde izlemektedir. Bu kadar renkli bir coğrafyada bu kadar rengi, bir gün, bir an, yan yana,  kol kola ve omuz omuza görmek, birçok teorisyeni şaşırtmıştır. Bu şaşırmanın sebebi ise unuttukları veya gözden kaçırdıkları ve halen daha da görmedikleridir. Toplumumuzun esarete, asla ve asla sıcak bakacak bir durumu yoktur, toplumun organik kodunda esaret denen şeyin zerresi dahi bulunmamaktadır. İşte bu sebeple milletimiz, din ve vicdan özlükleri konusunda bir esareti hissettiği an, diğer tüm kavgaları bir yana bırakıp, bir ve birlik olmanın milli şuurunu anında harekete geçirmektedir. Aslında bu bizim, en büyük ve en yıkılmaz kalemiz ve gizli silahımızdan biridir.

Buradan hareketle bu denli büyük bir sivil inisiyatif ve demokrasi hareketi, ülkemizde hem katma değere hem de ekonomiğe olumlu yansıyacaktır. İlerleyen zamanda bunun etkisinin görüleceği ise şüphesizdir. Her ne kadar batı bu durumdan bile kendine farklı kötümser paylar çıkarmaya çalışsa da sonuç ve şartlar bizim lehimize gelişecektir.

Geleceğin Güçlü ve Büyük Türkiyesi’nin adımları, ciddi anlamda hissedilmektedir.
YORUM EKLE