İlk ders Gümüşhane’de

Gümüşhane Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesinde seçmeli ders olarak görülen İşaret Dili dersi bu yıl Sosyal Hizmet bölümüne de verilmeye başlandı.

İlk ders Gümüşhane’de

Gümüşhane Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesinde seçmeli ders olarak görülen İşaret Dili dersi bu yıl Sosyal Hizmet bölümüne de verilmeye başlandı.

Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sevil Cengiz, seçmeli olarak verilen işaret dili dersinin ilk kez uygulamalı olarak Gümüşhane'de verildiğini söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Cengiz alanının verdiği dersten çok farklı bir dal olan Biyokimya Uzmanlığı olduğunu belirterek: “Hacettepe’deki Ali hocanın Meclise giderek kamu çalışanlarına işaret dili dersi vermek isteğini anlatması üzerine Türkiye’de ilk defa Gümüşhane’de işaret dili uygulamalı olarak verilmeye başlandı. Gümüşhane Milletvekilinin gel Gümüşhane’de ders ver demesi üzerine 3 yıl önce günde 3 saat olacak şekilde 3 ay boyunca eğitime alındık. Eğitime farklı alanlardan çok sayıda  katılan oldu. Eğitimin sonrasında sınava girerek sertifika aldık. Diğer arkadaşlarla beraber  işitme engelliler derneği açtık. Onlar Halk Eğitimde çalışmalarını devam ettirirken  ben okulda bu eğitimi vermeye devam ettim.” dedi. Yrd. Doç. Dr. Cengiz işaret dilinin ders olarak verilme sebebini ise şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye'de yaklaşık 3 milyon işitme engelli insan var. Buna rağmen herhangi bir eğitim verilmemiş. Ortalama 55-56 yıl yasaklandığı için yaklaşık 12 çeşit işaret dili var.”

“İşitme engelli olsam nasıl anlatırım”

İşitme engeli olan insanların iletişime geçmek istediğini bu yüzden de bir şeyleri başka bir şeylere benzeterek anlatmaya çalıştıklarını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Cengiz, “Ben çocuklara hep aklınıza gelmese de işitme engelli olsam nasıl anlatırım, nasıl ifade ederim. O şekilde düşünün diyorum” şeklinde konuştu.

Sözlerine bir örnekle devam eden Yrd. Doç. Dr. Cengiz, “İsviçre’de işitme engelli bir çocuğun varsa sana 6 ay süre veriyorlar. Bu süre içinde dili öğrenmezsen çocuk elinden alınıyor. Daha sonra yine bir 6 ay süre veriliyor. Bu süre içinde çocuğun çevresi çocuk için uygun değil ise çocuk yine elinden alınıyor” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Cengiz Türkiye’de işitme dili eğitiminin eksikliğine değinerek, “Bizim ülkemize bakılacak olursa ilkokuldan itibaren İngilizce eğitimi veriliyor. Olur da bir turiste denk gelirsek adres sorarsa söyleyelim diye. Bunu yaparken aslında 3 milyon insanı dışlıyoruz. İlkokuldan itibaren 1 saat işaret dili dersi verilse bu garip karşılanmaz İngilizce gibi bir dil olarak kalır. Bunu yaparsak kendi halkımıza yardımcı oluruz ve bu bir engel olmaktan çıkar, bir farkındalık haline gelir” diye konuştu.

Öğrenciler gayretli ve istekli

Yrd. Doç. Dr. Cengiz, öğrencilerden yana hiçbir sıkıntı yaşamadığını, öğrencilerin gayretli ve hevesli olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Seçmeli olmasına rağmen çok sayıda öğrenci dersi alıyor. Hepsi de oldukça gayretli ve hevesli. İlk haftadan itibaren ödev vermeye başlamama rağmen her hafta hevesli bir şekilde bu haftaki ödevi soruyorlar. En başta biraz zorlandılar ama alıştılar. Şu an gayet güzel yapıyorlar.” Öğrencilerin gönüllü bir şekilde bu işi yaptıklarını, bu işin de zaten gönül işi olduğunu hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Cengiz, “Sağlık Bilimleri Fakültesinde 6 bölümde bu dersi veriyoruz. Sosyal Hizmet bölümünde de bu yıl içinde verilmeye başlandı. Sağlık Fakültesi haricinde diğer fakültelerin öğrencileri de işaret dili dersini seçiyor. Derse çok fazla bir ilgi var.”

Yrd. Doç. Dr. Cengiz, öğrencilerin derse olan ilgilerinden çok memnun olduğunu, bu sayede de derslerin verimli ve eğlenceli geçtiğini belirterek sözlerini sonlandırdı.

İşaret dili, işitme engellilerin kendi aralarında iletişim kurarken, el hareketlerini ve yüz mimiklerini kullanarak oluşturdukları görsel bir dildir. Osmanlı döneminde ilk işitme engelliler okulu II. Abdülhamit tarafından kurulan (1902) Yıldız Sağırlar Okuludur. Bu okulda günümüz Türk işaret dilinin muhtemel alt yapısını oluşturan Osmanlı işaret dili, öğretmenler tarafından okullarda sözel dille beraber kullanılıyordu. Tıpkı yazılı dilde olduğu gibi bu okulda kullanılan işaret alfabesi şu anda kullanılan alfabeden farklıydı. Bu okullarda  batıda kullanılan işaret dillerinin kullanıldığına dair de hiçbir kanıt yoktur. Ancak bu okulda 1953’te çıkarılan bir Milli Eğitim Bakanlığı kanunuyla işaret dili kullanımı yasaklanmıştır. Bunun nedeni işaret dilinin engellilerin eğitiminde sözel eğitimin gerekli olduğuna inanılması ve çocukların konuşmasını engelleyeceği düşüncesidir.

Haber& Fotoğraf: Fatma Kaplan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER