Karasabandan vazgeçmiyorlar

Denizden 3 bin 331 metrelik yüksekliğiyle Gümüşhane’nin en yüksek noktası olan Abdalmusa zirvesinin eteklerinde kurulu Gümüştuğ köyünde tarım ve hayvancılık atadan kalma usullerle devam ettiriliyor.

Denizden 3 bin 331 metrelik yüksekliğiyle Gümüşhane’nin en yüksek noktası olan Abdalmusa zirvesinin eteklerinde kurulu Gümüştuğ köyünde tarım ve hayvancılık atadan kalma usullerle devam ettiriliyor.

Torul ilçesine bağlı, tarihi kiliseleri, çeşmeleri ve dereleriyle meşhur bin 800 metre rakımda bulunan Gümüştuğ köyü il genelinde eski usul tarımın yapıldığı nadir köylerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Gümüşhane’nin çatısı olan Abdalmusa zirvesinin eteklerinde kurulu köyde arazinin dağlık ve engebeli olması nedeniyle vatandaşlar kışlık ihtiyaçlarını giderecekleri ürünler için tarla ve bostanlarını atadan kalma geleneklerle ekiyor.

Köy muhtarı Bekir Çubukçu, Rumlara ait köylerinin mübadele sonucunda boşaldığını, Yunanistan’dan Türklerin buraya gelmemesi üzerine 1938 yılında Torul ilçesine bağlı Kirazlık köyü sakinlerinin buraya gelerek yerleştiğini hatırlattı.

O dönemde hayvancılık faaliyetlerinin oldukça popüler olduğu köylerinin Torul’un en iyi hayvan yetiştirilen yeri olduğunu ifade eden Çubukçu, eski adı Avliyana olan köyün adının ise derelerinin gümüşe benzer bir renkte akması nedeniyle “Gümüştuğ” olduğunu söyledi.

Önceki yıllarda köydeki hemen her hanede 1-2 çift öküz olduğunu ve tarlaların bu hayvanlara bağlanan karasaban aracılığıyla sürüldüğünü ifade eden Çubukçu, “Şimdi artık iyice tarımın fazla önemi kalmadığı için köyde her mahallede iki çift öküz kaldı. Bu öküzlerle de ancak bağ, bahçe, bostan gibi yerleri sürebiliyoruz. Buğday, arpa, fiğ, yulafta ekiyoruz. Ama eskisi kadar çok değil. Karasabanla tarlalarımızı sürmeye çalışıyoruz. Bunun sebebi de traktörün arazinin dağlık ve engebeli olması nedeniyle arazimize girmiyor. Yollarımızda yok. Bu nedenle ancak öküz ve karasabanla çiftçiliği yapmaya çalışıyoruz” dedi.

Köyde imece usulünün hemen her işte halen devam ettiğini dile getiren Çubukçu, komşuların öküzleriyle birlikte tarla ve bostanları sürdüklerini yine imece usulüyle köy içindeki taş duvar ve kanal gibi diğer işlerin halledildiğini sözlerine ekledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER