MİLLİ TERBİYE EĞİTİMİ

Bu yazıyı son günlerde sosyal medyadaki hakaret ve küfürleri görünce yazdım.
Ne yazık ki bazı gençlerimiz, sosyal medyayı çok kötü kullanıyorlar.
Bunun sonucu hakaret ve küfürler arşa yükseliyor. 
Yazık, hem de çok yazık.
Bu durum çok yanlıştır ve asla kabul edilemez.
Bu tür ahlaksız, terbiyesiz ve edepsiz paylaşımlar ahlakımızı da bozuyor.
Geçenlerde Gümüşhane ilimizin Kelkit ilçesinin Ünlüpınar (Pekün) Beldesinde Milletvekilimiz Sayın Cihan Pektaş’ın da katıldığı bir iftar sofrasında buluştuk. İftardan sonra milletvekillimize benim yazdığım Terbiye ve Tahsil kitabımı takdim ettim. Bir de kısa bir konuşma yaptım. Dedim ki:
“Türkiye aynen Milli Eğitim politikası gibi bir milli terbiye politikası geliştirmelidir. Ve bu program kurumlaştırılmalıdır. Bu milli terbiye programında önce genç anne ve babalar eğitilip, terbiyeli, edepli, güzel ahlaklı, doğru, dürüst, görgü kurallarına uyan, oturmasını kalkmasını ve güzel konuşmasını bilen nesiller yetiştirmeliyiz.”
Çünkü terbiyeli yetişmeyen bir insan toplumun başına bir beladır. Bunu ben demiyorum. ABD’nin eski Başkanı Roosvelt diyor. “Bir insanı ahlaken yetiştirmeden sadece zihnen eğitmek, topluma bir bela kazandırmak demektir.”
Mevlana: “İnsan ile hayvan arasındaki fark edeptir,” diyor. Ayrıca “Her insan bir cevherdir. İşlenildiğinde mücevher olur.” 
Bu demek ki bu konuya ne kadar önem versek azdır.
Hollanda’da doğruluk ve dürüstlük gibi etik değerleri korumak için Bakanlık ve partiler bünyesinde kurullar vardır. Siyasette geçerli değer: “Doğruluk ve dürüstlük bizim şeref kodumuzdur.” Türkiye’de bu neden olmasın?

SOSYAL MEDYAYI EDEPLİ KULLANMALIYIZ 
Sosyal medya hemen hemen bütün devletler tarafından izleniyor. Böylece hiçbir hakaret, küfür karşılıksız kalmıyor.
Türk Ceza Kanunu, insanın onurunu, haysiyetini ve şerefini rencide eden, küfür ve hakaret eden kişiler için 3 ay ile 2 yıl arası hapis cezası öngörmektedir.
Bunun alternatifi ise para cezasıdır.
Ancak cezadan önce ve önemlisi eğitimdir. Eğitim ailede başlar. Bunun adı da terbiyedir.
Kaldı ki sosyal medyadaki ya da sokaklardaki küfür ve hakaretler bizim kültürümüze, töremize, gelenek ve göreneklerimize hiç yakışmıyor.
Bizler en azından Yunus Emrelerin, Mevlanaların, Hacı Bektaşi Velilerin yolundan giderek nefreti değil sevgiyi, kavgayı değil barışı seçmeliyiz.
Bakınız dünyaca ünlü halk ozanımız Yunus Emre ne diyor?
Biz gelmedik kavga için
Bizim işimiz sevgi için,
Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldik.
Öyleyse bizler hep birlikte gönüller yapmaya devam edelim..
Bunun için dilimizden küfrü, hakareti, gönlümüzdeki kini, nefreti çöplüğe atalım.
Onların yerine dilimize tatlı sözcükleri, gönlümüze sevgiyi kökleştirelim.
Çünkü Mevlana’nın dediği gibi : “ Sevgi şifadır. Sevgi güçtür. Sevgi; değişimin mührüdür.”
Mevlana devamla: “Sevgiyle acılar tatlılaşır, sevgiyle dertler, şifa bulur. Sevgiyle ölüler dirilir. Sevgiyle padişahlar kul olur.” diyor.
Seven insan hakaret etmez.
Yazımızı yine Yunus Emre ile bitirmek isterim:
Gezdim Halep ile Şam’ı,
Eyledim ilmi talep,
Meğer ilim bir hiç imiş,
İlla edep illa edep.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kemal Özdemir
Kemal Özdemir - 4 hafta Önce

Hocam okudum gerçekten emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık .en son dan başlıyayım hocam illa edep illa edep Aile terbiyesi ana temel aile terbiyesi .Allaha emanet ol hacam sağlıcakla kal.

banner408

banner406

Gümüşhane Pestil Köme