Mahmut Oltan Sungurlu: 'ZOR BİR NOKTADAYIZ'

17, 18, 19  ve 20. Dönem Gümüşhane milletvekilliği ile Adalet Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı görevlerinde bulunan Gümüşhaneli hemşerimiz Mahmut Oltan Sungurlu seçim süreci ve ülke gündemine dair gazetemize açıklamalarda bulundu.

“Türkiye öyle zor bir noktada ki”

Seçimden önce bu seçimlerin sonucunu merak etmediğini söyleyen Sungurlu, “Seçimden önce söylediğim bir şey var.  Seçimden sonra da aynı şeyleri söylüyorum. Türkiye, öyle zor bir noktada ki bu noktada nasıl olacak, nasıl çıkacak, ne suretle bunları halledecek görmekte zorlanıyorum” dedi.

Sungurlu bu zorlukların sebeplerinden birisinin Güneydoğu, ikincisinin dış politika, üçüncüsünü ise Avrupa Birliği ve Amerika ile olan meseleler olarak değerlendirdi.

“Arap Birliği ile işlerimiz ters gitti”


Türkiye’nin bu seçimlere giderken dışarıda birkaç tane dostu hariç Rusya, İran dahil bütün ittifakların dışında kaldığını ifade eden Sungurlu, “Neden, niye kaldı, haklı, haksız orası ayrı mesele ama asıl olan Arap Birliği ile işlerimiz ters gitti.  Dolayısıyla, böyle bir dış konjonktürde yalnız bir ülke gibi görünüyoruz. Tabi ki münasebetimiz olan ülkeler var ama bir de tercih etmediğimiz ülkeler var. Bizim onlarla beraber olmayı arzu edeceğimiz ülkelere bakarsan, o ülkelerin çoğuyla işlerimiz çok iyi değil.  Buna rağmen İran, Rusya, Amerika ile çok sıkıntılarımız yok. Varsa da Türkiye’nin bu bölgedeki ağırlığı sebebiyle Amerika  köprüleri atmak istemiyor. Fakat zaman zaman ağzından laf kaçırıyor. Bizden rahatsız olduğunu ifade ediyor. Amerika, bizden rahatsız olabilir tabi. Biz kendi menfaatimizi gösteririz. Dış politikada böyle bir noktaya geldik” diye konuştu.

“Derviş ekonominin rayını oturttu, Erdoğan direksiyonu düz tuttu”

Türkiye’nin 10-12 sene Amerika’nın bol parasını kullandığını dile getiren Sungurlu, “Ben büyük ekonomist topluluğunun ayda, iki ayda bir yapılan toplantısına başkanlık yapıyorum onlar anlatıyorlar. Onların senelerden beri söylediği de şu, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son derece başarılı şekilde ekonominin dizginini tuttu. Kemal Derviş, ekonominin rayını oturttu. Erdoğan ekonomiyi, Kemal Derviş’in götürdüğü yoldan götürdü, ancak Kemal Derviş bile olsa bu kadar direksiyonu düz tutamazdı. Sayın Cumhurbaşkanımız direksiyonu düz tuttu. Ancak iki mesele var ki bunlarda sıkıntı önümüze gelir diyorlardı. Şimdi bu sıkıntılar geliyor. Bunlardan birisi hükümet cari açığa ait hiçbir tedbir almadı. Nasıl olsa Amerika’dan bol para geliyor. Dolayısıyla cari açıkta problem olmuyor. Satılacak yerler var, satılıyor. Önümüzde ki sene yine cari açık var. Türkiye’nin ödeyeceği çok dış borçlar var.  Bunlar, Türkiye için sıkıntı. Ekonomi ile ilgili bir başka mesele de,  Amerika’nın bol para hadisesi” ifadelerini kullandı.

“En yüksek faizi dünyada biz veriyoruz”

Amerika’nın bize hibe para vermediğini söyleyen Sungurlu,  şöyle devam etti: “Amerika’nın ekonomisi bozulmuş. Amerika, bu ekonomisi için gücünü, itibarını kullanıyor. Her ay 80 milyar dolar piyasaya karşılıksız para sürüyor. Ama karşılıksız olmasına rağmen Amerika’nın parası olduğu için bu para dünya piyasalarında dolaşıyor. Ve bu para senede aşağı yukarı 1 trilyon ediyor. 10 sene boyunca hesap edersen 10 trilyon dolar karşılıksız piyasada. Bu dolarların en çoğu Çinlilerdedir. Bize de senede bu paradan geliyor. Niye bize geliyor. Çünkü en yüksek faizi dünyada biz veriyoruz bu paraya. Cari açığı kapatabilmek için en yüksek faizi verdiğimiz zaman o para bize bolca geliyor. Türkiye Cumhuriyeti 10-12 senedir bu para sebebiyle bütçesini denkleştiriyor. Sıkıntısını çözüyor. Amerika bu paraları kesti, şimdi toplamanın peşinde. Dünyaya dağıttığı 10 trilyondan zaman zaman almak peşinde. Faiz ödüyor. Kendisi dolara faiz vermezken, şimdi faiz vermeye başladı dolara. Tabi Amerika dolara faiz verince, piyasadaki dolar bize değil ona gidiyor.  Dolayısıyla Türkiye’nin önümüzdeki günlerde böyle bir problemi var.   Bütün bu meselelerin bir kısmının suçu bizimdir. Ama bir kısmı da konjonktür böyledir, olaylar, gerek dış politikada, gerek ekonomide bütün bunların altında yatan sebeplerin hepsinin suçunu bize atamayız.”

“Türkiye’nin asıl büyük borcu şirketlerin”

Türkiye’nin uzun yıllardır borçlanmak suretiyle idare edildiğini belirten Oltan Sungurlu,  “Ama şimdi biraz fazla borçlandığı söyleniyor.  Şu anda Türkiye’nin 400 milyar dolar borcu var. Bu borcun 150-160 milyar doları devletin, belki daha azı.  Asıl büyük borç şirketlerin. Şirketler borçlanmışlar. Ama sonuçta ekonomistler şirketlerin borcu da Türkiye’nin borcu sayılır diyor.  Bu sene yurtdışına 180 milyar dolar borç ödeneceği söyleniyor. Tabi bu para Türkiye’nin sırtından çıkacak. Senin, benim, Ahmet’in, Mehmet’in çalışmasından artan imkanlardan vereceğiz. Bu Türkiye’nin uzun yıllardan beri bir sıkıntısıdır. Sebebi tasarruf miktarıdır.”

“Türkiye’nin kendi sanayini, kendi ticaretini çevirecek parası yok”

Türkiye Cumhuriyeti olarak ne devlet bankalarında ne de özel bankalarda Türkiye’nin sanayisini geliştirecek, Türkiye’nin ihtiyaçlarını giderecek çapta banka olmadığını anlatan Sungurlu, “En büyük bankalarımız bile zaman zaman yurtdışından borç alıyorlar, bu parayı kullanıyorlar. Türkiye’de bir ara Özal’ın zamanında tasarruf miktarı yüzde 26-28’e çıktı. Bu, senede 100 milyon dolar kazanıyorsa Türkiye, bunun 260 milyarını tasarruf ediyor, yatırıma veriyor demek. Şu anda tasarruf miktarının yüzde 10’a düştüğü söyleniyor.  Dolayısıyla Türkiye’nin kendi sanayini, kendi ticaretini çevirecek parası yok. Olmayınca da gerek devlet, gerek özel teşebbüs dışarıdan borçlanıyor. Bu Türkiye’nin önümüzdeki meselesi.”

Siyasi partilerin tavrı

Siyasi partilerin bugüne kadar alışmadığımız ölçüde hırçın ve kavgacı, kavga etmenin ötesinde de nezaket kurallarının dışına çıktıklarını söyleyen Sungurlu, “Gümüşhane’de bu zamana kadar bu tarz şeyler görülmedi, duyulmadı ama maalesef bugün Türkiye’de böyle bir şey var. Bunun da sıkıntısını koalisyonda yaşıyoruz.”

 “AK Parti’ye sahip çıkan kimseyi göremiyorum”

AK Parti’nin oy oranında ki düşüşün kamuoyu yoklamalarında fark edildiğini belirten Sungurlu, “Fakat ben başka bir ölçü veriyorum. Bundan iki sene öncesine kadar birisi AK Parti’nin aleyhine attım dese orada birkaç kişi müdahale eder sustururlardı. İki senedir günden güne artmak kaydıyla AK Partinin aleyhine topluluklarda konuşunca, bu duruma itiraz eden, AK Parti’ye sahip çıkan kimseyi göremiyorum. Bu AK Parti’nin oyunun düşeceğinin en büyük göstergesiydi. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız bu seçimlerde hiç heyecan yok dedi. Nereye gidersek AK Partililerin bir kısmı “Bizim partimiz bu defa heyecansızdı”, “Gerekli çalışmayı yapmadı” gibi laflar duyuyorsunuz. Bu karşılıklı bir münasebettir. Yani siz çok heyecanlı bir parti olabilirsiniz. Ama siz bu köye gelirseniz aynı heyecanı bulamayabilirisiniz, seçim çalışmalarında heyecan ile karşılaşmazsanız sizin de heyecanınız biter. Demek ki AK Parti teşkilatları da gittikleri yerlerde bu heyecanı görmediler. Nitekim seçim sonuçları da bunu gösteriyor. Ama yine de AK Parti bu seçimlerden birinci parti çıktı.”

“AK Parti’nin, talihsizliği”

AK Parti’ye oy verenler için, AK Parti’nin alternatifin görülmemesinin hem büyük bir şans, hem dezavantaj olduğunu dile getiren Sungurlu, “AK Parti’ye vermeyeceğiz ama kime verelim. Bu AK Parti’nin başlangıçtan beri talihsizliğidir. Ben daha önce bunu basında söyledim. İktidar partisinin alternatifinin olmayışı iktidar için iyi bir şey değildir, iktidarı yanlışa sürükler. O yanlışlar da günün birinde gelir ama aslında asıl mesele o değil. Asıl mesele siyasette yüz eskimesidir. Toplum politikacıya yapılan şeylere göre en fazla 10 sene heyecan duyuyor. 10 sene sonra onu tabi görüyor, heyecan duymuyor. Mitinge, televizyona çıktığında heyecan duymuyor. Kabul etmek lazım ki Recep Tayyip Erdoğan uzun yıllar bu heyecanı yüksek tutan birisi. Bu hususta 10 yılı aşan birisinin Cumhurbaşkanlığı seçiminde gösterdiği performansı inkar etmek mümkün değil. Sonuçta AK Parti 13 senedir iktidar,  bunun yıpranmışlığı var. İnsanlar bir müddet sonra değişiklik istiyor.

“AK Partili Seçmenlerden Tepki Duyanlar Var”

Sungurlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlarda “AK Parti lehine mesajlar veriyor” şeklinde ki söylemlerin seçim sürecine olan etkisini ise şu şekilde yorumladı;  “Sayın Cumhurbaşkanımızın AK Parti lehinde konuşmalarının çok tepki doğurduğu yerler var. Zaten Cumhurbaşkanımıza AK Parti dışında tepki var, AK Partinin kendi içinden tepki doğmaya başladı. Sayın Cumhurbaşkanımız AK Parti’nin başından ayrılmış, şimdi orayı yeni bir yönetim idare edecek. Cumhurbaşkanımızın devreye girmesi AK Parti teşkilatları tarafından çifte bir müdahale gibi görülebilir. Aksi de var. Cumhurbaşkanımızın bu sahalara bir heyecan getirdiği de söylenebilir, ölçmek zor ama bundan tepki duyanlar da var. AK Parti içinde de tepki duyanlar var, diğer partilerden de tepki duyanlar var.”

“En büyük kırmızı çizgi AK Partinin çizgisi”

Seçim sonrası kurulacak hükümet ile ilgili olarak Sungurlu, “Hükümet kurulması için en büyük engel AK Parti’den çıkıyor. En büyük kırmızı çizgi AK Parti’nin çizgisi. AK Parti veya CHP, MHP bir iktidar kuracak, orada milletvekilleri yeniden bir soruşturma yönergesi versinler. CHP’lilere diyebilir misiniz siz bu soruşturmaya oy vermeyin. CHP bu soruşturmaya kendileri oy vermezlerse, kendi tabanlarına bunu anlatma şansları var mı? Peki, MHP’lilere diyebilir misiniz ki siz bu soruşturmaya oy vermeyin, diyemezsiniz.  Sonuçta gündeme gelen bir yolsuzluktu. Vardır, yoktur ama yolsuzluğu araştırmak hukuki bir mesele yani yolsuzluğu araştırmayın dediğin zaman karşı partiye diyorsun ki hukuku hem kullanma hem de tabanına karşı bir daha ki seçimlerde zor duruma düş. Bunun için hükümet kurulmasında en büyük engel AK Parti’dir. Yani AK Parti’nin kırmızı çizgileridir. AK Parti’nin iki tane kırmızıçizgisi var diyor ki Cumhurbaşkanına dokundurmam, dokunmayacaklarını o teminatı vereceklerine inanırım fakat öteki teminatı veremezler siyasi gurupların böyle bir karar alma yetkisi yok. Yarın CHP’sinden milletvekili oy verirse yahu siz neden oy verdiniz diyemezler orada bir sıkıntı var. AK Parti dört bakan hakkında ve Bilal Erdoğan hakkında iddiaların araştırılmasına izin verirse koalisyon çok rahat kurulur. Türkiye’de bu koalisyonu bekliyor diye düşünüyorum”

Sungurlu, Türkiye’nin erken seçime gitme kararı alacağını düşünmediğini dile getirdi.

“Türkiye neyse Gümüşhane’de o”

Seçim sonrasında Gümüşhane oluşan siyasi tabloyu değerlendiren Sungurlu, “Gümüşhane AK Partinin çok güçlü olduğu bir yer ama dediğim gibi siyasi partilerin bir yorgunluğu var. Türkiye çapında AK Partinin oyları sekiz puana kadar düştü. Gümüşhane’de de sekiz puana yakın düşünce MHP bir tane milletvekili çıkardı. Türkiye neyse Gümüşhane de o. Yoksa Gümüşhane’de AK Parti açık farkla birinci parti. Eski milletvekillerimizden bir şikayetimiz yok. Gümüşhane milletvekilleri arasından şanslı bir ildir. Yeni seçilen arkadaşımız da  bu memleketin çocuğu, biz ondan da sağlıklı hizmetler bekliyoruz. Gümüşhane’nin siyası hayatı boyunca utanacağı pek milletvekili çıkmadı belki arada aksiyon olmuşsa bile gerek AK Parti döneminde gerek diğerlerinde Gümüşhane meclis ortalamasına baktığı zaman güzel milletvekilleri çıkaran bir ildir.

“Siyaset defterini kapattım”

Sungurlu, siyasi partiler tarafından teklifler gelmesine rağmen, siyaset defterini kapattığını belirterek açıklamasını şu cümlelerle noktaladı: “Ben hiç aday olmayı düşünmüyorum. Tüm siyasi partilerden daha doğrusu AK Partiden defalarca teklif gelmesine rağmen düşünmedim. Bir defa defteri kapattık. Bana o kadar uzak ki yeniden milletvekili olmak. Ben milletvekilliğini bırakırken gerekçelerimden bir tanesi de gençlere yol açmaktı. Gümüşhane de gençler diyordu ki Oltan abi orada bize yer yok. Önünü kapatıyor yani partinin de önünü kapatıyor. Partiye yeni nesil kimse gelmiyor gençler gelmiyor. Gümüşhane iki milletvekilliği bir yer. Ben 4 dönem burayı kapattım. Bir daha 4 dönem kapatmak yeni nesillere haksızlık olurdu bu yüzden gönül rahatlığıyla bu işi bıraktım.”

Figen TOK- İbrahim ÖZDEMİR