IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

Üst Başlık

Üst Data Alanı
 
Reply to this topicStart new topic
> SAĞLIK KÖŞESİ, ÖNERİLER VE PAYLAŞIMLAR
DELİKIZ
mesaj Jun 1 2008, 11:13 AM
İleti #1


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )



Bu köşemizde sağlık ile ilgili bilgi alışverişinde bulunalım.. rolleyes.gif
Go to the top of the page
 
+Quote Post
DELİKIZ
mesaj Jun 1 2008, 11:14 AM
İleti #2


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )



SU İÇMEKTEN DAHA FAYDALI OLAN TEK ŞEY

Suyun faydası biliniyor.Peki ondan faydalı olan ne?


--------------------------------------------------------------------------------

Su içmenin faydalarını bilmeyen yoktur. Peki su içmekten daha faydalı bir şey yok mu? Var! Hemen söyleyelim, sıcak su içmek...

Sıcak su mide yüzeyinde kanda direkt olarak emilen birkaç maddeden biri. Beden suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz. Çinliler, 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin bedene alınmaması gerektiğine inanırlar. Çünkü normal yaşlanma fiziksel değişimler getirir.

İşte o değişimler:

Kan damarları daha az elastik olur ve içindeki birikim nedeni ile çapı küçülebilir, bu nedenle yüksek kan basıncı oluşabilir ve kan dolaşımı problemleri ortaya çıkabilir.

Sindirim sistemi de daha az elastik olur, kabızlığa yol açar. Çinliler soğuk içip yemenin içsel organları daha çok büzdüğüne, problemleri daha da kötüleştirdiğine inanır.

Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı sıcak suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.

SICAK SU MUCİZESİ

Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.

İç organları ve kaburga kafesinin etrafındakı kasları gevşetir, daha derin nefes almanızı sağlar.

Mide asidi etkilerini rahatlatir ve asit reflu semptomlarini rahatlatir.

Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.

Kabızlığı giderir.

Kilo verme: yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır.



(Etikhaber)
Go to the top of the page
 
+Quote Post
DELİKIZ
mesaj Jun 1 2008, 11:16 AM
İleti #3


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )



OMUZ AĞRISININ SEBEPLERİ

Omuz eklemi, vücudumuzda en geniş hareket açıklığına sahip olan eklemdir. Kürek kemiği köprücük kemiği ve omuz başı kemiğinin biraraya gelmesinden oluşan komplike bir eklemdir. Omuz ekleminin normal hareketlerini yapabilmesi için, bu üç eklemin uyum içinde çalışması gerekir.

Omuz ağrısına neden olan omuz sıkışması sendromu, eklem fonksiyonunda bozulma nedeniyle,kolumuzu yukarı kaldırmamızı sağlayan kasın kirişinin omuz kemikleri arasında sıkışıp zedelenmesidir. Bu zedelenme ciddi boyutlarda olursa kirişin kopmasına bile yol açabilir.

Omuzların zaman içinde çökmesi, omuz çevresi ve kürek kemiği çevresi kasların zayıflaması, köprücük kemiğinin çıkıntısının gaga gibi olması, köprücük kemiği ile kürek kemiği ekleminin kabalaşması gibi sebebler omuz kirişinin geçtiği mesafenin daralmasına ve kirişin bu mesafede sıkışarak incinmesine yada kopmasına neden olabilir.

Omuzu 90 derece ve üzerine ağırlıkla birlikte kaldırmak, yukarılara uzanarak iş yapma gerekliliği, omuz eklemi 90 derece ve yukarı pozisyonda uyuma alışkanlığı, zorlayıcı travmalar gibi sebeb ler omuz kirişinin daha da çok sıkışmasına neden olur.

Bunların sonucunda kişi ya zaman içinde yavaş yavaş artan ağrılar veya ani bir hareket sonrası ortaya çıkan omuz ağrılarından ve aynı zamanda hareket kısıtlanmasında da şikayet edebilir.Özellikle kolu geriye götürme,palto giyme hareketi veya yukarı uzanma sırasında omuz ağrısından yakınabilir. Gece ağrıyan omuz üzerine yatamaz ve giderek omuz hareketleri kısıtlanabilir. “ Donuk omuz” dediğimiz oldukça ciddi omuz eklemi hareket kısıtlanmasıyla sonuçlabilir.

Bazen zedelenme bölgesinde meydana gelen kireçlenme eklem çevresindeki küçük keseciklerin içine açılabilir. Bu çekilen röntgen filminde omuz çevresinde beyaz leke şeklinde görülür. Bu durum şiddetli ödem ve ağrıyla sonuçlanan ayrı bir klinik tabloya neden olabilir. Bu durumda bu kesecik içine yapılan kortizon enjeksiyonu ödemi veya ağrıyı iyileştirir. Lokal buz uygulaması, sıcak uygulamaya tercih edilmelidir.
Omuz sıkışma hastalığının tanısı özel test hareketleri ile hastayı muayene ederek ve MR tetkiki ile konur.Özel test hareketleri ile hastanın omuz ağrısı artar. MR tetkiki ile kasın kirişinin sıkışmasının sebebi ve zedelenme derecesi tespit edilebilmektedir.

Tedavide öncelikle 6-8 hafta fiziksel tedavi ve egzersiz uygulanmalıdır. Zedelenmiş kirişin iyileşmesi ve ödemin tedavisine yönelik,omuza Laser,Us,buz uygulanır. Özellikle Laser'in ödem iyileştirici ve ağrı kesici etkinliği oldukça iyidir. Hastanın ağrısını kısa zamanda azaltarak hareket açıklığının artmasını sağlar.Hafif ve orta düzey şiddetindeki vakalarda tek başına Laser tedavisi yeterli olabilmektedir.En az 10 seans belirli noktalara uygulanır.Tedavinin etkinliği 1-2 gün içinde kendini gösterir.Gün içinde sıcak yerine 4-5 kez,15-20 dk. buz uygulaması yapılmalıdır.

Omuz çevresindeki sertleşmiş kasları gevşetmek, hareketi azalmış eklemleri mobilize etmek, zayıf omuz çevresi kasları güçlendirmek tedavinin diğer önemli yönüdür.Yukarıdaki fiziksel tedavi yöntemleri ile ağrısı azalmış , rahatlamış hastaya eklem hareketi ve egzersiz yaptırmak çok daha kolaydır.Hasta eklemi rehabilite ederken hastanın da kolunu kontrollü kullanması, erken dönemde kolunu zorlamaktan kaçınması gerekir.En az 8 hafta kolunu rehabilitasyon programına göre kullanmalıdır.

Bu tedavi yöntemiyle iyileşmeyen veya şikayetleri kısa sürede tekrarlayan hastalara cerrahi yöntemler uygulanarak sıkışıklık giderilir.

Omuz sağlığımızı korumak için;
-Omuz çevresi ve kürek kemiği kasları yeterince esnek ve güçlü olmalıdır.
-Dik oturmaya özen göstermeliyiz.
-Omuzu 90 derece ve üzeri aktivitelerde sık kullanmamalı ve zorlamamalıyız.
-Aşırı ve zorlayıcı yüzme omuz kirişinin sıkışmasına neden olabilir.
-Elimizde ağır torbalar taşımaktan kaçınmalıyız
-Eğer bir kez ciddi omuz problemi yaşadıysanız omuz ekleminizi dikkatli kullanmalısınız.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
DELİKIZ
mesaj Jun 1 2008, 11:18 AM
İleti #4


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )



EN BESLEYİCİ BEŞ SEBZE

Tüm sebzeler besleyici ama beş tanesi var ki...
İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse portakal rengi veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici ve vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyorlar. Herbirinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlar:

Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı, kansere karşı koruyucu etkisi var, A vitamini ve kalsiyum içeriyor; havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağı; tatlı patates, A ve C vitaminleri içeriyor; brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içeriyor; sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içeriyor.



(haber10.com)
Go to the top of the page
 
+Quote Post
yaren_
mesaj Jun 3 2008, 01:35 AM
İleti #5


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 654
Katılım: 1-February 08
Üye No: 3,593
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: 0 RH ( + )



_ASTIM_


Astım;hava yollarınıngeri dönüşümlü olarak daralmasıdır. ASTIM hastalıgına alerjenlerenfeksiyonlar,sıgara dumanı,kırlı hava,nemli ortamve stres sebep olur.


BELİRTİLERİ:
*Hapşırık
*Burun tıkanmas
*Burun akıntısı
*Gözlerde kaşintı ve kızarıklık


Alerjinin oluşumu ise;mite(ev tozu akarları),polenler,hava düküntuleri kolaylaştırır.
Buşikayeti olan hastalarımız uzman bi hekim tarafından yapılacak muayene ardından
radyoloji solunum foksiyonu testi, allerji testi, biokimya testleri uygulanarak hastalıgın seviyesi tespit edilmekte ve hastaya uygun ilaclar verilerek hastalık kontrol altına alınmaktadır....
Go to the top of the page
 
+Quote Post
DELİKIZ
mesaj Jun 4 2008, 10:01 PM
İleti #6


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )






Keten tohumunun bazı kanser türlerinin büyümesini önlediği saptandı.

Ege Üniversitesi (EÜ) İzmir Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nazan Tuna Oran, ''Yapılan çalışmaların, keten tohumunun bazı kanser türlerinin büyümesini önlediğini gösterdiğini'' söyledi.

EÜ İzmir Atatürk Sağlık Yüksek Okulu tarafından düzenlenen ''Uluslararası Gıda, Beslenme ve Kanser Sempozyumu''nda, ''Keten Tohumunun Anti-Karsinojenik Etkisi'' konulu bildiri sunan Yrd. Doç. Dr. Oran, ''yapılan çalışmalar, keten tohumunun kolon, prostat, meme kanseri gibi bazı kanser türlerinin risklerini azaltma yönünde koruyucu bir yararının olduğunu gösterdi'' şeklinde konuştu.

Tüm kanserlerin yüzde 30-40'ının sadece diyet ve yaşam tarzına dikkat edilerek önlenebileceğini belirten Oran, beslenme rejiminin kurallara uygun sürdürülmesi halinde meme ve prostat kanserlerinin gelişiminde en az yüzde 60-70, akciğer kanserinde yüzde 40-50'lik oranlarda azalma söz konusu olabildiğini açıkladı.

Oran, şöyle konuştu: ''Bu kapsamda keten tohumu, lignan, lif ve Omega-3 yağ asitleri yönünden oldukça zengindir. Omega-3'ün kanın pıhtılaşmasını önleme, ödemi azaltma gibi pek çok yararı bulunmaktadır. Bununla birlikte yapılan çalışmalar, keten tohumunun bazı kanser türlerinin büyümesini önlediğini göstermiştir. Keten tohumunun kişiyi hayatı boyunca bazı kanser türlerinden koruması ve tedavisi konusunda bir rolünün olduğuna ilişkin araştırmalar devam etmektedir.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
DELİKIZ
mesaj Jun 8 2008, 09:53 PM
İleti #7


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )



SÜREKLİ YORGU VE İSTEKSİZ Mİ HİSSEDİYORSUNUZ KENDİNİZİ_?

Demir eksikliği veya kansızlık, tıp dilindeki terimiyle "anemi" çeşitli nedenleri olan bir hastalıktır. Hanımlar ve çocuklar arasında yetişkin erkeklere göre daha sık rastlanan kansızlık, tedavi edilmediğinde ruhsal hastalıklar dahil olmak üzere pek çok probleme sebep olabiliyor.

Dengeli bir beslenme ile kansızlık genelde önüne geçilebilen bir hastalıktır. Yemek seçme ve tek yönlü beslenme vb. mesela hamur işine ağırlık verme kansızlığa yol açabilmektedir. Anemi, yani kansızlık depresyona yol açan organik rahatsızlıklardandır. Bununla birlikte anemiden dolayı depresyonun ortaya çıkması durumunda anemi ile birlikte depresyonun da ilaç ve psikoterapi ile tedavi edilmesi gerekmektedir.

Aslında dengesiz beslenme sadece anemiye değil B vitamini kalsiyum, magnezyum eksikliği gibi farklı vitamin ve mineral eksikliklerine yol açar ki, bütün bu eksikliklerin benzer psikolojik etkileri vardır. Dengeli beslenme beden sağlığı kadar ruh sağlığının da korunması açısından ihmal edilmemeli.

Kronik enfeksiyon hastalıkları, aşırı kan kaybına yol açan ciddi yaralanmalar, fazla kanamalı olan ameliyatlar, hanımlarda sık veya çok sayıda doğum, adet bozuklukları, tedavi edilmeyen sık burun kanamaları, tiroit bozuklukları da anemiye yol açabiliyor. Kalıtımsal bazı hastalıklar mesela "Akdeniz anemisi" de özel tedavi gerektiriyor. Anemi kan tahlilleri ile kolay tespit edilen bir rahatsızlık olmakla beraber gizli anemi şeklinde daha detaylı tahlilleri gerektiren türleri de vardır. Genelde solgun deri anemi belirtisidir. Fakat bu yanıltıcı olabilir. Solgun renkli derili olup kansızlık problemi olmayan kişiler olduğu gibi rengi solgun olmadığı halde anemi problemi olan kişiler de vardır.

Kişinin hareketini kısıtlaması ve verimliliğini düşürmesi bakımından depresyon, panik atak gibi psikolojik rahatsızlıklardaki semptomlara son derecede benzer semptomları yani belirtileri olan anemi, organik rahatsızlıklara yol açtığı gibi psikolojik sonuçları da olan bir hastalıktır.

Tedavi ihmal edilmemeli

Kansızlığın problemlere yol açtığı bilinmeyince tedavisi de ihmal edilebilmektedir. Anemiden şüphelenildiğinde dahiliye uzmanı bir hekime gidilip muayene ve önerilen tetkikler yaptırılmalıdır. Anemi tedavisinde önce kansızlığın nedeni tespit edilmeli ve buna göre tedavi yapılmalıdır. Tedavi süresine mutlaka uyulmalıdır. Mesela bir aylık tedavi süresinde ilaçların on beş gün kullanılıp bırakılması aneminin devam etmesine yol açar.


Kansızlıktan dolayı hayatımızda ne gibi sorunlar ortaya çıkar?
Anemiden dolayı ortaya çıkan bazı psikolojik problemleri ve hayatımızı negatif yönde etkileyen önemli bazı haller ve belirtiler şunlardır:

Kendinizi sürekli yorgun hissedersiniz

Anemi hastası, halsizlikten dolayı az hareket etmek isteyebilir. Bu problem bilhassa ev hanımlarında çevreleri tarafından anlaşılmamaya yol açmaktadır. Hareketlerde yavaşlık ve sürekli yorgunluk hissi depresyona benzemektedir.

Çarpıntı ve sol kola vuran ağrı yapar

Anemi, sol kola vuran ağrı ve çarpıntı, hava açlığı, sıkıntı gibi şikayetlere de yol açıyor. Bu da kişinin kalple ilgili bir problemi olduğunu düşünmesine ve paniğe kapılmasına sebep olabilir. Çok uzun süren ve tedavi edilmeyen kansızlık kalp yetmezliği gibi hastalıklara da yol açabiliyor.

Uykuya düşkünlüğünüz artar

Aneminin sebep olduğu yorgunluk ve halsizlik uykuya düşkünlük yapabilir ve uyku bozukluklarına yol açabilir. Günlük düzenin bozulması başka problemleri de beraberinde getirir. Bu da depresyon belirtilerindendir.

Öğrencilerin ders başarısı düşer

Demir eksikliği özellikle öğrencilerde ders çalışamama ve dolayısıyla ders başarısının düşmesine yol açabilir. Ailenin bu durumu fark etmemesi veya önemini bilmemesinden dolayı çocukla veya gençle ilişkileri bozulabilir. Ders başarısızlığı güven sorununa yol açarak başka psikolojik problemleri tetikleyen sebepler arasındadır.

İş verimliliğiniz düşer

İleri derecedeki anemi, çalışanlarda zihinsel fonksiyonların azalmasına bağlı olarak iş başarısının düşmesine sebep olur. Yorgunluk, halsizlik veya isteksizlik iş hayatında çok gerekli olan atılımcılık ve girişimcilik gibi özelliklerin de azalmasına yol açar.

Sosyal ilişkileriniz bozulur

İleri derecede kansızlık, kişinin isteksiz ve yorgun olmasından dolayı sosyal ilişkilerden uzaklaşmasına yol açabilmektedir. Bilindiği gibi sosyal ilişkiler bir miktar güç ve çaba gerektirir. Misafir çağırmak veya bir yere gitmek için kendinde yeterli gücü hissetmeyen kişi bu tip faaliyetlerden uzak durur. Bu davranışı çevresindekiler tarafından anlayışla karşılanmayınca gerginliğe neden olabilir.

Farika Artır Teymur / Uzman psikolog

En kısa zamanda doktor yolu görünüyor bana sanırım.
wacko.gif
Go to the top of the page
 
+Quote Post
DELİKIZ
mesaj Oct 19 2008, 08:55 PM
İleti #8


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )



DAMAR TIKANIKLIĞINA DİKKAT!!

Damar tıkanıklığı için uzmanlar üç önemli kurallara dikkat çekiyor. Bunları yaparsanız yaşama şansınız artıyor.
Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği'nin (TKDCD) düzenlediği kongre, bilimsel oturumlarıyla Çeşme Sheraton Otel'de sürüyor. Türkiye, Amerika ve Avrupa'nın birçok ülkesinden gelen katılımcılar bilgilerini meslektaşlarıyla paylaşıyor.

Kongrede konuşan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt, "Türk halkı çok fazla yağlı yemek yiyor, dahası çok fazla sigara içiyor. Bütün bunların üstüne bir de obezite sorunu eklenince damar sertliği Türkiye'de, Amerika'daki kadar sık görülüyor" dedi. Prof. Dr. Bozkurt, şunları söyledi: "Gaziantep, Balıkesir ve Zonguldak'ta yapılan araştırmada 70 yaşın üzerindeki erkeklerde damar tıkanıklığı oranı yüzde 30 olarak tespit edildi. Bu oran Amerika ve pek çok Batı Avrupa ülkesiyle aynı düzeyde. Damar tıkanıklığı hastalığının kötü tarafı yaşam açısından çok riskli olmasıdır."

Bacak tıkanıklığı olan hastaların kalbi ve şah damarında da tıkanıklık olma ihtimali yüksek olduğu için riskin çok yüksek olduğunu kaydeden Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt, "Bacağında damar tıkanıklığı olan hastanın hayatını kaybetme olasılığı, bağırsak kanseri olan hastadan daha fazladır" dedi. Hastalara önerilerde bulunan Prof. Dr. Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı: "Sigara içilmemeli, mutlaka kolestrol düzeyine bakarak diyet uygulanmalı ve bebek dozunda aspirin kullanılmalı. Böylece hastalarda yaşama oranı yüzde 20 artırılıyor."

Haber Kaynağı: CİHAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
DELİKIZ
mesaj Oct 23 2008, 07:58 PM
İleti #9


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )



MUTSUZ BAĞIRSAKLARINIZA BİRAZ HUZUR VERİN

Siniri midesine vuranlar, canı sıkılınca gaz sancısı çekenler, stresli zamanlarda reflüsü artanlar çoğalıyor.
Gerçekten de bağırsak hastalıklarıyla duygusal durum arasında yakın bir bağlantı var. Son zamanlarda pek çok kişinin canını sıkan iritasyonlu bağırsak hastalığı ya da huzursuz bağırsak sendromu da bunun en iyi örneklerinden. Spastik kolit de denilen bu durum karın ağrıları, gaz sorunu ve dışkılama bozuklukları ile kendini gösteriyor. Bazı hastalarda ishal, diğerlerinde kabızlık, şanssız bir kesimde ise her iki sorun da bir arada ortaya çıkıyor. Ne yazık ki bu sorununun tam olarak sebebi bilinmiyor. Bazı yiyeceklerin bu durumu kolaylaştırdığı düşünülse de özellikle stresin bağırsak kasılmalarına yol açtığı belirtiliyor. Spastik kolitte bağırsaklarda bir problem olmasa sindirim sistemi fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremiyor. Bu nedenle altta yatan başka bir sorun olup olmadığı ileri tanı tetkikleriyle araştırılıyor. Huzursuz bağırsak sendromu tanısı konduğunda da ishali, kabızlığı, şişkinliği azaltıcı beslenme önerilerinden ve çeşitli ilaçlardan yararlanılıyor.
İşte bu ilaçlardan bir tanesi de antidepresanlar. Genelde depresyon tedavisinde kullanılan bu ilaçlar ruhsal gerginlik halinin giderilmesi ve stresin kontrol edilmesi için bu tip bağırsak hastalıklarında da verilebiliyor. Kontrol etmeyi başaramadığınız stres ve üzüntüleriniz bağırsaklarınızın huzurunu kaçırmasın diye doktorunuz da size bu tedaviyi önermiş olabilir. Bu durumda mutlaka rutin kontrollerinize gitmeli, doktor ve beslenme uzmanınızın verdiği önerilerden yararlanmalısınız. Bunun yanında size dokunan yiyeceklerden kaçınmanız, her gün yarım saatlik yürüyüşlerle bağırsak hareketlerinizi arttırıp stres seviyelerinizi azaltmanız önemlidir. İshal ve kabızlık probleminiz olduğunda doktorunuzun önerdiği ilaçlardan yararlanabilirsiniz. Ayrıca sigara içmemeniz de şart. Papatya, rezene, nane çayları da gaz probleminizi azaltacaktır. Ancak stresi yüksek, depresif, sinirli ya da aşırı mükemmeliyetçi biri iseniz yoga, meditasyon gibi rahatlama tekniklerinden hatta gerektiğinde davranış terapi ve stres yönetim tekniklerinden faydalanmalısınız. Böylece uzun dönemde antidepresan ihtiyacınız da azalacaktır
.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
tizna
mesaj Nov 3 2008, 01:22 PM
İleti #10


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 1,688
Katılım: 19-March 08
Üye No: 3,846
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: 0 RH ( - )



Şizofreni Nedir?

Kişide en az bir aylık sure içinde aşağıdaki belirtilerden en az ikisinin varlığı ( sanrılar; varsanilar; konuşma özellikleri ve kalitesinde bozulma; aşırı ölçüde garip ve anlamsız şekilde dağılmış davranışlar; negatif belirtiler dediğimiz duygusal yüz ifadelerinde azalma, düşünce ve fikir üretimi ve yapısının kısırlaşması,enerji ve bir şeyler yapmaya hevessizlik hali)

Bu durumdaki kişide hastalığın sureci içinde sosyal, mesleki, ailesel ilişkilerinde ve kendine bakim gibi alanlarda belirgin bozulmalar oluşur. Bu belirtiler en az 6 ay suredir var olmalıdır.

Varsani nedir?:

Olmayan bir takım uyaranlari var gibi algilama durumudur. Bu hastalikta en cok isitsel varsanilar (kendisi ile konusan sesler, gürültüler duyma gibi) bulunmaktadır. Ayrıca görsel varsanilar (duvarda çizgiler, kendine bakan yüzler, yaratıklar görme gibi); koku varsaniları (iyi ye da kotu ama başkasının duymadığı kokular duyma); dokunma varsaniları (vücudunda bir şeyler geziyor gibi hisler); vücutsal varsanilar (beden yapısının, bölgelerinin değiştiği seklinde) olabilir.

Sanrı nedir?:

Hastanın sabit bir fikir ile bağlandığı, aksi yöndeki söylemlere karşın ikna edilemeyen ve mümkün olmayacak derecede içeriğe sahip olan yanlış inançlardır. Başlıca tipleri arasında kötülük görme ( persekusyon ), üzerine alınma (etrafındaki her olayın kendisi ile ilişkili olduğu seklindeki referans sanrıları); kontrol edilme; düşünce sokulması, çekilmesi ya da yayınlanması; dini sanrılar; vücutsal; suçluluk - günahkarlık ve büyüklük sanrıları sayılabilir.

Başlangıç Yaşı:

Genellikle 16-25 yas arasında görülse de çocukluk yaşlarında ya da 40 yas sonrası da görülebilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre daha geç yasta başlamaktadır.Başlangıç yaşı erkeklerde 15-25 arası, kadınlarda ise 25-35 yas arasındadır.

Hastalarda belirlenen risk faktörleri:

Genel olarak toplumda % 1 oranında görülmektedir. Erkek ve kadınlarda eşit oranda görülmektedir. Hastalar arasında bekarlık yüksek orandadır. Evli çiftlerde ise boşanma oranı toplum ortalamalarından fazla bulunmuştur. Kentsel yerleşim alanlarında daha cok görülmektedir.

Kalıtımın Rolü:

Hastanın anne-babasından birinde bu hastalık varsa çocuklarda risk % 12 'ye çıkarken, her ikisi de hasta ise % 44'e yükselmektedir.

Hastalığın cinsiyete göre belirti farklılıkları:

Kadınlarda kaygı ,depresif belirtiler ve gerginlik on planda iken, erkeklerde negatif belirtiler belirgindir. Kadınlarda çevresinden kuşkulanma gibi paranoid konular ve kendine zarar verme on planda iken , erkekler zararı daha cok çevrelerine vermektedir

Hastalığın Seyri:

hastalık kadınlarda erkeklere göre, daha az sayıda ve surede hastanede yatışa yol açmakta ; hastalık daha az kötüleşme dönemleri ile seyretmektedir. Kadın hastalar daha az intihar etmekte, evliliklerini erkeklere göre daha fazla sürdürebilmektedirler.

Hastalık Kimlerde Daha İyi Seyretmektedir ?

geç başlangıç yaşı (20 ve sonrası)

yüksek sosyo-ekonomik düzey

hastalık öncesi toplumsal ilişkileri ve işlevselliği iyi olan,isi olanlar.

Ailede şizofreni hastalığı olmaması

Zekanın normal sınırlarda olması

Başlangıcın bir olayı izleyerek olması

Yavaş yavaş değil,aniden başlaması

Tedavi için gecen surenin kısa olması

Duygulanımda silinme ve uygunsuzluğun olmaması.

Hastalık Nasıl Seyretmektedir?

Tedaviye geç başlanmadığında ,az ve kısa sureli yatışlar ile kişinin topluma uyumu sağlanabilmekte, hasta toplum içinde bir takım görev ve sorumluluklar alabilmektedir. Ancak negatif belirtilerin uzun sure devam ettiği hallerde bu sosyalleşme ve işlevsellik
bozulmaktadır.Bazı şizofren hastalarda görülebilen kendine bakımda azalma, sağlıksız ortamlarda bulunma ve alkol-madde kullanımları nedeniyle enfeksiyon hastalıkları daha cok gözlenmekte ve yaşamı kısaltmaktadır. Şizofrenlerin % 10 kadarında intihar sonucu olum saptanmıştır. Şizofreni hastalarının bu nedenlerle, diğer insanlarla karşılaştırıldığı da, 10 yıl daha az yasam suresine sahip olabilmektedir .

Tedavi:

İlaç tedavisi ve bireysel destekleyici tedavi yanı sıra grup terapileri hastanın işlevselliği ve sosyalleşmesini arttırmakta , gidisi olumlu hale getirmektedir.

Vücut dismorfik bozukluğu (dismorfofobi) devamlı vücutları ile uğraşan,vücutlarında bir şeylerin kotu,çirkin,yanlış, eksik- fazla olması seklinde düşüncelerin olduğu bir kaygılarım bozukluğudur. Kişide cok hafif bir kusur olsa bile, bu durum cok abartılarak, korkulacak bir konu haline getirilir.Hissedilen kusur nedeniyle oluşan gerilim ve kaygı ,beklenilenin cok üzerindedir .Sosyal ilişkilerden kaçınabildikleri gözlenmiştir. Bu kişiler görünümlerini kozmetik olarak değiştirmekte, ameliyatlar olmaktadırlar. kişinin odaklandığı bölge genellikle yüz bölgesi olup, burun, kulaklar, çene ya da bu bölgedeki sivilceler gibi değişebilmektedir. Kadınlarda göğüsler, karin bölgesi, boyun bölgesi on ciddide önde gelen odak noktalarıdır. Bazı durumlarda boy kısalığı ya da saçlarının azaldığı düşüncesi, karin bölgesinde yağlanma, ciltte kırışıklıklar , göğüslerin büyüklüğü konu edilmektedir.

Bu kişilerde özgüven eksikliğinin bulunduğu, depresyon, obsesif- kompulsif bozukluk ve sosyal fobi gibi ek psikiyatrik rahatsızlıkların birlikte bulunabildiği gözlenmiştir.

Hastalığın başlangıç yaşı:

20'li yaşların başında ya da ergenlikte başlamaktadır.

Belirgin tekrarlayıcı davranışları:

kişiler yineleyici bir şekilde aynaya bakmakta, vücutlarını kontrol etmekte, yakın çevresindekilere bu konunun varlığı ve derecesi hakkında tekrarlayan sorular sormakta ve konu ile ilgili çeşitli doktorlara başvurmaktadırlar .



--------------------
bir mucize-i gizem, ömrü sefadan geçen
bir gece-i matem, yüreğimden uçup giden
sine-i harabım bir gül demeti
sor ki bu canı hiç sevmedi mi?
hal-i ruhsarım perişan gibi

Go to the top of the page
 
+Quote Post
tizna
mesaj Nov 3 2008, 01:25 PM
İleti #11


Profesyonel Üye
***

Grup: Üye

İleti: 1,688
Katılım: 19-March 08
Üye No: 3,846
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: 0 RH ( - )



benım cok ılgımı ceken bı konu ıdı ozellıkle baslama yasının bu kadar kucuk olması dikkatımı cekmıstı..aslında ben daha cok ılerıkı yaslarda goruldugunu dusunuyordum bır cogumuz gıbı.. ve paylasmak ıstedım


--------------------
bir mucize-i gizem, ömrü sefadan geçen
bir gece-i matem, yüreğimden uçup giden
sine-i harabım bir gül demeti
sor ki bu canı hiç sevmedi mi?
hal-i ruhsarım perişan gibi

Go to the top of the page
 
+Quote Post
DELİKIZ
mesaj May 1 2009, 01:25 PM
İleti #12


Profesyonel Üye
***

Grup: Moderatör

İleti: 2,368
Katılım: 22-February 08
Nereden: İSTANBUL
Üye No: 3,714
Nerede yaşıyorsunuz?: Türkiye
Kan Grubunuz: A RH ( + )



sad.gif
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 16th December 2019 - 07:57 AM

Alt Başlık

Data Alanı Alt