Gümüşhane Haberleri

Demircioğlu: Her kadın ve erkek bir başka kadının sanat eseridir

data-auto-format="rspv" data-full-width>
Gümüşhane

Türkiye’de 34 yaşında Doçent olan ilk kadın akademisyen olan Gümüşhaneli hemşehrimiz Doç.Dr. Ebru Demircioğlu, kadınların sadece çocuk doğurmadığını bir toplumu doğurduğunu belirterek, “Her kadın ve erkek bir başka kadının sanat eseridir. Mutlu bir kadın, mutlu bir aile; mutlu bir aile ise mutlu ve güçlü bir Türkiye demektir” dedi.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’ne panelist olarak davet edilerek burada bir sunum gerçekleştiren Demircioğlu, 2010-2022 yılları arasında kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet ve kadın cinayeti konulu doktora tezlerinin önerilerini analiz ederek bildirisinin sonunda kendi önerilerini sundu. 

“Kadınlar her cinayette kadın olmalarından kaynaklı öldürülmemektedirler”

Sunumuna 25 Kasım’ın neden ilan edildiğini anlatarak başlayan Demircioğlu, kadın cinayetleri konusunda yapılan bazı değerlendirmelerle devletin töhmet altında bırakılmak istendiğini, konuyla ilgili iki kavramın çarpıtılarak açıklamalar yapıldığını belirterek, “Bu kavramlardan biri ‘kadın cinayeti’ bir diğeri ‘cins kırım’dır. Kadın cinayeti (Femicide), bir kadının kadın olduğu için şiddet ile ölümü, ayrımcılığa maruz bırakılması, kadınlara karşı bir hak veya üstünlük duygusuyla, zevk için veya sadist arzular için erkekler tarafından gerçekleştirilen cinayettir. Bu kavramın neleri kapsadığını tam olarak bilmeyenler her kadın ölümünü kadın cinayeti olarak değerlendirmektedirler. Oysaki her cinayet erkekler tarafından işlenmemektedir, kadınlar her cinayette kadın olmalarından kaynaklı öldürülmemektedirler. Bir platformda bu yıl için 280 kadın cinayeti işlendiği iddia edilirken, bir diğer platformda bu sayının 349 olduğu iddia edilmiştir. Gerçek ise bu yılın ilk on ayında maalesef 225 kadın cinayeti işlendiğidir. Daha da ileri giderek, Türkiye’de aslında kadın cinayet değil kadın cins kırımı olduğunu öne sürmüşlerdir. Cins kırım (feminicide), bir kadının sadece kadın olduğu için öldürülmesine ek olarak, bu olguya devletin sessiz kalması, uluslararası garanti yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve kadın cinayetleri için hiçbir önlem almamasıdır. O halde 1998’de 4320 sayılı kanunla başlayan, 2002 yılıyla birlikte hızla ivme kazanarak Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Anayasa’da kadınların lehine yapılan düzenlemeleri, 6284 sayılı Kanunu; önleyici ve koruyucu tedbir olarak ŞÖNİM’leri, kadın sığınmaevlerini, KADES ve elektronik kelepçe uygulalarını yok mu sayacağız? Tüm bu düzenleme ve uygulamalar göz önüne alındığında devletimizin kadını, çocukları ve aileyi koruyabilmek için neler yaptığı gün gibi ortadadır” dedi.

“Doğum sonrası anneye verilen annelik izni, ücretli ve en az 1 yıl olarak yeniden düzenlenmelidir”

Panelde kendi önerilerini de sunan Demircioğlu, erkekleri suçlayıcı ve şiddet eğilimli olarak gösteren mesajlar yerine, olumlu bir dil kullanılarak sorumluluğu vurgulayan mesajların verilmesi sağlanması gerektiğini vurgulayarak, “Kadına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğu mesajı gibi mesajı, erkeklere ve erkek çocuklarına ulaştırmak için futbol stadyumları, televizyonda yayınlanan maçlar ve futbol programları sık sık kullanılmalıdır. Kadın cinayeti kavramı hukuksal metinlerde net bir şekilde detaylarıyla açıklanmalıdır. Tedbir kararı alındıktan sonra erkeklerin gidebileceği bir yer olmadığında, gidebilecekleri bir yerin oluşturulması gerekmektedir. 7/24, tam gizlilik ilkesi ile çalışan ve ücretsiz ulaşımı sağlanan en az bir sığınmaevi bulunmalı ve bunlar ülke çapında yaygınlaştırılmalıdır. Cinsel Saldırıyla Mücadele Merkezleri kurulmalı. Buraya, polise bildirimde bulunmamayı seçenler ve yakın zamanlı veya geçmişteki istismar travmasıyla mücadele edenler, rahatlıkla başvurabilmeliler. Çalışan kadınların bebek sahibi olduktan 3 ay gibi çok kısa bir süre sonra, bebeğini kime ve nasıl bırakacağı konusu, aile içi ciddi huzursuzluğa, kadın için ciddi uykusuzluklara ve psikolojik problemlere neden olduğundan, doğum sonrası anneye verilen annelik izni, ücretli ve en az 1 yıl olarak yeniden düzenlenmelidir. Bunu başarabilirsek ülkemizin gelecek birkaç sene içerisinde nüfusunun yaşlanmasını önlemiş ve genç nüfusun artışını da sağlamış oluruz” diye konuştu.

“Her kadın ve erkek bir başka kadının sanat eseridir”

Kadınların sadece çocuk doğurmadığını bir toplumu doğurduğuna dikkat çeken Demircioğlu, “Her kadın ve erkek bir başka kadının sanat eseridir. Mutlu bir kadın, mutlu bir aile; mutlu bir aile ise mutlu ve güçlü bir Türkiye demektir. Buradan kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet ve kadın cinayeti konularını çalışıp çözüm önerileri geliştirmeye çalışanlara şunu söylemek istiyorum: Hedeflerinizi hayallerinize değil, hayallerinizi hedeflerinize taşın” ifadeleriyle sunumunu sonlandırdı.

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.