BİRLİK OLMAK

“Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü'min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.” Buhari

Anadolu'nun orta halli bir kasabasından 40-50 kadar kişi, hayvanlarına yüklemişler nohudu, buğdayı yakındaki büyük kente alışverişe gitmişler. Onları satıp kumaşlar, tencereler almışlar. Dönüşte 3 kişi, kervanın yolunu kesmiş, çekmiş silahı, ''Yatın, kıpırdamayın'' derken hepsini soymuş, yarı çıplak yollamış. Kasabanın girişinde durumu görenler şaşırmışlar, sormuşlar:


“Ne oldu size, ne bu haliniz?” Soyulduk, yanıtı alanlar yüklenmişler:

''Kim soydu, nerede soydu, kaç kişiydi?'' İçlerinden biri durumu özetlemiş ve:

''Onlar 3 kişi beraberdi, biz 40 kişi yalnızdık!'' demiş.

Kıssadan ders alacak olursak dünya üzerinde tabiri caizse üç kişi olanlar kalabalıkları yönetme, yönlendirme, üzerlerinde egemenlik kurma ve onları her yönüyle sömürebilme cesareti ve gücünü kendinde bulabilmişlerdir. Satın aldıkları topraklar üzerinde yerleşen bu güruh kin ve nefret tohumları salyalayarak komşularına tesellüt edip sınırlarını genişletip sonradan tahrip edilen kitaplarında “üstün ırk” martavalları ile dünyanın zalimi olmuşlardır. Onlar bir ve beraber olurken Müslüman dediğimiz yekûn ise hala bir ve beraber sıfatlarından uzak yalnızlık paydasında birbirlerinden habersiz, umarsız ve duyarsız olarak çile çekmeye devam ediyorlar.

Bu hep böyle midir? Evet, maalesef böyledir. O üç kişilik güruh güzel ülkemizde de komutlarını oralardan ve bir yerlerden alarak “biz biriz ve beraberiz” şarkıları terennüm ederken maalesef yine biz “bir ve beraber” olmamız gerekirken içimizde Türk-Kürt, Şucu-Bucu, Alevi-Sünni diyerek bölük pörçük olarak “yalnız ve yapayalnızız” formatında biçare durumdayız.

Çok yıllar evvelinde İstanbul’da Yahudi bir esnafın dükkânına giren vatandaş bir kenarda yığılı durumda dergi ve gazeteleri görünce merakını cezbetmiş ve dükkân sahibine sormuş.

“Bunları okuyor musunuz?” Yahudi esnaf gözlüğünün üstünden bakarak;

“Yok, okumadım” deyince bizimki tekrar sormuş;

“O halde neden para veriyorsun?” Yahudi bu seferde bizlerin ders alması gereken bir cevapla;

“Olsun ben davama bu şekilde sahip çıkıyorum” demiş.  

İşte onlar dünyanın neresinde olursa olsun bir ve beraber olurken bizler ise aynı sınırlar içinde, aynı bayrağın gölgesinde, aynı camii içinde ve maalesef aynı Gümüşhane sınırları içerisinde bir ve beraber olamıyor ve yalnızlıkları oynuyoruz.

Birlik olmak aynı ülkü uğruna birlikte beraber yürüyebilmektir. Davana sahip çıkabilmektir. Yol arkadaşını satmamaktır. Ayağının altına sabun koymamaktır. Başkalarının arkasından dolap çevirmemektir. Yapılan iyiliğe hainlik etmemektir. Şehrin ve geleceğimizin selameti için aynı payda etrafında buluşabilmektir.

Rabbim gerçek manada bizleri birlik ve beraberlikten ayırmasın.
YORUM EKLE