Evet, Turizme Kilise Dopingi

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün sunduğu “Gümüşhane Tarihini Koruyor” projesini kabul etti.
Proje ile Süleymaniye mahallesindeki 4 kilise ve Çakırkaya Kilisesi için restorasyon projeleri hazırlanacak.

Yine Torul’un Arpalı Köyünde bulunan Kiliseden dönüştürme Cami’nin mevcut hali ve bahçesindeki çan kulesinin restorasyon projesi için çalışmalar başlatılmış.

Bu haberler, son zamanlarda farkına varılan kültürel değerlerimizin artık korunacağı, geçmişin sabit fikirlerinin rafa kaldırılmaya başlandığının bir göstergesi niteliğindeydi.

Yapılacak çalışmaların yanlış yönlere çekilebileceği doğrudur. Bu tür davranış içerisinde bulunanlar sadece popülizm peşinde koşan insanlardır.
Konu ile bağlantılı geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez’in Danimarka’nın en büyük ikinci kenti olan Aarhus’ta inşaatı yeni tamamlanan Selimiye Caminin açılış töreninde yaptığı konuşmadan alıntılar sunmak isterim.

Yerli ve yabancı çok sayıda basın mensubunun takip ettiği açılış töreninde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez,  “Avrupa’da çok kültürlülük iflas etmiştir denildikçe biz Müslümanlar yanı başımızdaki gayri Müslimlere daha çok sahip çıkmalıyız. Batı’da bir caminin duvarına ırkçı yazılar yazıldıkça biz Hıristiyan komşularımıza selamı sabahı daha da artırmalıyız. İslam’ın himayesinde varlıklarını sürdüren dini azınlıklar ve kiliseler, İslam medeniyetinin her Müslüman’a emanetidir. Bu emanetleri korumak ve muhafaza etmek hepimizin görevidir.” dedi.

Evet, “İslam’ın himayesinde varlıklarını sürdüren dini azınlıklar ve kiliseler, İslam medeniyetinin her Müslüman’a emanetidir.”

Bu cümle defalarca okunmalı,

Düşünceler kantara vurulup muhasebe edilmeli.

Başkan Görmez’in şu ifadelerinin de altını çizmek gerekiyor.

“İslam dünyasında tarih boyunca varlıklarını barış içinde sürdüren, Müslümanların sağladığı barış atmosferinde gelişip büyüyen kiliselerin, diğer dini grup ve cemaatlerin bugün her hangi bir rahatsızlık hissetmeleri, gelecek endişesi içerisine girmeleri, on dört asırlık İslam medeniyetine sürülebilecek en büyük lekedir. Batı’da her hangi bir cami ve mescidin ne kadar rahat, ne kadar özgür olmasını istiyorsak, Doğu’da da her hangi bir kilise, aynı özgür ortamda hizmetlerini sürdürebilmelidir.”


Yeryüzünün herkese yetecek kadar geniş olduğunu, farklı inançları tahkir etmenin özgürlük olarak algılanamayacağını kaydeden Diyanet İşleri Başkanı Görmez,“Başka insanların yüce değerlerine hakaret etmek insanı yüceltmez, bilakis küçük düşürür. Hakarete hakaretle karşılık vermek, her iki tarafı da küçük düşürür”

Başka söze gerek var mı?
YORUM EKLE