GÜMÜŞHANE’DE EĞİTİM VE NASİHAT

    Bugün dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında eğitim sayesinde bir yerlere gelmiş olan değerli hemşerilerimizin varlıkları ile gurur duyuyoruz. Zamanında iyi ve sistematik olarak atılan tohumların zaman geçtikçe filizlendiğini, boy ve dal attığını ve bugün çiçek ve meyve verdiklerini görebilmenin bahtiyarlığındayız. Zaten kaderi dağların avucunda çizilen Gümüşhanelinin hedeflerini belirlerken Kuşakkaya gibi heybetli dağların çok daha ötelerini tahayyül etmeleri gerekmekteydi. 

    Şüphesiz Gümüşhane’de yokluk ve yoksulluğun kol gezdiği Yama Devri’ni görmüş olan atalarımızın başka bir hal çareleri de olamazdı. İşte o zamanlarda atılan bu sağlam temeller, okullarımıza ve öğrencilerimize sunulan teknolojik imkânlar, ailelerin bilinçlenerek çocuklarının eğitimlerinde yer almaları, idealist ve başarılı öğretmenlerimizin fedakârlıkları, bilinçli ve ne yaptığını bilen idarecilerimizin varlığı burada birincil önem arz etmektedir. 

    Gümüşhane gibi kalkınması eğitimle mümkün olan illerin kaderi yetiştirmiş olduğu gençliğinin karakteri ile ilgilidir. Her zaman eğitim mi öğretim mi ikilemi ile karşılaşan toplumlarda elbette ilk olarak eğitim diyoruz. Eğitim şüphesiz önce ailede ve daha sonra çevrede hayat bulmaktadır.

    Bundan çok önceleri ve şimdi son yıllarda eğitim ve öğretim alanında çıtanın yükseldiğini görmek; “En önemli yatırım insana yapılan yatırımdır” tezini de kuvvetlendirmektedir. Dün atılan tohumların bugün meyve vermesindeki sebep bu olsa gerek. Her zaman kendimize şiar edindiğimiz; “Nereye gittiğini bilene bütün dünya yol verir” ilkesi ışığında bu şehrin çocukları nereye gittiğini çok iyi analiz etmiş durumdadır. Bu yüzden ben bir eğitimci olarak bu şehrin çocuğuna ve gençlerine başından sonuna kadar kefilim.

    Aileler bilinçli olursa, çevre bu konuda duyarlılığını ve hissiyatını kaybetmemişse, öğretmen elindeki emanetin bir değer olduğunun farkına vararak ona tüm ideallerini aşılayabilirse bu güzide ilin ve ülkemizin hiçbir problemi olmaz kanaatindeyim.

    1993 yılında Gazi Üniversitesi son sınıfında stajını Ankara okullarında yapan çiçeği burnunda bir öğretmen adayı olarak o zaman gördüğüm nahoş manzaraları buraya yazsam içiniz kabarır. Ve yıllar sonra 2012’de Gümüşhane’de ki öğrenci profilini gördüğümde biz her şeyden önce insan yetiştiriyoruz tezimin ne kadar haklı olduğunu elbette sizlerde anlayacaksınız. Gümüşhane’de görmek istemediğimiz ufak çaplıda olsa akran zorbalığı, şiddet ve kötü alışkanlıklar yok değil. Ancak uyuşturucu ve sigara kullanma yaşının ilköğretim seviyelerine indiği bir memleketi düşünürsek biz çok çok iyi bir durumdayız.

    İşte her şeye rağmen kefil olduğum Gümüşhane gençliğini kendi evladım sayarak aşağıdaki nasihat adlı şiirimi onlara ithaf ediyorum;

    NASİHAT

Dinle beni oğul kalsan da darda
Namerdin aşına uzanmayasın
Varlığı arama var belki darda
Sakın ha mazluma dokunmayasın

Sözünü bilmeyen, asi özüne
Donacağın bilsen bakma közüne
Kıymet verme sakın yalan sözüne
Sahte bezirgâna satılmayasın

Kitaplara dost ol uzak dur kinden
Düşeni görürsen tut ellerinden
Mecliste ara bul feyz al sözünden
Âlimin yanında atılmayasın

Kötü sahibine zarar getirir
Hazıra alışma ömür bitirir
Gözyaşı üstüne makam yitirir
Zulüm kervanına katılmayasın

Büyüğün sözünü küpe deyip al
Unutma taşlanır meyve veren dal
Ki darda kalırsan Yaratan’a sal
Garibi soğukta yatırmayasın

Dinle beni oğul ilaçtır zaman
Yoksulluk bir devdir vurursa yaman
Paylaş ekmeğini darılma hemen
Lokmanı harama batırmayasın       

YORUM EKLE