HAKİKAT AŞIĞI BİR AYDIN “TÜRKİYE’NİN MAARİF DÂVASI” Nurettin TOPÇU

“Geçmiş zamanlara ait hatıraları olmayan hayvanlarla daima günü (anı) yaşayan çocuklarda şahsiyet aranmaz.”

“Hakikat aşkına sahip insanlar, cemiyetin içinde çoğalmadıkça, hakikat aşkı cemiyeti içinde en yüksek ve muhterem yeri tutmadıkça ve hakikatin ihtirası cemaat içerisinde bir umumi cereyan, büyük bir hareket hâline gelmedikçe, millî mektep gerçekten var olmayacaktır.

Nurettin Topçu, Türk aydınları içerisinde öyle birkaç kitapla okunup anlaşılacak bir aydın değildir. Öyle ki aydın sıfatı onun için kanaatimce yavan kalır. Nurettin Topçu, Türk milleti için yalnız bir yazar değildir. Yazar olmaktan öte, bir sanat, düşünce ve eğitim abidesidir. O, yaşadığı dönem çerçevesinde toplumdan hep bir adım önde gitmiş, topluma bir şeyler öğretmek için fedakârlıklarda bulunmuş mükemmel bir şahsiyettir. 

Nurettin Topçu, yaşadığı hayatla ve eserleriyle Türk ilim ve irfan dünyasının seçkin şahsiyetlerinden biridir. O, tam anlamıyla nev-i şahsına münhasırdır. Çeşitli alanlarda dil, tarih, edebiyat, eğitim felsefesi ve eğitim sosyolojisi olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında araştırma yapmış üretken bir düşünce adamıdır. Şahsi hayatı ve yapıtlarıyla ömrünü Türk eğitim ve irfanına adayan bir aydındır. Batı medeniyeti karşısında Türk aydınının içerisine düştüğü durumu en iyi izah edenlerdendir. Batı medeniyetinin kökenleri ve bilim tarihi hakkında bir uzman olan akademisyen Fuat Sezgin Hocamınız bu konuya ilişkin kanısı “Doğu olmasaydı, Batı olmazdı.”  şeklindedir. Prof. Dr. Nurettin Topçu, Doğu ve Batı’nın eğitim, kültür anlamında tahlilini yapmış ve modern Türk eğitim sistemine eleştirel yaklaşımlarıyla büyük katkıda bulunmuştur. Türk eğitim sistemindeki sorunların yanıtlarına kafa yormuş ve Tanzimat’tan bu güne yaşanan çöküş ve çürümüşlükten Türk milletini kurtulmayı amaçlamış seçkin bir karakterdir. Tıkanmışlık içindeki Türk eğitim sistemini bu yok oluştan kurtarmak için ülkesine reçeteler sunmuştur. 

Eleştirel yaklaşımları her zaman yeni ufuklar açmış, bu yaklaşımın fikir hayatımıza zenginlik kazandıracağını ve ülkemizin önünü açacağını özellikle vurgulamıştır. Onun yapıtlarından hareketle bu ülkede neden nitelikli öğretmenler yetiştiremediğimizi, neden idealsiz, ülküsüz nesiller türediğini daha iyi anlarız. O, kökü ezelde ve dalları ebette bir medeniyet amaçlamıştır. İhtişamlı bir geçmişi olan Türk’ün son 3 asırda içine düştüğü çıkmazları en iyi bilenlerdendir o. Şanlı mazi olan Osmanlı Tük medeniyetiyle köprüler kurmayı amaçlamış ve asırlık sorunlara akılcı çözümler getirebilmiştir. O, hayatı boyunca gösterişsiz yaşamıştır. Ömrü boyunca muvaffakiyetin değil, hareketin adamı olmuştur.

Ondaki millîlik ve yerlilik anlayışı, yerli olmayanı reddetmekten uzaktır. Yerlilikten muradı millî ve yerli olanı yakalama arzusudur. Asırlık sorunlara akılcı ve modern çözümler üretmesi ruhundaki samimiyetin ve fikrindeki masumiyetin yansımasıdır. O hakikati yakalamak için gece gündüz çalışmış ve bu anlamdaki başarısını eserleriyle göstermiştir. Bu çalışmada Türk düşünce hayatının, Türk eğitim tarihinin abide şahsiyetlerinden Nurettin Topçu, Türk mütefekkiri olması yönüyle değerlendirilecektir.

Aklınız ve gönlünüzle yolunuz açık; alnınız ak olsun.

Muzaffer ARSLAN, Öğretmenlik Mesleği, Ankara Üniversitesi Bitirme Tezi, 2010, s.99

YORUM EKLE