BU CUMALARIN BİR ANLAMI OLMALI

Bize bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurken, okumanın cehaleti almadığı, eşekliğin baki kaldığı günlere geldik. Artık köle değil, pervasızca, inatla, doyasıya cahiliz. Ve bu cehaletimizden de mutlu…

Yine bir karne haftasının eşiğinde sözlüler veriliyor, ortalamalar hesaplanıyor. Bilgimiz, başarımız ya takdir görüyor ya da teşekküre layık bulunuyor. Nasıl bu dönem durumlar? 100 almak bizi kurtarıyor mu? Sınıfı geçince bitmiş oluyor mu öğrenilecekler? Ya da okul amacına ulaşmış oluyor mu?

Takdiri iki puanla kaçırdı diye intihar eden çocuk neyi düşünerek kıydı canına diye düşündüm uzun zaman. Takdiri kaçırışını cehaletine mi yormuştur dersiniz. Fenomen ya hani çok cahilsin keşke ölsen sözü. İllaki denk gelmiştir bir yerlerde. Yahut takdir edilmeye bu kadar yaklaşmışken, iki puan kala elenmeyi ailesine nasıl izah edeceğini mi bilememiştir…

Çocuğu bilmem de biz cahiliz vesselam. Bilgiyi geçip not odaklı hale geldiğimiz için, kitaplar değil notlar konuştuğu için, o notlara evlatlarımızdan çok değer verdiğimiz için, takdir alamazsan eve gelme sözünün teşvik değil tehdit içerdiğinin farkına varamadığımız için. Çünkü insanlar gelip de sormuyor ‘Bu dönem ne öğrendin?’ diye. Asıl mevzu ‘Sizin oğlan ne aldı? Sizin kız nereyi tutturdu?

Oysa dünyanın en iyi basketçilerinden olan Michael Jordan defalarca basket takımından atılmış.

Oysa dünyanın sayılı bilim adamlarından Albert Einstein, evinin yolunu bulamazmış.

Hayranlıkla dinlediğimiz Beethoven, 9. Senfonisini bestelediğinde sağırmış.

Şimdi kimse bilmiyor okulda hangi belgeleri almışlar. Bizler de merak etmiyor, sorgulamıyoruz. İyi mi iyi ötesi var mı diyoruz. Öyleyse neden sıra kendi çocuğumuza geldiğinde onu yalnızca notlarıyla ölçüyoruz?

Not eşittir başarı kalıbını neden yıkamıyoruz?

Karnedeki ikiyi hayat memat meselesine neden çeviriyoruz?

Başarıya cümlemiz ortak olurken, başarısızlık saydıklarımızı da neden sahiplenmiyoruz? Hiç payımız yokmuş gibi telafi etmek dururken, eşe dosta söylemeye bile neden çekiniyoruz?

Karne, başarının ölçütü değildir. Karne, bilgimizin ispatı da değildir. Hadi gelin bu Cumayı farklı kılalım. Saygıyı bilmeyen çocuğa beş almanın bir önemi olmadığını öğretelim. Kibirin, kendini beğenmişliğin karnedeki beşten değersiz olduğunu gösterelim. Merhametin teşekkürden güzel, sevginin takdirden kıymetli olduğunu anlatalım. Gelin bu Cuma kalıplarımızı kıralım. Bu dönem ne aldını bırakalım, bu dönem ‘ne öğrendin’ diye soralım.

YORUM EKLE