MEMLEKET İÇİN KOŞMA VAKTİ

Ayakta duran insanı, yatan insan sevmez. Yattığı belli olur ve tembelliği sorgulanır. Bu onu tedirgin eder çünkü yatan keyfinden asla taviz veremez. Kendisini saklamak için her zaman kasaya göz diker.

Yürüyen insanı yatan da duran da sevmez, her ikisinin ortak düşmanıdır. Birinin yattığı, diğerinin durduğu belli olur ve çalışmadıkları ortaya çıkar. Bu yüzden üretim az, tüketim çok olur.

Yürüyen de masaya hâkim olup yatanı kaldırıp duranı yürütmek arzusu güder. Bunun içinde mücadele alanı olarak politikayı seçer.

Koşanı ise hiç kimse sevmez. Yatan, duran ve yürüyenin ortak rakibi haline gelir.

Çünkü koşan her zaman hızlı, atık ve üretken olur. Hal böyle olunca ne kasaya hâkim olan, ne de masaya hakim olan ona nüfuz edemez.

Koşan ortaya çıkınca yatan, duran ve yürüyen müttefik olur, birlikte koşan ile mücadele güdüsüne kapılır.

Bir devlet sistemi de bu şekilde ele alınabilir. Yatan, duran, yürüyen ve koşan olarak analiz edilebiliriz.

Koşan başarıyı yatandan, durandan ve yürüyenden ibret alarak öğrenmiştir. Yürürse gücü azalır. Durursa hedef olur. Yatınca nefsin kölesi haline gelir. Koşan devlettir. Durmamalıdır, yatmamalıdır, yürümemelidir. Bu yüzden koşmak için tek çıkış ‘hazır ve daima hazır sonra da harekâta  nazır olmaktır.’ Aksi takdirde devlet sisteminde yatan, duran ve yürüyenin ortak düşmanı haline gelir.

Yatan, duran ve yürüyenin müttefikliği koşanı yok etmek üzere kurgulanır, koşan tarafından bu konsensüs ivedili bir şekilde sorgulanır.

Koşan kuyuya bir taş atar, yatan ürker, duran ilker, yürüyen ilter. Zihni aydınlatan mum söner ve çöker zifiri karanlık. Hemen ardından kendi aralarında kavga çıkar. Yürüyen durana bakar. Duran yatanı gösterir. Yatan önce duran ile anlaşmak ister. Sonra gider gizlice yatmasını durana mal ederek yürüyen ile uzlaşmak ister.

Yatanın aklı şeytan ile çalışır. Keyif ile sürdüğünü sandığı hayatta artık hareketsizlikten insani düşünemediği için şeytani düşünceye esir olmuştur. Adına da sivil toplum kuşağı diyerek gizeme bürünür.

Duranın aklı pek çalışmaz. Durduğu yerden etrafa bakar. Tabiatın güzelliği ve şevk kulvarı onun gözünü cezbetmiştir. Yatan ile karşılaşmazsa hiçbir sorun çıkmaz. Kendisini modern sanat kuşağı hülyası ile avutur.

Yürüyenin aklı denizlerdeki dalga gibidir. Bazen sert eser bazen durgun. Bazen bir şey bilmeden yatanın gazına, duranın nazına kapılır ve her şeyde hüküm sürme hissine bürünür. Bunun için politikaya merak sarar. Yürüyen duranı görür kendinden ibret alır. Yürüyen yatanı görür hatasını arar. Yatan, şeytancıl düşündüğü için yürüyeni mağlup etmek adına koşanı gösterir ve kıskanmasını sağlar. Hemen ardından duranı yürüyen ile düşman eder.

Duran yürüyeni, yürüyen koşanı yok etmek için gayret sarf ederken yatan yattığı yerden yata yata serüveni izler. Asırlar geçse de kasa hep onda kalır.

Gözler ile süreç seyrinde gider. Ama, ya akıl ile süreç hangi evrededir?

Koşan, süreç içinde ilerlerken ardından gelen tehlikeyi fark eder. Çünkü yürüyen durduğunda iyi bir bakış ile ilerlemez. Yürüyenin ardındaki duran da yürümeye eşdeğer bir bakışa sahiptir. Hepsinin ötesinde yatan en tehlikeli duyguları gözlerinden akıtmaktadır.

Koşan hızlanır. Yürüyen koşana yetişemediği için nazlanır. Koşan yürüyene kısa mesafeli koşmayı öğretir. Yürüyen koşmaya başlayınca koşan ile barışır. Yatan ile duran arasında işler karışır.

Koşan yürüyene koşmayı öğretirken marifet ne yürümek ne de koşmak değil, yorulduğunda durmaktır der ve akılları karıştırır.

Duran ile yürürken koşmayı öğrenen arasında kavga biter ve ikisi de barışır.

Koşan, yürürken koşan ile duran arasında aklı yarıştırır.

Yürürken koşan duranı kıskanır; koşmaktan ve yürümekten vazgeçer.

Duran, mahareti kendisinde bilir ve yatana gider.

Koşan, yürürken koşan ama sonra durana durumu izah eder.

Yürürken koşan ama sonra duran kendisini abide gördüğü için koşandan yardım ister.

Koşan, yürürken koşan ve sonra durana önce duranı hedef gösterir.

Yürürken koşan ve sonra duran önce duranı ortadan kaldırır ve meydanın sahibi oldum sanır.

Koşan, yürürken koşan ve sonra durana yatanı gösterir. Bu sana rakip olarak yeni bir duran getirir. O yatıyor, sen duruyorsun der.

Yürürken koşan ve sonra duran, yatanı sorgular.

Koşan, yürürken koşan ve sonra durana yatan da marifet ve maharet yoktur. Hepsi yatmaktan olur der ve yatanı kıskandırır.  

Yürürken koşan ve sonra duran yatanı kıskanır. Ben hem yürüyorum hem koşabiliyorum ve aynı zamanda durabiliyorum. Bir de yatmak oldu mu heybemde her şeyin hâkimi benim der ve yatanı yatarken yok eder. Sonra geçer yerine yatmaya başlar.

Uyurken gelir koşan yeni yatanı uyandırır ve eğilir bütün dikili başlar. Müsabaka biter ve sahada torbaya girer bütün taşlar. Sistem koşan tarafından tasarlanır ve yeni bir asırda yeni bir serüven başlar.

Her zamanki gibi koşmak galip gelir.

Ülkeler de böyledir. Yatan, duran ve yürüyen denkleminde hepsi koşanı hedef alır. Ama bilmezler ki koşan sistemdir. Dönen mihenk hiçbir zaman pas tutmaz. İşte bu yüzden koşan, arenada hiç kül yutmaz.

Yürüyene duranı, durana yatanı gösteren koşandır. Yatanı, duranı ve yürüyeni birbiri ile karıştırıp sonra barıştırıp, hemen ardından yarıştırarak ıslah eden koşandır.

Yatan, şeytan aklıdır. Duran, sanat aklıdır. Yürüyen, politika ve tüccar aklıdır. Koşan, devlet aklıdır.

Yatan keyfi için düşünür. Duran durgunluk için düşünür. Yürüyen şan ve kâr için düşünür. Koşan, bekâsı için düşünür.

Keyif, durgunluk, şan ve kâr düşüncesi güdenler duygu ile değil dürtü ile hareket ettiklerinden, bekâ derdi taşımadıklarından dolayı varlıkları kısa dönemli olur.

Koşan, bekâ gerekçesini güderken hız süreci içinde hem yeni dönem inşa eder,  hem eski dönemi kapatır.

Ey yatan...

Ey duran...

Ey yürüyen...

Siz siz olun, koşan ile yarışmaya kalkmayın.

Çünkü hazır daima hazır olan bir çeviklikte işleyen bir sistem her zaman galip gelir.

20. yüzyılın bitip 21. yüzyılın oluşumu tasarlanırken gelişen ve değişen asra odaklanmak gerekiyor.

Burada bizlere düşen ülkemizin selameti, devletimizin bekası, milletimizin refahı için birlik, dirlik ve irilik sürecinde tek vücut olarak hareket etmektir.

Bir olanın aklı ölçülmez. Dirlik içindeki düzen bozulmaz. İri olan bir bilek bükülemez.

Anlayın artık başka bir Türkiye yok. 

Bunun için ‘Her şey Türkiye için ve her şey Türk milleti için’ diyerek vatandaş olarak vatanımıza sahip çıkmalıyız.

Mahmut Sami Mallı
Siyaset Bilimci

YORUM EKLE

banner406

banner527

Gümüşhane Pestil Köme