'Şiir'siz üşürsünüz

21 Mart Dünya şiir günü. Çok sesli bir koro gibidir şiir. Ülkemizde her on kişiden 8 i şairdir bana göre.

Gerçekten de çoğumuz gençlik yıllarımızda bir defter köşesine şiir denemeleri yazmışızdır. İnsanının birazda duygu dünyasıyla ilintili olsa gerek. Bizim toplumumuzda en yaygın yazın türüdür şiir.

İnsanımız çok eski dönemden beri duygu ve düşüncelerini hep şiir aracılığıyla dile getirmiştir. "evlenene kadar her genç gibi ben de şiir yazdım, gerçek şair evlendikten sonra da şiir yazabilendir" sözü aradan yıllarda geçse bile hala güncelliğini koruyor.  Bu tespit hakkındaki yorumu sizlere bırakıyorum.

Her alt alta yazılan metin şiir olmayacağına göre, hangi metinlere şiir diyebiliriz?

Bu konuda sözü şairlere bırakalım.

Yahya Kemal Beyatlı, şiiri "bildiğimiz musikiden farklı bir musiki" olarak tanımlarken, Cahit Sıtkı Tarancı'ya göre şiir "Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır"

Ahmet Haşim şiiri "Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan" olarak tanımlar.

 Necip Fazıl Kısakürek ise şiir için "Mutlak hakikati arama işidir" şeklinde tarif eder.

Bu yorumlardan anladığım kadarıyla şiir insanın duygu dünyasına seslenecek ve müzikalitesi de olacaktır.

Aslında şiir dilde ki en büyük tasarruftur. Örneğin; güneşin doğuşunu anlatırken mümkün olduğunca az kelime kullanarak veya bir evi anlatırken keza aynı şekilde az sözcük çok anlam şeklinde ifade edilmeli.

Jean Cocteau’ya göre: “Ne masayı anlatacağım diye masa sözcüğünü kullanacaksınız, ne kuşu anlatacağım diye kuş sözcüğünü; ne de aşkı anlatacağım diye aşk sözcüğünü…”

Gerçekten de dildeki en büyük tasarruftur şiir.

“Daha nen olayım isterdin/ Onursuzunum senin!” diyen şair belki de sevgilisi uğrunda yaptıklarını sayfalar dolusu anlatsa bu iki dizede anlattığını ifade edemez.

İşte şiirin vuruculuğu ve az sözle çok şeyi ifade etme gücü buradan geliyor. Artık siz bu dizeler sonrası sevgili uğruna neler yapılacağını sayfalar dolusu anlatsanız da boş!

Cemal Süreyya’nın ölümle dalgasını geçen “üstü kalsın” şiirindeki mizahi yaklaşım da çoğu şairin ürperdiği ve ölüm korkusunu iliklerine kadar hissettiği bir konuda “verdiğin hayat hiç de fena değildi/üstü kalsın” demek oldukça şaşırtıcı değil mi?

Şiirin ve şairin aynı zamanda toplumsal bir rolü de vardır. Bu konuda “Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet/Sevenleri toprak olmuş, öksüz çocuk gibidir.”diyen M.Emin Yurdakul

Şiir aynı zamanda yaşanan toplumsal olayların, acıların, anıların, durumların kaydını oluşturur. Tarihe tanıklık eder.

Özdemir Asaftan bir dörtlükle; Dünya şiir gününü kutluyorum, şiir severlerin.

“Onu kırmış olmalı, yaşamında birisi,

Dinledikçe susması, düşündükçe, susması,

Tek başına iki kişi olmuş, kendisiyle Gölgesi”.

YORUM EKLE