Son mesaj - Gönderen: Recep Ergin - Salı, 01 Kasım 2011 23:40
Sitemizin yeni hali www.gumushane.gen.tr/v2 adresinde test edilmektedir. Lütfen belirli aralıklarla ziyaret ederek, yaşadığınız aksaklıkları ve önerilerinizi admin@gumushane.gen.tr adresinden veya buradaki formdan bize bildirin.
Köşe Yazıları Bölgesi

Köşe Yazıları->Volkan ŞENEL->YAĞMURDERE (YAĞMURDERESİ) TARİHİ (1) [ Arama ]

YAĞMURDERE (YAĞMURDERESİ) TARİHİ (1)
Başlık YAĞMURDERE (YAĞMURDERESİ) TARİHİ (1)
Açıklama -
e-mail senelvolkan@hotmail.com
Siteye Ekleyen AdamGibi
        Gümüşhane tarihiyle ilgili yapılan araştırmalar, şehrin tarihinin M.Ö. ‘li yıllara kadar uzandığını göstermektedir. Günümüzle,  zikredilen zaman farkının çok uzun olması, bu konuyla ilgili kesin bilgilere ulaşmayı güçleştirmektedir.

        Gümüşhane; altın, gümüş, bakır vb. madenlerinin çıkarıldığı bir bölge olması ve önemli ticaret yollarının buradan geçmesi nedeniyle, her dönem ilgi duyulan bir şehir olmuştur. Bu nedenle, tarihsel süreç içerisinde birçok medeniyet Gümüşhane için birbirleriyle mücadele etmişlerdir.

        Gümüşhane tarihiyle ilgili kaynaklara bakıldığı zaman; Asur, Hitit, Urartu, İran, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Selçuklu, İlhanlı, Trabzon Rum İmparatorluğu, Akkoyunlu ve Osmanlıların bu yörede hüküm sürdükleri görülmektedir.

        Gümüşhane'deki önemli yerleşim birimlerinden bir tanesi de, Yağmurdere (Yağmurderesi) yöresidir. Şehrin kuzeydoğu istikametinde bulunan bu yöre tarihsel geçmişi, kültür varlıkları ve doğal güzellikleriyle de dikkat çekmektedir.

        M.Ö 7. yüzyılda Kafkas geçitlerinden aşan İskitler (Sakalar) kısa bir süre içerisinde Anadolu'ya girdiler. Anadolu üzerinden Mısır'a kadar uzanan bölgede hakimiyetlerini güçlendiren İskitler, geniş bir imparatorluk kurdular.

        Son yıllarda yapılan araştırmalar İskitlerin Doğu Karadeniz bölgesi üzerindeki göç yoları ve hakimiyet alanlarıyla ilgili önemli bilgiler içermektedir. Zira, Yağmurdere ve havalisinin de üzerinde bulunduğu bu bölgede yapılacak çalışmalar, yörenin erken dönem tarihinin aydınlatılmasını sağlayacaktır.



        İskitlerin Anadolu'ya Girişi

        M.Ö 1. yüzyılda Pontos Krallığı hakimiyetine giren bölge, bir süre Roma ve Emevilerin elinde kalmış ve M.S 8. yüzyılda ise Bizanslıların eline geçmiştir. 12. yüzyılda Saltuklular ve Mengücüklüler'in etkisinin görüldüğü bölgede, 13 yüzyılda da Selçukluların hâkimiyeti hissedilmiştir.

        Osmanlı Döneminde Yağmurdere Nahiyesi

        Fatih Sultan Mehmet'in 1461 yılında Trabzon'u almasıyla Gümüşhane Osmanlı toprağı olmuş, fakat bu hakimiyet 1467 yılına kadar kısa bir zaman sürmüştür. 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ve Uzun Hasan arasında vuku bulan Otlukbeli Savaşı'ndan sonra Gümüşhane'nin bir bölümü, Yavuz'un 1514 Çaldıran Zaferi'nden sonra ise (1514) tamamı -kesin olarak-Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti bölgeye, Türk oymak, aşiret, boy ve cemaatlerini getirerek yerleştirmeye başlamıştır. 17 ve 18. yüzyıl dada bu süreç devam etmiştir.

        Yağmurdere hakkında detaylı bilgiler vermeden önce belirtmemiz gereken bir husus var. Osmanlı Arşivi ve bazı tarihi belgelerde Yağmurdere'yle ilgili araştırma yaparken, "Yağmurdere" isminden çok "Yağmurderesi' ismiyle karşılaştık. Büyük bir ihtimalle "Yağmurderesi" ismi zamanla halk dilinde söyleyiş farklılığına uğrayarak "Yağmurdere" şekline dönüşmüş olmalıdır. 

        16. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı topraklarına dahil edilen Yağmurdere ve havalisi hakkında en sağlıklı bilgiler Bayburt Tahrir defterlerinde (emlak kayıtları) karşımıza çıkmaktadır. 1520 ve 1530 tarihli tahrir defterinde Bayburt Sancağı'nın Kovans (Kale) Kazası'na bağlı nahiye olarak gözüken Yağmurdere, Bayburt'un sancaklıktan çıkmasından sonrada Kelkit ve Kovans'la birlikte buraya bağlı kalmıştır. (1568)

        Tarihi kayıtlara bakıldığı zaman 1530 yılında, Yağmurdere Nahiyesi'nin 15 karyeden (köy) oluştuğu görülmektedir. Bu köyler; Bandırlak, Bendamil, Boğalu, Çorak, Ekiz, Filis, Geçitkışlak, İncesu, Mağara, Pingal, Şephane, Uzundut, Yapaz, Yuval-i Ulya ve Yuval-i Süfla köyleridir.

        Yağmurdere Nahiyesi köylerini üç grupta inceleyebiliriz.

● Müslüman nüfusun yaşadığı köyler

● Hristiyan nüfusun yaşadığı köyler

● Müslim ve Gayri Müslim nüfusun yaşadığı köyler

        16. yüzyıl tarihi kaynaklarına göre köyler detaylı olarak incelendiğinde, şu verilerle karşılaşılmaktadır:

        Bandırlak: Müslüman ve Hıristiyan ahalinin yaşadığı 27 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi. Birde değirmen vardı.

        Bendamil: Müslüman ve Hıristiyan ahalinin yaşadığı 40 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi. Birde değirmen vardı.

        Boğalu:  Müslüman ve Hıristiyan ahalinin yaşadığı 39 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi.

        Çorak: Müslüman ve Hıristiyan ahalinin yaşadığı 47 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi. Derbent köyüydü. Derbent hizmetine karşılık avarız-ı divaniye ve tekalif-i örfiye vergilerinden muaftı.

        Ekiz: Hıristiyan ahalinin yaşadığı 26 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi.

        Filis: Hıristiyan ahalinin yaşadığı 41 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi.

        Geçitkışlak: 41 nüfuslu, önemli bir derbent köyüydü. Derbent hizmetine karşılık avarız-ı divaniye ve tekalif-i örfiye vergilerinden muaftı.

        İncesu: Müslüman ve Hıristiyan ahalinin yaşadığı 26 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi. Birde değirmen vardı.

        Mağara: Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi.

        Pingal: Hıristiyan ahalinin yaşadığı 38 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi. Birde değirmen vardı.

        Şephane: 28 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi. Birde değirmen vardı.

        Uzundut: 33 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi.

        Yapaz: 63 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi.

        Yuval-i Ulya: Müslüman ve Hıristiyan ahalinin yaşadığı 39 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi. Birde değirmen vardı.

    Yuval-i Süfla: Müslüman ve Hıristiyan ahalinin yaşadığı 27 nüfuslu bir köydü. Köyde buğday ve arpa ekilmekte, bostan mahsulleri yetiştirilmekteydi. Birde değirmen vardı. Devamı var...





Oyu Puanı: 38 - Ortalama: 5

Yorum Gönder Değerlendir Yazdır
Yorumlar

Bilgiler
Burda 2491 Köşe Yazısı Kayıtlı
Enfazla Bakılan: TARİMİZDEKİ KAHRAMAN KADINLAR...
Enfazla Değerlendirilen: TEKNOLOJİ VE İNSAN

Köşe Yazıları Bölgesini Gezen: 5 (0 Kayıtlı Üye 5 Ziyaretçi ve 0 Bilinmeyen Üye)
Görünen üyeler: 0


 


MKPortal M1.1.1 ©2003-2006 mkportal.it
Bu safya 0.73217 saniyede 15 sorguyla oluşturuldu