Son mesaj - Gönderen: Recep Ergin - Salı, 01 Kasım 2011 23:40
Sitemizin yeni hali www.gumushane.gen.tr/v2 adresinde test edilmektedir. Lütfen belirli aralıklarla ziyaret ederek, yaşadığınız aksaklıkları ve önerilerinizi admin@gumushane.gen.tr adresinden veya buradaki formdan bize bildirin.
Köşe Yazıları Bölgesi

Köşe Yazıları->Ahmet İkbal PİR->BU AKŞAM İNSAN ETİ YEMEDİK!.. [ Arama ]

BU AKŞAM İNSAN ETİ YEMEDİK!..
Başlık BU AKŞAM İNSAN ETİ YEMEDİK!..
Açıklama -
e-Posta aip29@hotmail.com
Siteye Ekleyen AdamGibi
        Yine her zamanki akşam yemeklerinden biriydi. Dostlar yeniden bir araya gelmişti. Yemekler büyük bir iştahla yendi, çaylar ağız tadıyla içildi... En güzeli de dostlarla olan muhabbet pekiştirilmiş oldu. Anılar tazelenmiş, geçmiş günler adeta tekrar yaşanmıştı.

        Ama bu akşamki yemek öncekilere hiç de benzemiyordu... Bu akşamki yemeğin diğer yemeklere nazaran farklı olduğu açıkça görülmekteydi. Aynı zamanda bu durum ortamdaki insanlara da yansıyordu. Hepsinin yüzündeki tebessüm o farkı anlatmaya yeterdi. Bu yemek sofrasında midelerden çok ruhlar tebessümdeydi...

        Bu yemeği bu derece önemli ve ayrıcalıklı kılan şey ise "Gıybet" in olmamasıydı...

        Başkalarının çekiştirilmediği, dedikoduların olmadığı ve gıybetin yapılmadığı kaç sohbet hatırlıyorsunuz?.. Şöyle bir kendinizi yoklayın ve düşünün bakalım, gıybetin gününüzde, yemeğinizde ve sohbetinizde olmadığı vaki midir?

        Hâlbuki gıybet İslam literatüründe "insan eti yemek" olarak tanımlanmaktadır.

        Gıybet hakkında Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Hiçbiriniz ölü olan kardeşinin etini yemek ister mi.?" (Hucurat suresi 12. ayet)

        Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ise bir hadislerinde buyurdular ki: "Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı. "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum. "Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir."(Kütüb-i Sitte)

        Gıybet günümüzde artık toplumsal bir hastalık haline gelmiştir. Eğer herkes kendi üzerine düşen vazifeyi yaparsa bu hastalığı yenmek mümkündür.

        Gıybetin yapılmadığı veya diğer bir ifade ile insan etinin yenmediği ortamlara ve sohbetlere çok muhtacız... Toplumsal olsun, ailevi olsun, kişisel olsun sağlık ve huzurumuz buna bağlıdır...

        Gıybet; herhangi birinin arkasından onun hoşlanmayacağı bir tarzda konuşulması, bazı hal ve hareketlerde bulunulması biçiminde tanımlanmaktadır. Senin başkası hakkında söylediğin sözler veya lisan-ı halinle yaptığın alaycı ve hoş olmayan hareketler onda varsa zaten gıybettir. Eğer bu sözler veya lisan-ı halinle yaptığın tavırlar, o kişide yoksa o zaman ona iftira atmış olursun. Bu, daha da büyük bir rezilliktir. O insana karşı çift taraflı zulüm etmiş olursun. Bu da insanlığa yakışmayan bir davranıştır.   

        Yaptığımız gıybet davranışı o kadar kötü vasıflıdır ki, maddeten insan eti yemesek de, maneviyatta insan eti yemişlik girdabına düşmüş olunmaktadır. Bunları devamlı yaptığımız müddetçe ruhumuzda çöküntüler ve tahripler oluşmaktadır.  

        "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır" felsefesiyle hayatı kendimize ve çevremize yaşanır kılsak ne güzel olur değil mi?

        Eski Amerika başkanlarından Clinton'ın ameliyatını gerçekleştirenlerin içinde bulunan Doktor Mehmet Öz diyor ki; "En çok kalp krizi geçiren hastalar, genelde başkalarına kin güden, düşmanlık yapan ve insanları çekiştirenlerdir..."

        Demek ki bu davranışlar kalbin bir nevi yorulmasına neden olmaktadır. Maneviyatta yaptığımız bazı kötü davranışlar ruh sağlığımızı bozmakla beraber, beden sağlığımızı da tehlikeye sokmaktadır.

        Evet, kimse kimsenin arkasından hoşlanmayacağı biçimde konuşmamalı. İnsanları küçük düşürücü alaycı hareketler yapmamalı. Dedikoduya hiç yaklaşmamalı. Başkalarına asla iftiralarda bulunmamalı. Yapılan bu kötü davranışların "insan eti yemek" gibi iğrenç bir davranış olduğu ise hiç akıldan çıkarılmamalıdır.

        Evet, bu akşamki yemek sohbetimizde insan eti yoktu...
Oyu Puanı: 36 - Ortalama: 5

Yorum Gönder Değerlendir Yazdır
Yorumlar
vahdetkural
11 Kas 2006
başlığı gördüğümde çarpıcı bir yazı okuyacağımı ümit ettim. fakat çarpıcılığı kıran, çatışmayı seyrelten unsurlar var ki onlar da yazıyı ligth bir motife beziyor.
bir akşam yemeği bu konunun açılması için mükemmel mekan... fakat sonradan o sofra başından muhabbet salonundan tamamem kopup gidiyor ve bir daha geri dönmüyoruz. keşke bu anektodları salondakiler anlatsaydılar ne güzel olurdu. hem sohbet havası bozulmaz hem de biz o tok ve tebessümlü insanlardan ayrılmazdık.
"çekiştirmek" yerel bir kullanımdır diye düşünüyorum. bir akdeniz insanı anlamayabilir...
"...rezilliktir." gibi çok sert ifadeler kullanılmakta. bence daha naif ve daha dokundurucu kelimeler seçilebilir. bu tür kelimeler sloganizmi artırır.
gıybet gibi bir tema seçimi ise günümüz için çok doğru bir tesbit. alıntılar yerli yerine oturmuş. tam işlenmesi gereken konuyu tam da doğru ucundan tutmuş yazar. dediğim gibi çarpıcı bir başlık. tırnak içlerinde titiz bir seçim yapılmış.

kalemine sağlık...
selam ve muhabbetlerimle...

Bilgiler
Burda 2491 Köşe Yazısı Kayıtlı
Enfazla Bakılan: TARİMİZDEKİ KAHRAMAN KADINLAR...
Enfazla Değerlendirilen: TEKNOLOJİ VE İNSAN

Köşe Yazıları Bölgesini Gezen: 18 (0 Kayıtlı Üye 18 Ziyaretçi ve 0 Bilinmeyen Üye)
Görünen üyeler: 0


 


MKPortal M1.1.1 ©2003-2006 mkportal.it
Bu safya 0.84212 saniyede 15 sorguyla oluşturuldu