ZİGANA’NIN ÖTESİ
Ankara’dan bakınca Türkiye tek bir harita.
Ama o haritadan çıkıp yola koyulduğunuzda başka bir Türkiye ile karşılaşıyorsunuz.
Bir de Zigana’nın ötesi var.
Gümüşhane, Bayburt, Ardahan, Kars, Tunceli ve nüfusu giderek küçülen daha birçok şehir…
Buralarda insanların ortak bir sorusu var:
“Biz Ankara’da ne kadar duyuluyoruz?”
2002 yılının yaz başlarıydı. Üçlü koalisyon hükümetinde iktidar ortağı olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ülkenin durumunu yerinde görmek amacıyla Türkiye’yi “9×9” sloganıyla dokuz bölgeye ayırmış, her bölgeye dokuz milletvekilinden oluşan heyetler göndermişti.
O tarihlerde MHP Gümüşhane Merkez İlçe Başkanıydım.
Gümüşhane’ye gelen heyetle görüşmeden önce teşkilat olarak toplandık. Halkın ekonomik ve siyasi sıkıntılarını, partinin Gümüşhane’de geriye gidişini ve yeni kurulan AK Parti’nin gördüğü ilgiyi değerlendirdik.
Tespitlerimizi 16 maddelik rapor halinde yazdık ve bir suretini heyet başkanına imza karşılığında teslim ettik.
Sonrası malum.
7 Temmuz 2002’de Bahçeli, Bursa Kocayayla’da erken seçim çağrısı yapıyor, 3 Kasım’da sandık kuruluyor, MHP barajın altında kalırken AK Parti tek başına iktidara geliyordu.
Seçim sonrasında MHP Genel Merkezi’ne çağrıldığımızda bana sorulan soru şuydu:
“Gümüşhane’de niçin kaybettik?”
Cevap olarak 16 maddelik raporu sundum.
“Bu rapor bize gelmedi.” dediler.
O zaman öğrendim ki bizim sözümüz Ankara’ya hiç ulaşmamıştı.
Rapor Zigana’nın ötesine geçememişti.
Zigana Dağı’nda yenilen bir yemekte “iç muhalefet” olarak değerlendirilmiş, Ankara’ya götürülmek yerine yırtılıp atılmıştı.
Aslında bu durum siyasetin sorununu özetliyordu.
Ankara, Türkiye’nin durumunu öğrenmek istiyor; fakat Gümüşhane’nin, Bayburt’un, Artvin’in verdiği cevabı hiç okuyamıyordu.
Trabzon’da bunun örneğini en iyi yaşayanlardan biri sayın Ahmet Metin Genç olmuştu. Daha önceleri hem İl Başkanlığı seçiminde, hem de milletvekili adaylıklarında aldığı yüksek oylara rağmen, giden farklı raporlar nedeniyle engelleniyordu. Gerçek anlaşılıp aday gösterildiğinde ise, önce Ortahisar’ı, sonra da Büyükşehir Belediyesini kazanıyordu.
Gümüşhane’deki en güzel örneği ise, 2024 seçimlerinde Şiran’da yaşanmıştı. AK Parti’den adaylığı engellenen sayın Baki Kara; neredeyse hiç oyu olmayan Demokrat Parti’den aday oluyor, %39 oy alarak seçimi farklı kazanırken, AK Parti adayı %10’da kalıyordu.
Günümüzde de siyasi partilerin sahadan topladığı bilgilerin, Ankara’ya ulaşırken çeşitli filtrelerden geçtiğine tanık oluyoruz. Seçim sonuçlarının, teşkilat sorunlarının, sahadaki durumun gerçek nedenleri yerine; kişisel ilişkiler ve parti içi dengeler üzerinden hazırlanmış başka raporlar öne çıkabiliyor.
Böylece Ankara’ya, şehirlerin asıl gerçeği değil, yetkili olanların Ankara’ya iletmek istediği gerçek taşınıyor.
Bunun sonucu da tabii ki hüsran oluyor.
Oysa siyasetin en temel ihtiyacı doğru bilgidir.
Çünkü siyaset merkezden bakılarak değil, sahadan dinlenerek yapılır.
Ankara’nın başarısı, kendisine ulaşan raporların çokluğundan ziyade, o raporların gerçeği ne kadar taşıdığıyla ölçülür.
Ankara, kendisine anlatılanı değil, sahada yaşananı duymak zorundadır.
Çünkü şehirlerin sesi susturulabilir, raporlar değiştirilebilir, gerçekler filtrelenebilir.
Ama sandık geldiğinde Zigana’nın ötesinden gelen gerçek, Ankara’nın kapısına kadar ulaşır.
Ve o zaman Ankara artık sahte raporları değil, milletin verdiği hükmü okur.
05.09.2026 Av. Ali Haydar DERELİ



