Gümüşhane Haberleri

Talat Ülker gazeteciliği anlattı

data-auto-format="rspv" data-full-width>
Gümüşhane

Gümüşhane edebiyatının önde gelen isimlerinden şair-yazar Talat Ülker, muhabir Meryem Karadağ’ın sorularını yanıtladı. Ülker, gazetecilik geçmişi ile yazarlık ve gazetecilik arasındaki farkları anlattı.

Gümüşhane edebiyatının önde gelen isimlerinden şair-yazar Talat Ülker, muhabir Meryem Karadağ’ın sorularını yanıtladı. Ülker, gazetecilik geçmişi ile yazarlık ve gazetecilik arasındaki farkları anlattı.

Muhabir: Öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Talat Ülker: 1963 yılında Gümüşhane Keçikaya köyünde doğmuşum. İlk ve ortaokulu Keçikaya’da okudum. Liseyi Gümüşhane Lisesi’nde okudum. Üniversite Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü okudum. Gümüşhane Lisesi’nin hayatımda önemli bir yeri vardır. Hem öğrenci olarak hayatımın ilk güzel şeylerini yaşadığım okul hem de daha sonrasında dört buçuk yıl öğretmenlik geçmişim var. İlk iki şiir kitabımın neredeyse yarısını o koridorlarda yazdım. 

Muhabir: Siz, her şeyden önce bir şair ve yazarsınız ve çeşitli gazetelerde de çokça yer aldınız. Bize gazetecilik ve yazarlık arasındaki farktan biraz söz edebilir misiniz? 

Talat Ülker: İkisini de birbirinden ayırmak çok kolay değil ama netice itibariyle gazetecilik bir meslek. Genel itibariyle mutlak mesaisi olan, belirli saatler arasında belirli takvimi olan ve mutlaka belirli ekonomik kaygılarla yapılan bir iş bir. Şairlik ve yazarlık biraz daha bir meslek olmaktan daha çok severek, istenilerek, arzulanarak ve birazda bir hayat istikameti gibi tespit edilerek yaşanan bir serüven, yani yazarlık ve şairlik biraz sanata açılan bir kapıdır. Gazetecilik bir sanat değil bir meslek olarak düşünmek gerek. Bir de genel bir şey de şudur, gazeteciliği herkes yapar ve sonradan bir tecrübe ile kazanılabilir ama yazarlık ve şairlik biraz daha doğuştan gelen  yetenekler ve bunu geliştirmekte alakası vardır. Dolayısıyla ikisi arasındaki ana fark biri daha çok sevgiyle, doğuştan getirilen yeteneklerle ve birazda estetik kaygılarla yapılan iştir. Gazetecilik ise mutlaka belirli erdemlere bağlı kalarak, belirli bir meslek disiplini içerisinde icra edilen toplumsal faydası yanı sıra bireysel faydasına da inanılan bir meslektir. 

Muhabir: Her ikisinin de kaygısı aynı değil mi? Şairlik ve gazetecilik kamuoyu adına bir şeyler dile getirmeye çalışan, bilgilendirmeye çalışıp, bilinçlendirme amacı güden araçlar değiller mi? 

Talat Ülker: Her ikisinin de malzemesi ortak tabi. Şair dili kullanıyor dolayısıyla yazarak üretilmiş metinlere topluma, bir şeyler söylemeyi amaçlayan kullandıkları malzeme biçimi olarak yolu kesişen şeyler. Ama kullandığımız malzeme her ne kadar dil olsa da medyanın diliyle şiirin dili aynı şey değil. Medya, biraz daha insanların dikkatini uyanık tutmaya, onların ilgisini çekmeye biraz daha algıları yönetmeye çalışan bir argüman kullanırken; yazarlık, birazda Cemil Meriç’in dediği gibi “Yazar yazdığını tıpkı denizde batmakta olan bir gemideki yolcu gibidir. Yazar, imdat çağrısını yazar ve suya atar o şişe kime ulaşacak ne zaman ulaşacak, kim açıp okuyacak, ya da biri açıp okuyacak mı bundan emin değildir.” Ama medya söylediklerini duyurur. 

Muhabir: Sizi gazeteciliğe iten sebep özel miydi yoksa teşvikler doğrultusunda mı bu işe girdiniz? 

Talat Ülker: Yani ben uzun süre ulusal gazetelerde yazdım. Kurultay, milli çağ, milliyetçi çizgi gibi bu gazetelerde yazmak birazda ürettiği köşe yazılarının paylaşma arzusuydu, kitlelere bir şey söyleme derdiydi. Bu köşe yazarlığı zamanla bir gazete çıkarma hevesi oluşturdu ve Gümüşhane de 2003-2006 yılları arasında ulusal boyda, renkli gazete çıkardık. Ama bir matbaamız olmadığı ve basılamadığımız için resmi ilan vermediler bize ve biz üç yıllık gazeteyi kapatmak zorunda kaldık. Yani işin aslı, düşünen her insan düşündüğünü bir metne dönüştürmek ister. Metne dönüştürdüğünüz her sözü de birilerine ulaştırmak derdinde olursunuz. Düşündüklerinizi, yazdıklarınızı paylaşmak için bir aracı gerekiyor ve bu araçlar, tabi şimdi İnternet te bu işi görüyor ama o zaman kitlelere ulaştırma için en etkili yolu gazeteler ve dergilerdi. Ve bu biraz benim için sosyal görev gibi bir şeydi. 

Muhabir: Sizi araştırınca özellikle “gazetelere küstüğünüzü” söylemişsiniz. Bunu biraz bize açabilir misiniz? 

Talat Ülker: Şimdi ne yazık ki, liberalizm ve kapitalizm her şeyi kontrol etmek istiyor. Bunun üzerine birazda ideolojiler, kendi istediği cümleleri kurmayan insanlara sayfasını açmak istemiyor. Ben mesela uzun süre sadece Allah rızası için, hiçbir karşılık gözetmeksizin, hiçbir ücret almaksızın 12 yıl kadar hizmet verdiğim gazete, daha sonra yazılarımı makaslamaya başladı. Bir iki yazımı yayınlamadılar, niye yayınlamıyorsunuz? diye sorunca, falan grup bundan incinir, biz artık filancılarla kol kola yürüyoruz bu biraz da 28 Şubat’ın estirdiği rüzgardan sonra. Bende açıkçası ticari ve mesleki kaygılar gütmeden yaptığım bu işte, birilerinin bana sınır çizmesini çok sevmedim. 

Muhabir: İleride gazeteciliği nasıl görüyorsunuz? Ve bununla ilgili genç gazeteci adaylarına ne söylemek istersiniz? 

Talat Ülker: Bu topluma söyleyeceğiniz her söz, gazeteciye söyleyeceğiniz her sözle aynı kapıya çıkar. Şimdi bir toplumda herkes benim gibi düşünüyorsa, aslında hiç kimse yeni bir şey düşünmüyor demektir. İnsanlar en çok kendileriyle aynı şeye inanan, aynı şeyi düşünen insanlarla yan yana oturmayı severler. Çünkü rahattır. Halbuki sizinle farklı düşüncelere sahip insanlarla yaşamak gelişmek demektir. Çünkü sürekli sizin düşünceniz itiraz eder. İleri gazetecilikten ben neyi anlarım? Bir haberi, yönlendirilmiş bilgi olmaktan çıkaracak. Yani haberi bir hırsız feneri olmaktan çıkaracak. Sizin fakültelerinizde bu işin alfabetik başlangıcı olarak 5N1K kuralı söylenir bir haber metninde mutlaka bunlar bulunmalıdır çünkü metni okuyan bunu anlamlıdır. Medyalar arasında birinin suç gibi gördüğünü diğeri bir meziyetmiş gibi övebilir. Halbuki bunun kararı okuyucuya kalmalı gazetecilikte. Dolayısıyla gazeteci sadece topluma haberi sunmak, sunarken mutlaka hassas olduğu konulara bakacak gazeteci. Gazetecinin işi toplumu biçimlendirmek değil sadece topluma gerçeği görmeyi sağlamak olmalıdır. Topluma yol çizmek değil, topluma, önündeki yolları aydınlatmaktır. O aydın yollardan toplum nasıl yürür bu toplumun bileceği iş. İlkeleri olan, kendi fikriyatına zarar verse bile söyleyen, ayrılmayan bir gazetecilik isterim. 

Muhabir: Günümüz medyasını ve gazeteciliğin nasıl görüyorsunuz? 

Talat Ülker: Bu işi değerlendirirken ili şey olarak bakıyorum ben, bir işin liberalizm ve kapitalizm ilgili boyutu var. Dünyanın birçok ülkesinde gazete çıkaranların iş kollarından ilişkilerini kesmeleri istenir. Bu ne içindir, evet ticari bir metaadır ama bir holdingin, büyük bir grubun aynı zamanda birde medya grubunun olması zamanla şuna dönüşüyor, gazeteler ticari pazarlama aracına dönüşüyor. Gazetenin siyasetle ilgisi böyle kuruluyor, gazetenin ticaretle ilişkisi çok kirli kuruluyor. Böyle olunca da bu sefer siyasetten kim desteklenecek, fikren kim desteklenecek bu hep ticari kaygıların dışında şimdi. Belki Türkiye’de evvela gazete sahibi olabilmeyi başka ticari alanların tümünden çekilmiş olmaya bağlamak şartı getirilebilir. 

Muhabir: Türkiye, gazete ve medyasının iyileştirilebilmesi için nasıl adımlar atılmalı, ne tür yollara başvurulmalıdır? 

Talat Ülker: Kimsenin liyakatına bakıp yargılamaktan ziyade kavgalarımızı, hep kimlik üzerinden yaptık ve ayrıştık. Bunun neticesinde hep ayrıştık, tabanımız zayıfladı ve biz bunu bir şeyler baskı altında tutarak yola koymaya çalıştık. İşin açıkçası biz ne zaman ki insanları liyakat üzerinden değerlendirip insan olduğu için yanaşırsak o vakit medya dahil bütün toplumu iyileştiririz. 

Muhabir: Öncelikle bize kıymetli vaktinizi ayırdığınız ve sorularımıza samimi bir şekilde yanıt verdiğiniz için teşekkür ederiz.

Talat Ülker: Ben teşekkür ederim, sizlere başarılar dilerim.

Röportaj: Meryem Karadağ

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.