KENT KONSEYİ VE İKİ BİLGE ŞAHSİYET

  Gümüşhane’de bu kadarı da olmaz denilen bir gerçek vakanın şahidi olmanın verdiği sorumluluğu üzerimden atmam gerekti; yazdım kurtuldum. Ohh be! Hayat varmış; insanın paylaşmayı düşündüğü bilgiyi içinde saklaması nede zormuş. Her an at beni üzerinden deyip, gördüğü dağa, taşa, kuşa, kurda anlat beni der durur. “Aman anlatmasam daha iyi değil mi, şimdi el ne der” cinsinden onlarca savunma yapmak yerine anlatıp kurtulmak en iyisidir.

   5393 sayılı belediye kanununun 76. maddesi gereği kurulması öngörülen Kent Konseyi, ilimizde de yaklaşık beş yıldır faaliyetini sürdürmektedir. Ben bu konseyin çalışmalarına son 3 yıl içensinde şahit oldum. Naçizane Milli Eğitim Müdürlüğü adına genel kurula katılınca konseyin içerisinde kendimizi bulduk. Konseyin Yönetim Kurulu Başkanı ve Başkan Yardımcısını bütün il sakinleri yakinen tanır ama benim anlatıp kurtulmak istediğim hadiseyi çok az kişi bilmektedir! 

   Konseyin çalışma ofisi Özel İdare Binasının 3. katında hizmet vermektedir. Kısaca bir sivil toplum kuruluşudur. Ancak bu alışagelmiş bir kuruluş değildir. Başkan ve yardımcısı, mesai varmış gibi  sabah ofise gelip  göreve yeni başlayan devlet memuru heyecanı ile çalışmakta akşam ayrılmaktadırlar. Misafirlerini kapıda karşılayıp yine aynı nezaketle uğurlamaktadırlar.

Kentin sorunları üzerine yönetim kurulunda görüşmek ve karara bağlanmak üzere; kafa yormadıkları çözüm önermedikleri konu kalmamıştır.( Şehrin radyosyon miktarı, çeşme sularının içilebilirlik oranları, trafik ve otopark sorunu, demir yolunun Gümüşhane’den geçmesi konusunda kamuoyu oluşturma, öğrencilerin barınma sorunları, çevre temizliği vb. onlarca konu) Sonrasında karara bağlanan konuları kamu kurum ve kuruluşlarına resmi yoldan bildirip takibini yapmak ve sonuçtan genel kurulu bilgilendirmek…         

   Diğer STK’larda olduğu gibi bütün bu çalışmalarının karşılığında kendilerine ödenen tek kuruş maddi katkı yoktur. Evet, aynen tekrarlıyorum: Tek kuruş maddi gelir elde etmeden bütün gününü devlet memuru hassasiyetinde ofislerinde geçiren, çalışmalarını 2 aylık toplantılarla genel kurula duyuran, basın yoluyla bütün kamuoyu ile paylaşmada ilk günkü heyecanını üçüncü yılda da artırarak devam ettiren bu iki bilge şahsiyettir bizi şaşırtan! 

      Özel İdare Genel Sekreterliğinden emekli olurken onuruna verilen yemekte bir konuşma yapan Sanayi Ticaret Odası başkanımız İsmail AKÇAY onun için “Hasan Pir ismi bir markadır”demiş. Az bile demiş. Ben onun yaptığı bu gönüllü çalışmaları bizzat müşahede edince şunları da eklemek isterim;”Onun ismi güvendir, geriye dönüp bakmamaktır. Yönetim kurulu Başkan Yardımcısı Ömer Salantur ağabeyimizi Milli Eğitim Tesisler Müdürü ve Belediye Başkan yardımcısı olarak bütün il eşrafı tanısa da ben Kent Konseyi vesilesi ile tanıma fırsatı buldum. Kendisini tanıdığım için kendimi çok şanslı görüyorum.

   Bu kadar övgü fazlamı oldu? Acaba ölçüyü fazlamı kaçırdık şeklinde eleştirilere diyeceğim odur ki: Evet gerçekten fazla oldu. Bunu bilerek yapıp intikam aldım diyebilirim. Her defasında bizi mekânlarında ailenin bir ferdiymişim sıcaklığı ile ayakta karşılayıp kapıya kadar uğurlayarak beni ezerseler, bende övgünün ölçüsünü böyle kaçırırım işte! Beni bu kadar şaşırtmasalardı bende yazmazdım olur biterdi!

    İlimizde aynı titizlikle hizmetlerini sürdüren ancak burada zikredemediğimiz STK’lardan ve değerli yöneticilerinden de helallik isterim.

   NOT: Aramızdan ayrılarak ebediyete göç eden Şahinde TURHAN öğretmenimize Allahtan rahmet, Ailesine başsağlığı dilerim. Söyleyecek söz bulamıyorum. Tevazudan, vakarlı bir duruştan ve iyiliğinden başka bir şey görmedim.

YORUM EKLE