Salih Bey Köprüsü (49)

Salih Bey, eski günlerde olduğu gibi Şahım’ı Çit Deresini takip eden yolda dörtnala sürüyordu. Şanalar’a gelince yıkılan köprünün Çitli ustalar tarafından yapıldığını görünce mutlu oldu, “Ustalar hızlı çalıştılar” dedi kendi kendine. 

Şahım’ı biraz dinlendirdikten sonra geri dönen Salih Bey, Gülizar’a ve babasına verdiği sözü yerine getirmek ve geç kalmamak için Şeytan Kayalıklarına kadar da Şahım’ı dört nala sürdü. Ustalar hemen hemen köprüyü bitirmek üzereydiler. Onlarla bir süre sohbet eden Salih Bey, köye dönmek üzere Şahım’a bindi.

Abdal Musa Tepesi yamaçlarından doğan ve zirvede bulunan buzul göllerle desteklenen Çit Deresi doğuş noktası ile Harşit Çayı’na karışma noktası arasındaki yükseklik farkı ile çok hızlı akan bir dere özelliğine sahip. Çevresindeki derelerle beslenen Çit Deresi, kenarlarına yapılan sebze ve meyve bahçeleri her yıl yağan aşırı yağışlar nedeniyle üreticileri ve yöre sakinlerini büyük zararlara uğratıyordu. Yaşanan bu zararları karşılayan Asım Çavuş, köylüleri köyde bulunan tarlalarının birkaçını sebze ve meyve bahçesi yapmaları yönünde ikna etmek zorunda kaldı. Komşularını çok seven Asım Çavuş, onların emeklerinin boşa gitmesine gönlü razı olmuyordu. Asım Çavuş’u dinleyen köylüler de, Karadüz’ün altından çıkan suyu köylerine getirmek için durmaksızın çalışıyorlardı. Şanalar’dan başlayıp Harşit Çayı’na kadar köylüler tarafından ekilen bağ, bahçe ve bostanlar onların geçim kaynağı. İki yıl üst üste taşan Çit Deresi, köylülerin tüm emeklerini silip süpürdü. Ektikleri patatesler, fasulyeler, lahanalardan eser kalmamıştı. Ayakta kalan elma ağaçlarının bazılarında ise tek tük elma kalmıştı. Selin getirdiği taş ve ağaç parçaları ile sarsılan elma ağaçlarındaki elmalar dökülmüş, sele karışıp yok olmuştu. Bir yıllık emek daha sele kurban oldu. 

Asım Çavuş’un “Köyünüzde bir tarlayı bahçe, bostan yapın” sözlerini köylüler haklı bulmuş, gelecek yıl hangi tarlayı da bostan yapacaklarına çoktan karar vermişlerdi. Karadüz’den getirilecek sulama suyu için durmadan çalışıyorlardı. Hızar tezgahının kurulması tamamlandı, sıra ormandan getirilecek ağaçlara kalmıştı. Tilki Kadir ile Çulsuz Ömer bir kez daha Asım Çavuş’un yanına geldi.

-Hayırdır, yine ne oldu?

-Beyim, bize kesilecek ağaçları sizin göstermenizi istiyoruz.

-Bu yaşımda ben ormana gideceğim, size ’şu ağacı kesin mi’ diyeceğim Çulsuz?

-Komşular öyle istiyor beyim.

-Hesap kitap yaptınız mı?

-Yaptık beyim.

-Kaç ağaç kesilecek, karar verdiniz öyleyse?

-Verdik beyim.

-Bak Çulsuz, bak Tilki, keseceğiniz ağaç hem kalın olacak hem de yaşlı. Devrilme sırasında çevresindeki ve büyümekte olan diğer çam ağaçlarına zarar vermeyecek. Benim gelmeme gerek yok. Bu söylediğimi yapın gerisine karışmayın. Sakın bir ağaç fazla kesmeyin Tilki Kadir.

-Tamam beyim de…

-Ne oldu yine?

-Komşular derki beyim…

-Ne derler yine?

-Köyün başına bir havuz yapalım…

-Havuz mu?

-Evet beyim. Yaz ortasına doğru Karadüz’ün altındaki su azalırsa sulamada zorluk çekebiliriz.

-Aferin size, istediğinizde kafanız çalışıyor. Peki, havuz yapacak usta var mı içinizde?

-Hepimiz yaparız beyim.

-Güzel, komşulara söyle akşam Pırpır Ali’nin kahvesinde toplansınlar, konuşacaklarım var.

-Peki beyim.

Xxx

Gülizar’ın doğum zamanı yaklaştıkça Gülbahar Hatun, gözü gibi bakıyordu gelinine… Gülizar’a iş yaptırmak yerine yemeğini bile yapıp odasına götürüyordu. Akşamları ise Salih Bey, Gülizar’ı bir saat kadar yürüyüşe çıkarıyordu.

Asım Çavuş ise yaklaşan her günü iple çekiyor ama hep de şüpheleniyordu. Konak kapısından dışarı çıktı.

-Kahya! Diye seslendi.

Koşarak gelen kahya Kerim:

-Salih’in söylediğine göre Şeytan Kayalıklarındaki köprü bitmek üzere. Yani geçilebilecek durumda, dedi ve cibinlikteki yerine oturdu. Kahya da onu takip etti, ayakta bekliyordu.

-Kasabaya gideceksin bugün. Rüstem Çavuş’a selamımı söyleyip bu defteri vereceksin. Teslim edilecek çorapların karşılığında defterde yazılı köylülerin ihtiyaçlarını karşılayacak. Diğer bir husus da ebe kadın Gülsüm, nerede ise bulacak onun köye gelmesi için benim ricamı söyleyeceksin. Kasabada yoksa hangi köyde ise gidip bulup alıp geleceksin.

-Emredersiniz beyim.

-Hadi durma kahya.

Xxx

Köylüler akşam saatlerine doğru Pırpır Ali’nin kahvesine gelmeye başladı. Ali, gelenlere durmadan çay veriyordu. Biliyordu ki Asım Çavuş, komşuların içtiği çayların parasını fazlasıyla verecekti.

-Bizi niye topladı Asım Çavuş?

-Ben de bilmiyorum.

-Yine bir düşündüğü var?

-Olmazsa toplanın diye haber yollamazdı Çulsuz.

-Doğru dersin de ne diyecek bize?

-Bilmiyorum, geldiğinde sorarsın Asım Çavuş’a.

Merkez Mahallesi, yirmi hanelik bir mahallesiydi Zermut’un. Çit Deresi’nde sadece Merkez Mahallesi’ndekilerin bağı, bahçesi, bostanı vardı. Çok yıllar Asım Çavuş, sel zararı sonrası komşularına yardım ediyordu. Hemen hemen her yıl yaşanan zarara artık dur denilmesi gerektiğini düşünüyordu. 

-Ben kahveye gidiyorum, köylülerle konuşacaklarım var.

-Ben de geleyim baba?

-Sen bilirsin Salih, gel istersen.

Asım Çavuş, oğlu ile konaktan çıktı. Kollarını arkaya atmış, ellerini arkadan bağlamış vaziyette Pırpır Ali’nin kahvesine geldi. 

-Hava güzel Pırpır Ali, dışarıda oturalım.

-Nasıl istersen beyim, hemen kahvenizi getiriyorum.

-Getir bakalım. Siz niye ayaktasınız? Size kaç defa söyledim, beni gördüğünüzde ayağa kalkmayız diye.

-Olmaz beyim, biz saygıda kusur etmeyiz.

-Siz bilirsiniz.

Kahvesini bitirdi. Köylüler de çaylarını.

-Herkes burada mı?

-Burada beyim.

-Duyuyorum ki, bazılarınız Çit Deresindeki bağınızı, bahçenizi, bostanınızı yeniden yapmak istiyorsunuz.

Herkes birbirine baktı. Kimse konuşmuyordu. Kahvedeki yirmi erkeğe tek tek baktı.

-Niye susuyorsunuz?

-Bazı komşular düşünüyor, dedi Kel Hasan.

-Bakın, ben sizin işinize karışmak istemiyorum. Ben sizlere söyleyeceğimi söyledim. Buğdayınıza yetecek kadar tarla ayırın, kalanları bağ, bahçe, bostan yapın dedim mi?

-Dediniz beyim.

-Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da zararınızı karşılayacağım dedim mi?

-Dediniz beyim.

-Ben, oğlum Salih adına bir kemer köprü yaptıracağım. Köprünün masrafı ne olur bilemiyorum. Param yeter mi yetmez mi onu da bilemiyorum. Yani demek istiyorum ki, bundan sonra gelecek olan selde zararlarınızı karşılayamam diyorum. Şurada yirmi haneyiz. Çok şükür yeterli tarlanız var, hem de fazlasıyla. Bir tarlanızı sebze dikimine ayırın diyorum ama sizin hala aklınız Çit Deresinde.

Bir an sessizlik oldu. Herkes birbirine bakıyordu. 

-Niye sustunuz, oluk yapacaktınız, havuz yapacaktık. Bunları boşuna mı konuştuk. Neden birlik olmuyorsunuz? Neden biriniz yukarı derken biriniz aşağı diyor?

-Hata ettik beyim, bağışla. Bazı komşular düşünmüş olabilirler. Siz bizim hem beyimiz hem de büyüğümüzsünüz. 

-Şimdi bana söyleyin, Çit Deresindeki bostanını bahçesini yeniden yapmak isteyen var mı?

Kimseden ses çıkmadı. Asım Çavuş, hepsine teker teker baktı.

-Söyleyin var mı?

Hepsi bir ağızdan:

-Yok beyim.

-Öyleyse onunuz oluk yapacak, onunuz da havuz. Kendi aranızda karar verin kimler olukta, kimler havuzda çalışacak. Herkes birbirine yardımcı olsun. Yarın birlikte havuzun yerini tespit edelim.

-Tamam beyim.

-Haydi evinize gidin, dedi Asım Çavuş. Ayağa kalktı cebinden çıkardığı parayı kahve fincanının yanına bıraktı.

Asım Çavuş ve Salih Bey kahveden ayrıldı. Konağın çevirme kapısına geldiklerinde Asım Çavuş, durakladı:

-Salih, anana soruyorum ama bir de sana sorayım, nasıl Gülizar’ın durumu?

-İyi baba, şu anda herhangi bir sorun yok.

-İyi, doğum yapıncaya kadar yanından ayrılma, ben işleri idare ederim. Kahyayı kasabaya yolladım, hala dönmedi. Ebe kadını al da gel dedim. Kahya gelmediğine göre bir köye gitmiş olabilir. Ebe kadını almadan gelme dedim. Ebe de yanımızda kalsın. Anan ona bir oda ayarlar. 

-Olur baba, ancak sen işlerle kendini fazla yorma, ben de yardımcı olayım sana.

-Yok Salih yok, sen gelinimle ilgilen. Zaten bu ara pek yapacak bir şey yok. Yarın komşularla havuzun yerini tespit etmeye gideceğim. 

Çevirmeden içeri girdiler. Gülbahar Hatun, Kırçılın Süleyman ve Gülizar, cibinlikte oturuyorlardı ışık yakmadan.

-Ay ışığını görünce çıktınız dışarı değil mi?

-Sen de çok seversin ay ışığında oturmayı Asım Çavuş, dedi Gülbahar Hatun.

Kırçılın Süleyman ile Gülizar ayağa kalktı. Asım Çavuş, kendi yerine oturdu.

-Nasılsın kızım? diye sordu Gülizar’a 

-İyiyim baba.

-Fazla serinde durma istersen.

Salih Bey, Gülizar ile içeri girdi. Kırçılın Süleyman, küçük bir torbayı Asım Çavuş’a uzattı.

-Bu ne Süleyman?

-Sattığımız yağ, çökelek ve peynirin parası.

-Öyle mi? 

-Evet beyim.

-Çobanların parasını verdin mi?

-Verdim beyim. 

-Aman onları sakın harçlıksız bırakma.

-Bırakmıyorum beyim, her ay paralarını veriyorum.

-Yayladan inmeye de az kaldı.

-Öyle beyim, bir ay daha ya kalırız ya kalmayız.

-Ot ve yem durumu nasıl?

-Kışlak için de hazırlıklarımızı tamamladık sayılır beyim, az kaldı.

-Sağol Süleyman.

(Devamı var)
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
İbrahim Özdemir
İbrahim Özdemir - 3 hafta Önce

Degerli okuyucularım, 49'uncu bölümüne geldiğim "Salih Bey Köprüsü" hikayemi 60 bölümde tamamlayacağız. Kısa bir süre ara veriyorum. Eleştirilerinizi bekliyor, saygılar sunuyorum.

Hümeyra AYGÜN
Hümeyra AYGÜN @İbrahim Özdemir - 3 hafta Önce

Her gün büyük keyifle, arkası yarın tadında merakla okumaktayım. 10 bölüm kadar kalmış olmasına üzüldüm ama biliyoruz ki her hikayenin bir sonu mutlaka vardır. Diliyorum ki mutlu son ile bitsin. Nedense içimde hüzünlü bir son olacak duygusu var, bunda daha önce okuduğum bölümlerin etkisi olabilir. Örneğin Gülizar'ın son yayla gezisi sırasında yaşadığı duygulardan etkilenmiş olabilirim. Sanki, ilerde olacak bir şeylerin habercisi gibiydi. Açıkçası son sel olayında "eyvah sele kapıldılar" diye bile düşünmüştüm ama mandırada sağ salim bulunduklarında çok sevindim .. :)
Elinize sağlık.. İnşAllah bu ara teneffüs uzun sürmez ve kaldığımız yerden devam ederiz.
Ve, yöremizi bu kadar güzel tanıtan yeni hikayelerde buluşmak da ayrıca dileğimdir.
Teşekkürler, selamlar, sevgiler...

EMRE EREN
EMRE EREN @İbrahim Özdemir - 3 hafta Önce

İBRAHİM BEY MERHABA.
YAZI DİZİSİNİ İLGİYLE OKUMAKTAYIM HATTA BAZI BÖLÜMLERİ HEYECANLA BEKLİYORUM. ARA VERDİĞİNİZDE DE ŞAHSEN ÜZÜLÜYORUM. KALEMİNİZE SAĞLIK GÜMÜŞHANELİ DEĞİLİM LAKİN YAZINIZI SEVEREK OKUYORUM. RABBİM SAĞLIK SIHHAT VERSİN. BİZE SUNDUĞUNUZ BU GÜZEL HİKAYEDEN DOLAYI SİZE TEŞEKKÜR EDERİM.SAYGILARIMLA.

Fırtına29
Fırtına29 - 3 hafta Önce

Admin makale neden yayınlanmıyor

İbrahim Özdemir
İbrahim Özdemir - 3 hafta Önce

Hümeyra Hanım merhaba
Güzel eleştirileriniz için çok teşekkür ederim. İnanınız beni çok mutlu ettiniz. Yaşanmış bir olaydan hareketle kaleme aldığım bir hikaye... Sizin gibi çok sayıda okuyucumuzdan güzel eleştiriler alıyorum. Hikayenin sonunda bir gerçek var... Hüzünlü mü biter, mutlu mu biter şu anda söylemek istemiyorum. Kısa bir süre ara vermem hikayeyi toparlamaya yönelikti. En kısa sürede devam edeceğim. Tekrar güzel eleştirileriniz için çok çok teşekkür ediyorum.

İbrahim Özdemir
İbrahim Özdemir - 3 hafta Önce

Emre Bey, merhaba.
Beni çok mutlu ettiniz. Hikayemi son bölümlerinde toparlamak üzere ara verdim. Kurban Bayramı sonrası yeniden başlayacak. İyi dilekleriniz ve ilginize çok teşekkür ederim. Ben de sağlık ve esenlikler dileğimle saygı ve sevgilerimi sunarım.

banner406