VALİ CEVDET ATAY
“Gönüllerimizde müstesna bir yere sahip, emekleri, sevgi dolu yürekleri ve fedakarlıklarıyla dünyamızı güzelleştiren, huzurlu ve mutlu toplumların kaynağı kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.
Bizler “Cennet annelerin ayakları altındadır” düsturuna inanan bir anlayışın mensupları olarak, kadınların hayatın bütün alanlarında etkin bir şekilde var olmalarına imkân sağlayacak şartları hazırlamak, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmek durumundayız. Tarih boyunca kurduğumuz devletlerin görünmez kahramanları olan, istiklalimize ve istikbalimize yönelik tehditlere karşı en ön saflarda mücadele eden kadınlarımıza yönelik her türlü şiddetin karşısında olduğumuz gibi bundan sonra da olmaya devam edeceğimizin özellikle bilinmesini istiyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle; yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren, üreten, eğiten yetiştiren ve fedakârlığın timsali olan başta şehit ve gazi annelerimiz ile eşleri olmak üzere, dünyayı sevgi ile dolduran tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, en kalbi sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”
REKTÖR PROF. DR. OKTAY YILDIZ
“Kadınların toplumsal yaşamın her alanında üstlendiği değerli roller; bilimin, eğitimin, üretimin ve kalkınmanın en güçlü itici güçleri arasında yer almaktadır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların emeklerini görünür kılmanın yanı sıra eşitlik, adalet ve insan onuruna yakışır bir yaşam için ortak sorumluluğumuzu hatırlatan anlamlı bir gündür.
Bugün; farklı kültürlerde ve farklı yaşam koşullarında, kimi zaman savaşın ve göçün gölgesinde, kimi zaman yoksunluklar ve eşitsizliklerle mücadele ederek ayakta duran; ailesini, işini, eğitimini ve umudunu omuzlarında taşıyan tüm kadınları yürekten selamlıyoruz. Kadınların güven içinde yaşadığı, emeklerinin karşılığını bulduğu ve fırsat eşitliğinin güçlendiği bir dünya için hep birlikte daha fazla çaba göstermemiz gerektiğine inanıyor; ayrımcılığın ve şiddetin her türüne karşı kararlılıkla durduğumuzu vurguluyoruz.
Bu vesileyle, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor; sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”
GTSO BAŞKANI İSMAİL AKÇAY
“Kadınların hayatın her alanında; karar alma mekanizmalarından üretime, eğitimden sanata kadar aktif ve saygın bir şekilde yer alması, sadece bir hak teslimi değil, müreffeh bir toplum olmanın en temel şartıdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınını modern toplumun temel taşı, eğitimin ve kalkınmanın mimarı olarak görmüş; "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" diyerek onları omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layık görmüştür.
Tarihimiz boyunca istiklal mücadelemizde cephede ve cephe gerisinde destan yazan Türk kadını, bugün de azmi ve kararlılığıyla ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında en büyük güç kaynağımız olmaya devam etmektedir. Kadınlarımızın eğitimden sağlığa, siyasetten ekonomiye kadar her alanda hak ettikleri konuma gelmeleri, güçlü Türkiye idealimizin vazgeçilmez bir gerekliliğidir.
Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası olarak en temel önceliğimiz; kadınlarımızın her türlü şiddet ve ayrımcılıktan uzak, sosyal hayatın merkezinde, özgür ve güvenli bir şekilde, üretimde ve istihdamda yer almalarını sağlamaktır. Bu doğrultuda, kadınlarımızın yanında olmaya, onları projelerimizle desteklemeye ve üretimde ve istihdamda olmaları için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Bu anlamlı gün vesilesiyle, başta vatanımızın bekası için en kıymetli varlıklarını feda eden aziz şehitlerimizin emaneti olan annelerimiz ve eşleri olmak üzere; emeğiyle, bitmek bilmeyen azmiyle dünyayı daha yaşanabilir kılan tüm kadınlarımıza şükranlarımızı sunuyor, 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyorum.”
TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ ŞUBE BAŞKANI NERMİN DABAĞ
Bugün, emeğiyle hayatı var eden, sevgisiyle toplumu güçlendiren, cesaretiyle geleceği aydınlatan tüm kadınlarımızın günüdür. Kadınlar; ailenin temel direği, toplumun vicdanı ve geleceğin mimarlarıdır.
Türk kadını tarih boyunca sadece ailesinin değil, milletinin de kaderini değiştiren büyük sorumluluklar üstlenmiştir. Kurtuluş Mücadelesi'nden günümüze kadar kadınlarımız; fedakârlıkları, çalışkanlıkları ve azimleriyle ülkemizin gelişimine yön vermiştir. Ancak biliyoruz ki kadınların hak ettiği eşitliği, güvenliği ve fırsatları tam anlamıyla sağlayabildiğimiz bir dünyaya henüz ulaşmış değiliz. Bu nedenle 8 Mart sadece bir kutlama değil; aynı zamanda eşitlik, adalet ve saygı çağrısıdır.
Bizler inanıyoruz ki güçlü kadın, güçlü aileyi; güçlü aile ise güçlü toplumu ve güçlü Türkiye’yi oluşturur. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, karar mekanizmalarında ve toplumun her alanında hak ettikleri yerde olması için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.
Bu anlamlı günde; hayatın her alanında emek veren, üreten, mücadele eden tüm kadınlarımızı saygı ve minnetle selamlıyorum. Başta şehit ve gazi anneleri olmak üzere, ülkemizin her köşesinde fedakârca çalışan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, eşit, adil ve umut dolu bir gelecek diliyorum. Kadınların gücü, toplumun gücüdür.
MEMUR-SEN VE EĞİTİM BİR-SEN BAŞKANI ERGİN ASLAN
“Kadınların temel hak ve özgürlükler mücadelesinin tarihi, insan hakları mücadelesi tarihidir. Kadın hakları savunması olarak ortaya çıkan ekmek ve hak mücadelesi, daha sonraki yüzyıllarda cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması mücadelesine dönüşmüştür. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etmiştir.
Sanayileşmeyle birlikte üretime dayalı maddi kazanımın göreceli refahı ile yeni ama neredeyse tamamen ters bir istikamete yönelen materyalist Batı, geleneksel değerleri hayatın ve insanın merkezinden söküp atmıştır. Sadece insan enerjisi değil, insanı anlamlı kılan ahlaki, estetik, dinî, manevi, kültürel, ruhsal, ailevi ve şahsi değer ve tercihler de daha fazla üretim ve daha fazla para kazanmak uğruna terk edilmiştir.
Kapitalist burjuvazi, doymak, durmak bilmeyen bir iştahla kadının bizzat kendisini, üretimi, ticareti, pazarlaması yapılan devasa bir sektöre dönüştürdü. Kadın, tek tek bireyleri hedef alan kapitalist sömürü tezgâhının hem imajı hem amacı hem aracı hem objesi yapıldı. Gerçek manada ise kazanmaktan başka bir şey düşünmeyen Batı’nın eline kaybetmekten başka bir şey geçmedi. Bireysellik arttı, ahlak çöktü, ruhi bunalım çoğaldı, aile tükendi, toplum dağıldı. Böylece kadın üzerinden aile, aile üzerinden toplum savruldu. Şimdi de cinsiyet özgürlüğü saçmalığı ve türlü sapkınlıkların özendirilmesiyle bütün bir insanlık, soyu ve erdemleri ile yok edilmek istenmektedir.
Onlar için önemli olanın kadının bilgilenmesi, bilinçlenmesi, iş sahibi olması, ailesine ve milletine bağlı, onlarla mutlu, umutlu, güvenli, değerleriyle özgür olması değildir. Eğer samimi anlamda kadının sorun ve sıkıntılarını dert edinselerdi, şu kadar milyon kadın zor şartlarda çalışmaktadır, bu kadar milyon kadın savaş ve terör nedeniyle ölmüş, işkenceye, tecavüze uğramış, tutuklanmış, aç ve perişan vaziyette mülteci olmuş, kamplara sığınmış, kurşuna dizilmiş, en vahşi katliamların en savunmasız kurbanları olmuş, şu kadar bin kadın ve çocuk siyonist İsrail’in bombardımanıyla can vermiş, zindanlarına konulmuş, geçmişte Bosna-Hersek direnişinde şu kadar bin kadın tecavüze uğramış ve zalim Esat Suriyesi’nin zindanlarında bu kadar bin kadın tecavüze uğramış… Bunların hiç biri bu feminist güruhun umurunda bile olmamıştır. Son olarak, bütün dünyanın iğrenerek bilgi edindiği Epstein alçaklığına karşı göstermelik de olsa kızların ve kadınların hak ve onurları adına bir cümle bile kuramamışlardır. İfşa olan bu skandalla birlikte bu kadın istismarcılarının da gizledikleri sahte, iğrenç yüzleri bir kez daha ortaya çıkmıştır.
İslam toplumunda ise kadın, anne, eş, kardeş kimliği ve bütün bir insanlık varlığının ortak paydaşı olarak her zaman saygı görmüş, siyasal, kültürel, sosyal alanda aktif olmuştur. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir dünyada cenneti annelerin ayakları altına seren, ilim öğrenmeyi ayrım yapmaksızın kadın-erkek herkese zorunlu kılan dinimiz, kültür ve medeniyet hayatımızı besleyen asıl kaynak olmuştur. Yüzyıllardır süren bu kültürün etkisiyle kadınlarımız arasından Nene Hatunlar gibi nice mücahidiler, Kurtubalı Lübna gibi nice bilim kadınları, Mihrî Hatun gibi şairler, Fatma Bacı gibi imalatçı, sanayici ve tüccarlar çıkmıştır, çıkmaya da devam etmektedir.
Biz acı-tatlı günlerinde birbirine destek veren, açı, yol, imkân olan, paylaşarak sevinçleri çoğaltan, hüzünleri azaltan, dayanışma içinde, güçlü, sevgi dolu, duygulu fertlerin ailelerinin toplumun temel taşı olduğu bir dünyayı savunuyoruz. Kadın güçlü olursa aile, aileyle birlikte toplum güçlü olur. Toplumu güçlü kılmak için aileyi koruması gereken düzenlemeler kadına daha fazla yardımcı ve destek olmalıdır.
8 Mart, çalışma hayatında ter akıtan kadınların sorunlarını çözmek için tarihte olduğu gibi aslına rücu etmeli, emekçi kadınların, çalışan annelerin sorunlarını çözmek için mücadeleye vesile olmalıdır.
Bu vesileyle, başta Filistin olmak üzere dünyanın her köşesinde zulme maruz kalan, katledilen, mülteci durumuna düşürülen, işkencelere maruz kalan, açlıkla boğuşan mazlum kadınları da hatırlatmak istiyoruz.
Eğitim-Bir-Sen olarak, Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların hakkını teslim etme, emeğinin karşılığını esirgememe konusunda bir bilinç tazeleme günü olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor; kadınlara, aile, iş ve çalışma hayatlarında başarılar diliyoruz.”