Ara
Gümüşhane
Kar yağışlı
0°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6215 %0.07
52,0134 %0.07
7.080,50 % -0,53
Gümüşhane Haberleri Gümüşhane Çiftçinin Kurtuluş Reçetesi: Modern Kooperatifçilik

Çiftçinin Kurtuluş Reçetesi: Modern Kooperatifçilik

Gıda enflasyonunun tırmandığı, üreticinin tarladan uzaklaştığı bu dönemde çözüm aslında 150 yıllık bir modelde saklı. Prof. Dr. Zafer Ulutaş, mutfaktaki yangını söndürecek ve çiftçiyi yeniden "efendi" yapacak modern kooperatifçilik modelini analiz etti. İşte tabela kooperatifçiliğinden vizyoner üretime geçişin yol haritası.

75
Gösterim
6 Dakika
Okunma Süresi

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye’nin kanayan yarası gıda enflasyonu, tarımsal çöküş ve çözüm önerilerine dair açıklama yayımladı.

İYİ Parti 28. Dönem Gümüşhane Milletvekili Aday Adayı kimliğiyle de siyasi ve teknik çözüm önerilerini sunan Ulutaş, mevcut sistemin üreticiyi dev market zincirleri karşısında savunmasız bıraktığını vurguladı.

"Ekonomik Bir Zırh Oluşturmalıyız"

Prof. Dr. Zafer Ulutaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Tek başına bir çiftçi, küresel hammadde piyasasına ve dev zincirlere karşı ne kadar dayanabilir? Bugün mutfaktaki yangının çözümü, 150 yıl önce temellerini attığımız ama doğru yönetemediğimiz 'Modern Kooperatifçilik' modelinde saklıdır. Kooperatif, üreticinin emeğini rekabet şartlarına karşı koruyan bir ekonomik zırhtır. Çiftçimiz yalnız kalmazsa, ne tarlasını terk eder ne de fiyat baskısı altında ezilir."

Avrupa Örneği ve Türkiye’nin Kaybı

Avrupa’da tarımsal pazarlamanın yüzde 50’den fazlasının kooperatifler eliyle yapıldığını hatırlatan Ulutaş, "Hollanda ve Danimarka’da bu oran yüzde 95’lere ulaşıyor. Orada çiftçi, ürünün işlendiği fabrikanın ve lojistik ağının doğrudan ortağıdır. Bizde ise pazar payı yüzde 10-15 seviyesinde sıkışmış durumda. Üretici hâlâ 'ne verirlerse' diyerek ürününü tüccara teslim ediyor. Bu bir hammadde tuzağıdır ve bu tuzaktan kurtulmamız şarttır" dedi.

Liyakat ve Teknoloji Vurgusu

Türkiye’nin tarım politikasındaki hantallığa dikkat çeken Ulutaş, çözüm yollarını şöyle sıraladı: "Kooperatifleri siyasi etkilerden uzak, profesyonel yöneticilerle idare etmeliyiz. Drone, yapay zeka ve modern sulama sistemlerini kooperatifler aracılığıyla ortak kullanıma sunmalıyız. Devlet yöneten değil, denetleyen ve yol açan olmalıdır. Unutmayalım; çiftçi kaybederse yarınlarımız da kaybeder."

İşte Ulutaş'ın makalesinin tam metni:

Gıda Enflasyonunun Panzehiri: Tabela Değil, Vizyon Kooperatifçiliği!

Tek başına bir çiftçi, dev market zincirlerine ve küresel hammadde piyasasına karşı ne kadar dayanabilir? Bugün mutfaktaki yangının, pazardaki etiketlerin ve tarladaki feryadın çözümü aslında yeni bir icat değil; 150 yıl önce temellerini attığımız ama bir türlü güçlü ve doğru yönetilen hâle getiremediğimiz bir modelde saklı: Modern Kooperatifçilik.

Birlikten Doğan "Ekonomik Zırh

Modern anlamda kooperatifçilik, sadece bir dayanışma kültürü değil, üreticiye kazanç sağlayan güçlü bir üretim ve pazarlama sistemidir. Modern dünyada kooperatif; üreticinin emeğini piyasadaki sert rekabet şartlarına karşı koruyan, aracı zincirini azaltan ve küçük üreticinin sınırlı üretim gücünü büyük bir pazarlık gücüne dönüştüren ekonomik bir korumadır.

Temel mantık basittir: Çiftçi yalnız kalmazsa, ne fiyat altında ezilir ne de tarlasını terk eder. Kooperatifçilik aynı zamanda üreticinin piyasada yalnız kalmasını önleyen, üretim riskini paylaşan ve tarımın devamlılığını sağlayan bir ortak çalışma modelidir. Bu yönüyle yalnız ekonomik değil, sosyal bir güvence sistemidir.

Avrupa’nın Gizli Gücü: Çiftçi Kendi İşinin "Patronu

Avrupa’da kooperatifler tarım sektörünün pasif birer izleyicisi değildir. Sektörün işleyişini belirleyen temel aktörlerdir. Hollanda, Danimarka ve Fransa’da tarımsal pazarlamada kooperatif payı %60 ile %95 arasındadır. Avrupa Birliği ortalamasında ise tarımsal pazarlamanın %50’den fazlası kooperatifler aracılığıyla gerçekleşmektedir.

Değer Zincirinin Ortakları

• Avrupa’da çiftçi sadece hammadde üreten bir işçi değildir. Ürünün işlendiği fabrikanın, o ürünü dünyaya pazarlayan markanın ve lojistik ağının doğrudan ortağıdır. Bu modelde üretim tarlada başlar. Ürün rafa ulaşıncaya kadar süreç çiftçinin kontrolünde ilerler.

Örneğin; Hollanda’da bir süt üreticisi, sütün peynire dönüşmesinden küresel bir marka olarak satılmasına kadar oluşan kazancın her aşamasından pay alır. Aynı şekilde İtalya ve İspanya'da zeytin ve meyve üreticileri, kurdukları büyük entegre tesislerle piyasada güçlü bir yer edinmiştir. Bu sayede üretici yalnızca ürün satan değil, marka oluşturan ve fiyat belirleyen bir aktöre dönüşür.

Finansın Öz Kaynağı

Rabobank ve Credit Agricole bugün dünyanın en büyük ve saygın bankaları arasındadır. Bu bankalar aslında çiftçilerin kurduğu kooperatiflerden doğmuştur. Yani bu bankaların gerçek sahibi çiftçilerdir.

Çiftçi kendi bankasına ortak olduğu için kredi alırken zorlanmaz. Yatırım yaparken başkasına bağımlı kalmaz. Bu sistemde para üretimin önünde engel olmaz. Tam tersine, üretimin büyümesine yardımcı olur.

Türkiye Nerede Takıldı?

Türkiye’de kooperatifçilik tarihi köklü olsa da bugün pazar payı %10-15 seviyelerinde, yani çok sınırlı bir düzeyde kalmıştır. Üretici hâlâ ürününü “ne verirse” diyerek tüccara veya hal sistemine bırakmaktadır. Bu tablonun ardındaki üç temel eksik şudur:

  1. Hammadde Tuzağı: Ürünü paketleyip markalaştırmak, yani ürünü işleyip daha değerli satmak yerine sadece tarladan çıktığı gibi satmaya çalışmak. Bu durum, tarımdan kazanılan gelirin önemli bölümünün üretici dışındaki kesimlere gitmesine neden olmaktadır.
  2. Yönetimsel Hantallık: Kooperatifleri profesyonel yöneticiler yerine yeterli bilgi ve tecrübesi olmayan veya siyasi etkilerle belirlenen kadrolarla yönetmek. Kooperatiflerin bağımsız ve rekabet edebilen yapılar hâline gelmesini zorlaştıran yarı bürokratik yönetimler kurumsal gelişimi zayıflatmaktadır.
  3. Birlikte Büyüyememe Sorunu: Küçük ve etkisiz binlerce kooperatif yerine, Avrupa’daki gibi güçlü üst birlikler kuramamak. Dağınık yapı hem pazarlık gücünü azaltmakta hem de yatırım yapma kapasitesini sınırlamaktadır.

Umut Veren Kaleler: Torku ve Tire Süt

Neyse ki önümüzde başarılabileceğini kanıtlayan örnekler var.

Torku (Pankobirlik): Çiftçinin ürününü şekerden çikolataya, etten süte kadar işleyerek market rafına kendi markasıyla indirmesi, Avrupa tipi üretimden satışa kadar süreci kontrol etmenin en başarılı yerli örneğidir.

Tire Süt Kooperatifi: BM tarafından “Dünyanın En İyi Kırsal Kalkınma Modeli” seçilerek, kırsalda gelir istikrarı sağlayarak genç nüfusun tarımda kalmasına önemli katkı sunmuştur.

Kooperatifçilik Kırsal Hayatın da Sigortasıdır

Türkiye’de genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının temel nedeni gelir güvencesi eksikliğidir. Güçlü kooperatif yapıları, çiftçiliği sürdürülebilir ve cazip bir meslek hâline getirebilir.

Çıkış Yolu: Zihniyet Devrimi

Türkiye’nin gıda güvenliğini sağlaması için kooperatifleri bir "sosyal yardım kuruluşu" gibi görmekten vazgeçmesi gerekir.

Uzmanlaşma: Tek bir üründe (fındık, süt, pamuk gibi) dünya markası olan kooperatifler kurulmalıdır.
Teknoloji Ortaklığı: Drone, yapay zekâ ve modern sulama sistemleri kooperatifler aracılığıyla ortak kullanım imkânı olarak sunulmalıdır.

Liyakat: Kooperatifler birer şirket gibi profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmelidir.• 

Somut Adımlar: Devletin rolü kooperatifleri yöneten değil, kuralları belirleyen bir çerçeve oluşturan bir pozisyonda olmalıdır. Teşvikler doğrudan hibe yerine ortaklık sermayesine yönlendirilmelidir.

Son Söz

Gıda enflasyonunu düşürmenin ve çiftçiyi toprağında tutmanın yolu teşviklerden ziyade doğru yapılanmadan geçiyor. Kooperatifçilik artık bir tercih değil, milli bir ekonomik zorunluluktur.

Unutmayalım; çiftçi kaybederse yalnız üretim değil, soframızdaki bereket, gıda güvenliğimiz ve yarınlarımız da kaybeder.

Dip Not: Bu makale; gıda enflasyonunun sadece bir arz-talep meselesi değil, aynı zamanda bir üretim düzeni, verimlilik ve güçlü kurumsal yapı meselesi olduğunu vurgulamak amacıyla hazırlanmıştır. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *