13 Mart 2026 tarihinde saat 03.35’te Tokat’ın Erbaa ilçesinde meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki deprem, bölge halkında büyük endişeye yol açtı.
Gümüşhane Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Gümüşhane ve Bayburt İl Temsilcisi Prof. Dr. Serkan Öztürk, sarsıntının ardından kapsamlı bir teknik rapor yayımladı.
Depremin Teknik Detayları ve Etki Alanı
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, yerin sadece 5.6 kilometre derinliğinde gerçekleşen deprem, sığ odaklı olması nedeniyle yüzeyde şiddetli hissedildi. Tokat merkezli sarsıntı; Amasya, Samsun, Ordu ve Sivas gibi çevre illerde de paniğe neden oldu. Prof. Dr. Öztürk, bu depremin Türkiye’nin en aktif sismik yapılarından biri olan Kuzey Anadolu Fay Zonunun (KAFZ) Niksar koluna çok yakın bir noktada gerçekleştiğini belirtti.
Tarihsel Risk ve "Uyarı" Mesajı
Tokat’ın 2018 yılında güncellenen Türkiye Deprem Tehlike Haritası’na göre birinci derece risk bölgesinde olduğunu hatırlatan Öztürk, bölgenin geçmişteki yıkıcı depremlerine atıfta bulundu. Özellikle 1942 yılında gerçekleşen 7.0 büyüklüğündeki Erbaa depreminin 3 binden fazla can kaybına yol açtığını belirten Öztürk, 13 Mart depreminin sağ yönlü doğrultu atımlı karakterinin KAFZ mekanizmasıyla tam uyumlu olduğunu ifade etti. Öztürk’e göre bu sarsıntı, gelecekteki olası büyük depremler için bir "öncü" ya da "tetikleyici" sinyali olabilir.
Artçı Sarsıntılar Devam Edecek
Ana şokun ardından geçen ilk 10 saatte büyüklükleri 1.2 ile 3.5 arasında değişen 100’den fazla artçı kaydedildi. Prof. Dr. Öztürk, bölge halkını uyararak, 5.5 üzerindeki depremlerden sonra 4.5 büyüklüğüne kadar varabilecek artçıların normal olduğunu ve yapı stoku zayıf binalardan uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Kriz Yönetimi Değil, Risk Yönetimi
Ülke topraklarının yüzde 66’sının deprem riski altında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Öztürk, çözümün "kriz yönetimi" yerine "risk yönetimi" olduğunu belirtti. Jeoloji, jeofizik ve jeoteknik disiplinlerinin zemin etütlerinde birlikte çalışmasının zorunluluğuna dikkat çeken bilim insanı, tüm yapıların bilimsel standartlara uygun inşa edilmesi ve Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) ile güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.