ADALETİN GÖLGESİNDE SİYASET
Makedonya Kralı Büyük İskender, Antik Yunan’ı fethedip Atina’ya geldiğinde halkın korkudan kendisini alkışladığını görür. Ama bir kişi, fıçısının içinde güneşlenmekte ve ona aldırmamaktadır. Bu kişinin, ünlü filozof Diyojen olduğunu öğrenir. İskender yanına gidip, biraz konuşunca bilgisine hayran olur. Ona “Ne dilersen vereyim” deyince, Diyojen’in cevabı tarihe geçer:
“Gölge etme, başka ihsan istemem.”
İşte tam da bu söz, Türkiye siyasetinin bugünkü tablosuna ışık tutar. Tarih boyunca hukuk, milletin kaderini ve devletin yönünü belirleyen bir pusula olmalıydı. Ne yazık ki, çoğu zaman siyasetin gölgesinde kaldı. Tek parti döneminde açık oy-gizli sayımla başlayan süreç, yıllar boyu darbelerle devam etti. Milletin tercihi yerine “elit”lerin tercihleri esas alındı.
Siyasi partilerin kurultaylarını, Siyasi Partiler Kanunu ve kendi tüzüklerine uygun yapmaları hukukun gereğidir. Hukuka aykırı yapılan kongrelere karşı üyelerin yargı yoluna başvurma hakkı vardır. CHP kongresinin iptali de işte bu çerçevenin bir yansımasıdır. Dava, CHP üyeleri tarafından açılmış, iç çekişmeler mahkemeye taşınmıştır. Hukuk, burada siyasi mücadelenin aracı hâline gelmiştir.
Partilerin kendi tüzüklerine ve etik kurallarına uymaması, hukuka yalnızca işine geldiğinde başvurması topluma kötü örnek sunar. Siyaset hukukun üstünde hareket ederse, milletin güveni sarsılır. Dahası, lehine olan kararları tanıyıp, aleyhe olanları tanımamak, açıkça çok tehlikeli bir durumdur.
CHP’deki kurultay süreci, çoğunluğunu muhalefetin oluşturduğu kesimlerce “AK Parti mahkemeleri kullanarak muhalefeti zayıflatıyor” şeklinde algılanmaktadır. Oysa dava, bizzat CHP üyeleri tarafından açılmıştır. Gerçek ve algı birbirine karışınca, milletin adalete güveni aşırı sarsılmaktadır.
Parti içi çekişmelerin mahkemeye taşınması, CHP’nin iktidara alternatif olma iddiasını zayıflatıyor. Halkın gözünde tablo şudur: “Kendi aralarında bile uzlaşamayanlar, ülkeyi nasıl yönetecek?” Bu algıyı iktidar lehine çevirmek ise kolaydır. “İstikrar bizde, kavga onlarda” söylemi, kararsız seçmenin psikolojisinde üstünlük yaratır.
Asıl mesele yalnızca bir partinin değil, Türkiye demokrasisinin kaderidir. Hukuk siyasetin çatışma alanı hâline gelirse, kaybeden sadece muhalefet veya iktidar olmaz; kaybeden milletin kendisi olacaktır. Türkiye’nin ihtiyacı, hukuku siyasetin gölgesinden kurtarmaktır. Bunun için siyasi partiler önce kendi iç hukuklarına ve kurallarına uymalıdır.
Bugünkü durum CHP’nin açmazı, AK Parti’nin fırsatı gibi görünse de esas mesele çok daha derindir: Türk siyaseti ya hukuku siyasetin gölgesinde bir araç hâline getirecek, ya da siyaseti adalete saygı duymayı öğrenecektir. Milletimizin gözü önünde verilen bu sınav, sadece partilerin değil, ülkenin geleceğini belirleyecek bir tercihtir.
Türk Milleti tarih boyunca birçok fırtınalar atlatmış, her seferinde adalet duygusuna tutunmuştur. Eğer adalet terazisi doğru tartarsa, Türkiye kazanır, aksi hâlde herkes kaybeder. Hukuk siyaset üstü bir hakem olursa, yarınlarımız aydınlık olur. Hukuka uymayan siyaset ise, milletin iradesine ihanettir.
Türk Milleti adaletin gölgesindeki siyaseti istemediği gibi, siyasetin gölgesindeki adaleti de reddetmiştir.
Birbirlerinin güneşini kesmesinler yeter…
12.09.2025 Av. Ali Haydar Dereli