HAKKIMI HELAL ETMİYORUM
"Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır."
Nisâ Suresi-3
Öleceğini bilen tek canlı insanoğlu olduğu halde dünyalık şeyler uğruna insan hakkına giren, menfaati için anasını bile satabilecek tihnete sahip tek canlı yine biz yani insan olanlarız. Çırılçıplak geldiğimiz bu emanet dünyadan yanımıza hiçbir şey almadan, alamadan gideceğimizi bildiğimiz halde helal haram demeden heybesini sürekli doldurmakla meşgulüz.
Hak etmediğimiz işe, makama, servete bir şekilde talip oluyor, bu uğurda garip ve yetimlerin hakkını hiçe sayarak adeta gözyaşı üzerine kazanımlar elde ediyoruz.
Doğduğum ve doyduğum Gümüşhane'ye riyasız ve çıkarsız nasıl bir sevda ile bağlı olduğuma sizlerde şahit oldunuz. Bu şehrin delisi de, velisi de başımın tacı oldu her daim.
Yıllardır bu şehirde Bayburtlu Ahmet'le Fatih Parkı'nda oturdum sohbet ettim. Merhum Korsan Mikdat ile Kırmızı Koltuk'ta çay yudumladım. Datdav Hamdi ile festivalde halaya girdim. Bahçecikli Ergün ve Mami ile Kemaliye Camii'nde aynı safta namaza durdum.
Kemaliye Camii'nde hemen her gün birinizin yakınının cenazesinde namaza durarak Emirler'de tabutun üstüne toprak attım. Dolaylı veya dolaysız hemen her Gümüşhaneli kardeşimin yanında yer aldım. Çıkardığım 21 kitap, sayısız köşe yazısı, şiirlerle duygu dünyanıza misafir oldum.
Bu şehirde yaşadığım çeyrek asırlık sürede sevenim de oldu sevmeyenim de. Alkış da aldım hakaret de duydum. Kimsenin malında, makamında, çıkarında asla gözüm olmadı. Kıymet bilenleri başıma taç ettim. Ama ya kıymet bilmeyenler var ya onlara iki dünyada asla hakkımı helal etmiyorum.
Rabbim nasip ederse eğer büyük ihtimalle Gümüşhane Kemaliye Camii'nde kılınacak cenaze namazıma ardımdan konuşanlar, bel altından vuranlar, hakkıma haksız yere tasallut edenler, ikiyüzlü münafıklar asla ve kat'a gelmesinler.
Boşuna cenazemde tabutumun önünde saf tutup hocanın merhumu nasıl bilirdiniz sualine yalandan ‘iyi bilirdik’ demesinler zira ben onları hiç de iyi bilmezdim ve hakkımı da helal etmiyorum.
İsim vermeden hakkımı helal etmediklerim kim diye soracak olursanız bu satırları okuyan her kimse bunu anlayacak zaten. Hakkımı helal etmeyeceklerimi ve cenazeme dahi katılmalarını istemediklerimi satır satır yazayım;
Birincisi, yüzüme cesareti olmayıp arkamdan karılar gibi dedikodu edenlere,
İkincisi, girdiğim kooperatifte bütün birikimimi çalarak sırra karışan sözüm ona altın kalpli insanların şehrinde yaşayan insan müsveddesine,
Üçüncüsü, hiçbir talebim olmadığı halde eş, dost, yandaşları kollayarak benim çocuğuma söz verdiği halde işe almayana,
Dördüncüsü, çıkardığım her eseri kıskançlık maskesi ile haksız bir şekilde yerden yere vuranlara,
Beşincisi, yazdığım köşe yazısına ambargo koyup yayınlanmasına engel olan sözüm ona gazeteci müsveddesine,
Altıncısı, hakkımı gasp edip talip olduğum okul müdürlüğünü elimden alan ve ona yaltakçılık ederek zamanın vali yardımcısına beni şikâyet edenlere,
Yedincisi, devletin bana verdiği görevi yapıp bir öğrencimizin işini gördüğüm için ve eften püften sebeplerle yılların arkadaşlığına, komşuluğuna ihanet ederek bana sırtını dönüp küs tutana,
Sekizincisi sırf kendi egosunu ve bulunduğu makamı kullanarak zemheri ayında beni ayağına çağırıp, ayakta bekleterek ve üst bir perdeden hiç de hoş olmayan bir üslupla “beni çıkardığın kitaba neden almadın” diye fırça çekene HAKKIMI HELAL ETMİYORUM...!!!