Gümüşhane
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26
FUTBOLUN GÖLGESİNDEKİ HAYATLAR

FUTBOLUN GÖLGESİNDEKİ HAYATLAR

YAYINLAMA:

Futbol dediğin, çocukluğumuzun tozlu sokaklarında çıplak ayakla koşarken yaşadığımız heyecandı. Komşunun penceresine top kaçırınca azar işitmekti, mahallede gol atınca gökyüzüne sevinçle bakmaktı. Yani futbol, nefreti değil, dostluğu büyüten bir oyundu.

Ama bugün stadyumlara bakıyorum; dostluk yerine öfke, kardeşlik yerine nefret var. Takım sevgisiyle başlayıp kör bir fanatizme dönüşen bu hal, oyunun tadını tuzunu kaçırıyor. Sanki rakip taraftar düşman, sanki kaybedilen maç hayatın sonu. Oysa sahadaki top yuvarlanıp gidiyor, ama tribünlerde kırılan kalpler kolay kolay tamir olmuyor.

Bir maç uğruna komşusuyla konuşmayan insanlar görüyoruz. Kardeş kardeşe küs, baba oğluyla tartışıyor. Tribünde bir küfür yükseliyor, arkasından bir kavga. Peki ne için? Bir oyunun hatırına, kendi insanımıza nefret kusmaya değer mi?

Trabzon’da ise futbol, doksan dakikalık bir oyundan çok fazlasıdır. Burada futbol, meydanda atılan bir horon, kahvede edilen bir sohbet, düğünde çalınan bir kemençe kadar hayatın içindedir. Trabzonspor, Karadeniz’in dalgaları gibi hırçın ve gururludur. Bu takım, Anadolu’dan çıkıp İstanbul’un devlerine kafa tutan ilk semboldür. İşte bu yüzden Trabzonspor sevgisi, sıradan bir taraftarlık değil, var oluşun bir parçasıdır.

Ama işin bir de öteki yüzü var. Bu sevgi, bazen ölçüyü kaçırıyor ve fanatizme dönüşüyor. Maç kaybedildiğinde evlerin içi sessizliğe bürünüyor, kahvelerde gerginlik artıyor, komşuluklar bile yara alabiliyor. Hatta bazen öyle oluyor ki, takımın başarısı ya da yenilgisi, şehrin havasını değiştiriyor. Sevinçte şehir bayram yerine dönerken, yenilgide suratlar asılıyor, öfke sokaklara taşabiliyor.

Trabzon’da futbolun böylesine hayatla iç içe olması elbette bir zenginliktir. Ancak sorun, bu aidiyetin zaman zaman körlüğe dönüşmesidir. Hakemin hatalı düdüğü, rakibin sert faulü, kulüp yönetiminin yanlışı bir anda toplumsal patlamaya sebep olabiliyor. Futbolun spor olmaktan çıkıp “ya hep ya hiç” mücadelesine dönüşmesi, aslında en büyük kaybımızdır. Çünkü oyun biter, ama kırılan kalpler kolay kolay tamir olmaz.

Olayın acı bir yönü de özellikle medyada bir kesimin fanatizmden beslenmesidir. Özel kanalların çoğunda futbol yorumcuları karşılıklı ve anlaşmalı olarak tartışma oluşturup insanımızı germektedir. Bunu yaparak kendilerine izleyici toplamaktadırlar. Program esnasında birbirini boğacakmış gibi olan insanlar, program bitince karşılıklı kahve içip kahkaha atmaktadır. Bunları izleyen seyirci ise daha da fanatikleşip, rakip takıma daha da düşman olmaktadır. Futbol hakemlerinin yaptığı hatalardan sonra, sosyal medyada kendilerine hakaret edenlerden büyük paralar kazandığını daha önce bir makale de yazmıştık. Yani fanatizm samimi insanımızı boğan, bundan rant sağlayanlara ise yüklü kazanç getiren bir hal almıştır.

Türk futbolu, özellikle 2010-11 sezonundan sonra şike ve kumpas iddialarının gölgesinde kalarak, güvenilirliğini ve değerini kaybetmiştir. Her yıl daha da artan hakem hataları, İstanbul’un iki takımının açıkça korunması, taraftarları daha da gergin hale getirmektedir. Stres atmak için takip edilen spor, stresi körüklemekte ve bu gerginlik aile içine de yansıyarak adeta aileleri yoketmektedir.

Futbolu gerçek ruhuna döndürmek için herkese iş düşüyor. Kulüp yöneticileri, futbolcular, taraftar grupları ve medya, ateşi körüklemek yerine sağduyuyu, futbolun sadece bir spor olduğu gerçeğini büyütmelidir. Çünkü futbolun değeri, sporcuların sahada verdiği mücadele, aldığı galibiyetlerle birlikte, tribünlerdeki kardeşlikle de yazılır.

Unutmayalım Futbol bir araçtır, amaç değil. Trabzon’un gururu bordo-mavi sevdasının yanında, misafirperverliği, vatanseverliği, mertliği ve insanlığıdır. Fanatizm, hiçbir zaman bu güzel değerleri gölgelememeli. Çünkü hiçbir maç, hiçbir kupa, dostluğun, kardeşliğin, insanlığın önüne geçemez ve de geçmemelidir.

Hayatımızı futbolun gölgesinden çıkarabilmemiz dileğiyle…

19.09.2025 Av. Ali Haydar Dereli

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız