Gümüşhane
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26
ÇOCUKLARIMIZIN EMANETİ

ÇOCUKLARIMIZIN EMANETİ

YAYINLAMA:

Gümüşhane’nin kaderinde maden var. Şehrin adı bile yüzyıllardır bu coğrafyanın maden zenginliğiyle anılıyor. Bugün altın, gümüş, bakır, kurşun ve çinko gibi önemli maden kaynaklarına sahibiz. Dolayısıyla Gümüşhane’de madenciliğe karşı çıkmak, şehrin ekonomik gerçeklerini inkâr etmek anlamına gelir.

Bizim itirazımız madene değil; usulsüz, denetimsiz ve çevreyi hiçe sayan, kısaca “vahşi” madenciliğedir.

Madenler elbette çıkarılmalıdır. Yer altındaki ekonomik değerlerin ülke ekonomisine kazandırılması, istihdam oluşturulması ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlaması önemlidir. Ancak bunun yolu “ne pahasına olursa olsun çıkaralım” anlayışından geçmemelidir.

Çünkü Gümüşhane sıradan bir coğrafya değildir. Dağları, vadileri, ormanları, dereleri, yaylaları ve su kaynakları birbirleriyle bağlantılı hassas bir ekosistem oluşturuyor. Bir maden sahasında yapılan yanlış uygulamanın etkisi, yalnızca ruhsat sınırları içerisinde kalmayabilir.

Tam da bu nedenle vatandaşın sorduğu sorular son derece meşrudur:

Maden ruhsatı hukuka uygun mu?
ÇED süreci doğru işletilmiş mi?
Çevresel etkiler gerçekten bilimsel olarak değerlendirilmiş mi?
Su kaynakları korunuyor mu?
Atıkların depolanması mevzuata uygun mu?
Ağaç kesimi ve arazi kullanımı denetleniyor mu?
Maden kapandıktan sonra sahanın rehabilitasyonu için gerekli tedbirler alınmış mı?

Ve en önemlisi, bütün bunlar devletin ilgili kurumları tarafından gerçekten denetleniyor mu?

“ÇED gerekli değildir” kararı da vatandaşın bütün bu soruları sormasına engel değildir. Tam tersine, çevreye ilişkin her kararın şeffaf biçimde açıklanması ve kamuoyunun ikna edilmesi gerekir.

Burada mesele madencilik ile çevreyi birbirinin alternatifi gibi görmek değildir. Asıl mesele, madenciliği çevre hukukunun kuralları içerisinde yapabilmektir.

Şirket yatırım yapacak, üretim gerçekleştirecek ve istihdam sağlanacak. Bundan kimsenin rahatsız olması gerekmez. Fakat şirketin kazancı uğruna kamuya ait doğal kaynakların hoyratça tüketilmesine de izin verilmemelidir.

Devletin görevi yalnızca ruhsat vermek değildir. Devlet aynı zamanda ruhsat verilen faaliyetin mevzuata uygun yürütülüp yürütülmediğini denetlemek zorundadır. Denetim kâğıt üzerinde değil, sahada yapılmalıdır.

Gümüşhane’nin kalkınmaya ihtiyacı var. Madenler bu kalkınmanın önemli araçlarından biri olabilir. Ancak kalkınma ile çevre korumasını birbirine düşman etmek büyük bir yanlıştır.

Madenciliğe ve yatırıma kimse karşı değildir. 
Biz hukuksuzluğa, denetimsizliğe, çevrenin göz göre göre tahrip edilmesine ve kamu yararının ikinci plana itilmesine karşıyız.

Gümüşhane’nin yer altında ciddi bir serveti var. Bu serveti ekonomiye kazandıralım.
Ama bunu yaparken hukuku, bilimi ve çevreyi de koruyalım.

Çevremiz bize atalarımızın mirası değil, çocuklarımızın emanetidir. 
Emanete sahip çıkalım. 
25 Ağustos Salı 13.00’te Gümüşhane Üniversitesi’nde buluşalım.

Vahşi madenciliğe izin  vermeyelim. 
Gümüşhane’yi  yok etmeyelim...

25.08.2026 Av. Ali Haydar DERELİ

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız