OKUMAYAN TOPLUMDA YAZAR OLMAK
Bu söz kırkiki yılını eğitme vermiş birlikte siyaset de yaptığımız;
eğitimci, yazar, gazeteci, müzisyen, köy enstitülü, köyü de şehri de bilen “entellektüel köylü” olarak tanımlanan arkadaşımız Yusuf Sadık hocaya ait.
Okumayan toplum olmamızın yanında;
“Dinlemek, duyduklarımızı idrak etmek gayesi ile yapılan sabırlı bir iş veya, başkaları ile iletişim kurmak için en temel yetenektir” der.
Nitekim bir yazısında,
“Konuşmak ihtiyaç dinlemek ise sanattır” diyen Fransız Atasözüne atfen “Dinleme olmazsa sözün ne önemi vardır” diyerek “Anlayabilmek için dinlemek gerekir” der.
Hocanın 1 Kasım 2010 tarihli yazısından özet;
“Sorgulamak, soru sorarak bir eylemi gerçekleştirmektir.
Bir başka deyişle de bir insanı bildiği bir şeyi anlatmaya zorlamaktır, sorgulamak.
Türkiye toplumu bir asra yakındır yaşadıklarını doğru dürüst sorgulayan bir toplum henüz olmuş değildir. Sorgulayamadığı içindir ki örgütlü bir toplum olma yolunda dahi ciddi bir adım atamamıştır.
Soru sormayan soramayan ve kendilerine önerilenin dışına çıkmayı ayıp bilen, hatta günah sayan bir insan tipi yaratılmak istenmesinin bilmem farkındamıyız?
Bu insan tipi ancak kendisini yöneten merkezlere tabi olmak zorundadır. O merkezlere olan aidiyet duygusu ile yaşar ve toplum içindeki konumunu merkeze olan yakınlığı ve itaat etmeğe koşullandırılmış olurlar ki böyle bireylerden oluşan toplumlar sağlıklı, çağdaş ve de demokratik olması elbette ki beklenemez, ülkemizin bir kesimi de olduğu gibi.”
Okumayan toplumda kitap yazsanız neye yarar?
Hoca, “yine de yazmak gerekir” der.
Okumayan toplum dinlemeyi de bilmiyorsa hangi fikre sahip olacak ki?
O zaman hocanın da dediği gibi;
“Okumayan güdülmeye mahkumdur.”