Ramazan: Gösteriş Değil, Gönül Ayı
Paylaşmak, tevazu ve şefkatle yaklaşmak; sofraları değil, vicdanları zenginleştirir.
Mübarek Ramazan’a bir kez daha kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz. Bu ay; sabrın, şükrün, merhametin ve paylaşmanın zamanıdır. Oruç sadece aç kalmak değildir. Nefsi terbiye etmek, empati kurmak ve “Ben tokken komşum aç mı?” sorusunu vicdanımızda hissetmek demektir.
Ne var ki son yıllarda Ramazan’ın ruhundan giderek uzaklaştığımızı görmek düşündürücü. Sosyal medyada paylaşılan iftar sofralarına bakıyoruz: Kuş sütü eksik tabiriyle çeşit çeşit yemekler, gösterişli sunumlar, uzun masalar… Ve o masalarda hep aynı çevre, aynı simalar.
Misafir ağırlamak elbette güzeldir. Ancak bu ay yalnızca tanıdıklarla buluşma mevsimi değildir. Bu zaman, imkânı olmayanı hatırlama; kapısını çalamayanın kapısını çalma vaktidir. Eğer bir sofrada bolluk varsa, o bolluğun bereketi ihtiyaç sahibine uzandığında anlam kazanır.
Bir yanda zengin menüler, diğer yanda iftarı sade bir çorbayla açan aileler… Alan var, alamayan var. Yiyen var, yiyemeyen var. Oruç, işte bu farkı yüreğimizde hissetmemiz için var.
Asıl mesele niyetimizdir. İkram mı ediyoruz, yoksa sergiliyor muyuz? Paylaşıyor muyuz, yoksa gösteriyor muyuz? İsraf edilen her lokma sadece yemek değil; emeğin, nimetin ve şükrün ziyanıdır. Üstelik yapılan yardımların göz önünde, ilan edilircesine paylaşılması da ayrı bir sorgulama gerektirir. İyilik teşvik için anlatılabilir; fakat gösterişe dönüştüğü an anlamını yitirir.
Yardım yalnızca maddi değildir; sevgiyle, şefkatle ve güler yüzle yapılmalıdır. İhtiyaç sahibinin onurunu inciten tek bir söz bile yapılan iyiliği gölgeler. Kırılan bir kalp, dağıtılan erzak kolisinden daha ağırdır. İnsanların haysiyetini zedeleyen bir davranış, bütün hayırları kökünden silebilir.
Bu ay bize sofrayı büyütmeyi değil, gönlü büyütmeyi öğretir. Listeyi kabartmayı değil, eksik olanı fark etmeyi hatırlatır. Bu mübarek zamanı israfla değil, yardımlaşmayla güzelleştirelim. Gösterişle değil, tevazuyla anlamlandıralım. Fotoğraflarla değil, içten dualarla süsleyelim.
Çünkü asıl zenginlik, masadaki çeşit sayısında değil; vicdandaki merhamettedir. Ve en kıymetli iftar, bir kalbi incitmeden doyurabildiğimiz gündür.
Saygılarımla
Hayırlı Ramazanlar kıymetli dostlarım