BİR MİLLETİN DİRİLİŞİ,ÇANAKKALE
Bazı zaferler vardır; sadece kazanılmaz, hissedilir. Sadece tarih sayfalarına yazılmaz, bir milletin yüreğinde sonsuza kadar yaşamaya devam eder. Çanakkale işte tam da böyle bir destandır…
1915’te, Çanakkale Savaşı sırasında bu millet, yokluk içinde var olmanın ne demek olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Karşısında dönemin en güçlü orduları vardı; elinde ise çoğu zaman yetersiz silahlar, sınırlı imkânlar… Ama sahip olduğu en büyük güç, vatan sevgisiydi.
O cephede savaşanlar sıradan insanlar değildi; onlar bir milletin kaderini omuzlayan kahramanlardı. Kınalı kuzular… Daha hayatlarının baharında, analarının dualarıyla cepheye uğurlanan gençler… Geri dönmeyeceklerini bilseler bile bir an olsun tereddüt etmediler. Çünkü onlar için mesele yaşamaktan öte, vatanın yaşamasıydı.
Çanakkale’de toprağa düşen her bir şehit, aslında bu toprakların sonsuza kadar bizim kalacağının mührünü vurdu. O gün verilen mücadele sadece bir cephe savaşı değildi; bir milletin “Ben buradayım” diye haykırışıydı. Siperlerde yalnızca kurşunlar değil, inançlar çarpıştı. Ve kazanan, imanla yoğrulmuş bir millet oldu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, üzerinde özgürce yaşadığımız bu vatanın hangi bedellerle kazanıldığını unutmamak zorundayız. Çünkü bu topraklar, şehitlerimizin kanlarıyla sulandı; kınalı kuzularımızın canlarıyla bedeli ödendi.
İşte bu yüzden bu kutsal vatan, asla sahipsiz değildir ve asla vatansızlara bırakılmaz. Bu emanet, dün olduğu gibi bugün de bizim omuzlarımızdadır.
Çanakkale’yi anlamak, sadece bir zaferi hatırlamak değildir. Çanakkale’yi anlamak; fedakârlığı, inancı ve vatan sevgisini yüreğinde yeniden hissetmektir.
Ve biz biliyoruz ki…
Bu destan hiçbir zaman unutulmayacak.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
ARAŞTIRMACI, YAZAR,ŞAİR ÜLKER SADIK