BARIŞ, İKİ KANATLI KUŞ GİBİDİR
Bir siyasi parti genel başkanı Grup toplantısında konuşuyordu. ABD/İsrail-Savaşından bahsederken barış konusuna da değinmişti. Ve şahsen kendimin ilk kez duyduğum” Barış İki kanatlı kuş Gibidir” özlü sözü bu yazıyı yazmamın nedeni oldu. Ayni lider zaman zaman çarpıcı ifadeler kullandığı için açıklamalarını kaçırmam. Ve Bu özlü sözden esinlenerek konuyla ilgili düşüncelerimi siz değerli okurlarla paylaşmak istedim
Sessizleşen Vicdanlar
“Barış iki kanatlı kuş gibidir”. Bir kanadı adalet, diğer kanadı merhamettir.
Bugün o kuşun kanatları kırık. Orta Doğu semalarında yükselen duman, sadece şehirleri değil, insanlığın ortak vicdanını da karartıyor.
ABD, uluslararası toplumun gözü önünde İran’a haksız müdahale etti; bu durum, sadece bölgeyi değil, küresel vicdanları da yaraladı.
Gerçeğin Adı: Haksız Müdahale
ABD’nin askeri hamleleri, “güvenlik” gerekçesiyle savunuldu. İran’a yapılan bu hukuksuz ve haksız saldırı bölgede ortamı germeye yetti. Şımarık İsrail’in provokatif politikaları ise bölgedeki gerginliği daha da artırdı. Ve barış umutlarını gölgeledi. “Fitne, Beni -İsrailden azacak” sözünü doğrulayacak boyutlara ulaştı.
Bölgedeki bazı politikalar, ölçüsüz güvenlik anlayışıyla sürdürüldü.
Güç gösterisi kısa vadede etki yarattı; ancak uzun vadede karşıtlık, kin ve kaos üretti.
ABD ve İsrail, diplomasi ve aklı ikinci plana iterek barışın kanatlarını kırdı.
Tarihin Dersi: Savaş Uzarsa İnsanlık Kısalır
Tarih, uzun ve yıpratıcı savaşların izlerini taşımaya devam ediyor.
Yüz Yıl ve otuz Yıl Savaşları gibi. Yetmedi İsrail siyonizmi koca ABD’yi peşinden sürükleyerek bir haçlı seferi yapmaya inandırdı. Bugün yani, savaşın 40 gününde ya akıl galip gelecek ya da acı uzayacak.
Savaşın Gerçeği ve geriye kalacak olan izler:
Savaş hâlâ sürüyor; henüz sona ermedi.
Ve bugün dünyanın pek çok bölgesinde yaşanan savaşların faturasını, masum insanlar ödüyor: toprağa düşen canlar, yükselen toz ve duman, harap olmuş kasaba ve şehirler tüm çıplaklığıyla ortada duruyor.
Siviller, bombardımanlar ve silahlı çatışmalar ve hayatlarını kaybeden insanlar. Sivil kayıpların asker kayıplarından birkaç misli fazla olması şaşırtıcı. Vahamet çevremizde cerayan ediyor. Binalar harap, yollar enkaz; kırılan umutlar ve yaşamlar darmadağın hâlindedir.
Savaşın kazananı yoktur; çünkü toprağı kirlenmiş her şehir, yitirilen her yaşam ve parçalanmış her aile, insanlığın kendisinin bir parçasını kaybettiğini gösteriyor.
Tüm bu ağır faturaya rağmen tarih bize bir gerçeği de öğretiyor
Barış gecikebilir; yolları dikenli ve engellerle dolu olabilir, yeniden inşa, uzlaşma ve iyileşme uzun yıllar alabilir. Ancak insanlık, hatalarından ders alarak yeniden barışa ulaşmayı başaracaktır. Çünkü: “Dünyada hiçbir savaş yoktur ki sonu barışla bitmesin.”
Sonuç: İki Kanadı Onarmak
Bugün yapılması gereken bellidir:
Barışın iki kanadı yeniden güçlendirilmelidir:
- Adalet tesis edilecek,
- Merhamet hâkim kılınacak.
Aksi hâlde o kuş uçamayacak.
Ve dünya, barışın değil, uzayan acıların gölgesinde bir süre daha kalmaya devam edecektir...
ABD ve İsrail’in haksız saldırıları olsa da gün gelecek barış masasına oturmak zorunda kalacaklardır. Çünkü İran halkı, bizden sonra savaşçı bir millettir. Asla pes etmeyecektir. Daha ilk günden Yurt dışından dönen İranlı yurttaşlara sorulduğunda? “Ülkemi savunmak için dönüyoruz” sözleri bu direnişin boyutlarını gösteriyor ve her şeyi anlatmaya yetiyor.
08.04.2026, Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü