SUÇLU AYAĞA KALK
Tarih: 14 Nisan 2026. Yer: Şanlıurfa Siverek. Okul: Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi.
2007 doğumlu eski bir öğrenci elinde pompalı tüfekle okulu basıyor ve sonuç 4'ü öğretmen, 10'u öğrenci, biri polis memuru ve biri kantinci olmak üzere 16 kişiye sıkıyor. Ve en doğrusunu sonunda kendisi gibi bir pisliği hak etmediği yaşamdan koparıyor.
Evet, gelin hep birlikte o çocuğu o hale getiren sistemi, o çocuğu yetiştiren ebeveynlerini, o çocuğu harmanlayan o çevreyi, okulunu, idarecilerini ve öğretmenlerini alalım ortaya ve sorgulayalım.
Suçlu kim ve suçlu ayağa kalksın.
Suçlu kim? Onu dünyaya getiren, bir dediğini iki etmeyen, helali haramı sorgulamadan kursağından geçiren, onu sürekli besleyerek çalıştırmayan, asalak hale getiren, yaptığı suçları görmezden gelerek en büyük kötülüğü yapan, sevgisini göstermeyen, ötekileştiren, ona menfi şekilde rol model olan, milli ve manevi değerleri vermeyen ya da veremeyen ailesi mi?
Yoksa aradığımız en büyük suçlu, Cumhuriyet sonrasında her beş yılda bir değiştirilen, adeta yazboz tahtasına çevrilen eğitim sistemi mi?
Her şeyi en iyi bilen, çocuklarına toz dahi kondurmayan, benim evladım özgürdür, ona fiske dahi vuramazsın, sorgulayamazsın, nasihat hiç vermezsin diyen çok bilmiş anne babalar mı?
Yoksa bu çocukların ellerine pompalı, silah veya bıçak almalarını teşvik eden, özendiren, azmettirici görevi üstlenen, yeraltı gibi mafya hareketlerini kahramanlık gösteren, henüz ergenliğe girmemiş çocuklarımızı akran zorbalığına ittiren RTÜK tarafından yeterince denetlenmeyen ve cezalandırılmayan sinema, TV film ve dizileri mi?
Bu memlekette on yıldan fazla süren Kurtlar Vadisi mi, yoksa ilk bölümünde bebe rolünde iken son bölümünde yetişkin bir polis rolünde gördüğümüz ve ne zaman sonunun geleceği meçhul olan Arka Sokaklar mı?
Evet, kesinlikle gurur duyabilirsiniz. Yayınladığınız mafya dizileri, çocuklara ve gençlere oynattığınız şiddet içerikli oyunlar, daha 16, 17 yaşlarında bir çocuk elinde tüfekle onlarca kişiyi yaralıyorsa bunun müsebbibi sizlersiniz. Hani suçu attığınız eğitimciler ve öğretmenler var ya onlar bu fotoğrafın en masum yanı. Zira aileden, çevreden, TV ve internetten yeterince beslenen bu çocuklar kusura bakmayın öğretmenlerin eseri değildir.
Sene 1984 yılında 15 yaşında Trabzon Endüstri Meslek Lisesi’nin ilk gününde Motor Atölyesinde karpit kazanı musluğunu kapattığımda atölye öğretmenim İsmail Beşir’den yaklaşık yarım saat öyle bir dayak yediğim halde gıkımı çıkarmadım, elime bıçak alıp öğretmenimi baldırından bıçaklamadım, yüzüm gözüm kan içinde eve vardığımda bir sopada babamdan yediğim ve “öğretmenin haklıymış yoksa onca masum çocuğun ölümüne sebep olacaktın” hayat dersini alan bizlere rağmen bugün “aman benim yavrum özgürdür, kişilik gelişimine dokunamazsın” gibi saçma sapan tezler üreten ebeveyneler mi haklı ne dersiniz?
Evet, kim suçlu? Gelin en üstteki Milli Eğitim Bakanından başlayarak alt kademeye doğru bu derdimizi masaya yatıralım. Yaz boz tahtasına çevrilen eğitim sistemimizi yeniden yapılandıralım. Bu ülkede herkes akademik seviyede okumak zorunda değil. Bu ülkeye doktor, öğretmen, mühendis lazım olduğu gibi motorcu, kaynakçı, marangoz da lazım öyle değil mi?
Şanlıurfa Siverek’teki bu menfur saldırı inşallah gözlerimizin açılmasına vesile olur ve yanlışın neresinden dönersek kârdır hesabı hatamızdan döneriz belki de.