GÜMÜŞHANE NÜFUS BAKIMINDAN KAN KAYBEDİYOR
TÜİK'in açıkladığı son göç verileri hepimizi düşündürmelidir. Türkiye'nin nüfusu artarken, Gümüşhane binde -21,45 oranıyla nüfus kaybında ilk sıralarda yer alıyor.
Ortada sadece azalan bir nüfus değil, göz göre göre elden kayan bir şehir gerçeği vardır. Nüfus kaybı olarak açıklanan bu tablo, aslında Gümüşhane'nin evlatlarını birer birer uğurlamak zorunda kaldığının acı bir göstergesidir. Her düşen nüfus rakamı, şehrin kaybettiği bir insanı, bir umudu ve bir geleceği temsil etmektedir. Kâğıt üzerindeki bu rakamların arkasında yarım kalan hayaller, kapanan iş yerleri ve doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kalan insanlar vardır.
Bizler Gümüşhane'nin daha canlı, daha hareketli yıllarını gördük. 60'lı, 70'li, 80'li ve 90'lı yıllarda da göç vardı. Ancak son yıllarda yaşanan nüfus kaybı ve umutsuzluk, geçmiş dönemlerle kıyaslanamayacak kadar ağır hissedilmektedir.
Elbette bu durumun nedenlerini en doğru şekilde uzmanlar değerlendirecektir. Ancak bir vatandaş olarak gördüklerimizi ve yaşadıklarımızı dile getirmek de bizim hakkımızdır.
Bugün birçok gencimiz eğitimini tamamladıktan sonra kendi memleketinde kalmak istiyor. Ailesinin yanında yaşamak, doğduğu topraklarda çalışmak ve geleceğini burada kurmak istiyor. Fakat iş imkânlarının yetersizliği nedeniyle çareyi başka şehirlerde arıyor.
Bir dönem umut bağlanan maden işletmeleri de kalıcı bir çözüm olamadı. İş bulan gençlerimiz, işletmelerin kapanması veya faaliyetlerin azalmasıyla yeniden işsizlikle karşı karşıya kaldı. Oysa onların da bakmakla yükümlü oldukları aileleri, çocukları ve gelecek kaygıları var.
Bugün insanlar lüks bir yaşam sürmek için değil, geçinebilmek için göç ediyor. Evine ekmek götürmek, çocuklarının geleceğini güvence altına almak isteyen vatandaşlarımız memleketlerini geride bırakmak zorunda kalıyor.
Göç eden sadece insanlar değildir.
Göç eden, aynı zamanda Gümüşhane'nin geleceğidir.
Gençlerini kaybeden bir şehir, yarınlarını da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Bu nedenle mesele sadece nüfus meselesi değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve geleceğe dair bir var olma meselesidir.
Şehrimizin kaybedecek ne zamanı ne de göç edecek bir tek genci daha vardır. Gümüşhane'nin ihtiyacı büyük vaatler değil, insanını doğduğu topraklarda tutabilecek kalıcı iş ve aş imkânlarıdır. Gençlerimize gelecek sunabildiğimiz gün, göçün de önüne geçmeye başlayacağız.
Çünkü bir şehrin en büyük zenginliği ne yer altındaki madenleridir ne de sahip olduğu doğal güzellikleridir.
Bir şehrin gerçek zenginliği insanıdır.
İnsanını kaybeden şehir, geleceğini de kaybeder.
Gümüşhane'nin buna mahkûm olmaması gerekir.
Saygılarımla
Ülker Sadık