Gümüşhane
Parçalı bulutlu
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,9905 %0.17
53,7087 %-0.06
6.199,00 % -0,31
İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ

İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ

YAYINLAMA:

Charles Dickens, 1859’da yayınlanan “İki Şehrin Hikâyesi” adlı eserinde, Londra ile Paris’in kaderini anlattı. Bu eser, dünya edebiyatının en çok okunan romanlarından biri olarak kabul edilir ve özellikle fedakârlık temasını işleyişiyle klasikler arasında özel bir yere sahiptir.

Ben ise bugün aynı dağların gölgesinde, aynı tarihin izlerini taşıyan, birbirine kilometrelerle olduğu gibi,  tarih, kültür ve kaderle bağlı iki komşu şehrin hikâyesini anlatmak istiyorum: 
Gümüşhane ve Trabzon.

Yüzyıllar boyunca bu iki şehir birbirinden ayrı düşünülmedi. Trabzon, Karadeniz’in dünyaya açılan kapısıydı; Gümüşhane ise Anadolu’nun bu kapıya uzanan yolu. İpek Yolu’nun kervanları Zigana’yı aşarken yalnızca yük taşımıyor, medeniyet, ticaret ve kültür de taşıyordu. Bir şehir limanıyla büyüyor, diğeri üretimiyle onu besliyordu.

Bugün ise iki şehir etle tırnak gibi içiçe geçmiş durumda. Trabzon’da yaşayan Gümüşhaneli sayısının, Gümüşhane merkez nüfusuyla yarıştığı söyleniyor. Gümüşhane’de, özellikle de yaylalarında yaşayan  Trabzonlu sayısı da bir hayli fazla.

Bu kader ortaklığı yerini, farklı yönlere savrulan iki şehir görüntüsüne bırakmış durumda.
Trabzon; limanı, havaalanı, sağlık yatırımları ve gelişen turizmiyle büyümeye devam ediyor. Gümüşhane ise nüfus kaybediyor, gençlerini göçle uğurluyor ve sahip olduğu doğal ile kültürel zenginlikleri ekonomik değere dönüştürmekte zorlanıyor.

Yaylalarda durum daha da karışık. Trabzon, büyükşehir olmanın rahatlığıyla yaylalarına daha güzel yollar ve daha çok hizmet götürürken, Gümüşhane yayla yolları çok kötü durumda. Yanbolu-Santa hattı, Trabzon tarafında karayolları ağındayken, Gümüşhane tarafı köy yolu gibi. Gümüşhane halkı, Trabzon’a yapılanı taktir ederken, aynı yatırımı kendisine de haklı olarak bekliyor.

Karadeniz’in gerçek gücü, kıyıyla iç bölgenin birlikte kalkınmasından geçer.
Bu nedenle demiryolu, iki şehrin ortak derdi durumundadır. Çünkü en stratejik yatırım yalnızca bir ulaşım projesi değil, bir bölgesel kalkınma vizyonudur. Erzincan-Gümüşhane-Trabzon Demiryolu, sadece raylardan oluşan bir hat değildir; üç ili birbirine, Anadolu’yu Karadeniz’e, üretimi limana ve insanı geleceğe bağlayacak bir kalkınma koridorudur.

Demiryolu; sanayiyi büyütür, lojistik maliyetlerini düşürür, ihracatı artırır ve yatırımcıya güven verir. Gümüşhane’nin madenleri, organize sanayi bölgeleri ve üretim potansiyeli Trabzon Limanı ile çok daha güçlü bir ekonomik bütünlük oluşturabilir. Trabzon da güçlü bir hinterland sayesinde limanını ve ticaret merkezini daha etkin kullanabilir. Bu nedenle demiryolu, yalnızca Gümüşhane’nin değil, Trabzon’un da meselesidir.

İki şehir için asıl büyük fırsat, doğanın iki şehre birlikte sunduğu yayla turizmidir.
Trabzon dünyaca tanınan turizm merkezleri ile Gümüşhane’nin bakir doğası birbirinin tamamlayıcısıdır. Bugün Karadeniz’e gelen bir turist, birkaç saatlik bir rota içinde Sümela’nın tarihini, Zigana’nın serinliğini, Limni Gölü’nün huzurunu ve Gümüşhane yaylalarının sessizliğini yaşayabilir. Bu coğrafya, ziyaretçiye tek şehir değil, bütünleşmiş bir Karadeniz deneyimi sunabilecek zenginliğe sahiptir.

Ne var ki bu potansiyel hâlâ ortak bir turizm politikasıyla değerlendirilememiştir.
Oysa hazırlanacak ortak yayla rotaları, uluslararası tanıtım kampanyaları, ortak festivaller ve birlikte pazarlanacak turizm paketleri hem Trabzon’un turizm süresini uzatacak hem de Gümüşhane’nin turizm gelirlerini artıracaktır.

Bugün Trabzon’a gelen milyonlarca ziyaretçinin yalnızca küçük bir kısmının Gümüşhane’ye yönlendirilmesi bile, bölge ekonomisinde büyük bir dönüşüm yaratabilir.

Artık iki şehrin birbirine rakip olduğu anlayışını geride bırakmanın zamanı gelmiştir.
Rekabet yerine iş birliği…
Ayrı planlar yerine ortak vizyon…
Kısa vadeli hesaplar yerine uzun vadeli bölgesel kalkınma…

O zaman “İki Şehrin Hikâyesi”, biri büyürken diğerinin küçüldüğü bir hikâye olmaktan çıkacak; aynı raylarda ilerleyen, aynı dağların bereketini paylaşan, aynı geleceğe yürüyen, birbirine ayrılmaz bağlarla bağlı,  iki kadim ve kardeş şehrin ortak başarı hikâyesine dönüşecektir.

Dickens romanına, “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü.” diye başlamıştı.
Biz ise Gümüşhane ile Trabzon için, “zamanların birlikte büyüyen iki kardeş şehriydi” cümlesiyle bitirmek istiyoruz.

“Zamanların kardeş şehirlerine”…

10.07.2026  Av. Ali Haydar DERELİ

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız