TOZLU YOL, ETKİSİZ İRADE
Yaz mevsimiyle birlikte Gümüşhane’de yayla şenlikleri de başladı. Bu hafta Kadırga Yaylası yine binlerce insanı ağırlamaya hazırlanıyor.
Yıllardır temmuz ayının üçüncü cuma günü Gümüşhane ile Trabzon’u aynı yaylada buluşturan Kadırga Otçu Şenliği, yalnızca bir festival olmayıp, ortak kültürün, yaylacılık geleneğinin, komşuluğun ve kardeşliğin yaşayan simgesidir.
Ancak Kadırga’ya çıkanların çok iyi bildiği bir gerçek daha vardır.
Yol…
Her yıl aynı çukurlar, aynı toz, aynı çile…
Geçen yıl tam da bu şenlikte önemli bir söz verilmişti. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Yeşil Yol Projesi kapsamında Zigana-Kadırga yolunun yapılacağını, gerekli ödeneklerin ayrılacağını ve “Önümüzdeki yıl bu buluşmayı toz ve toprak olmadan gerçekleştireceğiz.” demişti.
Bugün takvim yine temmuzu gösteriyor.
Ama değişen yalnızca tarih.
Söz konusu yol Gümüşhane sınırları içindedir.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı’na “Neden bu yolu yapmadınız?” diye sitem edebilir miyiz?
Yayla yolumuzu, müzemizi Trabzon’un yapmasını bekliyorsak, bizim şehir olmamızın anlamı ne ?
Geçen yıl o kürsünün önünde Trabzon Başkanı ile birlikte Gümüşhane’nin protokolü de vardı.
Milletvekilleri, Belediye başkanları vardı.
Siyasi partilerin temsilcileri vardı.
Kısacası bu şehrin bütün karar vericileri oradaydı.
Asıl soru Gümüşhane’ye sorulmalıdır.
Geçen bir yılda Gümüşhane ne yaptı?
Bu yolun yatırım programına alınması için hangi girişimler yapıldı?
Hangi bakanlıkların kapısı çalındı?
Hangi dosyalar Ankara’nın masasına konuldu?
Kaç kez kamuoyuna çıkılıp sürecin takip edildiği anlatıldı?
Ve en önemlisi…
Neden sonuç alınamadı?
İşte asıl konuşmamız gereken mesele budur.
Çünkü Gümüşhane’nin kronik sorunu yalnızca yol değildir.
Sorun; verilen sözlerin peşini bırakmaktır.
Sorun; Ankara koridorlarında şehrin hakkını aynı kararlılıkla savunamamaktır.
Sorun; ortak meselelerde çözüm iradesi ortaya koyamamaktır.
Bugün Kadırga yolu konuşuluyor.
Dün Tirebolu-Torul yolu konuşuluyordu.
Yarın Erzincan-Gümüşhane-Trabzon Demiryolu konuşulacak.
Sonra başka bir yatırım…
Sonra yeni bir müjde…
Sonra yeni bir bekleyiş…
Ve şehir, yıllardır olduğu gibi, bir sonraki vaadin peşinden yürümeye devam edecek.
Oysa Gümüşhane’nin ihtiyacı yeni müjdeler değil, gerçekleşen yatırımlardır.
Çünkü siyaset, kürsülerde alkış almak değil; Ankara’dan sonuç almaktır.
17 Temmuz’da yine horonlar kurulacak.
Kemençeler yine çalacak.
Binlerce insan yine Kadırga’nın serinliğinde buluşacak.
Ama dönüş yolunda araçların arkasından yine toz kalkacak.
Ve o toz, yalnızca bozuk bir yolu değil, yıllardır takip edilmeyen sözleri de örtecek.
Kadırga’nın yolu elbet bir gün yapılacaktır.
Ama asıl soru, o güne kadar Gümüşhane’nin hakkını sonuna kadar arayan bir şehir olup olmayacağıdır.
Çünkü bir şehri geride bırakan, tozlu yollara mahkum eden asıl sorun etkisiz iradedir.
Gümüşhane bunu hak etmiyor.
Bu sorunları yazmaktan yorulsak da, zaman zaman üzülsek de, Gümüşhane sevdalısı bir köşe yazarı olarak bunu dile getirmeyi görev biliyoruz.
Çünkü susmak çözüm üretmez.
Şehrin hakkını aramak bizim görevimizse, o sorunları çözmek de yetkililerin sorumluluğudur.
13.07.2026 Av. Ali Haydar DERELİ