KİME GÜVENECEĞİZ
"Hain içte ise kilit tutmaz"
Dede Korkut
Rabbim hiçbir cana zeval vermesin duasıyla köşe yazıma başlarken çok öncelerden yine bu sitede kaleme aldığım MASA-KASA-NİSA adlı köşe yazım düştü aklımın bir köşesine.
Zira bu üç sınavdan geçecek bir Allah'ın kuluna bugüne kadar rast gelmedim. Rastgeleceğime de inanmıyorum.
Çünkü masa yani makam sorumluluk, adalet ve dürüstlük konusunda ağırlığı olan, kasa ki paranın değiştirmeyeceği insanı tanımıyorum ve son olarak nisa yani kadının insanı nasıl 360 derece çevirdiğine sizler de şahit olmuşsunuzdur.
Bu köşe yazımda kasa yani para üzerine ağırlık vereceğim.
Evet, güzel ülkemiz en son Doğu ve Güneydoğu'da büyük bir deprem yaşamıştı. Her daim gözbebeğimiz devletimiz, duyarlı halkımız neyi var neyi yok bu kardeşlik hareketinde paylaşmıştı.
Devletimiz anında bütün kurum ve kuruluşları ile bölgeye hareket etmiş bakanlar, belediye başkanları valiler izin yapmayarak o süreçte orada bulundular.
Bayburt'ta görev yapan psikolog oğlum üç defa üstelik çocuğu yeni doğmasına rağmen Adıyaman'a gönüllü giderek psiko-destek hizmeti verdi.
Gümüşhane gibi kendine zor yeten küçük ilden bile 100 kamyon ve yirmi tır gıda, sağlık, giysi ve barınma malzemesi yola çıkmıştı.
Devletimizin kurumları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve Kentsel Arama Kurtarma ekipleri ile Sivil Toplum Kuruluşları: Türk Kızılay (Kızılay), AKUT, İHH, Türkiye Diyanet Vakfı anında bölgede yer almıştı.
Ama kendilerini her dâim ülkenin üstünde gören zihniyet alternatif bir yardım derneğini ülkemizin değerli kurum ve kuruluşlarına hakaret ederek lanse etmeleri vicdanları yaraladı.
Kendini sanatçı zanneden bazi zat-ı muhteremler halkın dini, milli ve ahlaki değerlerini hiçe saymaları yanında sonradan patlayan bir derneği adeta devletin üstünde göstermeleri kara bir mizah örneğidir.
En güvenilir insanlar listesinde en başa koyulan ismin yardım paralarını nasıl iç ettiğini gördük ülke olarak.
Artı sözüm ona yardım derneği'nin başında olan o en güvenilir zat-ı muhterem deprem bölgesinde bırak evi bir konteyner koymuş mu? Ama o hiç güvenmediğiniz hani bizim devletimiz var ya o bölgeye en kısa takvimde kalıcı ve sağlam kentler inşaa etti.
Şimdi gerçekler ortaya çıkınca papucun pahalı olduğunu gören ve ucu bana dokunur mu diye etekleri tutuşan sözüm ona sanatçı (!) ve aktivistler 180 derece dönüşle özür kuyruğuna girdiler.
İnanın dünyada ki hain sayısının büyük bölümü bizim ülke sınırları içinde yaşıyor.
Halkı aldatan, yardımları, duyguları, güveni istismar eden bir zat-ı muhterem gözaltına alınırken sosyal medyada gördüğüm bir anekdotu buraya almayı uygun buldum.
" Tık tık tık..! "
"Kim o?"
"Devlet"
"Hangi devlet?"
"Şu "yok" dediğiniz devlet..."
İster sağ, ister sol, isterse dini istismar eden oluşumlara itibar etmek yerine her daim devletimizin yanında yer almalı ve sonuna kadar güven duymalıyız.
Ve son söz olarak da şunu ifade etmek isterim ki;
“Her hıyarım var diyenin ardına tuzluğu kapıp düşmek enayiliğin ve aptallığın dikalasıdır... ”