Gümüşhane
Açık
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,6283 %0.19
56,3922 %0.08
6.792,61 %0.11
Ruh Sağlığımızı Kime Emanet Ediyoruz?

Ruh Sağlığımızı Kime Emanet Ediyoruz?

YAYINLAMA:

Kıymetli Okurlarım,

Geçtiğimiz günlerde yapılan şikayetler nedeniyle kaymakamlık  tarafından görevlendirilen, alanında yetkili ve deneyimli bir hocamızla yaptığımız bir sohbet sırasında konu, kaçak çalışan ve gerekli yetkinliğe sahip olmadan psikolojik danışmanlık hizmeti veren kişilerden açıldı. Kendisi, yapılan denetimlerde karşılaştıkları bazı olayları anlattı. Açıkçası dinlediklerim hem son derece ilginç hem de bir o kadar korkutucuydu.

İnsanların ruh sağlığı gibi son derece hassas bir alanda, gerekli eğitim ve mesleki yeterliliğe sahip olmayan kişilerin neler yaptığını duydukça insan ister istemez düşünmeden edemiyor:

İnsanlar en zor, en çaresiz ve en kırılgan dönemlerinde kendilerini kime emanet ediyor?

Hepimiz hayatımızın bazı dönemlerinde kendimizi kötü hissedebilir, yaşadığımız sorunların altında ezilebilir ve birilerinin desteğine ihtiyaç duyabiliriz. Böyle zamanlarda çevremizin tavsiyesiyle veya kendi araştırmamız sonucunda bir psikoloğa başvurabiliriz. Bu, son derece doğal ve doğru bir davranıştır.

Ancak burada çok önemli bir noktaya dikkat etmemiz gerekiyor. Bir uzmandan yardım almaya karar verdiğimizde sadece “psikolog” unvanına bakmamalıyız. O kişinin gerçekten hangi eğitime sahip olduğunu, mesleki yeterliliğini, uzmanlık alanını ve yasal olarak bu hizmeti sunmaya yetkili olup olmadığını mutlaka araştırmalıyız.

Fakat mesele sadece diploma ve mesleki yeterlilikle de bitmiyor.

Karşımızdaki kişinin gerçekten nasıl bir insan olduğunu, güvenilir olup olmadığını, insanlara yaklaşımını, etik değerlerini ve kendisine emanet edilen insanların hayatına ne kadar saygı gösterdiğini de sorgulamalıyız.

Çünkü insan ruhuna dokunmak, birkaç aylık kursla öğrenilebilecek basit bir iş değildir. İnsanların en hassas anlarında karşılarına geçip onların hayatlarına yön vermek; ciddi bir eğitim, deneyim, sorumluluk, vicdan ve etik anlayış gerektirir.

Ne yazık ki çevremizde çeşitli kısa süreli kurslara katılarak kendisini uzman gibi tanıtan, gerekli akademik ve mesleki yeterliliğe sahip olmadığı hâlde insanlara psikolojik destek vermeye çalışan kişiler bulunabiliyor. Bazıları ise bunu kaçak yollarla yaparak hem haksız kazanç elde ediyor hem de gerekli denetim ve sorumluluklardan uzak bir şekilde faaliyet gösteriyor.

Bunun sonucunda ise en büyük zararı, zaten yardım arayan ve çoğu zaman hayatının en zor dönemlerinden birini yaşayan insanlar görüyor.

Düşünün; bir insan yaşadığı travma, aile problemi, kaygı, depresyon veya başka bir ruhsal sıkıntı nedeniyle yardım arıyor. Güvenerek bir kapıyı çalıyor. Fakat karşısındaki kişi yeterli bilgiye ve yetkinliğe sahip değilse, yardım bekleyen bu insanın sorunlarını çözmek yerine daha da derinleştirebilir.

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü yanlış kişinin elinde, iyileşmek için atılan bir adım insanı daha da kötü bir noktaya taşıyabilir.

Bu nedenle vatandaş olarak bizlere de büyük sorumluluk düşüyor. Psikolojik destek almaya karar verdiğimizde, yalnızca birilerinin tavsiyesiyle hareket etmemeli; başvuracağımız kişiyi mutlaka araştırmalıyız.

Diploması var mı?

Gerçekten bu mesleğin eğitimini almış mı?

Uzmanlık alanı nedir?

Yasal olarak bu hizmeti vermeye yetkili mi?

Ve bütün bunların yanında, insan olarak güvenilir mi?

Çünkü bazen karşımızdaki kişinin diplomasından çok, taşıdığı sorumluluk bilinci önemlidir. İnsanların hayatına dokunan herkesin, yaptığı işin ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığının farkında olması gerekir.

Özellikle de çaresiz durumda olan insanların umutlarını, güvenlerini ve içinde bulundukları hassasiyeti istismar etmek asla kabul edilemez.

İnsanların çaresizliği hiçbir zaman kazanç kapısı hâline getirilmemelidir.

Bu nedenle yetkisiz ve kaçak çalışan kişilerin daha etkin şekilde denetlenmesi, insanların bilinçlendirilmesi ve ruh sağlığı alanında hizmet veren kişilerin gerekli şartları taşıyıp taşımadığının titizlikle kontrol edilmesi büyük önem taşıyor.

Çünkü söz konusu olan sadece bir meslek, bir diploma veya bir kazanç meselesi değildir.

Söz konusu olan insanın ruhudur.
Söz konusu olan insanın hayatıdır.

Ve insan hayatı, hak etmeyen ellere emanet edilemeyecek kadar değerlidir.

Ruh halinizi korumanız dileğimle,kalın sağlıcakla kıymetli dostlarım. 

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız