Son mesaj - Gönderen: Recep Ergin - Salı, 01 Kasım 2011 23:40
Sitemizin yeni hali www.gumushane.gen.tr/v2 adresinde test edilmektedir. Lütfen belirli aralıklarla ziyaret ederek, yaşadığınız aksaklıkları ve önerilerinizi admin@gumushane.gen.tr adresinden veya buradaki formdan bize bildirin.
Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi


GÜMÜŞHÂNEVÎ

Dünya çapında bir şöhrete sahip, meşhur bir İslam âlimi Ahmed b. Mustafa b. Abdurrahman el-Gümüşhânevî 1228/1813 senesinde Gümüşhane’nin Emirler Mahallesi’nde dünyaya geldi. Adı Ahmed olup, daha çok Ziyaüddin mahlası ve Gümüşhanevî nisbeti ile meşhur olmuştur.

Künyesinden babasının adının Mustafa ve dedesinin adının Abdurrahman olduğunu öğreniyoruz. Babası hayatını ticaretle kazanan salih bir kimse idi. İsimlerinin bir mahalleye verilecek kadar nüfuzlu bir sülaleden gelmiş olmaları kaynaklarda zikrediliyor. Bu mahallenin ismi emirler mahallesidir.

Gerçek bir zâhid ve hak dostu olan Gümüşhanevî’nin Gümüşhane’de hayatının ilk on senesini, yani çocukluk yıllarını geçirdiği biliniyor.

Tarikat silsilelerinde kendi adına özel bir şube teşkil edecek kadar ileri mertebede bir şeyh ve âlim. Hadis, kelam, fıkıh ve tasavvuf eserleri kaleme almış çok velud bir müellif; muhaddis, mütekellim, fakih…

Gümüşhânevî’nin çocukluğundan beri ilim tahsiline ayrı bir merakı olduğu ve beş yaşında Kur’ân-ı Kerîm’i hatmettiği, sekiz yaşına geldiğinde Kaside-i Bürde, Delâil-i Hayrât ve Hizb-i A’zâm adlı eserleri hatmedip bu eserlerden icazet aldığı bilinmektedir.

Gümüşhane’de ki hocalarının isimlerini kendisinin talebelerine verdiği icazetnamelerden öğrenildiğine göre şöyledir. Şeyh Salim, Şeyh Ömer el-Bağdadi, Şeyh Ali el-Vefai ve Şeyh Ali…

On yaşlarına geldiğinde ailesiyle birlikte Trabzon’a göç eder. Ağabeyinin askere gitmesiyle yalnız kalan babasına işyerinde yardım etmek onu ilim tahsil etmekten alıkoymamıştır. Ahmed, Trabzon’daki âlimlerden sarf, nahiv ve fıkıh dersleri almaya başlar. Hem ilim tahsili hem ticari işler altında ezilmesinden endişe eden babası, ağabeyi askerden gelince onu İstanbul’a Dârü’l-Ulûm’a göndermeye söz verir. O da bunun sevinciyle bir taraftan derslerine devam eder; hıfzını tamamlar, bir taraftan da eli ile ördüğü para keselerini satarak ileride ihtiyacı olacak parayı biriktirmeye başlar. Akranlarının oyunla meşgul olduğu dönemde o, ilim tahsiline devam eder. Düşündüğü, hayal ettiği ve en çok arzuladığı şey ise mâsivâdan soyutladığı bedenini yalnızca ilim tahsiline hasretmektir. Gümüşhanevî babasının vaat ettiği günün gelişini hasretle bekler. Bu duyguların onda gelişmesinde içinde bulunduğu tasavvuf çevresinin etkisi vardır.

 


MKPortal M1.1.1 ©2003-2006 mkportal.it
Bu safya 0.03445 saniyede 7 sorguyla oluşturuldu