Son mesaj - Gönderen: Recep Ergin - Salı, 01 Kasım 2011 23:40
Sitemizin yeni hali www.gumushane.gen.tr/v2 adresinde test edilmektedir. Lütfen belirli aralıklarla ziyaret ederek, yaşadığınız aksaklıkları ve önerilerinizi admin@gumushane.gen.tr adresinden veya buradaki formdan bize bildirin.
İlim Tahsili


İlim Tahsili

Ticari alış-veriş için amcasıyla İstanbul’a geldiğinde onsekiz yaşlarındadır. Bu seyahat tarih olarak 1247/1831 yılına rastlamaktadır. Babasının verilmiş bir sözü vardır, ağabeyi de askerden dönmüştür. Bunları göz önünde bulunduran genç Ahmed, gerekli malzemeleri satın alıp amcasına teslim ettikten sonra Trabzon’a onunla dönmeyeceğini, ilim tahsili için İstanbul’da kalmaya karar verdiğini münasip bir dille amcasına anlatır. İhtiyaçları için biriktirdiği bir miktar parayı da tamamen babasına gönderir. Amcasıyla vedalaşıp parasız pulsuz İstanbul’da kalır.

“Yardımcı ve dost olarak Allah bana yeter” diyerek İstanbul’da Bayezid Medresesi’nde yapayalnız kalmaya başlar. Hiç bir tanıdığı olmadığı halde Rabbi’ne tam bir teslimiyet ve tevekkül duygusu içinde burada bir velinin manevî murakabesinde Hikmet, Ahbâr, Tasavvuf ve Fen gibi aklî-naklî ilimleri tahsil eder. Bu zatın vefatının ardından Mahmutpaşa Medresesi’nde bir hücreye yerleşerek kendisini ilimde derinleştirir. Zamanın okutulan bütün ilimlerini en yüksek seviyede tahsil etmeye muvaffak olur.

Tahsilinin sonlarına doğru bir rüya görür. Süleymaniye Camii ile ilgili dehşetli ama bazı manevî müjdelere de işaret eden bir rüyadır bu. Bu rüyada büyük bir cami içerisindedir. Büyük bir yangın etrafı sarmış ve her şey bir enkaz yığını haline gelmiştir. Yangın camiyi de sardığı için kaçmak istemekte fakat her tarafı saran yangından kaçmaya imkân bulamamaktadır. Bu arada semadan bir zincirin sarkıtıldığını görür. Hemen bu zincire yapışır. Yukarıya çekilen zincirle camiyi de saran yangından kurtulur. Bu halde uyanır, rüyasını sabah heyecanla hocasına ve arkadaşlarına anlatır. Aradan bir müddet geçer Süleymaniye camiine girer. Bu ana kadar hiç görmediği bu caminin rüyasında gördüğü cami olduğunu anlar. Bu rüya Süleymaniye menşeli Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî(ks)’nin yine Süleymaniye menşeli Ahmed b. Süleyman el-Ervâdî’yi O’nun irşâdı ile görevlendirmesi ve nihayet kendi türbesinin de Süleymaniye Camii Şerîfi avlusunda bulunmasıyla geniş tabirini bulmaktadır. Mahmud Paşa Medresesi’nde Abdülaziz, Abdülmecid ve II. Abdülhamid’in hocası Abdullah el-Mekkî el-Erzincanî’nin halifesi ve daha sonra kendisine intisap eden Şehri Hafız Muhammed Emir el-İstanbulî ile Erzincan’lı Nakşî Şeyhi Kürd Hoca namıyla bilinen Abdurrahman el-Harpûtî’den ders okumuştur. Bu hocaların rahle-i tedrisinde bulunup, İstanbul’daki onüç yıllık tahsil hayatı sonunda 1844’de icazet almıştır.

Padişah ve saray hocalarının rahle-i tedrîsinde Şer’î ve zâhirî ilimleri tamamlar. Başarılı bir talebe olan Gümüşhanevi icâzet almadan önce arkadaşlarına ders verebilecek kadar hocalarının iltifatına mazhar olur. Gümüşhânevî (ks), icâzet aldıktan sonra Bayezid ve Mahmud Paşa Medreselerinde müderrisliğe başlar. Bir yandan hocalık yaparken bir yandan da ilmî eserler tertip ve te’lîfine çalışır. Geceli gündüzlü otuz yıl eser telif etmekle meşgul olur. Bir yandan eser vücuda getirirken bir yandan da gittikçe ders halkasını genişletir. Öyle ki ders halkasına katılanların sayısı binlerle ifade edilir.

 


MKPortal M1.1.1 ©2003-2006 mkportal.it
Bu safya 0.03593 saniyede 7 sorguyla oluşturuldu