Gümüşhane’nin kültürel hayatına yön veren Gümüşhane Türk Ocakları ve Gümüşhane Kültür Sanat Kulübü, "Ocakbaşı Kültür Sohbetleri" kapsamında anlamlı bir buluşmaya imza attı.
Hüseyin Nihal Atsız Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programda "Kur’an ve Sünnet Işığında Ramazan ve Oruç" konusu masaya yatırıldı.
Gümüşhane Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Serhat Doğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Gecenin konuşmacısı Vaiz-Hafız İmdat Zor, katılımcılara hitaben yaptığı kapsamlı sunumda, orucun toplumsal algıdaki dar kalıplarından kurtarılması gerektiğini ifade etti.
"Oruç Sadece Midenin Değil, Nefsin Terbiyesidir"
Konuşmasına orucun mahiyetini hatırlatarak başlayan Zor, ibadetin sadece imsak ile iftar arasında aç kalmak şeklinde görülmesinin büyük bir eksiklik olduğunu belirtti. Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 183 ile 187. ayetleri arasında bu ibadetin sınırlarının çizildiğini hatırlatan Zor, "Allah Teâlâ’nın bizlere farz kıldığı bu ibadet, Hazreti Adem’den kıyamete kadar sürecek evrensel bir kulluk öğretisidir” dedi.
Toplumda yaygın anlayışın, imsakla başlayıp gün boyu yeme içmeden uzak durmak ve akşam iftarda aşırıya kaçmak şeklinde olduğunu belirten Zor, bu yaklaşımın orucun ruhuyla örtüşmediğini ifade etti.
İbadetin Sosyal ve Ahlaki Boyutu
Günümüzde kullanılan "oruç diyeti" kavramına da değinen İmdat Zor, orucun asıl gayesinin fiziksel fayda değil, manevi bir yükseliş olduğunun altını çizdi.
“Oruç, insanı kötülüklerden uzaklaştırıp Allah’a yaklaştırıyorsa anlam kazanır” diyen Zor, ibadetlerin ahlakla taçlanması gerektiğini belirterek, “Namaz kılıp kin tutuyorsak, oruç tutup insanları kırıyorsak, o ibadet amacına ulaşmamış demektir. Oruç seni daha sabırlı ve merhametli yapmıyorsa sadece aç kalmış olursun” ifadelerini kullandı.
“Oruç ahlâkı güzelleştirmelidir”
Oruçlu bir insanın öfkesini kontrol edememesinin, trafikte veya günlük hayatta tahammülsüz davranmasının orucun ruhuna aykırı olduğunu belirten Zor, Türkiye’de yapılan araştırmalarda Kur’an-ı Kerim’in mealini baştan sona okuyanların oranının düşük olduğuna dikkat çekti. Zor, Ramazan ayının Kur’an’ı anlama ve hayatla buluşturma zamanı olduğunu söyledi.
Konuşmasında paylaşma ve infak konusuna geniş yer ayıran Zor, Ramazan’ın yalnızca açlığı hissetmek değil, aç olanı fark etmek anlamına geldiğini dile getirdi.
Görev yaptığı bir camide yaşadığı hatırayı paylaşan Zor, bir evden çocukların “Anne, bugün de mi aç yatacağız?” sözlerini duyduğunu belirterek, “Biz tokken yanı başımızdaki açlıktan habersizsek Ramazan bize ne kazandırmış olabilir?” diye sordu.
Kur’an’da infakla ilgili “fazlasını verin” buyruğuna işaret eden Zor, paylaşmanın sadece artanı değil, değer verilen şeyleri de kapsaması gerektiğini söyledi.
“Dil de Oruç Tutmalı”
Oruç ibadetinin sadece mideyle sınırlı olmadığını ifade eden Zor, dilin de oruç tutması gerektiğini belirtti. Kırıcı söz, hakaret ve öfkenin orucun ruhunu zedelediğini söyleyen Zor, “Allah, Hz. Musa’ya bile Firavun’a giderken yumuşak sözle konuşmasını emrediyor. Bizim de birbirimize karşı üslubumuz yapıcı olmalı” dedi.
Konuşmasının sonunda katılımcılara önemli bir soru yönelten Zor, “Biz mi orucu tutuyoruz, yoksa oruç bizi tutuyor mu?” ifadelerini kullandı.
Oruç ibadetinin kişiyi daha merhametli, daha sabırlı, daha cömert ve daha anlayışlı kılıyorsa gerçek anlamına ulaştığını belirten Zor, aksi halde geriye sadece açlık ve yorgunluk kalacağını söyledi.
Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Ocakbaşı Kültür Sohbetleri’nin Ramazan ayı boyunca farklı konu ve konuklarla devam edeceği bildirildi.
Haber: Burak Buğra Üzüm - Kezban Yılmaz
Fotoğraf: Kezban Yılmaz


