Gümüşhane’nin merkeze bağlı Üçkol (eski adıyla Bolodor) köyü, bugünlerde asırlık bir gururun bilimsel tescilini yaşıyor.
Bölge halkının nesillerdir "en yumuşak su" olarak nitelendirdiği kaynak, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın bizzat takip ettiği bir süreçle laboratuvar testinden geçti.
Bir Misafirlikten Doğan Tescil Süreci
Her şey, Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın Bolodor köyüne gerçekleştirdiği bir ziyaret sırasındaki mütevazı akşam yemeğinde başladı. Sofradaki suyun ferahlatıcı lezzetini fark eden Rektör Yıldız, Gümüşhane’nin bu yerel değerinin akademik verilerle kayıt altına alınmasını sağladı. Köy halkının "mideyi yormayan" olarak tanımladığı su, üniversite laboratuvarlarında kapsamlı bir teste tabi tutuldu. Yapılan analizler, suyun neden asırlardır güvenle tüketildiğini rakamlarla ortaya koydu.
Laboratuvar Verileri Şaşırtıyor: Saf ve Zengin
Paylaşılan analiz raporuna göre Bolodor suyu, mineral dengesiyle vücut dostu bir profil çiziyor. Suyun içeriğinde; Sodyum (22,9 ppm), Kalsiyum (19,4 ppm) ve Magnezyum (20,9 ppm) gibi temel mineraller ideal seviyelerde ölçüldü.
Özellikle Çözünmüş Oksijen (DO) oranının 10,56 ppm olması, suyun canlılığını ve tazeliğini ispatlıyor. En kritik veri ise ağır metaller kısmında geldi; suyun içinde Arsenik, Kurşun, Kadmiyum ve Nikel gibi sağlığa zararlı elementler tespit edilemedi.
"Bulanıklık" Aslında Bir Kalite İşareti
Gümüşhane kültüründe yer alan "Bolodor suyu gibi bulanmak" deyimi de bu analizle bilimsel bir temele oturdu.
Uzmanlar, suyun mineral açısından zengin yapısının kaynatıldığında çayda bulanık bir görüntü oluşturduğunu ifade ediyor. Bu durum bir kirlilik değil, aksine suyun doğal mineral yapısının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Debisinin düşük olması nedeniyle ticari bir yatırıma konu edilmeyen Bolodor suyu, Gümüşhane’nin korunması gereken en değerli doğal miraslarından biri olarak kalmaya devam edecek.
Haber: Merve Nur Şen

