Gümüşhane’nin sözlü kültüründe iz bırakan ancak şiirlerinin önemli bölümü günümüze ulaşamayan Kabaköylü Ummani Baba’nın hayatı ve edebî mirası kitaplaştırıldı.
Şehrin kültür hafızasını tutarak onlarca kitaba dönüştüren şair ve yazar Talat Ülker tarafından hazırlanan “Kabaköylü Ummani Baba - Meczup Bir Hak Şairinin Terekesi” adlı eser, Taş Medrese Yayınları tarafından yayımlandı.
Kitapta Ummani Baba’nın yaşam öyküsünün yanı sıra şairliği, tasavvufi yönü, hakkında anlatılan menkıbeler ve tespit edilebilen şiirleri ele alındı.
Eserin merkezinde ise Gümüşhane Merkez ilçeye bağlı Kabaköy ve bu köyün yetiştirdiği sıra dışı bir halk şairi yer aldı. (Bugün Kabaköy, Bahçeli beldesine bağlı bir mahalle)
Gerçek Adı Sabri Şenel’di
Kitapta aktarılan bilgilere göre gerçek adı Sabri Şenel olan Ummani Baba, Kabaköy’ün köklü ailelerinden İboğulları ailesinde dünyaya geldi. Gümüşhane Kabaköy’de yaşamış olan Şenel’in 29 yaşında hayatını kaybettiği ve 1926 yılında doğduğu bilgisine yer verildi.
İstiklal Harbi gazisi Şükrü Şenel'in ilk evladı olarak 1926 yılında Gümüşhane'nin Kabaköy beldesinde dünyaya gelen Sabri Şenel, küçük yaşta annesini kaybetmesiyle derin bir iç kabuğa çekildi. Çocukluk yıllarından itibaren yalnızlığı tercih eden, Gavres Deresi mevkisinde bir dut ağacının kovuğunda geceleri geçiren Şenel, 17 yaşında yaşadığı manevi bir rüya tecrübesinin ardından deyişler söylemeye başladı. Yörede cezbe hali nedeniyle önceleri anlaşılamayan Ummani Baba, askerlik vazifesini Zonguldak'ta jandarma olarak tamamladıktan sonra sırasıyla Şiran'ın Uluşiran (Erenkaya) köyünde, Kelkit'te ve civar beldelerde irşad sohbetlerinde bulundu.
Ummani Baba küçük yaşlarda annesini kaybetti. Annesinin ölümünün ardından yaşadığı değişimin hayatında belirleyici olduğu, 17 yaşındayken ruh dünyasında önemli değişikliklerin başladığı ve zamanla köyünde farklı bir kişilik olarak tanınmaya başladığı aktarıldı. Kitapta, çevresindeki insanların onu “Allah dostu” olarak nitelendirdiği de kaydedildi.
Askerdeyken Eşinin Ölüm Haberini Aldı
Ummani Baba’nın hayatındaki dikkat çekici kırılmalardan biri askerlik döneminde yaşandı.
1941 yılında köyünden bir kızla evlendiği belirtilen Şenel, 1946 yılında askerlik görevini yerine getirmek üzere jandarma olarak Zonguldak’a gitti. Askerlik yaptığı sırada eşinin öldüğü haberini aldı.
Kitapta babasının bu haberi oğluna vermek istemediği ancak Ummani Baba’nın durumu sezdiğine ilişkin anlatıya da yer verildi. Askerlik dönüşünün ardından çevreyle ilişkilerinin değişmeye başladığı ve kendi dünyasında yaşamayı tercih ettiği aktarıldı.
Şiran Köylerinde Dolaştı, Sohbetleriyle Tanındı
1948 yılında askerlik görevini tamamlayarak köyüne dönen Ummani Baba, daha sonra Şiran’ın köylerine yöneldi. Kitaba göre çevresinden ayrılmasının ardından Şiran köylerinde yaşamaya başladı, insanlarla ilişkiler kurdu ve sohbetleriyle tanındı.
Özellikle köy odalarında yapılan sohbetlerde anlattığı dini kıssalar, söylediği deyişler ve şiirleriyle ilgi gördü. Şiran’ın farklı köylerinde dolaşan Ummani Baba’nın sohbetlerine insanların ilgi gösterdiği kaydedildi.
Eserde ayrıca Ulu Şiran’da Mehmet Bey’in kızı Sabire Hanım ile evlendiği, bu evlilikten bir kız çocuğunun dünyaya geldiği ancak çocuğun küçük yaşta hayatını kaybettiği aktarıldı.
Şiirlerini Hafızasında Taşıdı
Ummani Baba’nın dikkat çeken yönlerinden biri şiirlerini oluşturma biçimi oldu.
Talat Ülker’in çalışmasında, Ummani Baba’nın şairliğinin köy odalarındaki sohbetlerden edindiği şiir bilgisinin yanı sıra çevresinden dinlediği deyişlerden beslendiği belirtildi. Şiirlerini tamamen kendi iç dünyasında oluşturduğu ve bunları hafızasında tuttuğu aktarıldı.
Köy odalarında dinlediği deyişleri hafızasına kaydettiği gibi kendi şiirlerini de hafızasında tuttuğu ifade edildi.
Eserde Ummani Baba’nın şiirlerinde usta söyleyişlere, derin imgelere ve dörtlüklere rastlandığı değerlendirmesine yer verildi.
100 Sayfalık Şiir Defterinden Sadece 20 Sayfa Kaldı
Kitabın kültür tarihi açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Ummani Baba’nın kayıp şiir defterine ilişkin bilgiler oldu.
Ummani Baba’nın şiirlerini içeren yaklaşık 100 sayfalık bir defter bulunduğu, ancak bu defterin bir akrabası veya seveni tarafından alındığı ve geri verilmediği belirtildi. Yapılan araştırmalara rağmen defterin akıbetinin belirlenemediği kaydedildi.
Kitapta, söz konusu defterden kopyalanmış 20 sayfalık bölümün elde bulunduğu, bu sayfalarda 16 şiir ile muhtemelen bütün bir şiirin parçaları olan dörtlüklerin yer aldığı aktarıldı.
Talat Ülker, eldeki malzemenin yetersizliği nedeniyle Ummani Baba’nın şiir gücü hakkında kesin bir değerlendirme yapılamayacağını belirtirken, mevcut dizelerin şairin derinliğine ilişkin önemli ipuçları taşıdığını ifade etti.
Şiirlerinde tasavvufi imgeleri usta söyleyişlerle harmanlayan Ummani Baba, Bayburtlu Ağlar Baba (İrşadi) ve Şeyh-i Şeyranî Hacı Mustafa Rumî'nin manevi ikliminden beslendi. Yüz sayfadan oluştuğu bilinen fakat bir yakını tarafından alınarak kaybolan şiir defterinden bugüne ulaşan 20 sayfalık tahrip olmuş metinler, yazar Talat Ülker tarafından titizlikle derlendi.
“Ummani Sakin Ol Su Ver Dediler”
Eserde Ummani Baba’nın şiirlerinden kısa örneklere de yer verildi. Bunlardan biri, şairin kendi durumunu ifade ettiği belirtilen şu dörtlük oldu:
“Beni yığınağına okudu pirler,
İrade buyurdu emir verdiler.
Ummani sakin ol su ver dediler,
Besbelli cennetin sakasıyım ben.”
Kitapta bu söyleyişin Ummani Baba’nın şiir gücü hakkında olumlu bir kanaat oluşturduğu değerlendirildi.
Köy Köy Dolaşan Bir Halk Şairi
Ummani Baba hakkında aktarılan anlatılarda onun köy odalarında sohbet ettiği, deyişler söylediği ve dini kıssalar anlattığı öne çıktı.
Çalışmada özellikle Şiran ve çevresindeki köylerde insanların Ummani Baba’yı dinlediği, sohbetlerinin zaman zaman günlerce sürdüğü ve farklı köylerden insanların bu toplantılara katıldığı bilgisine yer verildi.
Kitapta Ummani Baba’nın tasavvufi yönüne ilişkin anlatılar da değerlendirildi. Ancak bunların önemli bölümünün sözlü kültür yoluyla aktarılan menkıbe ve rivayetler olduğu görüldü. Bu nedenle söz konusu anlatıların tarihsel olarak doğrulanmış olaylardan ayrılarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Son Günlerini Kelkit’te Geçirdi
Ummani Baba’nın hayatının son döneminde hastalandığı ve Kelkit’e gittiği belirtildi.
Kitaptaki anlatıya göre sağlık durumu ağırlaşınca Hacı Mahmut Yurtu adlı akrabasının hanında kaldı ve Dr. Hicabi Karaman tarafından muayene edildi. Hastalığının ilerlemesinin ardından çevresindekilerle vedalaştığı aktarıldı.
Ummani Baba’nın 15 Aralık 1955 tarihinde hayatını kaybettiği ve kendi vasiyeti doğrultusunda Kelkit Mezarlığı’na defnedildiği kaydedildi.
Gümüşhane’nin Sözlü Kültürü İçin Önemli Bir Kayıt
Talat Ülker’in çalışması yalnızca Ummani Baba’nın biyografisini ortaya koymadı. Eser aynı zamanda Kabaköy ve çevresindeki sözlü kültürün, köy odası geleneğinin, halk şiirinin ve kuşaktan kuşağa aktarılan yerel anlatıların kayıt altına alınmasına katkı sundu.
Kitabın sonunda Ummani Baba’dan tespit edilebilen şiirlere yer verilirken, içindekiler bölümünde “Dost Yolu”, “Az Kaldı”, “Hidayet”, “Vatana Uğrar”, “Ata Hasreti”, “Aşkın Ateşi”, “Ümmanî Baba”, “Saldı Ummani”, “O Dosttan Yana”, “Yanarım Aşkına”, “Sıla Arzusu”, “Dost İllerinden”, “Gelsin Efendim”, “Gezen Ummani”, “Pervane Misali”, “Habibullah”, “Mah Cemâle Yandım”, “Yunus’a Nazire”, “Kim İdi”, “El Olur”, “Bir Zaman”, “Muhabbet Bağı”, “Habib’in Nuru”, “Cismimi Eyledi Türap”, “Vatan Hasreti” ve “Cennet Sakası” başlıkları sıralandı.
