Gümüşhane
Az bulutlu
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7436 %0.18
55,2510 %0.32
6.660,55 % 2,59
Barışın Düşmanları ve Birlik Vakti

Barışın Düşmanları ve Birlik Vakti

YAYINLAMA:

Düşmanımız: “cehalet, zaruret, ihtilaftır." Bu söz, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda barışa ve huzura giden yolda önümüzdeki en büyük engelleri de gösterir. Millet olarak, yüzlerce yıldır bu coğrafyada varlığımızı sürdürürken, kimi zaman yüceldiğimiz, kimi zaman ise bu üç düşmana yenik düştüğümüz anlar olmuştur. Bugün de farklı bir süreçten geçerken, bu üç düşmanın gölgesinden sıyrılmak zorundayız.

 

Cehalet, en büyük karanlığımızdır. Bilgiye sırtını dönen toplumlar, ne doğru kararlar alabilir ne de geleceği inşa edebilir. Önyargıların, kutuplaşmanın ve ayrılıkçı söylemlerin temelinde her zaman cehalet yatar. Birbirimizi anlamaktan uzaklaştığımızda, aslında en büyük düşmanımıza hizmet ederiz.

 

Zaruret, yani yoksulluk, bir toplumu içten içe kemiren bir hastalıktır. Temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bireylerin olduğu bir toplumda, huzur ve güven duygusu zedelenir. Ekonomik sıkıntılar, insanları çaresizliğe iter ve bu durum, toplumsal barış için ciddi bir tehdit oluşturur.

 

Ve son olarak ihtilaf, yani ayrılık. Cehalet ve zaruret, çoğunlukla ihtilafın tohumlarını eker. Kardeşi kardeşe düşman eden, aynı vatanı paylaşan insanları ayırıp bölen bu zehir, milletimizin en büyük handikapıdır. İnanışlar, düşünceler veya kimlikler üzerinden ayrışmak, aslında bizi ortak geleceğimizden uzaklaştırır.

 

Bugün, tarihimizin en kritik dönemeçlerinden birini yaşıyoruz. Geçmişin acılarını geride bırakıp, geleceğe umutla bakma vakti. Bu süreçte en büyük düşmanlarımızın, dışarıdaki güçler değil, kendi içimizdeki cehalet, zaruret ve ihtilaf olduğunu anlamalıyız.

 

Peki, bu üç düşmana karşı silahımız ne olmalı? Akıl, adalet ve birlik. Cehaleti bilgiyle, zarureti adaletli bir ekonomik düzenle, ihtilafı ise birbirimize göstereceğimiz hoşgörü ve milli birlik şuuruyla yenebiliriz.

 

Herkes başını iki elinin arasına alsın ve düşünsün: Gerçekten barış istiyor muyuz? Eğer istiyorsak, önce kendi içimizdeki bu düşmanlarla yüzleşmek ve onları yenmek zorundayız. Unutmayalım ki; bir milleti ayakta tutan en büyük güç, ne topraklarının büyüklüğü, ne de askeri gücüdür. Bir milleti ayakta tutan, gönüllerdeki birlik ve beraberlik ruhudur.01.09.2025

 

Yusuf SADIK, Eğitimci Yazar – Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız