Barışın Düşmanları ve Birlik Vakti
Düşmanımız: “cehalet, zaruret, ihtilaftır." Bu söz, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda barışa ve huzura giden yolda önümüzdeki en büyük engelleri de gösterir. Millet olarak, yüzlerce yıldır bu coğrafyada varlığımızı sürdürürken, kimi zaman yüceldiğimiz, kimi zaman ise bu üç düşmana yenik düştüğümüz anlar olmuştur. Bugün de farklı bir süreçten geçerken, bu üç düşmanın gölgesinden sıyrılmak zorundayız.
Cehalet, en büyük karanlığımızdır. Bilgiye sırtını dönen toplumlar, ne doğru kararlar alabilir ne de geleceği inşa edebilir. Önyargıların, kutuplaşmanın ve ayrılıkçı söylemlerin temelinde her zaman cehalet yatar. Birbirimizi anlamaktan uzaklaştığımızda, aslında en büyük düşmanımıza hizmet ederiz.
Zaruret, yani yoksulluk, bir toplumu içten içe kemiren bir hastalıktır. Temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bireylerin olduğu bir toplumda, huzur ve güven duygusu zedelenir. Ekonomik sıkıntılar, insanları çaresizliğe iter ve bu durum, toplumsal barış için ciddi bir tehdit oluşturur.
Ve son olarak ihtilaf, yani ayrılık. Cehalet ve zaruret, çoğunlukla ihtilafın tohumlarını eker. Kardeşi kardeşe düşman eden, aynı vatanı paylaşan insanları ayırıp bölen bu zehir, milletimizin en büyük handikapıdır. İnanışlar, düşünceler veya kimlikler üzerinden ayrışmak, aslında bizi ortak geleceğimizden uzaklaştırır.
Bugün, tarihimizin en kritik dönemeçlerinden birini yaşıyoruz. Geçmişin acılarını geride bırakıp, geleceğe umutla bakma vakti. Bu süreçte en büyük düşmanlarımızın, dışarıdaki güçler değil, kendi içimizdeki cehalet, zaruret ve ihtilaf olduğunu anlamalıyız.
Peki, bu üç düşmana karşı silahımız ne olmalı? Akıl, adalet ve birlik. Cehaleti bilgiyle, zarureti adaletli bir ekonomik düzenle, ihtilafı ise birbirimize göstereceğimiz hoşgörü ve milli birlik şuuruyla yenebiliriz.
Herkes başını iki elinin arasına alsın ve düşünsün: Gerçekten barış istiyor muyuz? Eğer istiyorsak, önce kendi içimizdeki bu düşmanlarla yüzleşmek ve onları yenmek zorundayız. Unutmayalım ki; bir milleti ayakta tutan en büyük güç, ne topraklarının büyüklüğü, ne de askeri gücüdür. Bir milleti ayakta tutan, gönüllerdeki birlik ve beraberlik ruhudur.01.09.2025
Yusuf SADIK, Eğitimci Yazar – Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü