DAĞLARI VE İNSANIYLA YÜCE, UMUDUYLA YALNIZ ŞEHİR
1 Eylül itibariyle yeni adli yıl başladı. 8 Eylül’de ise yeni eğitim yılı başlayacak. Yeni dönemler yeni heyecanlar yeni gelişmeler demektir. Ancak Gümüşhane açısından yeni dönemlere baktığımızda, açılma kararı alınan İdare Mahkemesi hala açılamadığı gibi, müjdesi verilen Milli Eğitim Akademisi’de açılamadı. Maalesef yine başka baharları beklemek zorundayız.
Yeni adli yıl törenlerle açıldı. Büyük şehirlerde mahkemeler hizmete başlarken, Gümüşhane’de İdare Mahkemesi yine açılamadı. Oysa kurulması yönünde bakanlıkta karar alındığında Gümüşhane’de büyük beklenti olmuştu. Bizzat Adalet Bakanı açılacağını açıkladı. Bayburt’ta idari davalarda bize bağlandı. Bu durum Bayburt’ta tepkilere de sebep olmuştu. Adliyenin 5. katı da bu mahkeme için ayarlandı. Ancak aradan geçen zamana rağmen, mahkeme hala açılamadı. Vatandaş, en basit idari davası için yine Erzincan yollarına düşmek zorunda kalıyor. Yollar uzun, masraflar çok, umutlar tükeniyor.
Bir başka büyük beklenti de Milli Eğitim Akademisi’ydi. Türkiye’nin dört bir yanında konuşulan bu yatırımın Gümüşhane’ye gelmesi, şehrin eğitim hayatı için bir umut ışığı olabilirdi. Müjdesi verilince çok büyük sevinç ve umut olmuştu. Açılması için Milli Eğitim bünyesinden büyük harcamalar yapılmıştı. Ama olmadı. Bu şehirdeki öğretmenler yine kendi kaderlerine terk edildi, gençler yine aynı belirsizliğin içine bırakıldı. Akademiyi bir umut olarak gören halk ve esnaf yine hayalkırıklığı yaşadı. Ne zaman ve nerede açılacağı ise hala belirsiz.
Geçen hafta Bağlarbaşı Sanayi sitesinde meydana gelen duvar çökmesi, 23 adet işyerinin kapanmasına yol açtı. Zaten zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan esnaf, en iyi çalışacağı yaz aylarında hem işinden hem ekmeğinden oldu. Üstelik bu duvar çökmesini AFAD’da kendi alanına dahil saymadığı için, sorunun nasıl çözüleceği belirsizliğini koruyor. Belediyenin tek başına bu sorunu çözmesi zor görünüyor. Oysa ki şu an topu başkalarına atma zamanı değil. Milletvekilleri, Valilik ve tüm kamu kurumlarının elbirliği yaparak bu yıkımı birlikte kaldırması gerekir. Aksi halde, Gümüşhane’de üretimin ve emeğin nasıl ihmal edildiğinin acı bir göstergesine daha tanık olacağız.
Sosyo-Ekonomik Statü (SES) sıralamasında Gümüşhane en alt sıralarda. Sonunculuğa düştüğümüzde söyleniyor. Yani işsizlik, göç, yoksulluk ve çaresizlik, bu şehrin günlük gerçeği olmuş durumda. Esnaf siftahsız kepenk kapatıyor, gençler valizlerini alıp büyük şehirlere göç ediyor. Bugün büyük işyeri sahibi bir esnafla konuştum. “Fiyatlar %300 arttığı halde, cirom iki yıl öncesiyle aynı” diyor. Arada zararı siz hesaplayın.
Ve en acısı… Halk artık umutsuz. “Yapılacak, açılacak, gelecek” denilen yatırımların hiçbiri gelmedi. Gümüşhaneli, sesinin duyulmadığını düşünüyor. İnsanlar şehrin geleceğini değil, şehrin sessizliğini, sahipsizliğini konuşuyor.
Gümüşhane, dağlarıyla bu vatanın yüce bir kalesi, insanıyla milletimizin onurlu bir parçasıdır. Bu şehrin insanı her zaman devletine sahip çıktı, vatanına sadakatle bağlı kaldı. Şimdi sıra devlette.
Adaletin Erzincan yollarında değil, Gümüşhane’nin içinde tecelli etmesi, Eğitimde gençlere umut olacak yatırımların yapılması,
Esnafın ve işçinin yanında olunması, artık bir lütuf değil, hakkın teslimidir.
Gümüşhane’nin sessizliğini duymak, bu milletin vicdanını duymaktır.
Çünkü Gümüşhane’nin umudu, Türkiye’nin geleceğidir.
Dağları ve insanıyla yüce olan şehrimiz, umuduyla yalnız kalmasın…