“DEVLET YALAN SÖYLEMEZ”
Gümüşhane köylerinin birine ilçe kaymakamı ziyarete gider. Köyün mahalle yolunun ulaşımı için acil olmasına rağmen, yıllardır yapılamayan bir duvarın yapılacağına dair köylüye söz verir. Aradan aylar geçmesine rağmen duvar bir türlü yapılmaz. Köylülerin baskıları karşısında bunalan köy muhtarı, kaymakamlıkta yapılan muhtarlar toplantısında konuyu tekrar gündeme alır. Kaymakamın yine oyaladığını görünce, tarihi sözünü söyler:
“Kaymakam bey, köylüye söz verdiniz. Devlet Yalan Söylemez.”
Sonuç; Duvar ve yol kısa sürede yapılır.
(Muhtarın isteği üzerine isimler yazılmadı)
Türk Milletinde devlet, Türkün inancı ve töresiyle birlikte en kutsal yerdedir. Milletimize atfedilen “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” inancı “devletim olmazsa canımın bir değeri yok” anlamını taşımaktadır. Bu nedenle Devlet, milletin sırtını yasladığı en güvenilir limandır. Vatandaş, yıllarca biriktirdiği alın terini devletin açtığı projeye yatırıyorsa, bunun tek sebebi vardır: Devlete güven. Çünkü bilir ki devlet yalan söylemez, devlet oyun yapmaz, devlet vatandaşının hakkını pazarlık konusu etmez.
Gümüşhane’de yıllardır süren GÜMSAŞ Yaşam Evleri meselesi nihayet bir sonuca vardı derken, borcunu peşin ödeyen hak sahiplerinin önüne konulan “güncel değer” meselesi, işin en can alıcı tarafını gündeme taşıdı: Devlete güven. Bir vatandaş, hayat boyu biriktirdiği tasarrufunu, belki kızının çeyiz parasını, belki oğlunun iş kurma hayalini bir kenara bırakıp “başımı sokacak bir evim olsun” diye yatırmış. Ödemesini yapmış, borcunu kapatmışsa bunun tek sebebi vardır:
“Artık güvendeyim, devletim bana verdiği sözün arkasında durur.”
Olayın hukuki yönüne baktığımızda da aynı sonuca varmaktayız. Türk Borçlar Kanunu’na göre (TBK m. 26 ve devamı), taraflar arasında imzalanan bir sözleşme hukuken bağlayıcıdır. Vatandaş konut için sözleşme imzalamış, bedeli ödemiş ve borcunu kapatmışsa, bu borç ilişkisi sona ermiştir (TBK m. 132). Dolayısıyla sonradan “güncel değer” adı altında yeni bir yükümlülük çıkarılması sözleşmeye aykırıdır.
Hukukumuzda “kazanılmış hak (müktesep hak)” ilkesi vardır. Hak sahibi bir yükümlülüğü yerine getirdiğinde, sonradan yeni şartlarla tekrar yükümlendirilmesi müktesep haklara aykırıdır. Yargıtay kararlarında da bu ilke “Kişilerin kazanılmış haklarına dokunulamaz.” İfadesi ile sıkça vurgulanmaktadır.
Devlet dediğimiz mekanizma sadece binalar, yollar, kurumlar değildir. Devlet, aynı zamanda sözün ağırlığıdır, milletin vicdanındaki güvendir. Vatandaş, ticaret yaparken karşısında bir şirket değil, devlet olduğunu bilir ve onun sözüne itimat eder. Eğer devlet kendi sözleşmesine sahip çıkmazsa, vatandaşın güven duvarında bir çatlak oluşur.
Bu milletin en büyük gücü, devletine olan sadakati ve güvenidir. Asker ocağına giden delikanlı, vergisini ödeyen esnaf, oy pusulasına mühür basan seçmen… Hepsi aynı duyguyla hareket eder: “Devletim bana yanlış yapmaz.”
Bugün GÜMSAŞ meselesi, konut ihtiyacının ötesinde bir anlam taşıyor. Bu mesele,i vatandaşın devlete olan güven sınavıdır. Borcunu ödeyenin hakkı teslim edilmeli, fedakârlık yapan ödüllendirilmeli, mağduriyet değil, güven tazelenmelidir.
Çünkü devlet, sözünü tutarsa büyür. Millet, devletine inanırsa ayakta kalır.
Gümüşhane’nin dağlarından daha sağlam bir güven duvarı inşa etmek elimizde. Yeter ki vatandaşın gönlündeki o cümleyi koruyalım: “Devletime güveniyorum.”
Unutmayalım; Türk devletinin büyüklüğü projelerin maliyetinde değil, tarihinde ve sözünün arkasında durmasındadır.
Çünkü milletimiz çok iyi bilir ki,
Devlet yalan söylemez!
08.09.2025 Av. Ali Haydar Dereli