Gümüşhane
Az bulutlu
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7417 %0.08
55,1465 %0.06
6.703,29 % -0,42
Ekranlara Esir Bir Nesil: Sessiz Çöküşün Hikâyesi

Ekranlara Esir Bir Nesil: Sessiz Çöküşün Hikâyesi

YAYINLAMA:
Artık ne sofralar kalabalık, ne muhabbetler derin, ne de göz göze gelmenin kıymeti biliniyor. Teknolojinin ışıklı ekranları, hayatlarımızın karanlık köşelerini aydınlatmak bir yana, bizi birbirimizden koparan görünmez duvarlara dönüştü. Akıllı telefonlar, tabletler, dijital oyuncaklar… Ellerimizde nimet gibi duran ama aslında kalplerimizi sessizce kurutan araçlar.
 
"Eskiden..." demek istemiyorum, ama zorunda kalıyorum. Çünkü bir zamanlar çocuklar sokaklarda neşeyle koşardı, aileler aynı sofrada bir araya gelir, sohbetler geceye kadar sürerdi. Komşuluklar içtendi, dostluklar vefalıydı. Suç, bu kadar alenen dolaşmaz; edep ve ahlak, bir insanın en büyük süsü sayılırdı.
 
Bugünse çocuklarımız, bir ekranın soğuk ışığında büyüyor. Parmakları ekranda, gözleri camda, yürekleri boşlukta. Sanal dünyalarda “var” olup, gerçek hayatta kayboluyorlar. Anne babalar, çocuklarını susturmak için ellerine tablet tutuşturuyor. Bir zamanlar masallar anlatılırdı, şimdi videolar izletiliyor. Söz, gözden düştü. Kalpten kalbe kurulan köprüler yerini kablosuz bağlantılara bıraktı.
 
Teknoloji kötü değil. Bilinçli kullanıldığında büyük bir lütuf. Ama biz lütfu lanete çevirdik. Ekranlar hayatımızı kolaylaştırsın diye vardı; biz onlara hayatımızı teslim ettik. En acısı da, bunu fark etmiyoruz bile. Alıştık… Sessizliğe, uzaklığa, soğukluğa… İnsanlığımızı kaybederken hâlâ “gelişiyoruz” sanıyoruz.
 
Eğer bugün uyanmazsak, yarın çok geç olacak. Bu sessiz çöküş, sadece bireysel değil; toplumsal bir yıkıma dönüşmek üzere. Çocuklarımızı ekranlara değil, kalplerimize bağlayalım. Onlara zaman ayıralım, gözlerinin içine bakalım, birlikte yürüyelim. Çünkü teknoloji büyürken biz küçülüyoruz. İnsan kalmak istiyorsak, önce birbirimize dönmeliyiz.
 
Şair-yazar 
Ülker Sadık 
Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız