Yazar
Ekranlara Esir Bir Nesil: Sessiz Çöküşün Hikâyesi
YAYINLAMA:
Artık ne sofralar kalabalık, ne muhabbetler derin, ne de göz göze gelmenin kıymeti biliniyor. Teknolojinin ışıklı ekranları, hayatlarımızın karanlık köşelerini aydınlatmak bir yana, bizi birbirimizden koparan görünmez duvarlara dönüştü. Akıllı telefonlar, tabletler, dijital oyuncaklar… Ellerimizde nimet gibi duran ama aslında kalplerimizi sessizce kurutan araçlar.
"Eskiden..." demek istemiyorum, ama zorunda kalıyorum. Çünkü bir zamanlar çocuklar sokaklarda neşeyle koşardı, aileler aynı sofrada bir araya gelir, sohbetler geceye kadar sürerdi. Komşuluklar içtendi, dostluklar vefalıydı. Suç, bu kadar alenen dolaşmaz; edep ve ahlak, bir insanın en büyük süsü sayılırdı.
Bugünse çocuklarımız, bir ekranın soğuk ışığında büyüyor. Parmakları ekranda, gözleri camda, yürekleri boşlukta. Sanal dünyalarda “var” olup, gerçek hayatta kayboluyorlar. Anne babalar, çocuklarını susturmak için ellerine tablet tutuşturuyor. Bir zamanlar masallar anlatılırdı, şimdi videolar izletiliyor. Söz, gözden düştü. Kalpten kalbe kurulan köprüler yerini kablosuz bağlantılara bıraktı.
Teknoloji kötü değil. Bilinçli kullanıldığında büyük bir lütuf. Ama biz lütfu lanete çevirdik. Ekranlar hayatımızı kolaylaştırsın diye vardı; biz onlara hayatımızı teslim ettik. En acısı da, bunu fark etmiyoruz bile. Alıştık… Sessizliğe, uzaklığa, soğukluğa… İnsanlığımızı kaybederken hâlâ “gelişiyoruz” sanıyoruz.
Eğer bugün uyanmazsak, yarın çok geç olacak. Bu sessiz çöküş, sadece bireysel değil; toplumsal bir yıkıma dönüşmek üzere. Çocuklarımızı ekranlara değil, kalplerimize bağlayalım. Onlara zaman ayıralım, gözlerinin içine bakalım, birlikte yürüyelim. Çünkü teknoloji büyürken biz küçülüyoruz. İnsan kalmak istiyorsak, önce birbirimize dönmeliyiz.
Şair-yazar
Ülker Sadık
Son Yorumlar